Antalya’da kadınların evden üretim yaparak gelir elde etme yolları

antalya kadın evden üretim antalya kadın evden üretim
Görsel: Yapay zeka tarafından oluşturulmuştur.

Antalya’da kadınlar evden üretim, e-ticaret, kadın kooperatifleri ve yerel satış noktalarıyla gelir elde edebiliyor. Vergi ve gıda kuralları önemli.

Antalya’da evde hazırlanan tarhana ve erişteden örgü, dikiş, takı, dekorasyon ve hediyelik eşyalara kadar pek çok ürün ek gelire dönüştürülebiliyor. Sosyal medya ve e-ticaret kanallarının yaygınlaşması, üreticinin fiziksel bir dükkân açmadan müşteriye ulaşmasını kolaylaştırırken kadın kooperatifleri ve belediyelerin oluşturduğu satış noktaları da alternatif kanallar sağlıyor.

Ancak “evde üretim” ile “kayıt dışı satış” aynı şey değil. Gelir Vergisi Kanunu evde üretilen bazı ürünler için belirli koşullarda esnaf muafiyeti sağlıyor. Gıda ürünlerinde ise vergi düzenlemelerinden ayrı olarak Tarım ve Orman Bakanlığının gıda güvenliği, kayıt ve gerektiğinde onay hükümleri devreye giriyor. Bu nedenle üretilecek ürünün türüne ve satış yöntemine göre yükümlülüklerin baştan belirlenmesi gerekiyor.

ANTALYA’DA EVDE NELER ÜRETİLEREK SATILABİLİR?

Gelir Vergisi Kanununun evlerde üretilen ürünlere ilişkin muafiyet düzenlemesinde çeşitli el emeği ürünleri açık biçimde sayılıyor.

Bunlar arasında:

örgü ve dantel,

nakış,

havlu ve örtü,

kilim ve dokuma ürünleri,

sepet ve hasır ürünler,

boncuk ve tığ işleri,

turistik ve hediyelik eşyalar,

tarhana,

erişte,

mantı

gibi ürünler bulunuyor.

Antalya’nın turizm yapısı düşünüldüğünde plaj çantası, bez çanta, takı, örgü ürün, yöresel hediyelik, reçel, tarhana ve benzeri ürünler farklı müşteri gruplarına ulaşabilecek alanlar arasında değerlendirilebilir.

Ancak belirli bir ürünün vergi muafiyeti veya gıda mevzuatı kapsamında olup olmadığı, yalnızca ürünün “el yapımı” olarak tanımlanmasına göre belirlenmiyor. Üretim yöntemi ve satış biçimi de önemli.

EVDE ÜRETİP SOSYAL MEDYADAN SATIŞ YAPILABİLİR Mİ?

Belirli şartlarla mümkün.

Gelir Vergisi Kanununda evlerde üretilen malların internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satışını kapsayan iki farklı esnaf muafiyeti modeli bulunuyor.

Bu nedenle Instagram, sosyal medya hesabı, mesajlaşma uygulaması veya internet platformundan satış yapılması tek başına vergi yükümlülüğünü ortadan kaldırmıyor.

Satışın hangi muafiyet maddesine girdiği, yıllık hasılat, ürün türü, üretimde kullanılan ekipman, işçi çalıştırılıp çalıştırılmadığı ve internet dışında satış yapılıp yapılmadığı önem taşıyor.

2026’DA İNTERNETTEN SATIŞTA 396 BİN 360 TL SINIRI NEDİR?

Gelir Vergisi Kanununun 9/1-6 maddesi kapsamında sayılan ürünlerde, internet ve benzeri elektronik ortamlardan yapılan satışların yıllık brüt asgari ücret tutarını aşmaması gerekiyor.

2026 yılı aylık brüt asgari ücreti 33 bin 30 TL. Bu tutarın on iki aylık karşılığı:

396 bin 360 TL.

