9 Ağustos Dünya Yerli Halklar Günü: Yörük kültürü doğayla birlikte yaşamayı savunuyor

Fotoğraf: Pinterest

9 Ağustos Uluslararası Dünya Yerli Halklar Günü, yerli halkların kültürlerinin korunmasına ve gelecek kuşaklara aktarılmasına dikkat çekiyor. Antalya Yörükler Derneği Başkanı Abdullah Duman, günün anlam ve önemine ilişkin Antalya Kent Haber’e yaptığı değerlendirmede, Yörük kültürünün yalnızca konar-göçer yaşam biçiminden ibaret olmadığını, doğayla birlikte yaşamayı esas aldığını belirtti.

Nazlı Özbiçen 

17 Şubat 1995 tarihinde gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler 49. Genel Kurulu ile 12 Nisan’da gerçekleştirilen UNESCO Yürütme Kurulu’nun 146’ncı oturumunda alınan karar doğrultusunda 9 Ağustos, Uluslararası Dünya Yerli Halklar Günü olarak ilan edildi. UNESCO da her yıl bugün kapsamında yerli halkların ihtiyaçlarına dikkat çekiyor ve yılın teması doğrultusunda yürütülen proje ve etkinliklere ilişkin çalışmalar gerçekleştiriyor.

Uluslararası Dünya Yerli Halklar Günü olarak anılan 9 Ağustos, yerli halkların kültürel değerlerinin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasına dikkat çekiyor. Antalya Yörükler Derneği Başkanı Abdullah Duman ise Yörük kültürünün yalnızca konar-göçer yaşam biçimiyle sınırlı olmadığını belirterek, kültürün doğayla kurduğu ilişkiye işaret etti. Duman, Yörük kültürünü “Doğada var olan hiçbir şeye zarar vermeden, onunla birlikte yaşamayı bilen bir kültür” sözleriyle değerlendirdi. 

Yörük kültürünün konar-göçer kültürün bugüne kadar taşıdığı değerlerin bir parçası olduğunu belirten Duman, Yörükleri de bu kültürün taşıyıcıları olarak gördüğünü söyledi. Yörük kültürünün özellikle Oğuz Türkleri açısından önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Duman, Yörük olmayı kültürel değerlerin bugün de yaşatılması üzerinden değerlendirdi.

“DOĞAYLA İÇ İÇE BİR YAŞAMI İFADE EDİYOR”

Yörük kültürünü diğer kültürlerden ayıran en önemli özelliğin doğayla kurduğu bağ olduğunu belirten Duman, bu kültürün doğadaki hiçbir varlığa zarar vermeden yaşamayı esas aldığını söyledi. Duman, “Ağaçtan böceğe, hayvandan suya kadar doğadaki her şeyin bir değeri olduğunu kabul ediyor” dedi.

Yörüklerin doğada kendilerine zarar verebilecek koşullara karşı da tedbir aldığını anlatan Duman, çadır kurulurken rüzgar, yağmur ve sel gibi doğal koşulların hesaba katıldığını belirtti. Duman, sürülerin korunması için köpek beslenmesini, yılan gibi hayvanları yok etmek yerine korunmanın yollarının aranmasını da bu anlayışın örnekleri arasında gösterdi.

Bugün yaşanan iklim ve su krizlerinin doğayla kurulan ilişkiden bağımsız olmadığını ifade eden Duman, Yörük kültürünün tüketmek yerine üretmek ve doğayla birlikte yaşamak üzerine kurulu olduğunu söyledi.

“KÜLTÜRÜ YAŞATMAK VE GELECEK KUŞAKLARA AKTARMAK GEREKİYOR”

Yörük kültürünün günümüzde popüler kültürün etkisiyle değiştiğini belirten Duman, Antalya Yörükler Derneği olarak kültürün yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla çalışmalar yaptıklarını söyledi. Aynı zamanda Yörük Türkmen Kültür Hareketi’nin kurucu başkanı olduğunu belirten Duman, derneğin kuruluşundaki temel düşüncenin insanların kendi kültürleriyle var olabilmesi ve bu kültürü geleceğe taşıyabilmesi olduğunu ifade etti.

Bir milletin topraklarını, hatta devletini kaybedebileceğini ancak kültürünü yaşattığı sürece yeniden bir araya gelebileceğini savunan Duman, bu düşünceyle hareket ettiklerini söyledi

Duman, düzenledikleri etkinliklerde de bu anlayışı sürdürmeye çalıştıklarını ve toplantıların topluma bir şeyler anlatmasını, insanların ufkunu açmasını amaçladıklarını belirtti.

