
Antalya’da artan yaz sıcaklıkları yaya ulaşımını doğrudan etkiliyor. Gölgelikli yürüyüş yolları artık konfor kadar iklim uyumu ve sağlık konusu.
Antalya’da yaz aylarında bir mahalleden diğerine yürümek, toplu taşıma durağına ulaşmak veya gündelik ihtiyaçlar için sokağa çıkmak günün belirli saatlerinde giderek daha zor hale gelebiliyor. Sorunun temelinde yalnızca hava sıcaklığı değil; kaldırımların ne kadar gölgeli olduğu, yol boyunca dinlenme noktalarının bulunup bulunmadığı ve yaya güzergâhlarının ağaçlarla desteklenip desteklenmediği de var.
Bu nedenle gölgelikli yürüyüş yolları Antalya açısından yalnızca estetik bir peyzaj uygulaması olarak değerlendirilemez.
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin iki bin yirmi beş–iki bin yirmi dokuz Stratejik Planı’nda da iklim değişikliğine uyum kapsamında yüksek sıcaklık görülen kent içi yollarda ağaçlandırılmış ve korunaklı taşıt, bisiklet ve yaya yolları oluşturulması açık biçimde yer alıyor. Aynı belgede sıcak hava dalgalarının etkisini azaltmak amacıyla yeşil ve mavi altyapının artırılması da öngörülüyor.
Antalya’da gölge neden ulaşım meselesi?
Yürümek çoğu zaman başlı başına bir ulaşım biçimi.
Evden otobüs veya tramvay durağına gitmek, markete yürümek, çocuğu okula götürmek veya kısa mesafelerde otomobil kullanmadan hareket etmek için kesintisiz yaya bağlantıları gerekiyor.
Ancak yolun fiziksel olarak kaldırımlı olması tek başına yeterli değil.
Antalya gibi yaz sıcaklarının uzun sürdüğü bir kentte yüzlerce metre boyunca doğrudan güneş altında kalan kaldırım, teknik olarak yürünebilir olsa da günün sıcak saatlerinde birçok yurttaş için pratik kullanımını kaybedebilir.
Bu nedenle yaya altyapısında yalnızca kaldırım genişliği değil, termal konfor da değerlendirilmek zorunda.
Dünya Sağlık Örgütü gölgede kalmayı neden öneriyor?
Dünya Sağlık Örgütü, aşırı sıcakların özellikle yaşlılar, bebekler, küçük çocuklar, kronik hastalığı bulunanlar ve açık alanda çalışanlar açısından daha yüksek sağlık riski yarattığını belirtiyor.
WHO’nun Temmuz iki bin yirmi altı tarihli sıcaklık ve sağlık bilgilendirmesinde doğrudan güneş altında hissedilen sıcaklığın gölgeli ortama göre önemli ölçüde artabileceğine dikkat çekiliyor. Kurum, gölgede kalmanın hissedilen sıcaklığı on dereceden fazla azaltabildiğini belirtiyor.
Bu fark, Antalya’daki gölge tartışmasını doğrudan halk sağlığı başlığına taşıyor.
Özellikle otobüs durağına yürümek zorunda olan yaşlı bir yurttaş açısından yolun yarısında birkaç ağacın bulunması ile bütün güzergâh boyunca kesintili de olsa gölge sağlanması aynı şey değil.
Büyükşehir planında ağaçlandırılmış yaya yolları doğrudan yer alıyor
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Stratejik Planı’nda ulusal İklim Değişikliğine Uyum Stratejisi ve Eylem Planı’na da atıf yapılıyor.
Belgelerde yüksek sıcaklık yaşanan yerlerde yol yüzeyinin ısısını düşürebilecek malzemelerin değerlendirilmesi, yeşil ve mavi altyapının artırılması ve “ağaçlandırılmış ve korunaklı” yaya ile bisiklet yollarının yapılması öneriliyor.
Bu yaklaşım önemli çünkü gölgeyi parklarla sınırlamıyor.
Amaç yalnızca yurttaşın parka ulaştığında serinlemesi değil; parka, durağa, okula veya işyerine giderken kullandığı güzergâhın da iklime dayanıklı hale gelmesi.