Dolayısıyla bu bent kapsamındaki internet satışlarında 2026 yılı sınırı 396 bin 360 TL olarak hesaplanıyor.

Bu modelde ürünlerin işyeri açılmadan evde üretilmesi, sanayi tipi veya seri üretime yönelik ekipman kullanılmaması ve diğer yasal şartların da karşılanması gerekiyor.

İNTERNET DIŞINDA DA SATIŞ YAPILABİLİR Mİ?

GVK 9/1-6 kapsamındaki şartlar sağlandığında kamu kurum ve kuruluşlarınca geçici olarak belirlenen yerlerde, belirli kermes, festival ve panayır gibi etkinliklerde satış yapmak muafiyeti otomatik olarak ortadan kaldırmıyor.

Aynı düzenlemede internet satışları için yıllık brüt asgari ücret sınırı uygulanırken muafiyet kapsamındaki diğer satış yöntemlerine ilişkin farklı kurallar bulunuyor.

Bu ayrım özellikle Antalya’da dönemsel kadın emeği stantları, yerel etkinlikler veya belediyelerin üretici buluşmaları açısından önemli.

Her etkinliğin organizatörü ve satış biçimi aynı olmadığından katılım öncesinde vergi dairesi ve etkinliği düzenleyen kurumdan koşulların kontrol edilmesi daha güvenli.

1 MİLYON 900 BİN TL’LİK DİĞER MUAFİYET NASIL ÇALIŞIYOR?

Evden üretimde daha geniş internet satışına yönelik ikinci yöntem Gelir Vergisi Kanununun 9/1-10 maddesinde bulunuyor.

2026 yılı için bu kapsamda internet ve benzeri elektronik ortamlardan elde edilebilecek yıllık hasılat sınırı 1 milyon 900 bin TL olarak belirlenmiş durumda.

Bu muafiyetin önemli şartları arasında:

ayrı bir işyeri açılmaması,

sanayi tipi veya seri üretim yapabilecek makine kullanılmaması,

ürünlerin evde imal edilmesi,

satışın yalnızca internet ve benzeri elektronik ortamlardan yapılması,

Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi alınması,

Türkiye’de kurulu bir bankada ticari hesap açılması,

satış hasılatının tamamının bu hesaptan tahsil edilmesi

yer alıyor.

Bu modelde fiziksel satış ile internet satışı birlikte yürütülemiyor. Fiziksel satış yapılacaksa hangi vergi rejiminin uygun olduğunun ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.

BANKA SATIŞ GELİRİNDEN VERGİ KESİYOR MU?

GVK 9/1-10 kapsamında evde üretilen malları yalnızca internetten satanlar için banka hesabı önemli bir unsur.

Kanuna göre bankalar özel olarak açılan ticari hesaba aktarılan hasılat üzerinden genel olarak yüzde 4 gelir vergisi tevkifatı yapıyor.

Şartları sağlayacak biçimde işçi çalıştırılması halinde oran yüzde 2’ye düşebiliyor. İndirimli oran için ilgili ayda en az bir işçinin en az on gün çalıştırılması gerekiyor.

Bu nedenle “esnaf muafiyeti var, hiç vergi kesilmiyor” şeklindeki yaklaşım her durumda doğru değil.

HANGİ MUAFİYET DAHA AVANTAJLI?

Bu, satış modeline göre değişiyor.

GVK 9/1-6:

kanunda sayılan belirli el emeği ve gıda ürünlerini kapsıyor,

internet dışındaki bazı satış biçimlerine izin verebiliyor,

internet satışında 2026 için 396 bin 360 TL sınırı bulunuyor.

GVK 9/1-10 ise:

evde üretilen malların daha geniş bir kısmını kapsayabiliyor,

2026 için 1 milyon 900 bin TL hasılat sınırı sağlıyor,

ancak ürünlerin yalnızca internet ve benzeri elektronik ortamlardan satılmasını gerektiriyor,

özel banka hesabı ve vergi tevkifatı sistemini kullanıyor.

