Antalya’da açık büfe işletmelerde gıda israfı nasıl azaltılabilir?

antalya açık büfe gıda israfı antalya açık büfe gıda israfı
Görsel: Yapay zeka tarafından oluşturulmuştur.

Antalya’daki otel ve restoranlarda açık büfe gıda israfı; doğru ölçüm, küçük porsiyon, kademeli üretim ve iyi stok yönetimiyle azaltılabilir.

Antalya’da oteller, tatil köyleri ve bazı restoranlarda yaygın olarak kullanılan açık büfe sistemi tüketiciye çok sayıda seçenek sunarken hazırlanan ancak tüketilmeyen gıdaların miktarını da artırabiliyor. Özellikle her şey dahil sistemin yoğun olduğu turizm bölgelerinde üretim miktarının doğru hesaplanamaması, büyük porsiyonlar, geniş büfeler ve tabakta bırakılan yiyecekler hem ekonomik hem de çevresel bir sorun oluşturuyor.

Antalya açık büfe gıda israfı konusunda kent genelindeki bütün işletmeleri kapsayan güncel ve kamuya açık resmi bir toplam bulunmuyor. Ancak hem Türkiye’deki turizm sektörü temsilcilerinin değerlendirmeleri hem de uluslararası çalışmalar, açık büfelerde israfın yalnızca tüketicinin davranışından değil işletmenin satın alma, üretim, sunum ve restoran tasarımından da kaynaklanabileceğini ortaya koyuyor.

Birleşmiş Milletler Çevre Programının Food Waste Index Report 2024 verilerine göre 2022 yılında dünyada perakende, yemek hizmetleri ve hanelerde toplam 1,05 milyar ton gıda atığı oluştu. Bu miktar tüketicilere sunulan toplam gıdanın yaklaşık yüzde 19’una karşılık geliyor.

Antalya’da açık büfe neden önemli bir başlık?

Antalya, Türkiye’nin en büyük konaklama kapasitesine sahip turizm merkezlerinden biri. Özellikle Belek, Lara, Kundu, Side, Alanya ve Kemer gibi bölgelerde her şey dahil hizmet veren büyük ölçekli konaklama tesisleri bulunuyor.

Bu modelde kahvaltıdan gece servislerine kadar farklı saatlerde çok sayıda yemek çeşidi hazırlanabiliyor.

Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği Başkanı Hakan Saatçioğlu, Temmuz 2026’da yaptığı değerlendirmede her şey dahil restoranlarda gıda israfının yalnızca müşterinin tabağına fazla yemek almasından kaynaklanmadığını; restoran yoğunluğu, büfe düzeni, servis noktalarının sayısı ve mutfak kapasitesinin de tüketim davranışını etkilediğini belirtti. Uzun büfe kuyruklarının, müşterilerin yeniden sıraya girmemek için ilk seferde daha fazla ürün almasına neden olabildiğine dikkat çekti.

Bu nedenle gıda israfına karşı yalnızca “tabağınıza yiyebileceğiniz kadar alın” uyarısı yapılması yeterli olmayabilir.

İlk adım çöpe giden gıdayı ölçmek

Bir açık büfe işletmesinin israfı azaltabilmesi için öncelikle ne kadar ve hangi tür gıdanın çöpe gittiğini bilmesi gerekiyor.

Tarım ve Orman Bakanlığının FAO iş birliğiyle hazırladığı otel, restoran ve toplu tüketim yerlerine yönelik gıda israfıyla mücadele çalışmasında da gıda atığının ayrılması ve ölçülmesi temel yöntemler arasında gösteriliyor. Bakanlık, menü planlama, stok yönetimi, üretim miktarı, açık büfe uygulamaları ve porsiyon büyüklüğünün israf üzerinde etkili olabileceğine dikkat çekiyor.

İşletme atıkları örneğin şu şekilde ayrı takip edebilir:

Hazırlık sırasında oluşan kullanılabilir gıda kayıpları,

fazla üretilip büfeye hiç çıkarılmayan yemekler,

büfeye çıkarıldığı halde tüketilmeyen ürünler,

müşteri tabaklarında kalan yiyecekler,

bozulduğu veya saklama koşulları nedeniyle kullanılamadığı için atılan ürünler.

