
Antalya Selçuk Mahallesi’nin adının kökeni, Kaleiçi’ndeki Selçuklu eserleri ve eski mahalle adları bu haberde yer alıyor.
Antalya’nın Muratpaşa ilçesindeki tarihî Kaleiçi’nin kuzey ve liman çevresini kapsayan Selçuk Mahallesi, adından da anlaşılacağı üzere kentin Anadolu Selçuklu dönemindeki güçlü tarihsel mirasıyla ilişkilendiriliyor. Ancak mahallenin isim hikâyesinde önemli bir ayrıntı var: Bugünkü “Selçuk Mahallesi” adının 13’üncü yüzyıldan beri hiç değişmeden kullanıldığı yönündeki anlatı tarihsel kayıtlarla örtüşmüyor.
Paylaşılan görselde mahallenin “Antalya’nın Selçuklu dönemindeki önemini ve kentin bu dönemdeki tarihsel kimliğini taşıyan adını günümüze kadar koruduğu” ifade ediliyor.
İsmin Selçuklu mirasıyla bağlantısı oldukça güçlü. Fakat “Selçuk Mahallesi” adının Selçuklu döneminden bugüne kesintisiz geldiğini söylemek mümkün değil. Çünkü Osmanlı dönemine ait mahalle kayıtlarında bugün Selçuk Mahallesi sınırları içerisinde kalan bölgenin Ahi Yusuf, Ahi Kızı, Karatay ve başka küçük mahalle adlarıyla anıldığı görülüyor. 1915 tarihli resmî kayıtlarda dahi Kaleiçi’nde “Selçuk Mahallesi” isimli bir idari mahalle bulunmuyor.
Buna karşılık Selçuk Mahallesi adının en azından 1940’ların ortalarında kullanıldığı belgelenebiliyor. Bu tablo, bugünkü ismin büyük olasılıkla Cumhuriyet dönemindeki mahalle düzenlemeleri sırasında, bölgenin yoğun Selçuklu mirasını yansıtacak şekilde ortaya çıktığını düşündürüyor.
Selçuk Mahallesi bugün nerede?
Selçuk Mahallesi günümüzde Muratpaşa’nın resmî mahallelerinden biri ve tarihî Kaleiçi sınırları içerisinde bulunuyor.
Muratpaşa Belediyesinin güncel kayıtlarında Selçuk Mahallesi muhtarlığının adresi Mermerli Sokak No:11, Kaleiçi olarak gösteriliyor.
Kaleiçi günümüzde dört temel mahalleden oluşuyor:
Selçuk, Tuzcular, Barbaros ve Kılınçarslan.
Akademik çalışmalar da Selçuk Mahallesi’ni Kaleiçi’nin kuzey bölümünde, Yivli Minare ve tarihî liman çevresinde konumlandırıyor.
Bu bölge aynı zamanda Antalya’nın Selçuklu döneminden kalan en yoğun mimari mirasının bulunduğu alanlardan biri.
Antalya Selçukluların eline ne zaman geçti?
Selçuk Mahallesi’nin isim hikâyesini anlamak için Antalya’nın 13’üncü yüzyıl tarihine gitmek gerekiyor.
Antalya, 5 Mart 1207’de Türkiye Selçuklu Sultanı I. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından ilk kez fethedildi.
Ancak Selçuklu egemenliği kesintisiz devam etmedi. Kentte yaşanan ayaklanmanın ardından Antalya kısa süreliğine Selçuklu kontrolünden çıktı.
Sultan I. İzzeddin Keykavus şehri yeniden kuşattı ve 22 Ocak 1216’da Antalya ikinci kez Selçukluların eline geçti. Akademik araştırmalar ikinci fetihten sonra şehirde önemli idari ve mimari düzenlemeler gerçekleştirildiğini ortaya koyuyor.
Özellikle Antalya Limanı, Selçukluların Akdeniz ticaretine açılmasında stratejik önem kazandı.
Bugünkü Selçuk Mahallesi de tam bu liman ve kuzey Kaleiçi bölgesinde bulunuyor.
Selçuk Mahallesi neden Selçuklu tarihiyle bu kadar ilişkili?
