
Antalya’da idari statüsü veya adı değişen köylerin eski isimleri resmî kayıtlardan silikleşse de günlük konuşmalarda, aile hafızasında, mevki adlarında ve yerel kültürde yaşamayı sürdürüyor.
Antalya‘nın kent merkezi kadar Toroslar’daki köyleri de güçlü bir yer adı hafızasına sahip. Akseki’den Korkuteli’ne, Alanya’dan Kaş’a kadar birçok yerleşimde bugün kullanılan isimlerin yanında eski kuşakların kullanmaya devam ettiği başka adlarla karşılaşmak mümkün.
Bazı köylerin isimleri geçmişte değiştirildi, bazı yerleşimlerin idari statüsü yıllar içinde farklılaştı. Büyükşehir sınırlarının genişlemesiyle birlikte Antalya’daki köylerin mahalle statüsüne geçmesi de “köy” kavramının resmî adreslerdeki kullanımını önemli ölçüde değiştirdi.
Ancak idari değişiklikler, eski yer adlarının toplumsal hafızadan aynı hızla kaybolduğu anlamına gelmedi.
Antalya’da köyler mahalleye dönüştü
Antalya’daki kırsal yerleşimlerin idari yapısındaki en kapsamlı değişikliklerden biri 6360 sayılı Kanun ile gerçekleşti.
Büyükşehir belediyelerinin sınırlarını il sınırına genişleten düzenlemeyle Antalya’daki köylerin tüzel kişiliği kaldırılarak bu yerleşimler mahalle statüsüne dönüştürüldü. Böylece daha önce resmî kayıtlarda “köy” olarak geçen çok sayıda yerleşim, belediye sisteminde mahalle olarak yer almaya başladı.
Bu değişiklik köylerin coğrafi olarak ortadan kalkması anlamına gelmedi. Kırsal yaşamın sürdüğü yerlerde “köy” sözcüğü gündelik dilde kullanılmaya devam ederken resmî adreslerde mahalle tanımı öne çıktı.
Bugün bir yerleşim resmî olarak mahalle olsa bile bölgede yaşayan yurttaşların “köye gidiyorum”, “bizim köy” veya “köy yolu” ifadelerini kullanmayı sürdürmesi bu ikili yapının en görünür örneklerinden biri.
Eski isimler tabeladan kalksa da hafızadan kalkmıyor
Antalya’da yalnızca köylerin statüsü değil, bazı yerleşimlerin isimleri de tarih içerisinde değişti.
Bunun dikkat çekici örneklerinden biri Akseki çevresinde görülüyor. Bölgede yapılan tarih ve yer adı çalışmalarında Akseki’nin geçmişte Marla veya Marula adıyla anıldığı belirtiliyor.
Akseki’nin kırsal yerleşimlerinde de benzer örnekler bulunuyor. 2024 yılında yayımlanan ve tarihsel kaynaklara dayanan bir derlemede Güçlüköy’ün Fersin, Kuyucak’ın Ilıarma, Pınarbaşı’nın Manavul, Gümüşdamla’nın Zilan, Dutluca’nın Gelves, Mahmutlu’nun Bergos, Dikmen’in Dedere, Çanakpınar’ın Alavada ve Büyükalan’ın İlvat adlarıyla anıldığı aktarılıyor.
Bu eski isimlerin önemli bir bölümü özellikle bölgeyi uzun yıllardır tanıyan kuşakların konuşmalarında varlığını sürdürüyor.
Dolayısıyla resmî ad değişikliği, yerel kullanımın aynı anda değişmesi anlamına gelmiyor. Bir köy devlet kayıtlarında yeni adıyla yer alırken eski adı onlarca yıl boyunca sözlü kültürde yaşamaya devam edebiliyor.
Resmî kayıtlarda bile eski adların izleri görülebiliyor
Eski köy isimlerinin tamamen kaybolmadığının örnekleri kamu kurumlarının kayıtlarında da görülebiliyor.
Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün köy yerleşik alanlarına ilişkin yayımladığı listede bazı yerleşimlerin güncel isimlerinin yanında eski veya alternatif isimleri parantez içerisinde bulunuyor.
Listede Akseki’deki Taşlıca için “Murtiçi”, Gazipaşa’daki Yakacık için “Kaladıran”, Alanya’daki Domalan için “Keşefli”, Kumluca’daki Altınyaka için ise “Gödene” ifadelerinin kullanılması dikkat çekiyor.
Bu durum eski yer adlarının yalnızca sözlü anlatılarda değil, bazı idari ve teknik belgelerde de referans olarak kullanılmaya devam edebildiğini gösteriyor.
Köy isimleri bize ne anlatıyor?
Yer adlarını inceleyen bilim dalı “toponimi” olarak adlandırılıyor. Yer adları yalnızca bir noktanın nerede olduğunu göstermekle kalmıyor; bölgenin geçmişteki toplulukları, coğrafyası, bitki örtüsü, üretim biçimleri ve kültürel yapısı hakkında da ipuçları taşıyabiliyor.
Antalya’nın yer adları konusunda önemli bir akademik birikim bulunuyor. 2024 yılında yayımlanan Antalya yer adları bibliyografyasında kent ve ilçeleri üzerine hazırlanmış sekiz lisans ve lisansüstü tez, iki kitap, üç kitap bölümü, yirmi iki makale, on altı bildiri ve bir blog yazısı olmak üzere toplam elli iki çalışma tespit edildi.