Bu ayrım yapılmadan yalnızca toplam çöp miktarına bakılması sorunun hangi aşamada oluştuğunu göstermeyebilir.

Tabak atığı ile mutfak atığı aynı şey değil

Açık büfelerde gıda israfının kaynağını belirlemek önemli.

Örneğin hazırlanan pilavın büyük bölümü mutfaktan büfeye hiç çıkmadan atılıyorsa sorun müşteri davranışından çok üretim planlamasında olabilir.

Büfeye çıkan ürün sürekli artıyorsa servis miktarı fazla olabilir.

Yemek büfede tüketiliyor ancak tabaklarda büyük miktarda kalıyorsa porsiyon, tabak büyüklüğü, ürün sunumu veya müşteri davranışı incelenebilir.

İşletmenin yalnızca müşterileri sorumlu tutmak yerine atığın hangi aşamada oluştuğunu ölçmesi daha etkili çözüm geliştirilmesini sağlayabilir.

Büyük tepsiler yerine küçük ve sık yenilenen sunumlar kullanılabilir

Açık büfenin gün boyunca sürekli tamamen dolu görünmesi için büyük miktarlarda yemek hazırlanması, özellikle servis süresinin sonuna doğru fazla üretime yol açabiliyor.

Bunun yerine daha küçük servis kapları kullanılabilir ve ürünler talebe göre mutfaktan kademeli biçimde büfeye çıkarılabilir.

Örneğin akşam yemeğinin son bir saatinde yüz kişilik yemek tepsisi hazırlamak yerine daha küçük miktarlarda yeni ürün çıkarılması kalan yemek miktarını azaltabilir.

Bu yöntem aynı zamanda büfedeki ürünün daha uzun süre beklemesini engelleyerek kalite ve gıda güvenliği açısından da avantaj sağlayabilir.

Misafir sayısı tek başına yeterli veri değil

Otellerde üretim planlaması yalnızca doluluk oranına göre yapılmamalı.

Bin kişinin konakladığı bir tesiste her öğüne bin kişinin katılacağı veya bütün müşterilerin aynı ürünleri tüketeceği varsayımı fazla üretim yaratabilir.

İşletmeler geçmiş veriler üzerinden:

hangi öğüne kaç kişinin geldiğini,

hangi ürünün ne kadar tüketildiğini,

çocuk ve yetişkin oranını,

misafirlerin milliyet ve tüketim alışkanlıklarını,

haftanın hangi günlerinde tüketimin değiştiğini,

hava sıcaklığının menü tercihlerine etkisini,

hangi ürünlerin sürekli arttığını

takip edebilir.

Bu verilerin birkaç hafta veya sezon boyunca kaydedilmesi, sonraki üretimin gerçek tüketim miktarlarına göre planlanmasına yardımcı olabilir.

Büfe çeşitliliği sürekli artırılmalı mı?

Açık büfelerde çeşit sayısının fazla olması çoğu zaman hizmet kalitesinin göstergesi olarak görülüyor.

Ancak onlarca benzer ürünün aynı anda hazırlanması tüketilmeyen yemek miktarını artırabilir.

Tarım ve Orman Bakanlığının toplu tüketim işletmelerine yönelik çalışmalarında menü planlaması gıda israfını azaltmanın temel araçlarından biri olarak değerlendiriliyor.

İşletme, misafir memnuniyetini düşürmeden düşük talep gören benzer ürünleri azaltabilir.

Örneğin aynı öğünde birbirine yakın çok sayıda pilav, makarna veya garnitür çeşidi sunmak yerine tüketim geçmişine göre en fazla tercih edilen ürünlere ağırlık verilebilir.

Küçük tabak gerçekten işe yarayabilir mi?

Tabak büyüklüğü açık büfelerde tüketici davranışını etkileyebilen unsurlardan biri.

Büyük tabak, müşterinin aynı anda daha fazla ürün almasına imkan tanıyor. Tüketilmeyen kısmı ise tabak atığına dönüşebiliyor.

Tarım ve Orman Bakanlığının otel ve restoranlara yönelik gıda israfı kılavuzunda tüketicinin gerçek ihtiyacını gözetmeyen tabak boyutlarının da israfı artırabilecek faktörlerden biri olduğu belirtiliyor.

Daha küçük tabak kullanılması müşterinin istediği kadar tekrar büfeye gitmesini engellemez.