Antalya’da “serin koridor” uygulaması başladı mı?
Antalya Büyükşehir Belediyesi Eylül iki bin yirmi altıda Gazi Mustafa Kemal Bulvarı’ndaki peyzaj çalışmaları kapsamında sıcaklığa dayanıklı bitki kullanımının yanında ağaçlarda yatay şekilli budama yönteminin uygulanacağını açıkladı.
Belediye, bu yöntemle hem yayalar hem de trafikteki yurttaşlar için “serin koridorlar” oluşturulmasını hedeflediğini belirtiyor.
Bu çalışma gölgelikli yürüyüş yolları açısından dikkat çekici bir güncel örnek.
Çünkü mevcut ağaçların yalnızca yeşillendirme unsuru olarak değil, yaya ve ulaşım koridorunun termal konforunu artıracak altyapı olarak ele alınabileceğini gösteriyor.
Ancak tek bir bulvardaki uygulamanın Antalya’nın bütün mahallelerinde benzer koşullar bulunduğu anlamına gelmediğini belirtmek gerekiyor.
Gölge yalnızca parkların içinde kalmamalı
Antalya’da ağaç gölgeli yürüyüş yollarının önemli bölümü parklar ve büyük yeşil alanlarda bulunuyor.
Konyaaltı’ndaki park alanları, Karaalioğlu Parkı veya DokumaPark gibi örneklerde ağaç örtüsü yaya hareketini daha konforlu hale getirebiliyor.
Ancak günlük yaşam yalnızca park içerisinde gerçekleşmiyor.
Yurttaş evinden çıktığında önce mahalle kaldırımlarını, ana caddeleri ve toplu taşıma bağlantılarını kullanıyor.
Dolayısıyla gölgelendirme politikasının yalnızca rekreasyon alanlarına yoğunlaşması, gündelik yaya ulaşımındaki sıcaklık sorununu tam olarak çözmüyor.
Toplu taşıma duraklarına giden yollar neden öncelikli olabilir?
Gölgelikli yürüyüş yollarında bütün kentin aynı anda dönüştürülmesi gerçekçi olmayabilir.
Bu nedenle öncelikli güzergâhların belirlenmesi gerekiyor.
Toplu taşıma duraklarına bağlantılar bu açıdan ilk sıralarda yer alabilir.
Bir otobüs durağının kendisinin gölgeli olması önemli ancak yurttaş durağa beş yüz metre güneş altında yürümek zorundaysa toplam ısı maruziyeti devam ediyor.
Özellikle raylı sistem istasyonları, aktarma merkezleri, hastaneler, aile sağlığı merkezleri, okullar, pazar yerleri ve yoğun kullanılan kamu binalarına giden yaya yollarında gölgelendirme daha yüksek kamusal fayda sağlayabilir.
Yaşlılar için gölgesiz kaldırım ne anlama geliyor?
Sıcak havanın etkisi bütün nüfusta aynı değil.
Dünya Sağlık Örgütü altmış beş yaş üzerindeki bireylerin ve kalp, akciğer veya böbrek hastalığı bulunanların sıcak havalarda daha dikkatli olması gerektiğini belirtiyor.
Bu nedenle yaşlı nüfusun yoğun olduğu mahallelerde yaya ulaşımı yalnızca rampalar ve engelsiz kaldırımlardan oluşmamalı.
Güzergâh boyunca gölgeli dinlenme noktalarının bulunması, bankların birbirinden çok uzak olmaması ve doğrudan güneş altında uzun yürüyüş zorunluluğunun azaltılması da erişilebilirliğin bir parçası haline geliyor.
Fiziksel olarak engelsiz ancak kilometre boyunca gölgesiz bir kaldırım, sıcak bir Ağustos öğleden sonrasında ileri yaştaki bir yurttaş açısından işlevsel olmayabilir.
Çocuklar da sıcaklıktan daha fazla etkileniyor
WHO bebekler ve küçük çocukları sıcak hava açısından hassas gruplar arasında gösteriyor. Kurum özellikle doğrudan güneş maruziyetinin azaltılmasını ve gölgeli alanların kullanılmasını öneriyor.