Çünkü bugünkü mahalle sınırları ve hemen çevresi Antalya’daki en önemli Selçuklu eserlerinin yoğunlaştığı bölge.
Yivli Minare ve külliyesi,
Atabey Armağan Medresesi,
Karatay Medresesi,
Ahi Yusuf Mescidi ve Türbesi,
Selçuklu iç surları
ve fetih kitabelerinin önemli bölümü bu tarihsel çevreyle ilişkili.
Antalya Büyükşehir Belediyesinin Kaleiçi tarihçesinde kentin Selçuklular tarafından alınmasının ardından yoğun bir yeniden yapılanma sürecine girdiği ve Selçuklu mimarisinin önemli örneklerinin bu dönemde oluşturulduğu belirtiliyor.
Bu nedenle bugünkü mahalleye “Selçuk” adının verilmesinin tarihsel açıdan rastlantısal olmadığı güçlü biçimde söylenebilir.
Yivli Minare neden önemli?
Antalya’nın kent simgelerinden Yivli Minare, bugünkü Selçuk Mahallesi ve çevresindeki Selçuklu kimliğinin en görünür yapısı.
Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Yivli Minare’yi Antalya’nın ilk Türk yapısı olarak tanımlıyor ve yapının Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad dönemine tarihlendiğini belirtiyor.
Yivli Minare Külliyesi üzerine yapılan akademik araştırmalarda da yapılar topluluğunun Selçuk Mahallesi’nde bulunduğu ve Selçuklu dönemi kent dokusunu önemli ölçüde koruduğu vurgulanıyor.
Dolayısıyla mahallenin bugünkü ismi ile bölgenin fiziksel tarihsel mirası arasında güçlü bir bağ bulunuyor.
Karatay Medresesi 1250’den beri burada
Mahalle çevresindeki önemli Selçuklu yapılarından biri de Karatay Medresesi.
Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne göre medrese, Selçuklu devlet adamı Celaleddin Karatay tarafından 1250 yılında yaptırıldı. Yat Limanı üzerindeki Karadayı Sokak’ta bulunan yapı, Selçuklu taş işçiliğinin dikkat çekici örneklerini taşıyor.
Antalya’nın Selçuklu döneminde yalnızca askerî ve ticari bir liman olmadığı, aynı zamanda medrese, mescit, hamam ve başka kamu yapılarıyla gelişen bir kent olduğu akademik araştırmalarda da ortaya konuyor.
Ahi Yusuf Mescidi isim hikâyesindeki en önemli kanıtlardan biri
Selçuk Mahallesi’nin isminin Selçuklu döneminden kesintisiz geldiği iddiasını sorgulamamızı sağlayan en önemli yapı Ahi Yusuf Mescidi.
Ahi Yusuf Mescidi bugün:
Selçuk Mahallesi, Mermerli Sokak’ta
bulunuyor.
Kültür ve Turizm Müdürlüğü yapının 1249 yılında Ahi Yusuf adına yaptırıldığını belirtiyor.
Fakat Osmanlı dönemi kayıtlarını inceleyen akademik çalışma çok önemli başka bir bilgi veriyor:
Bugün Selçuk Mahallesi’nde bulunan bu mescit, 16’ncı yüzyılda “Ahi Yusuf Mescidi Mahallesi” adı verilen ayrı bir mahalle içerisinde bulunuyordu.
Başka bir ifadeyle bugünkü Selçuk Mahallesi sınırlarındaki aynı yer, Osmanlı döneminde “Selçuk Mahallesi” olarak değil Ahi Yusuf Mahallesi olarak biliniyordu.
Bu kayıt görseldeki “Selçuk adını Selçuklu döneminden bugüne kadar korudu” iddiasının neden düzeltilmesi gerektiğini açık biçimde gösteriyor.
1455’te Kaleiçi hangi mahallelere ayrılıyordu?
Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlanan araştırmada 1455 tarihli evkaf defterine göre Kaleiçi üç temel hisar bölgesi üzerinden inceleniyor.