Ama ilk seferde tabağa çok sayıda ürünü büyük miktarlarda alma eğilimini azaltabilir.

Özellikle tatlı, meze ve kahvaltılık ürünlerde küçük servis tabakları uygulanabilir.

Çocuk büfeleri farklı tasarlanabilir

Çocuklu ailelerin açık büfe kullanımı da farklı bir planlama gerektiriyor.

POYD Başkanı Hakan Saatçioğlu’nun Temmuz 2026 tarihli değerlendirmesinde, ebeveynlerin yeniden büfeye gitmemek için çocuk adına aynı anda birkaç farklı yiyecek alabildiği; çocuğun tadına baktığı bazı ürünleri yememesi halinde bunların tabakta kaldığı belirtiliyor.

Çocuklara yönelik daha küçük porsiyonlar hazırlanması bu atığı azaltabilir.

Mini sandviç, küçük meyve porsiyonu, yarım dilim ürün veya küçük tatlı gibi seçenekler çocuğun ürünü denedikten sonra isterse yeniden almasına imkan tanıyabilir.

Uzun büfe kuyruğu da gıda israfını artırabilir

İlk bakışta restoran kuyruğu ile gıda israfı arasında bağlantı kurulmayabilir.

Ancak POYD’nin 24 Temmuz 2026 tarihli değerlendirmesinde yoğun restoranlarda müşterilerin ikinci kez sıra beklemek istemediği için tabağına tek seferde daha fazla ürün alabildiğine dikkat çekiliyor.

Buna karşı işletmeler:

aynı ürünü birden fazla servis noktasına koyabilir,

büfeyi farklı bölümlere ayırabilir,

yoğun saatlerde ek servis istasyonu açabilir,

salata, sıcak yemek ve tatlı bölümlerini birbirinden ayırabilir,

restoran kapasitesi ile büfe kapasitesini birlikte planlayabilir.

Böylece tüketici “bir daha ulaşamam” düşüncesiyle gereğinden fazla yemek almak yerine ihtiyaç duyduğunda yeniden büfeye gidebilir.

Servis saatinin sonunda büfe tamamen doldurulmalı mı?

Açık büfelerde görsel bolluğun korunması için servis bitimine birkaç dakika kala dahi bütün yemek kaplarının tamamen doldurulması ciddi miktarda fazla gıda oluşturabilir.

Bunun yerine servis süresinin sonuna yaklaşıldıkça üretim miktarı azaltılabilir.

Ürün tamamen kaldırılmadan daha küçük servis kaplarına geçilebilir.

Bu yöntem özellikle büyük tepsilerle sunulan sıcak yemekler, pilav, makarna ve tatlılarda uygulanabilir.

Amaç müşteriye ürün sunmamak değil; talebe göre küçük miktarlarda taze üretim yapmak.

Açık büfede dekor olarak kullanılan gıda da israf yaratabilir

Yenilebilir ürünlerin yalnızca dekorasyon amacıyla çok miktarda kullanılması da gıda israfına dönüşebiliyor.

Meyve kuleleri, ekmek dekorları veya servis sonunda tüketilmeyecek büyük gıda süslemeleri yerine yeniden kullanılabilir dekoratif malzemeler tercih edilebilir.

Tarım ve Orman Bakanlığının sektör kılavuzunda gıdanın dekorasyon malzemesi olarak kullanılması da toplu tüketim işletmelerindeki israf nedenleri arasında sıralanıyor.

Özellikle her gün yeniden hazırlanan büyük dekoratif sunumların sezon boyunca toplam maliyeti yüksek olabilir.

Stok yönetimi büfeden önce başlıyor

Gıda israfı yalnızca müşterinin tabağında meydana gelmiyor.

Ürünün satın alınması ve depolanması sırasında başlayan hatalar da israfa neden oluyor.

İşletmelerin son kullanma veya tavsiye edilen tüketim tarihi yaklaşan ürünleri önce kullanacak şekilde stoklarını düzenlemesi gerekiyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı 9 Haziran 2026 tarihli güncel bilgilendirmesinde “ilk giren ilk çıkar” yöntemini gıda israfının azaltılmasına yardımcı olacak temel uygulamalar arasında gösteriyor. Bakanlık ayrıca gıdaların doğru koşullarda saklanmasını ve tarih bilgilerinin doğru değerlendirilmesini öneriyor.