Bu nedenle okul çevreleri de gölgelikli yürüyüş yollarının öncelikli alanlarından biri olabilir.
Antalya’da çocukların okul çıkışında veya sabah saatlerinde servis yerine yürüyerek hareket edebilmesi için kaldırımların güvenliği kadar güneşten korunması da önemli.
Ağaçlandırılmış okul yolları aynı zamanda çocukların otomobile bağımlı olmadan mahallede hareket etmesini teşvik edebilir.
Gölge yürümeyi gerçekten teşvik eder mi?
Bir kişinin otomobil yerine yürümeyi tercih edip etmediğini yalnızca gölge belirlemiyor.
Mesafe, kaldırım kalitesi, trafik güvenliği, yaya geçitleri, eğim, toplu taşıma bağlantısı ve kişisel koşullar da önemli.
Ancak aşırı sıcak kentlerde termal konfor yürümenin kullanılabilirliğini doğrudan etkileyen unsurlardan biri.
Dünya Sağlık Örgütü de kent sağlığı değerlendirmelerinde güvenli yürüyüş ve bisiklet altyapısı ile yeşil alan eksikliğini halk sağlığını etkileyen kentleşme sorunları arasında gösteriyor.
Bu nedenle gölge tek başına yaya ulaşımını artırmasa bile yürümenin önündeki önemli iklimsel engellerden birini azaltabilir.
Antalya zaten daha fazla yaya alanı planlıyor
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin iki bin yirmi beş–iki bin yirmi dokuz Stratejik Planı’nda cadde ve bulvarlarda oluşturulan yaya yürüyüş alanı ayrı bir performans göstergesi olarak izleniyor.
Plan kapsamında iki bin yirmi altı yılı için altmış bin metrekare yaya yürüyüş alanı hedefi bulunuyor.
Bu hedef yeni yaya alanlarının yalnızca miktarının değil niteliğinin de tartışılmasını önemli hale getiriyor.
Altmış bin metrekare yeni yürüyüş alanının ne kadarının ağaç gölgeli olduğu, ne kadarında dinlenme noktası bulunduğu ve ne kadarının toplu taşıma bağlantılarına hizmet ettiği gibi bilgiler yayımlandığında iklim uyumunun başarısı daha iyi değerlendirilebilir.
Ağaç gölgesi mi, pergola mı?
Gölgelendirme için tek bir yöntem bulunmuyor.
Ağaçlar uzun vadede hem gölge sağlayabilir hem de kent ekosistemine katkıda bulunabilir.
Ancak yeni dikilmiş bir ağacın geniş gölge oluşturması yıllar alabilir.
Bu nedenle güneş yükünün yüksek olduğu bazı güzergâhlarda pergola, germe gölgelik veya benzeri yapısal çözümler geçiş dönemi ya da tamamlayıcı çözüm olarak kullanılabilir.
En sağlıklı yöntem çoğu zaman iki yaklaşımın birlikte değerlendirilmesi.
Ağaçların gelişeceği yeterli toprak hacmi ve geçirgen yüzey oluşturulurken gerekli noktalarda yapay gölgelendirme sağlanabilir.
Her ağacı kaldırım kenarına dikmek çözüm mü?
Hayır.
Yanlış seçilen ağaç türleri ilerleyen yıllarda kökleriyle kaldırımı kaldırabilir, görüş alanını kapatabilir veya altyapıyla çatışabilir.
Antalya’nın su stresi de bitki seçimini önemli hale getiriyor.
Büyükşehir Belediyesi güncel peyzaj çalışmalarında Antalya’nın sıcak ve kurak yaz koşullarına daha dayanıklı bitki türlerine geçiş yaptığını ve sulama suyunu azaltmaya yönelik uygulamalar yürüttüğünü belirtiyor.
Dolayısıyla gölgelikli yaya yolu yapılırken amaç yalnızca mümkün olduğunca fazla ağaç dikmek değil; uzun ömürlü, iklime uyumlu ve yeterli taç genişliği oluşturabilecek türleri doğru yere dikmek olmalı.
