
Antalya Barosu 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla bir açıklama yaptı. Baro açıklamasında, Türkiye’de ve dünyada çocuk hakları alanında yaşanan krizlere dikkat çekildi ve adalet çağrısında bulunuldu.
Antalya Barosu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla bir açıklama yaptı. Baro, Epstein Dosyaları ve İran’daki okul saldırısını örnek göstererek uluslararası hukukun çocuklar karşısında yetersiz kaldığını belirtti. Açıklamada ayrıca, Türkiye’deki çocukların yoksulluk ve iş cinayetleriyle karşı karşıya olduğu ifade edilerek, çocukların hak sahibi özneler olarak görülmesi gerektiği vurgulandı.
Baro açıklamasında, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) açılışının 106’ncı dönümünde, Atatürk’ün dünya çocuklarına armağan ettiği günün kutlandığını belirtti. 23 Nisan 1920’nin, ülkenin ve toplumun geleceğini çocukların haklarına ve onuruna emanet eden bir öngörünün başlangıcı olduğu belirtildi.
Açıklamada, bugün dünyada çocuk haklarının kağıt üzerinde kaldığı, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ilkelerinden uzaklaşıldığı vurgulandı.
Açıklamada, 2026 yılı başında kamuoyuna yansıyan Epstein Dosyaları’nın, küresel güçlerin dahil olduğu sistematik bir çocuk istismarı ve insan ticareti ağını ortaya koyduğu belirtildi. Birleşmiş Milletler (BM) uzmanlarının, bu yapının insanlığa karşı suç teşkil ettiğini vurguladığı aktarıldı.
Açıklamada, 28 Şubat 2026 tarihinde İran’ın Minab kentindeki Şecere-i Tayyibe Kız İlkokulu’na düzenlenen ve yaşları yedi ile 12 arasında değişen 168 kız çocuğunun ölümüne yol açan saldırıya değinildi. Açıklamada uluslararası hukukun çocuklar karşısında yetersiz kaldığı ifade edildi.
Açıklamada, Ortadoğu’da tırmanan çatışmalar nedeniyle her beş saniyede bir çocuğun hayatının parçalandığı, okulların ve hastanelerin hedef haline getirildiği belirtildi. Temiz suya erişemediği için her gün binden fazla beş yaş altı çocuğun hayatını kaybettiği, 2,2 milyar insanın temel hijyen koşullarından mahrum olduğu aktarıldı.
Baro açıklamasında, Türkiye’deki çocuk hakları tablosunun Cumhuriyetin kurucu felsefesiyle bağdaşmadığı belirtildi. TÜİK ve bağımsız araştırma verilerine göre, Türkiye’deki çocukların yüzde 31,9’unun yoksulluk sınırının altında, yüzde 30,4’ünün ciddi maddi yoksunluk içinde yaşadığı ifade edildi.
Açıklamada, yoksulluğun çocukları MESEM adı altında çıraklık maskesiyle sanayi ve atölyelere yönlendirdiği belirtildi. 2024 yılında 71, 2025 yılının ilk 11 ayında 85 çocuğun iş cinayetlerinde hayatını kaybettiği aktarıldı.
Açıklamada, çocukların birer nesne değil, başta yaşam hakkı olmak üzere hak sahibi özneler olarak görülmesi gerektiği vurgulandı. 23 Nisan’ın sadece bir tören günü değil, sömürüye, istismara ve şiddete karşı duruş günü olarak değerlendirildiği belirtildi.
Baro, Atatürk ve Cumhuriyeti kuran kadroların çocuklara armağan ettiği mirası savunacağını ve yaşatacağını belirterek açıklamasını sonlandırdı.