Otel mutfaklarında dijital stok sistemlerinin kullanılması da hangi ürünün ne zaman satın alındığını ve hangi ürünlerin sürekli fazla kaldığını takip etmeyi kolaylaştırabilir.

Yerel ve sezona uygun satın alma israfı azaltabilir

Antalya’daki işletmeler açısından menünün mevsimsel ürünlere göre planlanması da avantaj sağlayabilir.

Sezonunda daha kolay temin edilen ürünler daha kısa tedarik zincirleriyle işletmeye ulaşabilir ve stok planlaması kolaylaşabilir.

Türkiye Sürdürülebilir Turizm Programı kriterlerinde konaklama tesislerinin satın alma politikalarında yerel tedarikçilere öncelik vermesi ve gıda dahil tüketim malzemelerinin atığı azaltacak biçimde yönetilmesi isteniyor.

Aynı kriterlerde gereksiz ambalajların azaltılması, satın alınan sarf malzemelerinin izlenmesi ve atık miktarlarının kontrol altında tutulması da yer alıyor.

Gıda atığının ölçülmesi sürdürülebilir turizm kriterlerinde de var

Türkiye Sürdürülebilir Turizm Programı, konaklama işletmelerinin atıkları yalnızca toplamasını değil ölçmesini de öngörüyor.

Programın konaklama tesisi kriterlerinde gıda atığı dahil katı atıkların ölçülmesi, atığın azaltılması için mekanizmalar kurulması ve azaltılamayan atıkların yeniden kullanım veya geri dönüşüm yollarının değerlendirilmesi isteniyor.

Ayrıca turist/gece başına oluşan katı atık miktarının izlenmesi ve işletmelerin atık azaltma hedefleri belirlemesi öngörülüyor.

Bu yaklaşım Antalya’daki konaklama işletmeleri açısından gıda israfını yalnızca mutfağın maliyet konusu olmaktan çıkarıp sürdürülebilirlik performansının bir parçası haline getiriyor.

Fazla yemek personele veya ihtiyaç sahiplerine verilebilir mi?

Gıda bağışı israfın önlenmesindeki seçeneklerden biri ancak her açık büfe artığının doğrudan bağışlanabileceği düşünülmemeli.

Tarım ve Orman Bakanlığının otel ve restoran sektörüne yönelik yaklaşımında öncelik sırası genel olarak israfı önleme ve azaltma, güvenli şekilde tüketilebilir durumda bulunan fazla gıdayı değerlendirme veya bağışlama ve artık insan tüketimine uygun olmayan atıkları uygun biçimde dönüştürme şeklinde kuruluyor.

8 Mayıs 2026 tarihli Bakanlık bilgilendirmesinde de güvenilir durumda muhafaza edilen fazla gıdaların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasının gıda israfını azaltabilecek yöntemler arasında olduğu belirtiliyor.

Ancak tüketiciyle temas etmiş, uygun sıcaklık koşullarında saklanmamış veya gıda güvenliği açısından risk oluşturabilecek ürünler yeniden sunulmamalı.

Bağış sistemi kurulacaksa işletmenin gıda güvenliği, muhafaza, soğuk zincir, kayıt ve ilgili mevzuat koşullarını dikkate alan düzenli bir sistem oluşturması gerekiyor.

Büfede kalan her yemek ertesi gün kullanılabilir mi?

Hayır.

Gıda israfını azaltma amacı gıda güvenliğinin önüne geçmemeli.

Bir yiyeceğin görünüşünün iyi olması tek başına yeniden servis edilebileceği anlamına gelmez.

Ürünün hangi sıcaklıkta ne kadar süre kaldığı, tüketicilerle temas edip etmediği ve mikrobiyolojik risk taşıyıp taşımadığı önem taşıyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı güvenilir gıda bilgilendirmelerinde gıdaların kendilerine uygun sıcaklık, nem ve diğer muhafaza koşullarında tutulması gerektiğine dikkat çekiyor.

Bu nedenle işletmenin temel hedefi “artan her şeyi yeniden kullanmak” değil, baştan ihtiyaç kadar üretmek olmalı.