Aşağı Hisar’da Ahi Kızı Zaviyesi ve Mescidi;
Orta Hisar’da Has Balaban, Tuzcu Zekeriya, Cüllah Kara ve Ahi Yusuf;
Yukarı Hisar’da ise Hatib Süleyman, Mecdüddin ve Doğan Baba gibi yapı ve mahalle çekirdekleri bulunuyordu.
1567 kayıtlarında bunlara Karatay, Cami-i Atik, İskender Çelebi, Makbul Ağa, Cami-i Cedid ve başka mahalle odaklarının eklendiği görülüyor.
Bugünkü dört büyük Kaleiçi mahallesinden oldukça farklı bir idari yapı söz konusu.
1754’te de “Selçuk Mahallesi” görünmüyor
TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki Antalya maddesine göre 1754 yılında şehirde 37 mahalle bulunuyordu.
Bunlardan 15’i sur içindeydi.
Sur içerisindeki mahalleler arasında:
Cami-i Atik,
Karatay,
Ahi Kızı,
Tuzcular,
İskender Çelebi,
Hacı Balaban,
Cami-i Cedid,
Makbul Ağa,
Ahi Yusuf,
Cüllah Kara,
Hatib Süleyman,
Baba Doğan
gibi isimler bulunuyordu.
Fakat yine “Selçuk Mahallesi” adı geçmiyor.
Bu durum bugünkü mahalle sınırlarının, geçmişte birçok küçük Osmanlı mahallesini kapsayan daha geniş bir idari alan olduğunu düşündürüyor.
1915 Antalya kayıtları ne söylüyor?
Mahalle ismi konusunda en dikkat çekici belgelerden biri 1915 tarihli Antalya nüfus kayıtları.
Akademik araştırmaya göre 1915 yılında Antalya merkezinde 36 mahalle bulunuyordu. Kaleiçi’nde ise Cami-i Cedid, Cami-i Atik, Makbul Ağa, Hatib Süleyman, Mecdeddin, Has Balaban, Karadayı, İskender Çelebi, Baba Doğan, Tuzcular, Cüllahkara, Ahi Kızı ve Ahi Yusuf gibi mahalleler yer alıyordu.
Listede yine:
Selçuk Mahallesi yok.
Bu kayıt 20’nci yüzyılın başına kadar bugünkü Selçuk Mahallesi alanının daha küçük tarihî mahallelere ayrılmış durumda olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor.
O halde Selçuk Mahallesi adı ne zaman ortaya çıktı?
Kesin tarih henüz bulunabilmiş değil.
Ulaşılabilen dijital arşivlerde “şu mahalleler birleştirildi ve yeni mahallenin adı Selçuk oldu” şeklinde özgün belediye veya İçişleri Bakanlığı kararına rastlanmıyor.
Ancak tarih aralığını daraltan önemli kayıtlar var.
Antalya Kaleiçi’nin mekânsal değişimini inceleyen akademik bir tezde 1945 ve 1979 yıllarındaki Selçuk Mahallesi ayrı ayrı değerlendiriliyor. Çalışmada 1945 yılında Selçuk Mahallesi sınırlarında liman ve gümrüğün bulunduğu, bu nedenle kıyı bölümünün ticaret ağırlıklı olduğu belirtiliyor.
Dolayısıyla Selçuk Mahallesi adı en geç 1945 itibarıyla kullanılmaktaydı.
1966 tarihli gazete ilanında da Selçuk Mahallesi var
İsmin Cumhuriyet dönemindeki kullanımını doğrulayan başka bir doğrudan dönem kaydı 1966 yılına ait.
28 Kasım 1966 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki Ziraat Bankası ilanında bir taşınmaz:
“Antalya’nın Selçuk Mahallesi İskele semtinde”
şeklinde tarif ediliyor.
Bu ifade, Selçuk Mahallesi adının 1960’larda resmî adreslerde açık biçimde kullanıldığını gösteriyor.
1972’de Selçuk Mahallesi’nde büyük yangın yaşandı
Antalya Ticaret Borsasının yüzüncü yıl tarihçesinde de Temmuz 1972’de Kaleiçi Selçuk Mahallesi İskele Caddesi’nde çıkan bir yangından söz ediliyor.