İki düzenlemenin aynı takvim yılında birlikte kullanılması mümkün değil. Satışa başlamadan önce üretim ve satış modelinin vergi dairesi veya mali müşavirle değerlendirilmesi yanlış uygulama riskini azaltabilir.

EVDE YAPILAN GIDALAR SATILABİLİR Mİ?

Tarhana, erişte, mantı, reçel veya benzeri ev tipi ürünlerin vergi mevzuatında muafiyet kapsamında bulunabilmesi, gıda güvenliği kurallarını ortadan kaldırmıyor.

Tarım ve Orman Bakanlığının güncel prosedürüne göre ticari faaliyet gösteren gıda üretim işletmeleri için kayıt, bazı faaliyetlerde ise onay süreci bulunuyor. Bakanlık, gıda üreten işletmelerden İşletme Kayıt Belgesi başvuru ve beyannamesi istiyor.

Bu nedenle “vergi muafiyet belgem var, mutfaktan doğrudan istediğim gıdayı satabilirim” sonucuna varılmamalı.

Üretilecek gıdanın çeşidine, kullanılan hammaddelere ve üretim yöntemine göre Antalya İl veya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden gerekli kayıt ve fiziki koşullar öğrenilmeli.

VERGİ MUAFİYETİ İLE GIDA KAYDI AYNI BELGE Mİ?

Hayır.

Vergi düzenlemesi Hazine ve Maliye Bakanlığı-Gelir İdaresi Başkanlığı alanında.

Gıda işletmesinin kayıt veya onay süreçleri ise Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülüyor.

Bir alandaki şartları yerine getirmek diğerindeki sorumluluğu otomatik olarak kaldırmıyor.

Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü bünyesinde Gıda ve Yem Şube Müdürlüğü bulunuyor ve gıda üretimiyle ilgili işlemler konusunda il ve ilçe müdürlüklerinden bilgi alınabiliyor.

EVDE ÜRETİMDE EN KOLAY BAŞLANGIÇ HANGİ ÜRÜNLERLE OLABİLİR?

Başlangıç maliyetinin düşük tutulması açısından üreticinin zaten bildiği ve az ekipman gerektiren ürünler avantaj sağlayabilir.

Örneğin:

örgü,

kanaviçe,

bez çanta,

takı,

toka ve aksesuar,

dekoratif ürün,

dikiş ürünleri,

hediyelik eşyalar

küçük miktarda üretimle test edilebilir.

Ama ürün seçilirken yalnızca üretim kolaylığına değil:

malzeme maliyetine,

üretim süresine,

kargo maliyetine,

satış fiyatına,

kırılma ve bozulma riskine,

müşterinin tekrar satın alma ihtimaline

de bakılması gerekiyor.

El emeği ürünün fiyatı yalnızca kullanılan ipin veya kumaşın bedeli değil, üretim için harcanan emeği de karşılamalı.

ANTALYA’DA TURİSTLERE YÖNELİK ÜRÜN ÜRETMEK MÜMKÜN MÜ?

Antalya’nın ziyaretçi trafiği el emeği ürünler açısından farklı bir pazar oluşturabiliyor.

Özellikle:

Antalya temalı çantalar,

yerel motifli tekstil,

el işi takılar,

plaj çantaları,

küçük ve taşınabilir hediyelikler,

yerel gıda ürünleri

yerli ve yabancı ziyaretçiye yönelik geliştirilebilir.

Muratpaşa Belediyesi Kadın Kooperatifleri Ürün Satış Mağazasında 2026 yazında doğal gıda ürünlerinin yanı sıra plaj çantaları ve plaj kıyafetlerinin de öne çıktığı açıklandı. Bu veri bütün Antalya pazarını temsil etmiyor ancak turizm sezonunda ürün tercihinin değişebildiğine dair yerel bir örnek sunuyor.

KADIN KOOPERATİFİNE KATILMAK NE SAĞLAYABİLİR?