Su tasarrufu ile gölge hedefi çelişiyor mu?
İlk bakışta daha fazla ağaç daha fazla sulama ihtiyacı anlamına gelebilir.
Ancak doğru bitki türleri, damla sulama, geçirgen yüzeyler ve yağmur suyunun toprakta tutulmasıyla bu ihtiyaç azaltılabilir.
Antalya Büyükşehir Belediyesi kurakçıl peyzaj çalışmalarında yeşil alan sulamasında kullanılan su ve elektriğin yüzde elli azaltılmasını hedeflediğini belirtiyor.
Gölgelendirme politikası bu nedenle “daha fazla su harcayarak daha fazla yeşillik” şeklinde kurulmak zorunda değil.
Kentteki ağaçlandırma ile su verimliliğinin aynı proje içinde planlanması mümkün.
Geçirgen zemin neden gölge kadar önemli?
Antalya’nın iklim uyum belgelerinde yalnızca ağaçlandırılmış yollar değil, kaldırım ve meydanlarda geçirgenliği yüksek kaplamaların kullanılması da öneriliyor.
Bunun nedeni sert yüzeylerin kentteki sıcaklık ve yağmur suyu yönetimi üzerinde etkili olması.
Yürüyüş yolunun tamamını koyu renkli ve güneşte hızla ısınan sert yüzeyle kaplayıp yalnızca birkaç ağaç dikmek yeterli bir iklim uyum modeli olmayabilir.
Gölge, geçirgen zemin, uygun ağaçlandırma ve yağmur suyunun yönetimi birlikte değerlendirildiğinde daha dayanıklı yaya koridorları oluşturulabilir.
“Serin kaldırım” uygulamaları Antalya için düşünülebilir mi?
Antalya’nın stratejik planında yüksek sıcaklık yaşanan yerlerde yüzey sıcaklığını düşüren “serin kaplama” malzemelerinin değerlendirilmesi de yer alıyor.
Bu malzemeler gölgenin alternatifi değil, tamamlayıcısı olabilir.
Özellikle ağaç dikiminin yer altındaki yoğun altyapı veya mekânsal kısıtlar nedeniyle mümkün olmadığı bazı dar sokaklarda daha az ısı tutan kaplamalar değerlendirilebilir.
Ancak bunların Antalya iklimindeki performansı, bakım maliyeti, kaymazlık ve erişilebilirlik açısından saha uygulamalarıyla test edilmesi gerekir.
Tarihi kent merkezinde gölgelendirme nasıl yapılmalı?
Kaleiçi ve diğer tarihi bölgelerde geniş ağaç çukurları açmak veya büyük yapısal gölgelikler kurmak her noktada mümkün olmayabilir.
Dar sokaklar, tescilli yapılar ve tarihi cepheler tasarım seçeneklerini sınırlandırabilir.
Bu alanlarda mevcut ağaçların korunması, geleneksel gölge sağlayan bitkilerin kullanılması veya tarihi dokuya zarar vermeyen hafif gölgelendirme çözümleri daha uygun olabilir.
Dolayısıyla kent genelinde tek tip pergola veya tek tip ağaçlandırma uygulaması yerine bölgenin mimari ve ekolojik özelliklerine göre farklı modeller geliştirilmesi gerekiyor.
Gölge ticari kullanıma bağlı olmamalı
Antalya’da özellikle turistik ve ticari bölgelerde gölgeye ulaşmanın yollarından biri kafe veya işletmelerin tentelerinin altına oturmak.
Ancak kamusal yaya güzergâhındaki serinleme imkânının yalnızca para harcayanlara bağlı olması kent hakkı açısından yeterli değil.
Yurttaşın herhangi bir ürün satın almadan gölgede yürüyebilmesi, oturabilmesi ve dinlenebilmesi gerekiyor.
Bu nedenle belediye tarafından sağlanan ağaç gölgesi, pergola, bank ve su noktaları ticari gölgelendirmeden farklı bir kamusal hizmet niteliği taşıyor.
Banklar da serin koridorların parçası olmalı
Kesintisiz gölge mümkün olsa bile uzun güzergâhlarda dinlenme noktalarına ihtiyaç var.