Yangında zarar gören yurttaşlar için yardım hesabı açıldığı ve Antalya Ticaret Borsasının da destek sağladığı aktarılıyor.
Böylece mahallenin adı 1945, 1966 ve 1972 kaynakları üzerinden Cumhuriyet döneminde kesintisiz biçimde izlenebiliyor.
Selçuk ismi Cumhuriyet döneminde mi verilmiş olabilir?
Mevcut belgeler bunu güçlü bir olasılık haline getiriyor.
1915’te Selçuk Mahallesi adının bulunmaması, buna karşılık 1945’te kullanılıyor olması, isim değişikliğinin veya eski küçük mahallelerin birleştirilmesinin Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde gerçekleşmiş olabileceğini düşündürüyor.
Üstelik 1915 Antalya’sını inceleyen akademik çalışmada, Cumhuriyet’in ilk yıllarında yer adlarını Türkçeleştirmeye yönelik çalışmalar yapıldığı ve özellikle 1940 tarihli İçişleri Bakanlığı genelgesinden sonra Antalya’da da bazı yer adlarının değiştirildiği belirtiliyor.
Ancak Selçuk Mahallesi adının doğrudan bu genelge sonucunda verildiğini kanıtlayan özel bir belge bulunmuyor.
Bu nedenle tarihsel ihtimal ile belgelenmiş bilgi birbirinden ayrılmalı.
Mahalleye neden özellikle “Selçuk” adı seçilmiş olabilir?
Bu konuda özgün adlandırma kararını görmeden kesin bir gerekçe yazmak mümkün değil.
Ancak coğrafya oldukça güçlü bir ipucu veriyor.
Bugünkü Selçuk Mahallesi:
Yivli Minare Külliyesi,
Ahi Yusuf Mescidi,
Karatay Medresesi,
Selçuklu surları,
Selçuklu dönemine ait kitabeler
ve Antalya’nın tarihî limanının önemli bölümünü kapsıyor.
Dolayısıyla geçmişte Ahi Yusuf, Ahi Kızı, Karatay ve başka küçük mahallelere ayrılan bu bölge daha sonra tek bir idari mahallede toplandığında Antalya’nın Selçuklu kimliğini simgeleyen “Selçuk” adının tercih edilmiş olması tarihsel açıdan son derece anlaşılır.
Fakat bu çıkarımın, özgün belediye isim kararı bulunana kadar “kesin resmî gerekçe” şeklinde sunulmaması gerekiyor.
Selçuklular Antalya’yı neden bu kadar önemsiyordu?
En önemli nedenlerden biri limandı.
Antalya, Anadolu içlerinden Akdeniz’e açılan stratejik ticaret kapılarından biriydi.
2024 yılında yayımlanan akademik araştırmaya göre Antalya’nın jeopolitik ve ekonomik önemi, kenti Türkiye Selçuklularının önemli hedeflerinden biri haline getirdi. 1216’daki ikinci fetih sonrasında şehirde yeni idari düzenlemeler yapıldı ve surlara fetih kitabeleri yerleştirildi.
Antalya’nın ele geçirilmesi Selçuklu Devleti’nin Akdeniz ticaretinde etkinliğini artırırken kentteki Müslüman-Türk mimari dokusu da hızla gelişti.
Bugünkü Selçuk Mahallesi’nin tam da limanın üzerinde bulunması bu tarihsel miras açısından önemli.
Selçuklu döneminde Kaleiçi’nin yapısı nasıldı?
Kaleiçi yalnızca tek bir homojen mahalleden oluşmuyordu.
Akademik araştırmalar Selçuklu döneminde Müslüman, Hristiyan ve Yahudi topluluklarının kentin farklı bölümlerinde yaşadığını; bazı yerleşim alanlarının iç surlarla birbirinden ayrıldığını gösteriyor. İbn Battuta’nın 14’üncü yüzyıldaki anlatısında da Antalya’daki toplulukların ayrı alanlarda yaşadığı aktarılıyor.
Selçukluların kente eklediği iç surlar da Antalya Büyükşehir Belediyesinin Kaleiçi tarihçesinde belgeleniyor.