Duman, Türk devletleri arasındaki ilişkilerin gelişmesiyle kültürel birliğin daha fazla konuşulduğunu söyledi. Bunun yanında ekonomik işbirliğinin de güçlendirilmesi gerektiğini belirten Duman, kültürel birlikle birlikte ekonomik olarak güçlü bir işbirliği ve pazar oluşturulmasının, güçlü bir savunma sanayisi ve kültürel yapının da önemli olduğunu ifade etti.

“DOĞAYA ZARAR VERMEMEK GEREKİYOR”

Gelecek kuşaklara aktarılması gereken en önemli değerlerden birinin doğaya zarar vermemek olduğunu belirten Duman, “Doğaya ve tabiata zarar vermemeleri gerekiyor. Çünkü onları gelecekte var edecek olan şey de doğa ve tabiat” dedi.

Doğaya zarar veren bir anlayışın Yörük kültürüyle bağdaştırılamayacağını söyleyen Duman, insanlara karşı sevgi ve saygının da kültürün önemli değerlerinden biri olduğunu ifade etti. İnsanları sevmek zorunda olunmadığını ancak aynı toplumda yaşayan insanların birbirlerine saygı göstermek zorunda olduğunu belirtti.

Duman’ın gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini düşündüğü bir diğer değer ise mezarlara sahip çıkmak. İnsanların dedelerinden kalan mezarlara sahip çıkması gerektiğini belirten Duman, mezarların bir coğrafyanın geçmişini ve ruhunu gösterdiğini söyledi. Kazılarda binlerce yıl öncesine ait izlere ulaşıldığını ve bu bulguların toprakların geçmişini anlamaya yardımcı olduğunu ifade etti.

Bu nedenle gelecek kuşakların doğaya zarar vermemesi, mezarlarına ve geçmişlerine sahip çıkması, insanlara sevgi ve saygıyla yaklaşması gerektiğini belirten Duman, bunların Yörük kültürünün temel değerleri olduğunu söyledi.

“YÖRÜKLÜK SADECE KONAR GÖÇER YAŞAM BİÇİMİNDEN İBARET DEĞİL”

Yörük kültürü konusunda “Konar göçer yaşamıyoruz, o zaman Yörük kültürü de yok” şeklinde yanlış bir algı bulunduğunu belirten Duman, Yörüklüğün yalnızca konar-göçer yaşam biçimiyle sınırlı olmadığını söyledi.

Duman, “Yörük kültürü sadece deve çobanlığı veya davar çobanlığı yapmak değildir” diyerek Yörüklüğü gelenek, görenek ve toplumsal değerlere sahip çıkmak üzerinden tanımladı. Duman, konar-göçer kültürün ise bu anlayışın bir parçası olduğunu ifade etti.

“YÖRÜK KULTÜRÜNÜN ÖZÜNDEN UZAKLAR”

Yörük kültürünün yaşatılması konusunda yerel yönetimlerden ve devletten beklentileri olduğunu belirten Duman, siyasetçilerin önemli bir bölümünün Yörük Türkmen kültürünün özünden uzak olduğunu savundu. Siyasetçilerin seçim dönemlerinde Yörüklükten söz ettiğini ancak kültürün içeriği konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıklarını ifade etti.

Antalya Yörükler Derneği tarafından bu yıl 28’incisi düzenlenen Yörük Toyu’na da değinen Duman, etkinliğin gerçekleştirilmesi konusunda belediyelerden yeterli destek alamadıklarını söyledi. Bazı belediyelerin etkinliğe destek vermediğini, hatta etkinliğin gerçekleştirilemeyeceğini söylediğini belirten Duman, buna rağmen üç gün süren programı gerçekleştirdiklerini ifade etti.

“HALKIN İLGİSİ DEVAM EDİYOR”

Yörük kültürünün yaşatılması konusunda halkın ilgisinin devam ettiğini belirten Duman, belediyelerin kendi etkinliklerini düzenlemek yerine halk tarafından yürütülen kültürel çalışmalara destek vermesi gerektiğini söyledi. Belediyelerin bütçelerinden kültüre pay ayırdığını belirten Duman, bu desteğin Yörük kültürünün yaşatılması için de kullanılması gerektiğini ifade etti.

Antalya Yörükler Derneği olarak Antalya’daki bir belediyeden destek sözü aldıklarını ancak aradan üç ay geçmesine rağmen bu desteğin gerçekleşmediğini belirten Duman, söz konusu desteğin sağlanmaması halinde derneğin ciddi bir mali yükle karşı karşıya kalacağını söyledi.