Özellikle yaşlılar, çocuklu aileler ve hareket kısıtlılığı bulunan yurttaşlar için belirli aralıklarla gölgeli banklar bulunması yaya güzergâhının kullanılabilirliğini artırabilir.
Ancak bankların doğrudan güneş altında bırakılması veya araç trafiğinin hemen kenarında konumlandırılması işlevini azaltabilir.
Bu nedenle yürüyüş yolu, gölge ve kent mobilyası birbirinden bağımsız projeler olarak değil aynı yaya koridorunun parçaları olarak düşünülmeli.
Antalya’da hangi yollar önce gölgelendirilmeli?
Kent genelinde önceliklendirme için sıcaklık haritaları ve yaya yoğunluğu birlikte kullanılabilir.
Örneğin şu güzergâhlar ilk sırada değerlendirilebilir:
Toplu taşıma durakları ve raylı sistem istasyonlarına giden yollar;
hastane ve sağlık merkezlerinin çevresi;
okullar ve kreşlere ulaşım güzergâhları;
pazar yerleri;
yaşlı nüfusun yoğun olduğu mahalleler;
yoğun kullanılan ticari caddeler;
parklarla konut alanlarını birbirine bağlayan yaya güzergâhları.
Bu yaklaşım, yalnızca en görünür bulvarlara ağaç dikmek yerine gölgenin gerçekten günlük hareketliliğe hizmet etmesini sağlayabilir.
Antalya’nın mevcut yürüyüş yollarında doğal gölge örnekleri var
Antalya’da tamamen gölgesiz bir kent dokusundan söz etmek doğru değil.
Parklarda, sahil çevresinde ve bazı eski caddelerde olgun ağaçların oluşturduğu gölgeli yaya koridorları mevcut.
Büyükşehir Belediyesi ayrıca yürüyüş ve bisiklet güzergâhları geliştiriyor. Yeşilçam Doğa Yürüyüş ve Bisiklet Yolu yaklaşık otuz sekiz kilometrelik bir rota olarak planlanmış durumda.
Ancak doğa yürüyüş rotalarıyla kent içindeki günlük yaya ulaşımı birbirinden farklı.
Gölgelendirme ihtiyacının asıl belirleyici olduğu yer, yurttaşın her gün kullanmak zorunda olduğu mahalle ve ulaşım koridorları.
Gölgelikli yürüyüş yolları Antalya’da öncelik olmalı mı?
Antalya’nın iklim koşulları ve güncel iklim uyum politikaları birlikte değerlendirildiğinde, gölgelikli yaya yollarının kent planlamasında güçlü bir öncelik olması gerektiğini söylemek mümkün.
Bu sonuç yalnızca sıcaklık hissine dayanmıyor.
Dünya Sağlık Örgütü aşırı sıcağın özellikle yaşlılar, küçük çocuklar ve kronik hastalığı bulunan kişiler açısından sağlık riski yarattığını ve gölgede kalmanın sıcaklık maruziyetini önemli ölçüde azaltabildiğini belirtiyor.
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin kendi stratejik planı da ağaçlandırılmış ve korunaklı yaya yollarını iklim değişikliğine uyum tedbirleri arasında açık biçimde sayıyor.
Eylül iki bin yirmi altıda Gazi Mustafa Kemal Bulvarı’nda “serin koridor” oluşturulacağının açıklanması ise bu yaklaşımın uygulamaya yansımaya başladığını gösteriyor.
Ancak gölgelendirme tek başına yeterli değil.
Antalya’da gerçekten yürünebilir bir kent için gölge; kesintisiz ve engelsiz kaldırımlar, güvenli yaya geçitleri, toplu taşıma bağlantıları, geçirgen zemin, gölgeli dinlenme alanları ve içme suyuna erişimle birlikte planlanmalı.
Böylece gölgelikli yürüyüş yolu yalnızca güzel görünen bir peyzaj unsuru değil, yaz sıcaklarında otomobile ihtiyaç duymadan kentte hareket etmeyi mümkün kılan temel kamusal altyapılardan birine dönüşebilir.