Dolayısıyla bugünkü dört mahalleli Kaleiçi idari yapısını doğrudan 13’üncü yüzyıla taşımak tarihsel açıdan doğru değil.
Kaleiçi bugün kaç mahalleden oluşuyor?
Günümüzde tarihî Kaleiçi esas olarak:
Selçuk,
Tuzcular,
Barbaros
ve Kılınçarslan
mahallelerinden oluşuyor.
Akademik araştırmalarda da bu dört mahalle günümüz Kaleiçi idari yapısının temel bölümleri olarak gösteriliyor.
Bunların içerisinde Selçuk Mahallesi kuzey ve liman bölgesini kapsarken, Kılınçarslan ve Barbaros daha çok güney Kaleiçi’ndeki tarihî konut dokusuyla öne çıkıyor.
Selçuk Mahallesi’nde Osmanlı mirası da bulunuyor
Adının Selçuk olması mahallenin yalnızca Selçuklu dönemini temsil ettiği anlamına gelmiyor.
Bölgedeki yapılaşma yüzyıllar boyunca devam etti.
Selçuk Mahallesi’ndeki Tekelioğlu Konağı gibi yapılar 19’uncu yüzyıl Osmanlı kent dokusunun örneklerini taşıyor. Mimarlık araştırmalarında Tekelioğlu Evi’nin Kaleiçi Selçuk Mahallesi Dizdar Hasan Sokağı’nda bulunduğu ve muhtemelen 19’uncu yüzyıl başlarında inşa edildiği belirtiliyor.
Dolayısıyla mahalle:
Roma,
Bizans,
Selçuklu,
Beylikler,
Osmanlı
ve Cumhuriyet dönemlerinin üst üste biriktiği bir kent alanı.
Kaleiçi ne zaman koruma altına alındı?
Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne göre Antalya İç Limanı ve Kaleiçi 1972 yılında sit bölgesi olarak koruma altına alındı.
Daha sonra Kaleiçi için özel koruma ve imar çalışmaları yürütüldü. Akademik araştırmaya göre Kaleiçi Koruma İmar Planı 22 Eylül 1979 tarihli kararla kabul edildi ve 1982 yılında onaylandı.
Selçuk Mahallesi de bu koruma alanının en önemli parçalarından biri.
Selçuk Mahallesi’nin yapısı zamanla nasıl değişti?
1945 yılına ilişkin kent araştırmalarında Selçuk Mahallesi’nin liman ve gümrük çevresinde ticaretin, iç kesimlerde ise konutların bulunduğu karma bir mahalle olduğu görülüyor.
Yat Limanı’nın turizm amaçlı dönüştürülmesi ve Kaleiçi’nin turistik merkez haline gelmesiyle mahallede konut kullanımı giderek azaldı, ticaret ve turizm işletmeleri arttı.
Bugün mahalle tarihî evler, restoranlar, pansiyonlar, oteller, turistik işletmeler ve liman çevresindeki kamusal alanlarla Antalya’nın en yoğun ziyaret edilen bölgelerinden biri.
Selçuk Mahallesi’nin nüfusu neden düşük?
Tarihî yapıların önemli bölümünün turistik veya ticari işlev kazanması, Kaleiçi’ndeki yerleşik nüfusun azalmasına yol açtı.
2024 yerel seçimleri öncesinde Selçuk Mahallesi’nde yalnızca 82 seçmen bulunduğu yerel basına yansıdı. Mahalle muhtarı, eski evlerin önemli bölümünün zamanla dükkân ve butik otele dönüşmesinin nüfus azalmasında etkili olduğunu belirtti.
Bu durum Selçuk Mahallesi’nin günümüzde yerleşik nüfusundan çok gündüz ve turizm hareketliliğiyle yaşayan bir Kaleiçi mahallesine dönüştüğünü gösteriyor.
Görseldeki bilgi ne kadar doğru?
Paylaşılan görselin temel tarihsel bağlantısı doğru, ancak açıklamasındaki bir bölüm fazla kesin.