Yeniden kullanılabilecek ürünler üretim aşamasında ayrılabilir

Büfeye hiç çıkmamış ve güvenli koşullarda muhafaza edilmiş bazı hammaddeler veya üretim fazlaları, işletmenin gıda güvenliği prosedürleri kapsamında başka tariflerde değerlendirilebilir.

Örneğin üretim planlamasında fazla alınmış ancak bozulmamış sebzeler farklı yemeklerde kullanılabilir.

Olgunlaşmış meyveler uygun koşullarda sos veya farklı hazırlıklarda değerlendirilebilir.

Ancak tüketicinin tabağından dönen ürünlerin veya servis güvenliği bozulmuş yiyeceklerin yeniden üretime sokulmaması gerekiyor.

İsrafı azaltmanın en güvenli yolu yeniden kullanım ihtiyacını mümkün olduğunca azaltacak üretim planlaması yapmak.

Kompost son seçeneklerden biri olabilir

İnsan tüketimine uygun olmayan bitkisel gıda artıklarının tamamının karışık çöpe gönderilmesi gerekmiyor.

Uygun altyapının bulunması halinde sebze ve meyve kabukları gibi organik atıklardan kompost üretilebilir.

Tarım ve Orman Bakanlığı 9 Haziran 2026 tarihli bilgilendirmesinde kompost uygulamasını gıda atıklarının değerlendirilme yöntemlerinden biri olarak gösteriyor.

Antalya Büyükşehir Belediyesinin de organik atıkların toprak iyileştiriciye dönüştürülmesine yönelik uluslararası proje çalışmalarında yer aldığı görülüyor.

Ancak kompost, önlenebilir durumdaki yenilebilir gıdanın çöpe atılmasını meşrulaştıran bir çözüm değil.

Öncelik her zaman israfın oluşmasını engellemek olmalı.

Personel eğitimi olmadan sistem çalışır mı?

Mutfak, servis, satın alma ve depo ekipleri aynı hedef doğrultusunda çalışmadığında yalnızca yöneticinin israf hedefi belirlemesi yeterli olmayabilir.

Tarım ve Orman Bakanlığının sektör kılavuzunda gıda israfını azaltmanın sürekli çaba ve personel alışkanlıklarının değiştirilmesini gerektirdiğine dikkat çekiliyor.

Örneğin mutfak ekibi fazla üretimi azaltırken servis ekibi her tepsiyi sürekli tamamen doldurursa hedefe ulaşılamaz.

Benzer şekilde satın alma bölümü gerçek tüketimi dikkate almadan fazla ürün sipariş ederse depodaki kayıp devam eder.

Bu nedenle mutfak, satın alma, depo ve servis ekiplerinin aynı günlük verileri takip etmesi gerekiyor.

Misafire suçlayıcı olmayan mesajlar verilebilir

Açık büfelerde “israf etmeyin” mesajları çoğu zaman müşterinin önüne uyarı levhası koymakla sınırlı kalıyor.

Ancak daha olumlu yönlendirmeler kullanılabilir.

Örneğin:

“Dilediğiniz kadar tekrar alabilirsiniz.”

“Önce küçük porsiyonla deneyebilirsiniz.”

“Yiyeceğiniz kadar almanız gıda israfını azaltır.”

gibi kısa bilgilendirmeler tüketicinin davranışını destekleyebilir.

Özellikle müşterinin tekrar büfeye gitmesinin kolaylaştırılması, küçük porsiyon almayı daha uygulanabilir hale getiriyor.

POYD’nin Temmuz 2026 tarihli değerlendirmesi de yalnızca müşteriye uyarı yazısı göstermenin yeterli olmayabileceğini, restoranın fiziksel ve operasyonel düzeninin de değiştirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Gıda israfının ekonomik maliyeti de yüksek

Gıda atığı yalnızca çöpe atılan yemeğin maliyetinden oluşmuyor.

Ürünün satın alınması,

soğuk depoda tutulması,

yıkanması,

hazırlanması,

pişirilmesi,

servis edilmesi,

personel emeği,

su ve elektrik kullanımı,

atığın taşınması ve bertarafı

da toplam maliyete dahil.

