
Antalya’da evden üretim yapan kadınların emeği; kayıt dışılık, bakım yükü, pazara erişim ve sosyal güvence sorunlarıyla iç içe ilerliyor.
Antalya’da bir evin mutfağında hazırlanan reçelden dikilen kıyafete, örülen çantadan yapılan takıya kadar çok sayıda ürün ekonomik bir faaliyetin parçasına dönüşebiliyor. Ancak üretimin ev içinde gerçekleşmesi, bu emeğin istihdam istatistiklerinde, çalışma yaşamında ve sosyal güvenlik sisteminde her zaman aynı ölçüde görünür olmasını sağlamıyor.
Ev eksenli çalışan kadınların bir bölümü kendi ürününü üretip doğrudan satarken bir bölümü sipariş üzerine çalışıyor, bazıları ise başka bir kişi veya işletme için parça başı üretim gerçekleştiriyor. Bunun yanında ev işleri, çocuk, yaşlı ve hasta bakımı gibi karşılığı ödenmeyen işler de çoğunlukla kadınların üzerinde kalıyor. Böylece ücret getiren ev eksenli çalışma ile ücretsiz bakım emeği aynı mekânda ve çoğu zaman aynı gün içerisinde birleşiyor.
Antalya’da ev eksenli çalışan kadınların sayısını, çalışma biçimlerini ve gelirlerini ayrı ayrı gösteren güncel bir resmi istatistik bulunmuyor. Türkiye genelindeki veriler ve Antalya’daki kadın emeğine yönelik satış, kooperatif ve üretim modelleri ise bu çalışma biçiminin neden “görünmeyen emek” olarak tartışıldığını ortaya koyuyor.
Ev eksenli çalışma nedir?
Ev eksenli çalışma yalnızca bilgisayar başında yapılan uzaktan çalışma anlamına gelmiyor.
Uluslararası Çalışma Örgütünün Türkiye üzerine hazırladığı araştırmada evden çalışma iki farklı örnek üzerinden ele alınıyor: işletmelerin üretim zincirine bağlı olarak evde parça başı çalışanlar ile dijital ortamda iş yapan uzaktan çalışanlar ve serbest çalışanlar. Araştırmada özellikle parça başı ev eksenli çalışmanın toplumsal cinsiyet rolleri, düşük pazarlık gücü, iş güvencesizliği ve çalışma koşullarıyla yakından ilişkili olduğu belirtiliyor.
Antalya’da gündelik yaşamda karşılaşılan ev eksenli üretim ise çok daha geniş bir görünüm taşıyabiliyor. Dikiş, örgü, takı, hediyelik eşya, ev yemekleri, erişte, reçel, tarhana, tekstil ve benzeri ürünleri evinde hazırlayıp satan kadınlar da bu ekonomik faaliyetin farklı örneklerini oluşturuyor.
Ancak kendi hesabına ürün üreten bir kadınla, bir işletmeden sipariş alarak parça başı çalışan kadının hukuki ve ekonomik konumu aynı değil.
Evden çalışmak neden kadınlar açısından farklı bir anlam taşıyor?
Ev eksenli çalışmanın kadınlar açısından önemli özelliklerinden biri, ücretli üretimin ev ve bakım sorumluluklarıyla aynı yerde gerçekleşmesi.
Uluslararası Çalışma Örgütü, ev eksenli çalışma üzerine Türkiye araştırmasında kadınların evden çalışmaya yönelmesinde aile içindeki rollerin ve ev dışında çalışmayı zorlaştıran koşulların etkisine dikkat çekiyor. Araştırma, evde parça başı çalışan kadınların düşük ücret, güvencesizlik ve düşük pazarlık gücü gibi sorunlarla karşılaşabildiğini ortaya koyuyor.
ILO’nun Türkiye için kullandığı 2016 verilerinde özel sektörde evden çalışanların yüzde 89’unun kadın olduğu, ev eksenli çalışanların yüzde 87’sinin ise kayıt dışı çalıştığı belirtilmişti. Veriler güncel Antalya tablosunu göstermiyor ancak ev eksenli çalışmanın Türkiye’deki toplumsal cinsiyet boyutunu ortaya koyan önemli araştırmalardan biri olmayı sürdürüyor.
Ev işleri de hâlâ büyük ölçüde kadınların üzerinde
Ev eksenli ücretli üretimin görünürlüğünü tartışırken ev içerisinde karşılıksız yapılan işi de ayırmak gerekiyor.