Doğru: Selçuk Mahallesi Kaleiçi’nin kuzey kesiminde bulunuyor ve Antalya’nın Selçuklu mirasının en yoğun olduğu alanlardan birini kapsıyor.
Doğru: Antalya’nın 1207 ve 1216 fetihlerinden sonra Selçuklu döneminde büyük önem kazandığı ve kentte yoğun imar faaliyetleri gerçekleştirildiği belgeleniyor.
Doğru: Yivli Minare, Karatay Medresesi ve Ahi Yusuf Mescidi gibi önemli Selçuklu yapıları bugünkü Selçuk Mahallesi ve yakın çevresinde bulunuyor.
Ancak görseldeki:
“Selçuklu dönemindeki tarihsel kimliğini taşıyan adını günümüze kadar korumuştur”
ifadesi tarihsel kayıtlarla desteklenmiyor.
1915 yılında bugünkü Selçuk Mahallesi bölgesinde Ahi Yusuf, Ahi Kızı, Karadayı, Has Balaban ve başka tarihî mahalleler vardı; “Selçuk Mahallesi” adı resmî listede bulunmuyordu.
Üstelik bugünkü Selçuk Mahallesi’ndeki Ahi Yusuf Mescidi’nin 16’ncı yüzyılda kendi adını taşıyan Ahi Yusuf Mescidi Mahallesi’nde bulunduğu doğrudan belgeleniyor.
Bu nedenle Selçuk Mahallesi isminin Selçuklu döneminden kalmış orijinal mahalle adı değil, daha sonraki dönemde Selçuklu tarihini yaşatmak üzere kullanılan bir isim olması çok daha güçlü ihtimal.
Antalya Selçuk Mahallesi’nin adı nereden geliyor?
Mevcut tarihsel belgeler birlikte değerlendirildiğinde en güvenilir sonuç şu:
Antalya Selçuk Mahallesi’nin adı, bölgenin güçlü Anadolu Selçuklu mirasıyla bağlantılı görünüyor; ancak mahallenin Selçuklu döneminden beri aynı adı taşıdığı söylenemez.
Bugünkü Selçuk Mahallesi’nin bulunduğu kuzey Kaleiçi, 13’üncü yüzyılda Antalya’daki Selçuklu yönetiminin en önemli alanlarından biriydi. Yivli Minare, Karatay Medresesi, Ahi Yusuf Mescidi ve Selçuklu surları bu tarihsel kimliği günümüze taşıyor.
Fakat Osmanlı kayıtları aynı alanın çok sayıda küçük mahalleye ayrıldığını gösteriyor. 1455, 1754 ve 1915 kayıtlarında Selçuk Mahallesi adına rastlanmıyor; bunun yerine Ahi Yusuf, Ahi Kızı, Karatay, Has Balaban, Karadayı ve başka mahalle isimleri bulunuyor.
Selçuk Mahallesi adı ise ulaşılabilen kaynaklarda en geç 1945 itibarıyla kullanılıyor. 1966 tarihli gazete ilanı ve 1972 tarihli Antalya Ticaret Borsası kaydı da ismin Cumhuriyet dönemindeki kullanımını doğrudan doğruluyor.
Bu nedenle paylaşılan görseldeki anlatının daha doğru biçimi şöyle kurulabilir:
“Selçuk Mahallesi, Kaleiçi’nin kuzey bölümünde Antalya’nın Anadolu Selçuklu döneminden kalan en önemli eserlerinin yoğunlaştığı tarihî alanı kapsıyor. Bugünkü mahalle adı da bu güçlü Selçuklu mirasıyla ilişkilendiriliyor. Ancak Selçuk Mahallesi adının 13’üncü yüzyıldan beri kesintisiz kullanıldığına ilişkin belge bulunmuyor; Osmanlı döneminde aynı bölge farklı mahalle adlarına sahipti.”
Böylece Selçuk Mahallesi adı, Antalya’nın yaklaşık sekiz yüzyıllık Selçuklu mirasını bugünün kent haritasında yaşatıyor; ancak adın kendisi Selçuklu çağından değil, daha sonraki bir idari düzenleme döneminden geliyor gibi görünüyor.





