23 ili kapsayan ormansızlaştırma kararına, İnsan Hakları Derneği ve Ekoloji Yaşam Komisyonu’ndan açıklama

resmi gazete antalya resmi gazete antalya

6831 sayılı Orman Kanunu’nun Ek 16 düzenlemesi Cumhurbaşkanlığı kararıyla, 23 ilde “bazı alanların orman sınırları dışına” çıkarılmasına ilişkin İnsan Hakları Derneği Ekoloji ve Yaşam Hakkı Komisyonu’ndan açıklama.

Resmi gazetede 18 Mayıs tarihinde yayımlanan  11346 karar sayılı 23 ili  kapsayan bazı ormanların “orman sınırları dışına çıkarılması’na”  dair İnsan Hakları Derneği Ekoloji ve Yaşam Hakkı Komisyonu, kamoyuna açıklamada bulundu. Açıklamada, kaygılarının sadece mevcut orman alanlarının daraltması olmadığını, ormanların sistematik biçimde tahrip edilmesi, işgal edilmesi ya da işlevsiz bırakılmasının ardından “zaten orman vasfını kaybetmiş alan denilerek yapılaşmaya ve sermaye projelerine açılmasıdır “ ifadesi kullanıldı.

Resmi Gazete’de yayımlanan; Artvin, Aydın, Balıkesir, Bingöl, Bursa, Denizli, Elazığ, Gümüşhane, Karabük, Kocaeli, Kütahya, Malatya, Mersin, Muğla, Rize, Sakarya, Samsun, Sinop, Şanlıurfa, Tokat, Trabzon, Uşak ve Zonguldak toplamda 23 ili kapsayan bazı ormanların Cumhurbaşkanı kararıyla orman sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin, İnsan Hakları Derneği muğlak ifadelerin rant ve sermayaye zemin yarattığını söyledi.

İnsan Hakları Derneği, “Bilim ve fen bakımından orman olarak korunmasında yarar görülmeyen alan” ifadesinin son derece muğlak olduğunu, kamu yararından çok sermaye ve rant odaklı müdahalelere açık bir zemin yarattığını belirtti. Ormanların siyasal ve ekonomik tercihlere göre tasarruf konusu haline getirilmesin riskinin hukuki belirsizle büyüdüğü belirtildi.

İnsan Hakları Derneği,  devletin ormanları koruma yükümlülüğünün Anayasa’nın 169. Maddesi ile açık bir biçimde anayasal bir sorumluluk olduğunu ormanların daraltılması değil genişletilmesinin gerektiğini, ancak Ek 16 kapsamında  geliştirilen uygulamaların anayasal  koruma ilkesini zayıflatarak, kamusal doğa varlıklarının piyasa ilişkilerine dönüşüm yarattığını belirtti.

Özellikle, yangınlar, madencilik faaliyetleri, enerji projeleri ve turizm yatırımları sonrasında ortaya çıkan “orman dışına çıkarma” girişimlerinin toplumda ciddi güvensizlik yarattığı söylendi.

“ ORMANLARI YOK EDİP YERİNE TELAFİ AĞAÇLANDIRMASI ÖNERMEK”

Ek 16 düzenlenmesinin savunucularının, orman dışını çıkarılan alanların karşılığında iki katı kadar alanın ağaçlandırılacağının ileri sürüldüğü söylenerek, doğal ormanların yok edip yerine “ telafi ağaçlandırması” önermenin yaşamın bütünlüğünün teknik bir hesaplamaya indirgemektedir ifadesi kullanıldı.

Ayrıca. hiçbir fidan dikiminin yüzlerce yılda oluşmuş doğal bir ekosistemin yerini tutmayacağı belirtildi.

İnsan Hakları Derneği Ekoloji ve Yaşam Hakkı Komisyonu açık çağrıda bulunarak şunları söyledi:

“Ek 16 kapsamında orman sınırları dışına çıkarma uygulamalarına derhal son verilmelidir. Ormanların anayasal güvence altındaki koruma statüsü güçlendirilmelidir. Ekolojik yıkıma yol açan rant ve talan politikaları terk edilmelidir.

Tüm süreçlerde bilimsel denetim, şeffaflık ve halkın katılımı esas alınmalıdır. Yaşam alanlarını savunan yurttaşlar, ekoloji aktivistleri ve yerel topluluklar üzerindeki baskılar sona erdirilmelidir. Unutulmamalıdır ki; ormanları korumak yalnızca doğayı değil, yaşamı, geleceği ve insan onurunu korumaktır. Yaşam hakkını savunmak, ormanları savunmaktan ayrı düşünülemez. Çünkü orman yoksa yaşam da yoktur. İnsan Hakları Derneği Ekoloji ve Yaşam Hakkı Komisyonu”