Profesyonel Otel Yöneticileri Derneğinin 2024 yılında Antalya üzerinden aktardığı sektör ölçümlerinde kişi başına 220 gramdan 350-400 grama kadar işlenmiş hazır gıdanın çöpe gidebildiği; bin kişilik bir işletmede bunun günlük yüzlerce kilograma ulaşabildiği belirtilmişti. Bu veriler kent genelindeki bütün otelleri temsil eden resmi istatistik değil, sektör içindeki ölçümlere dayanan bir değerlendirme niteliğinde.

Tarım ve Orman Bakanlığının sektör kılavuzunda aktarılan uluslararası çalışmalarda ise otellerde gıda israfını azaltmak için yapılan yatırımların maliyet tasarrufu yaratabildiğine dikkat çekiliyor.

Dünyada otellerde ölçümle önemli sonuçlar alınabiliyor

UNEP’in konaklama sektöründeki çalışmalarında gıda atığını ölçmenin ve menüleri bu verilere göre değiştirmesinin önemli sonuçlar üretebildiği görülüyor.

UNEP’in “Recipe of Change” uygulamasında otellerde mutfak ve misafir kaynaklı gıda atığı ölçüldü, menü optimizasyonu ve davranış değişikliği uygulamaları gerçekleştirildi.

UNEP’e göre 2023’te üç otelde yürütülen pilot çalışmada gıda israfında yüzde 60’ın üzerinde azalma sağlandı. Program 2024’te Türkiye’nin de aralarında bulunduğu yedi ülkedeki 32 otele genişletildi ve Ramadan dönemindeki uygulamalarda gıda atığı önceki döneme göre önemli ölçüde azaltıldı.

Bu örnekler, açık büfelerde israfın değişmez bir sonuç olmadığını gösteriyor.

Antalya’daki açık büfelerde uygulanabilecek temel model

Antalya’daki otel ve açık büfe işletmeleri açısından etkili bir gıda israfı programı birkaç aşamada kurulabilir.

İlk olarak en az birkaç hafta boyunca mutfak, büfe ve tabak atıkları ayrı ayrı tartılabilir.

Ardından en fazla israf edilen ürünler tespit edilebilir.

Misafir sayısı ve geçmiş tüketim verileri kullanılarak üretim miktarları yeniden hesaplanabilir.

Büyük servis tepsileri yerine daha küçük ve sık yenilenen sunumlara geçilebilir.

Çocuklar için daha küçük porsiyonlar hazırlanabilir.

Yoğunluk nedeniyle müşteriyi gereğinden fazla almaya yönelten büfe kuyrukları azaltılabilir.

Servis saatinin sonuna doğru üretim kademeli olarak düşürülebilir.

Stoklarda “ilk giren ilk çıkar” sistemi uygulanabilir.

Güvenli biçimde tüketilebilir fazla ürünler mevzuata uygun değerlendirme veya bağış sistemlerine yönlendirilebilir.

Tüketilemeyecek organik atıklar ise koşullar uygun olduğunda kompost veya diğer geri kazanım yöntemleriyle değerlendirilebilir.

Açık büfe ile gıda israfı zorunlu olarak birlikte gitmek zorunda değil

Açık büfe sisteminin tamamen kaldırılması gıda israfını azaltmanın tek yolu değil.

Temel sorun büfenin ne kadar büyük olduğu kadar, üretimin gerçek tüketim verilerine göre yönetilip yönetilmediği.

Antalya’da her şey dahil turizmin uzun yıllardır önemli bir hizmet modeli olduğu düşünüldüğünde daha uygulanabilir çözüm; sistemi ölçülebilir, daha esnek ve daha az atık üreten hale getirmek.

Türkiye Sürdürülebilir Turizm Programı da konaklama işletmelerinden gıda dahil atıkları ölçmesini, azaltmasını, ayrıştırmasını ve hedefler oluşturmasını bekliyor.

Antalya’daki açık büfe işletmelerde küçük tabaklardan doğru restoran tasarımına, kademeli üretimden stok takibine kadar alınacak önlemler hem çöpe giden gıda miktarını hem de işletmenin satın alma ve enerji maliyetlerini azaltabilir.

Bu nedenle gıda israfıyla mücadelede en etkili yaklaşım, müşteriye “daha az al” demekle sınırlı kalmak değil; satın almadan mutfağa, büfeden tabağa kadar bütün sistemi ölçerek yeniden düzenlemek.