TÜİK’in 2025 verilerine göre Türkiye’de işgücüne dahil olmayan yaklaşık 5 milyon 844 bin kadın için temel neden “ev işleriyle meşgul olmak” olarak kaydedildi. Aynı kategoride erkek sayısı ise sıfır olarak yer aldı. Bu sınıflandırma, kendi evindeki işler nedeniyle iş aramayan ve çalışmaya hazır olmayan kişileri kapsıyor.
Bir başka ifadeyle ücret karşılığı bir işte çalışmayan milyonlarca kadın, ekonomik istihdam göstergelerinin dışında kalırken evin günlük işleyişi için gerekli işleri sürdürüyor.
Bu veri doğrudan ev eksenli çalışan kadınların sayısını göstermiyor. Ancak evde gelir getirici üretim yapan bir kadının aynı zamanda yemek, temizlik, çocuk veya yaşlı bakımı gibi ücretsiz işleri de üstlenebilmesi nedeniyle iki emek biçiminin nasıl iç içe geçebildiğini anlamak açısından önem taşıyor.
Antalya’nın bulunduğu bölgede kadın istihdamı yüzde 39,3
TÜİK’in İstatistiklerle Kadın 2025 çalışmasında Antalya, Isparta ve Burdur’u kapsayan TR61 Bölgesi’nde kadın istihdam oranı 2024 yılı için yüzde 39,3 olarak açıklandı. Aynı yıl Türkiye genelinde kadınların istihdam oranı yüzde 32,5, erkeklerin ise yüzde 66,9 seviyesindeydi.
Antalya’nın bulunduğu bölge Türkiye ortalamasının üzerinde görünse de kadın ve erkek istihdamı arasındaki fark sürüyor.
Aynı TÜİK çalışmasında tarım dışındaki kadın çalışanlarda kayıt dışı istihdam oranı yüzde 19,4 olarak gösteriliyor. Tarım sektöründe ise kadınlarda kayıt dışılık yüzde 91,1 seviyesine kadar çıkıyor.
Bu rakamlar doğrudan Antalya’daki ev eksenli çalışanları ölçmüyor ancak kadın emeğinin sosyal güvenlik sistemi dışında kalması sorununun yalnızca ev eksenli çalışmayla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.
Ücretsiz aile işçilerinin çoğu kadın
Kadın emeğinin görünürlüğüne ilişkin bir başka gösterge ücretsiz aile işçiliği.
TÜİK’in 2025 verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 2 milyon 464 bin kişi ücretsiz aile işçisi olarak çalıştı. Bunların yaklaşık 1 milyon 625 binini kadınlar oluşturdu. Tarım sektöründeki ücretsiz aile işçisi kadın sayısı ise yaklaşık 1 milyon 358 bin olarak kaydedildi.
Ücretsiz aile işçiliği ev eksenli çalışma ile aynı kavram değil. Buna rağmen kadınların ekonomik üretime katıldığı halde doğrudan ücret elde etmeyebildiği çalışma biçimlerinin büyüklüğünü göstermesi bakımından dikkat çekiyor.
Evde üretilen ürünün fiyatını kim belirliyor?
Ev eksenli çalışmanın temel sorunlarından biri üretilen malın fiyatlandırılması.
Kendi müşterisine doğrudan ulaşabilen kadın üretici ürünün fiyatı üzerinde daha fazla söz sahibi olabiliyor. Buna karşılık başka bir işletme veya aracı için parça başı üretim yapıldığında üreticinin pazarlık gücü azalabiliyor.
ILO’nun Türkiye araştırması, ev eksenli parça başı üretimde düşük pazarlık gücünü temel kırılganlıklardan biri olarak tanımlıyor. Araştırmada çalışma saatleri, kazanç, iş sağlığı ve güvenliği ile iş-yaşam dengesi de sorun alanları arasında değerlendiriliyor.
Ürünün kumaşı, ipliği veya hammaddesi için yapılan harcama; elektrik kullanımı, ulaşım, paketleme ve üretim süresi hesaba katılmadığında kadının eline geçen para gerçek emeğin karşılığı olmaktan uzaklaşabiliyor.
Ev aynı zamanda işyerine dönüşüyor
Ev eksenli çalışmada işyeri ile yaşam alanı arasındaki sınır büyük ölçüde ortadan kalkıyor.
