
Antalya Barosu, gazeteci Merdan Yanardağ ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun casusluk suçlamasıyla tutuklanmalarına ve TELE 1 televizyonuna kayyum atanmasına ilişkin açıklama yayımlandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan “casusluk” soruşturması kapsamında Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ ve Necati Özkan sevk edildikleri nöbetçi mahkemece tutuklanmıştı.
Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın 24 Ekim’de casusluk suçlamasıyla gözaltına alınmasının ardından, kendisinin yönettiği TELE 1 kanalına TMSF tarafından kayyım atandı.
Kanalın yayın haklarını elinde bulunduran ABC şirketi yönetimine de kayyım görevlendirildi. Yaklaşık sekiz yıldır yayın yapan TELE 1’e akşam saatlerinde gelen heyet, ana haber bülteni sırasında yayını sonlandırdı. Gün boyu kesintisiz haber akışı sağlayan kanal, kararın ardından banttan program yayınına geçti.
Konuya ilişkin Antalya Barosu sosyal medya hesabından açıklama yayımlandı. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Türkiye’de son dönemde yaşananlar, ifade ve basın özgürlüğü bakımından son derece kaygı verici bir tabloyu ortaya koymaktadır. Gazeteci Merdan Yanardağ ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun casusluk suçlamasıyla tutuklanmaları, hukuk devletinin temel ilkeleriyle bağdaşmayan, bir süredir ülkemizin içinde bulunduğu ve demokratik toplum düzeni açısından tehlikeli bir sürece işaret etmektedir.”
“SÜREGELEN HAK İHLALLERİ ARTIK BİR HUKUK TARTIŞMASINI DAHİ ANLAMSIZ KILACAK BOYUTLARA VARMIŞ DURUMDADIR”
TELE 1 televizyonuna kayyım atanması ve haber kayıtlarının silinmesi ise eleştirel ve bağımsız basının susturulması yönünde atılmış ciddi bir adım olduğu vurgulanan açıklamada, “Süregelen hak ihlalleri artık bir hukuk tartışmasını dahi anlamsız kılacak boyutlara varmış durumdadır. Zira hangi ceza kanununun uygulandığı, hangi normun geçerli sayıldığı, hangi delil standardının esas alındığı ve hangi hukuki ölçütlerin göz önünde bulundurulduğu uzun süredir belirsiz olup kişiye ve olaya göre değişmektedir” denildi.
Yargının, iktidar için hangi düşüncenin “tehlikeli” olduğuna karar verir konuma gelmesi, tarafsızlığa ve hukuk düzenine zarar verdiği ifade edilen açıklamada, “Hukukun siyasi iktidarın stratejisinin bir parçası haline getirilmesi tümüyle belirsiz, keyfi ve yurttaşlar için hukuk güvenliğinin ortadan kalktığı bir ortama işaret etmektedir” sözleri kullanıldı.
Tüm olumsuzluklara rağmen hukukun temel ilkelerini kararlılıkla savunma sorumluluğun bilincinde olduğu söylenen açıklamada, “Basın ve ifade özgürlüğünü yok eden, kamuoyunu susturmayı hedefleyen, hukukun üstünlüğü ilkesini hiçe sayan ve halkın doğru haber alma hakkını engellemeye yönelik uygulamalardan vazgeçilmesi ve basın emekçilerine yönelen baskıya ivedilikle son verilmesi çağrımızı yineliyoruz” sözleri tamamlandı.