Evden tek başına üretim yapan kadının önemli sorunlarından biri satış kanalı.

Ürünü üretmek mümkün olsa bile:

ambalaj,

marka,

fotoğraf,

sosyal medya,

müşteri bulma,

kargo,

satış noktası

gibi süreçler ayrıca zaman ve maliyet oluşturuyor.

Kooperatif modeli üreticilerin bu alanlarda birlikte hareket etmesini sağlayabiliyor.

Antalya Ticaret İl Müdürlüğünün 2026 yılında yürüttüğü projede sekiz pilot kadın kooperatifine markalaşma, pazarlama ve mikro ihracat alanlarında danışmanlık verilmesi planlandı. Proje Antalya merkez ilçeleriyle birlikte Gazipaşa, Kaş ve Manavgat’taki kooperatifleri de kapsıyor.

MURATPAŞA’DA KADIN KOOPERATİFLERİ İÇİN SATIŞ NOKTASI VAR

Antalya’daki somut örneklerden biri Muratpaşa Belediyesi Kadın Kooperatifleri Ürün Satış Mağazası.

Prof. Dr. Erdal İnönü Kent Parkı’nda bulunan mağaza Eylül 2022’de 20 kadın kooperatifiyle faaliyete başladı. Ağustos 2026 itibarıyla 41 kooperatifin ürünleri burada tüketiciyle buluşuyor.

Mağazada konsinye satış modeli uygulanıyor ve her kooperatife ayrı raf alanı ayrılıyor.

2026’nın ilk altı ayında 8 bin 548 ürün satıldı ve 3 milyon 135 bin TL gelir doğrudan kadın kooperatiflerine aktarıldı. En fazla talep gören grup doğal gıda ürünleri oldu.

Bu rakam tek tek kadınların kazancını göstermiyor; mağazadaki kooperatiflerin toplam satış hacmini ifade ediyor.

KONYAALTI’NDA ÜRETEN KADINLAR İÇİN ETKİNLİKLER DÜZENLENİYOR

Konyaaltı’nda da kadın üreticilerin ürünlerini sergileyebildiği etkinlikler bulunuyor.

Konyaaltı Kent Konseyi Kadın Meclisinin Mayıs 2026’da düzenlediği 11’inci “Üreten Kadınlar – Kadın İzi” etkinliğinde kadın üreticiler stant açarak el emeği ürünlerini tüketicilerle buluşturdu.

Bu tür organizasyonlar sürekli bir gelir garantisi oluşturmuyor ancak yeni başlayan üreticinin:

ürününü test etmesi,

doğrudan müşteri yorumu alması,

fiyatını denemesi,

diğer üreticilerle bağlantı kurması

açısından önemli olabilir.

Etkinliklerin tarih, başvuru ve katılım koşulları dönemsel değiştiğinden ilgili belediye veya kent konseyinin güncel duyuruları takip edilmeli.

PAZAR VE KERMES SATIŞI İNTERNETTEN DAHA MI AVANTAJLI?

İki modelin avantajları farklı.

Fiziksel stantta müşteri:

ürünü görebiliyor,

dokunabiliyor,

üreticiyle konuşabiliyor,

anında satın alabiliyor.

İnternette ise tek bir mahalle yerine Türkiye genelindeki müşteriye ulaşmak mümkün.

Buna karşılık internet satışında:

ürün fotoğrafı,

paketleme,

kargo,

platform komisyonu,

müşteri mesajları,

iade süreci

gibi yeni işler ortaya çıkıyor.

Bu nedenle bazı üreticiler için küçük yerel satışla başlayıp talep oluştuktan sonra e-ticarete geçmek daha kontrollü bir büyüme yöntemi olabilir.

Ancak tercih edilen satış modelinin vergi muafiyeti koşullarıyla uyumlu olması gerekiyor.

ÜRÜN FOTOĞRAFI GERÇEKTEN SATIŞI ETKİLER Mİ?