Dikiş makinesi salonun bir köşesinde, gıda üretimi evin mutfağında veya paketleme işi günlük yaşamın sürdüğü odada yapılabiliyor. Böylece üretimin elektrik, su, ısınma ve fiziksel alan maliyetlerinin bir bölümü doğrudan hane tarafından karşılanıyor.
ILO araştırması da ev eksenli çalışma açısından çalışma saatleri, iş sağlığı ve güvenliği ve iş-yaşam dengesini temel inceleme alanları arasında gösteriyor.
Evde çalışmanın saatlerinin esnek görünmesi ise her zaman daha az çalışma anlamına gelmiyor. Üretim, ev işleri ve bakım sorumluluklarının gün boyunca birbirinin arasına girmesi çalışma süresinin sınırlarının belirsizleşmesine yol açabiliyor.
Kayıt dışı çalışma hangi hakları etkiliyor?
Ev eksenli üretim kayıt dışı yürütüldüğünde çalışma yalnızca istatistiklerde daha az görünür hale gelmiyor.
ILO, kayıt dışı istihdamın çalışanları gelir güvencesi, çalışma koşulları ve iş sağlığı ve güvenliği bakımından daha kırılgan hale getirdiğine dikkat çekiyor.
Ev eksenli çalışan kişinin faaliyeti sosyal güvenlik sistemi dışında kalıyorsa emeklilik, sigorta ve çalışma hayatına bağlı sosyal koruma mekanizmalarına erişim de sorun haline gelebiliyor.
Bununla birlikte her evden üretim yapan kadının kayıt dışı çalıştığını söylemek doğru değil. Kendi işletmesini kuran, vergi kaydı bulunan, kooperatif üzerinden üretime katılan veya farklı sosyal güvenlik statülerinde bulunan kadınlar da var.
Antalya’da ev emeği pazara nasıl ulaşıyor?
Antalya’da kadınların üretimini evden çıkarıp tüketiciyle buluşturmaya yönelik farklı modeller bulunuyor.
Bunlardan biri Kemer Belediyesi tarafından düzenlenen Üreten Ev Hanımları Kermesi. Belediye, 2026 yılında da Kemerli kadınların el emeği ürünlerini sergileyip satabildiği kermesin her ay düzenli olarak devam edeceğini açıkladı.
Bu tür pazarlar ev ortamında yapılan üretimin doğrudan tüketiciyle buluşmasını sağlayarak kadınların aracı olmadan satış yapabileceği geçici alanlar oluşturuyor.
Ancak satış alanına ulaşabilmek, ev eksenli çalışan bütün kadınların düzenli gelir veya sosyal güvenceye kavuştuğu anlamına gelmiyor. Pazar ve kermesler daha çok ürünün görünürlüğünü ve doğrudan satış ihtimalini artıran araçlardan biri.
Muratpaşa’da kooperatif modeli kadın ürünlerini tüketiciye ulaştırıyor
Antalya’da bireysel üretimin pazara erişimi için kullanılan bir başka yöntem kadın kooperatifleri.
Muratpaşa Belediyesi’nin Prof. Dr. Erdal İnönü Kent Parkı’ndaki Kadın Kooperatifleri Ürün Satış Mağazasında 2026 yılının ilk altı ayında 8 bin 548 ürün satıldı. Belediyenin açıklamasına göre satışlardan 3 milyon 135 bin lira gelir elde edilerek kadın kooperatiflerine aktarıldı.
Temmuz ayında ise bin 278 ürünün satışından 313 bin 718 liralık gelir sağlandı. Belediye, mağazada 41 kadın kooperatifinin ürünlerinin bulunduğunu açıkladı.
Kooperatif yapısı doğrudan ev eksenli çalışma ile aynı şey değil. Ancak tek başına üretim yapan kadınların karşılaştığı pazarlama, satış noktası bulma ve tüketiciye ulaşma sorunlarına kolektif bir model sunabiliyor.
Evde üretimden kooperatif üretimine geçiş ne sağlıyor?
Ev eksenli üreticiler açısından en zor aşamalardan biri yalnızca ürünü yapmak değil, ürünü düzenli şekilde satabilmek.
Tek başına çalışan bir kadın ürünün üretimini, hammadde alımını, ambalajlamasını, tanıtımını, müşteri ilişkilerini ve satışını aynı anda yürütmek zorunda kalabiliyor.