Bu çalışmalar, Antalya’daki yer adlarının kent tarihi açısından başlı başına bir araştırma alanı oluşturduğunu ortaya koyuyor.
Korkuteli köylerinin adlarında coğrafya ve toplumsal yaşam var
Antalya’nın köy isimleri üzerine ayrıntılı akademik çalışmalar yapılan ilçelerden biri Korkuteli.
Korkuteli’nin köy adlarını inceleyen akademik araştırmada yer adlarının tamamına yakınının Türkçe sözcüklerden oluştuğu belirtiliyor. Çalışma, köy isimlerinin oluşumunda coğrafya, insan toplulukları ve bölgenin tarihsel özelliklerinin izlerinin takip edilebildiğini ortaya koyuyor.
Benzer bir durum Alanya için de geçerli. Alanya’nın yer adlarını inceleyen akademik araştırmalarda boy, sülale ve aile adlarının yanı sıra bitkiler, hayvanlar, coğrafi özellikler, dinî unsurlar ve renklerin yer isimlerinin oluşmasında etkili olduğu belirtiliyor.
Bu nedenle bir köy adının değiştirilmesi yalnızca tabeladaki birkaç harfin değişmesi olarak değerlendirilemiyor. Eski isim, kimi zaman o bölgede yaşayan bir topluluğun, kimi zaman bir ailenin, kimi zaman da artık görünmeyen bir doğal özelliğin kaydını taşıyabiliyor.
Eski köy adı adres olmaktan çıkıp tarif aracına dönüşebiliyor
Yer adlarının yaşamasında gündelik kullanım önemli rol oynuyor.
Bir köyün resmî adı değişmiş olsa bile bölgede yaşayanlar arazi tarif ederken eski ismi kullanabiliyor. Aynı durum yayla, mezarlık, çeşme, dere, tarla, orman ve mevki isimlerinde de görülüyor.
Özellikle kırsal bölgelerde sözlü tarif sistemi resmî adreslerden çok daha ayrıntılı olabiliyor. Bir bölge resmî haritada tek bir mahalle adıyla gösterilirken yurttaşların kullandığı yerel coğrafyada onlarca farklı mevki adı bulunabiliyor.
Bu isimler tapu işlemlerinden tarımsal üretime, hayvancılıktan aileler arasındaki arazi tariflerine kadar gündelik yaşamın içinde varlığını sürdürebiliyor.
Eski kuşaklarla birlikte isimler de kaybolabilir
Yer adlarının önemli bir bölümü yazılı kaynaklardan değil, kuşaktan kuşağa aktarılan bilgilerden öğreniliyor. Bu durum aynı zamanda önemli bir kırılganlık yaratıyor.
Bir yerleşimin eski adını bilen kuşakların azalması, o adın hangi nedenle verildiğinin de unutulmasına yol açabiliyor. Yeni kuşak yalnızca resmî mahalle adını biliyorsa eski isim zaman içerisinde gündelik kullanımdan tamamen çıkabiliyor.
Bu nedenle sözlü tarih çalışmaları köy isimlerinin korunması açısından önem taşıyor. Yaşlı yurttaşlarla yapılacak görüşmeler aracılığıyla yalnızca eski köy isimleri değil; mahalle, yayla, oba, dere, çeşme, değirmen, tarla ve mezarlık adları da kayıt altına alınabilir.
Dijital haritalar eski isimleri görünmez hale getirebilir
Günümüzde adres bulma alışkanlığının büyük ölçüde dijital haritalara taşınması, yerel isimler açısından yeni bir durum yaratıyor.
Navigasyon sistemlerinde çoğunlukla güncel ve resmî isimler kullanılıyor. Eski köy veya mevki adlarının veri tabanlarında bulunmaması durumunda yıllardır kullanılan bir isim dijital ortamda görünmez hale gelebiliyor.
Bu durum özellikle Antalya’nın kırsal ilçelerinde kent hafızasının korunması açısından önem taşıyor. Bir yer adı günlük hayatta kullanılmasına rağmen dijital haritalarda bulunmuyorsa yeni kuşakların bu adı öğrenme ihtimali de azalıyor.
Eski ve yeni isimlerin birlikte kayıt altına alınması, bu nedenle yalnızca tarih araştırmalarının değil dijital kent arşivlerinin de konusu olabilir.
Kaybolan isimler Antalya’nın kırsal hafızasını taşıyor
Antalya’da bugün resmî olarak kullanılmayan veya ikinci plana düşen köy adları, kentin kırsal geçmişinin önemli belgelerinden biri.
Bir köyün eski adı; bölgede yaşayan topluluklardan geçmişte yetiştirilen bir ürüne, bir su kaynağından tarihî yapıya kadar pek çok bilgiyi taşıyabilir. Bu isimlerin kaybolması halinde yalnızca bir sözcük değil, o sözcüğün işaret ettiği kültürel ve coğrafi hafıza da görünmez hale gelebilir.
Antalya’nın eski köy adlarının ilçe ilçe derlenmesi, eski ve yeni isimlerin eşleştirilmesi, isimlerin mümkün olduğunca tarihsel belgelerle doğrulanması ve sözlü tarih anlatılarının kayıt altına alınması bu hafızanın korunmasına katkı sağlayabilir.
Çünkü resmî kayıtlarda artık “mahalle” olarak görünen bir yer, orada yaşayan yurttaşların hafızasında hâlâ köy; tabelada yazmayan eski bir isim ise kimi zaman yüzyılların bıraktığı bir iz olmaya devam ediyor.