E-ticarette müşterinin ürünü eline alma imkânı olmadığı için görsel sunum önemli.

Antalya Ticaret İl Müdürlüğü Haziran 2026’da kadın kooperatiflerine yönelik uygulamalı ürün fotoğrafçılığı eğitimi düzenledi.

Eğitimde:

ışık kullanımı,

kompozisyon,

mobil fotoğrafçılık,

ürün fotoğrafı,

sosyal medya için içerik hazırlama,

mobil düzenleme

konuları işlendi. Amaç kooperatiflerin ürünlerini dijital platformlarda daha etkili tanıtabilmesiydi.

Evden satış yapan üreticiler açısından da pahalı ekipman almadan temiz bir fon, doğal ışık ve ürünün gerçek rengini gösteren tutarlı fotoğraflar dijital vitrinin temel parçalarından biri olabilir.

SOSYAL MEDYA TEK BAŞINA YETERLİ Mİ?

Başlangıç için yararlı olabilir ancak sürdürülebilir gelir için tek başına yeterli olmayabilir.

Sosyal medya:

ürünü tanıtmak,

yeni model göstermek,

müşteriyle iletişim kurmak,

sipariş toplamak

için kullanılabilir.

Ancak hesap büyüdükçe:

stok takibi,

sipariş kaydı,

kargo,

ödeme takibi,

müşteri hizmetleri

de düzenli yürütülmeli.

Özellikle vergi muafiyetinin bankada belirli bir hesap kullanılmasını gerektirdiği modellerde tahsilatın mevzuata uygun şekilde yapılması gerekiyor.

PAZARYERLERİNDE SATIŞ YAPILABİLİR Mİ?

Evde üretilen ürünler şartlar sağlandığında internet üzerinden satışa aracılık eden elektronik platformlar üzerinden de satılabilir.

Gelir İdaresi Başkanlığının uygulama açıklamalarında internet üzerinden satışa aracılık eden platformlara ilişkin örneklere de yer veriliyor.

Pazaryerlerinin avantajı hazır müşteri trafiği sağlamaları.

Dezavantajı ise:

komisyon,

kargo,

reklam,

iade,

kampanya indirimleri

gibi maliyetlerin satış fiyatını etkilemesi.

Örneğin yüz liraya üretilen bir ürünün 120 liraya satılması kârlı görünürken platform, paketleme ve kargo maliyetleri eklendiğinde üreticiye gerçek kazanç kalmayabilir.

ÜRÜN FİYATI NASIL HESAPLANMALI?

Evde üretimde en sık yapılan hatalardan biri emeğin ücretsiz kabul edilmesi.

Bir ürünün fiyatı oluşturulurken en az:

hammadde,

paketleme,

elektrik ve diğer üretim giderleri,

üretim için geçen zaman,

platform komisyonu,

ödeme kesintileri,

kargo katkısı,

fire,

hedeflenen kazanç

hesaba katılmalı.

Örneğin örgü bir çantanın ipi 300 TL tutuyorsa ürünün satış fiyatı yalnızca 350 TL olarak belirlenmemeli. Birkaç saat veya birkaç gün süren el emeğinin ekonomik karşılığı da hesaba eklenmeli.

SİPARİŞ ÜZERİNE ÜRETİM DAHA MI GÜVENLİ?

Yeni başlayan küçük üreticiler açısından avantajlı olabilir.

Sipariş üzerine üretimde:

stokta bekleyen ürün azalır,

malzeme gereksiz yere satın alınmaz,

müşteri talebi daha kolay ölçülür.

Özellikle kişiselleştirilmiş:

nakış,

kanaviçe,

isimli ürün,

özel ölçü tekstil,

hediye seti,

tasarım takı

gibi ürünlerde sipariş modeli kullanılabilir.

Ancak teslim tarihinin gerçekçi belirlenmesi önemli. El emeğinde aynı anda çok sayıda sipariş alınması üretim süresini hızla uzatabilir.