Kooperatif modeli ise üreticilerin belirli alanlarda birlikte hareket etmesine olanak sağlayabiliyor. Ortak satış noktaları, ürün tanıtımı ve pazarlama kanallarının oluşturulması kadın emeğinin yalnızca aile bütçesine “ek gelir” olarak görülmesinin önüne geçebilecek araçlardan biri haline gelebiliyor.
Muratpaşa’daki mağazanın güncel satış rakamları da kadın kooperatiflerinin ürünlerinin düzenli bir satış kanalına dönüştürülebildiğini gösteriyor.
Kepez’de kadın emeği atölye üretimine taşındı
Kepez’de ise kadın emeğine yönelik farklı bir model uygulanıyor.
Kepez Belediyesi bünyesindeki Tekstil Atölyesi tamamen kadınlardan oluşan bir ekiple üretim gerçekleştiriyor. Haziran 2026 tarihli belediye açıklamasına göre atölyede kumaş işleme, dikim ve baskı yapılıyor; belediyenin kurum üniformaları da burada üretiliyor.
Bu model ev eksenli çalışma değil. Bununla birlikte kadınların çoğu zaman ev içinde ve bireysel olarak yürüttüğü dikiş ve tekstil becerilerinin kurumsal üretim ortamına taşınmasının Antalya’daki örneklerinden biri.
Aynı sergide AKMEK ve halk eğitim merkezi kursiyerlerinin el nakışı, dantel, keçe, giyim ve farklı el sanatları alanlarında hazırladığı ürünler de sergilendi.
Üretmek ile düzenli gelir elde etmek aynı şey değil
Kadın emeğine yönelik pazarların, kermeslerin ve kooperatiflerin yaygınlaşması üreticiye satış kanalı oluşturabiliyor. Ancak ürününü sergilemek ile sürdürülebilir bir gelir elde etmek arasında önemli bir fark bulunuyor.
Ev eksenli üretimde talebin düzensiz olması, sezonluk satışlar, hammadde maliyetleri ve üretim kapasitesi gelirin aydan aya değişmesine neden olabiliyor.
Antalya gibi turizm hareketliliğinin yüksek olduğu bir kentte yaz ayları hediyelik eşya, el işi, tekstil ve yöresel gıda ürünleri açısından yeni müşteri olanakları yaratırken satışların sezon dışındaki dönemde aynı düzeyde devam edeceğinin garantisi bulunmuyor.
Bu nedenle kadın emeğini görünür hale getiren bir satış standının tek başına güvenceli istihdam yaratması beklenmemeli.
Dijital satış ev eksenli çalışmayı dönüştürüyor
Evde üretilen ürünün müşteriye ulaşma biçimi de değişiyor.
Sosyal medya hesapları, mesajlaşma uygulamaları ve e-ticaret platformları sayesinde bir kadın artık mahallesindeki müşterilerle sınırlı kalmadan başka ilçelere ve kentlere satış yapabiliyor.
Bu gelişme pazara erişimi kolaylaştırırken üretim, ürün fotoğrafı çekimi, sosyal medya yönetimi, paketleme, kargo ve müşteri iletişimi gibi yeni işler de ortaya çıkarıyor. Bu görevlerin tamamının tek kişi tarafından yapılması halinde ev eksenli çalışmanın iş yükü yalnızca ürünün hazırlanmasıyla sınırlı kalmıyor.
Evden yürütülen dijital serbest çalışma da bu dönüşümün farklı bir boyutunu oluşturuyor. ILO’nun Türkiye çalışması, geleneksel parça başı ev çalışanlarıyla dijital serbest çalışanlar arasında ekonomik ve sosyal farklılıklar bulunmasına rağmen iş güvencesi ve çalışma koşullarına ilişkin bazı ortak kırılganlıkların görülebildiğini belirtiyor.
“Ev hanımı” ifadesi üretimi görünmez hale getirebilir mi?
Evde üretim yapan bir kadının resmi çalışma statüsü bulunmadığında yaptığı ekonomik faaliyet gündelik dilde çoğu zaman “ev ekonomisine katkı” olarak tanımlanıyor.
Kemer Belediyesinin Üreten Ev Hanımları Kermesi örneğinde de kadınların kendi el emeği ürünlerini satarak ev ekonomilerine katkı sağlaması hedefleniyor.
