Alanya Kalesi nerede? Alanya Kalesi hakkında bilgiler

Alanya kalesi nerede Alanya kalesi nerede
Fotoğraf: Wikipedia

Alanya Kalesi’nin konumu, tarihçesi, Selçuklu dönemi eserleri ve kalenin bölümlerine ilişkin bilgiler bu haberde yer alıyor.

Antalya’nın Alanya ilçesinde, altı kilometre uzunluğundaki surlarla çevrili 10 hektarlık bir yarımada üzerinde yer alan Alanya Kalesi; Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yaptı. İlk kuruluş tarihi ve kurucuları kesin olarak bilinmeyen kalenin bilinen tarihi M.Ö. 4. yüzyıla kadar uzanıyor. Peki, Alanya Kalesi nerede ve tarihçesi nasıl şekillendi?

ANTİK DÖNEM

Alanya’dan ilk olarak M.Ö. 4. yüzyılda coğrafyacı Scylax, Korakesion (Coracesium) adıyla söz etti. Strabon ise Korakesion’u Kilikya’ya batıdan girildiğinde ilk görünen şehir olarak tanımladı ve zaptedilmesi güç, çok dik bir kaya üzerinde kurulmuş olduğunu belirtti.

Doğal savunma kolaylığı ve korunaklı limanı sayesinde M.Ö. 2. yüzyılda korsan limanı ve merkezi haline gelen Korakesion’da, dönemin hakimi Diototos Tryphon zamanından kalma Helenistik sur duvarı Orta Kale’de hala görülebiliyor.

ROMA DÖNEMİ

M.Ö. 65 yılında Romalı Pompeius’un galibiyetiyle sonuçlanan Korakesion savaşıyla korsan egemenliği son buldu. Kent, Roma döneminde surların genişletilmesi ve yeni binaların eklenmesiyle büyüdü. Bu dönemde imparatorlar adına sikke bastırıldı; sikke örnekleri Alanya Müzesi’nde sergileniyor.

BİZANS DÖNEMİ

Bizans döneminde Kalonoros (güzel dağ) adıyla anılan kale, gemiciler için önemli bir yer belirleme noktası ve Akdeniz’in en işlek limanlarından biri oldu. İçkale’deki kilise, Arap Evliyası, Cilvarda burnu üzerindeki manastır harabeleri ve Orta Hisar’dan İçkale’ye devam eden yuvarlak kuleli sur kalıntıları Bizans dönemine ait bulunuyor.

SELÇUKLU DÖNEMİ

1221 yılında Kalonoros, kalenin sahibi Kyr Vart tarafından Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubat’a teslim edildi ve adı Alaiye olarak değiştirildi. I. Alaaddin Keykubat büyük bir imar faaliyetine başlayarak eski surları sağlamlaştırdı ve yeni surlar inşa etti. Bugün ayakta duran surlar, büyük sarnıçlar, Tersane, Kızılkule, Tophane ve İçkale’deki saray kompleksi Alaaddin’in yaptırdığı eserlerden bazılarını oluşturuyor. Ehmedek, Akşebe Mescidi, Andızlı Camii, Selçuklu hamamı ve Aşağı Kale hamamı da Selçuklu döneminde inşa edildi.

Alaiye’nin alınmasıyla Anadolu Selçuklu Devleti Akdeniz kıyılarında güçlü bir dayanağa sahip oldu. 14. yüzyılın ilk yarısında kent; önemli bir deniz üssü, Mısır ve Suriye ile güçlü ilişkileri olan bir ticaret ve gemi inşa merkezi haline geldi. Gemi yapımında kullanılan sedir ağaçları için gelen Mısırlı tacirlerin yanı sıra Ceneviz, Venedik ve Floransalı tacirler de Alanya’dan baharat, keten ve şeker satın alıyordu.

OSMANLI DÖNEMİ VE CUMHURİYET

Selçuklu devletinin çöküşüyle kısa bir süreliğine Kıbrıs Krallığı’nın eline geçen (1293) Alaiye, Karaman ve Alaiye Beylik dönemlerinden sonra 1471’de Osmanlı hakimiyetine girdi. Yukarı Kale’de bulunan Süleymaniye Camisi, bedesten ile arasta ve geleneksel Alanya evleri Osmanlı dönemi eserlerinden. Cumhuriyet döneminde ise kenti ziyaret eden Mustafa Kemal Atatürk’ün isteği doğrultusunda Alaiye adı Alanya olarak değiştirildi.

KALENİN BÖLÜMLERİ

Setton Lloyd, Alai’yye adlı kitabında Alanya Kalesi’ni surların bölümlendirdiği beş bölgeye ayırıyor. Birinci bölge, bir ucu Kızılkule diğer ucu Tersane’de olan hilal şeklinde yer alıyor. İkinci bölge birinci bölgenin üstündeki tepenin eğimli kısmını kapsıyor. Üçüncü bölge Ehmedek’in bulunduğu ve İçkale’ye kadar uzanan alanı oluşturuyor. Dördüncü bölge İçkale, beşinci bölge ise Cilvarda burnunun dahil olduğu alan olarak tanımlanıyor.

SEYYAHLARIN GÖZÜNDEN ALANYA KALESİ

Yerli ve yabancı birçok seyyah Alanya Kalesi’nden söz etti. 1332 yılında İbn-i Batuta, buradaki kerestenin İskenderiye, Dimyat ve diğer Mısır şehirlerine ihraç edildiğini aktardı. 1650 yıllarında Katip Çelebi, Alanya Kalesi’ni Bağdat Kalesi ile karşılaştırdı. 1671 yılında Evliya Çelebi ise Orta Hisar’da 300 ev, Süleymaniye Camisi, Akşebe Mescidi, bir sarnıç, Aşağı Kale’de iki medrese, altı çocuk mektebi, üç han, bir hamam, bir çeşme ve 150 dükkân bulunduğunu; bütün sokakların merdivenli olduğunu ve ulaşımın katır ve eşeklerle sağlandığını belirtti.