KOOPERATİFLER İÇİN 2026’DA HİBE DESTEĞİ VAR MI?

Evet.

Ticaret Bakanlığının 2026 KOOP-DES programında çoğunluğu kadınlardan oluşan ve kadın emeğini değerlendirmeyi amaçlayan kooperatiflerin üretim ve istihdama katkı sağlayacak projeleri destek kapsamına alındı.

2026 programında hibeye esas azami proje tutarı:

makine ve ekipman alımında 1 milyon TL,

bir nitelikli personel için yıllık 420 bin TL,

iki personel için toplam 840 bin TL

olarak belirlendi.

Ortaklarının en az yüzde 90’ı kadınlardan oluşan kooperatiflerde proje tutarının yüzde 75’ine kadarının Bakanlık tarafından karşılanabilmesi öngörüldü. 2026 başvuruları 13 Nisan-15 Mayıs arasında alındı ve Bakanlık 19 Ağustos’ta başvuru sonuçlarının il müdürlüklerine iletildiğini açıkladı.

Dolayısıyla 30 Ağustos itibarıyla 2026 başvuru dönemi kapanmış durumda; yeni dönem duyuruları ayrıca takip edilmeli.

TEK BAŞINA İŞLETME KURACAK KADINLAR KOSGEB’E BAKABİLİR Mİ?

Faaliyetin resmî işletmeye dönüşmesi halinde KOSGEB destekleri de değerlendirilebilir.

KOSGEB’in güncel Girişimci Destek Programında İş Kurma Desteği kapsamında gerçek kişi işletmeler için 10 bin TL, sermaye şirketleri için 20 bin TL kuruluş desteği bulunuyor. Girişimcinin kadın olması halinde kuruluş desteğine 10 bin TL ilave ediliyor. Destek programında personel giderlerine ilişkin ayrı hükümler de bulunuyor.

İş Geliştirme Desteğinde ise desteklenen sektörler daha sınırlı. İmalat dahil belirli sektörlerde 1,5 milyon TL’ye kadar yüzde 80 oranında geri ödemeli destek bulunuyor ve kadın girişimciler için üst limite 150 bin TL eklenebiliyor.

Ancak her ev üretimi faaliyeti otomatik olarak KOSGEB desteği almıyor. İşletmenin faaliyet kodu, kuruluş tarihi ve ilgili program şartlarının kontrol edilmesi gerekiyor.

KOOPERATİF Mİ, TEK BAŞINA SATIŞ MI?

Tek başına satışın avantajı kararların hızlı alınabilmesi.

Üretici:

ürünü,

fiyatı,

satış kanalını,

markayı

kendisi belirleyebilir.

Kooperatif modelinde ise ortak hareket etmek gerekiyor ancak bunun karşılığında:

ortak satış kanalı,

toplu tanıtım,

eğitim,

markalaşma,

hibe programlarına erişim,

ortak ekipman

gibi avantajlar ortaya çıkabiliyor.

Antalya’daki güncel uygulamalar özellikle pazarlama ve satış konusunda kooperatiflerin kamusal destek mekanizmalarına daha kolay dahil olabildiğini gösteriyor.

MİKRO İHRACAT EVDE ÜRETEN KADINLAR İÇİN GERÇEKÇİ Mİ?

Başlangıç aşamasındaki her üretici için ilk hedef olmak zorunda değil.

Ancak küçük, hafif ve yüksek katma değerli ürünler:

takı,

tekstil,

aksesuar,

dekoratif ürün,

bazı paketli yöresel ürünler

uluslararası e-ticaret açısından potansiyel taşıyabilir.

Antalya Ticaret İl Müdürlüğünün 2026 kadın kooperatifleri projesinde mikro ihracatın özel bir çalışma başlığı olarak seçilmesi de bu potansiyele işaret ediyor. Sekiz pilot kooperatif için pazar analizi, markalaşma ve mikro ihracat imkanlarının geliştirilmesi planlandı.