Ancak ürünün hazırlanması için zaman, beceri, hammadde ve enerji kullanıldığı için ortaya çıkan faaliyet ekonomik bir üretim niteliği taşıyor.
“Ek gelir” olarak görülen bu üretimin bazı hanelerde kadının düzenli veya tek kişisel gelir kaynağı olması da mümkün. Antalya özelinde bunun kaç kadın için geçerli olduğunu gösteren güncel kapsamlı bir veri bulunmuyor.
Bakım hizmetlerine erişim kadınların çalışma biçimini etkiliyor
Ev eksenli çalışmanın tercih edilmesinin arkasında yalnızca “evden çalışmak istemek” bulunmayabiliyor.
Çocuk bakımının, yaşlı bakımının veya diğer aile sorumluluklarının büyük ölçüde kadınlar tarafından üstlenilmesi, ev dışında tam zamanlı bir işe katılmayı zorlaştıran nedenlerden biri olabiliyor.
TÜİK’in 2024 verilerinde hanesinde 3 yaşından küçük çocuk bulunan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranı yüzde 26,9 iken aynı durumda erkeklerin istihdam oranı yüzde 90,9 olarak kaydedildi. Hanesinde 3 yaşından küçük çocuk bulunmayan kadınlarda istihdam oranı yüzde 58,6’ya yükselirken erkeklerde yüzde 80,1 oldu.
Veriler, küçük çocuk varlığının kadın ve erkek istihdamıyla aynı şekilde ilişkilenmediğini ortaya koyuyor.
Ev eksenli kadın emeğini görünür kılmak ne anlama geliyor?
Ev eksenli kadın emeğinin görünür olması yalnızca üretilen ürünlerin festival veya pazarlarda sergilenmesi anlamına gelmiyor.
Çalışma biçiminin ölçülebilmesi, gelir düzeyinin bilinmesi, sosyal güvenceye erişim, üretim maliyetlerinin hesaba katılması, iş sağlığı ve güvenliği, bakım hizmetlerinin geliştirilmesi ve kadınların pazarlık gücünün artırılması da konunun parçaları arasında bulunuyor.
ILO kayıt dışı çalışmanın gelir, iş güvenliği ve çalışma koşulları bakımından kırılganlığı artırdığına dikkat çekerken Türkiye üzerine ev eksenli çalışma araştırması da düşük pazarlık gücü ve iş güvencesizliğini temel sorunlar arasında gösteriyor.
Antalya’da belediyelerin kadın emeği pazarları, kermesler, tekstil atölyeleri ve kooperatif satış noktaları üretimin kamusal alanda daha görünür hale gelmesini sağlayan araçlar oluşturuyor. Ancak ev eksenli çalışan kadınların kaç kişi olduğu, ne kadar kazandığı, ne kadarının sosyal güvence kapsamında bulunduğu ve hangi koşullarda üretim yaptığına ilişkin Antalya ölçeğinde düzenli verinin bulunmaması önemli bir bilgi boşluğu olarak devam ediyor.
Antalya’da evin içindeki üretim kentin ekonomisinin de bir parçası
Evde yapılan reçel, dikilen elbise, hazırlanan takı veya örülen çanta ilk bakışta küçük ölçekli bireysel bir faaliyet olarak görülebiliyor. Ürün satışa çıktığında ise bu emek hane dışındaki ekonomik dolaşıma dahil oluyor.
Antalya’daki güncel örnekler kadınların ürettiği ürünlerin kermeslerden kooperatif mağazalarına ve kurumsal üretim atölyelerine kadar farklı kanallarla tüketiciye ulaştığını gösteriyor.
Asıl ayrım ise üretimin evde veya atölyede yapılmasından çok, emeğin hangi koşullarda değerlendirildiğinde ortaya çıkıyor. Düzenli gelir, sosyal güvence, ürün üzerinde söz sahibi olma ve pazara doğrudan erişim arttıkça kadın emeği ekonomik faaliyetin görünür bir parçasına dönüşüyor. Üretim kayıt dışı, düşük ücretli ve bakım sorumluluklarının arasına sıkışmış biçimde yürüdüğünde ise yapılan iş ekonomik değer yaratmasına rağmen çalışma yaşamında büyük ölçüde görünmez kalabiliyor.