Ancak ihracatta ürün çeşidine göre gümrük, gıda, etiketleme ve kargo kuralları ayrıca devreye giriyor.

EVDE ÜRETİME BAŞLAMADAN ÖNCE NE HESAPLANMALI?

Üretime başlamadan önce basit bir iş planı yapılması kaybı azaltabilir.

Önce şu sorulara yanıt verilebilir:

Ne üretilecek?

Bir ürün kaç saatte hazırlanıyor?

Bir ürünün gerçek maliyeti ne?

Ayda kaç adet üretilebilir?

Müşteri kim?

Satış Instagram’dan mı, pazaryerinden mi, kooperatiften mi olacak?

Kargo yapılacak mı?

Ürün gıda ise hangi kayıtlar gerekiyor?

Vergi muafiyetinin hangi modeli uygun?

Ürünün satış fiyatında ne kadar net kazanç kalıyor?

Bu sorular yanıtlanmadan yalnızca “ürün çok beğeniliyor” düşüncesiyle yüksek miktarda malzeme almak finansal risk yaratabilir.

ANTALYA’DA EVDE ÜRETİM YAPAN KADIN SAYISI BİLİNİYOR MU?

30 Ağustos 2026 itibarıyla Antalya’da evinden düzenli üretim yaparak ürün satan kadınların toplam sayısını gösteren güncel ve kapsamlı bir resmi istatistik bulunmuyor.

Kadın kooperatifleri, esnaf kayıtları, bireysel vergi muafiyetinden yararlananlar ve sosyal medya üzerinden üretim yapanlar farklı sistemlerde yer aldığı için tek bir sayıdan söz etmek mümkün değil.

Bu nedenle “Antalya’da şu kadar kadın evden üretim yapıyor” şeklinde doğrulanmamış bir tahmin vermek doğru olmaz.

Yerel veriler ise kadın emeğinin satış kanallarının aktif olduğunu gösteriyor. Muratpaşa’daki Kadın Kooperatifleri Ürün Satış Mağazasının 41 kooperatife ulaşması ve yalnızca 2026’nın ilk altı ayında 3 milyon 135 bin TL satış geliri sağlaması bunun somut örneklerinden biri.

ANTALYA’DA KADINLAR EVDEN ÜRETİMLE NASIL GELİR ELDE EDEBİLİR?

Antalya’da evden üretim yaparak gelir elde etmek isteyen kadınlar açısından tek bir yöntem bulunmuyor.

Küçük ölçekte el emeği ürün hazırlayıp doğrudan satış yapılabilir. Uygun vergi şartları sağlanıyorsa internet ve sosyal medya kanalları kullanılabilir. Ürün talebi büyüdüğünde pazaryerlerine geçilebilir veya faaliyet resmî bir işletmeye dönüştürülebilir.

Kooperatif modeli ise özellikle tek başına pazarlama yapmakta zorlanan üreticiler açısından alternatif oluşturuyor. Antalya’da kadın kooperatifleri için belediye satış noktaları, ürün tanıtım etkinlikleri, dijital pazarlama eğitimleri ve Ticaret Bakanlığı destekleri bulunuyor.

Gıda üretecek kişiler için ise ilk adımlardan biri ürünün Tarım ve Orman Bakanlığı mevzuatı açısından hangi kayıt veya onay sürecine tabi olduğunu öğrenmek olmalı. Vergi muafiyeti gıda güvenliği yükümlülüklerinin yerine geçmiyor.

En düşük riskli yöntem, başlangıçta küçük üretim yapmak, gerçek maliyeti hesaplamak, ürünün talebini test etmek ve satış kanalı büyüdükçe kayıt, marka ve işletme yapısını da buna göre geliştirmek.

Antalya’daki 2026 uygulamaları kadınların yalnızca üretim yapmasına değil ürün fotoğrafından e-ticarete, markalaşmadan mikro ihracata kadar satışın sonraki aşamalarına yönelik desteklerin de giderek önem kazandığını gösteriyor.