Antalya’da kent içi ısı adası etkisi en çok hangi bölgelerde hissediliyor?

antalya kent içi ısı adası etkisi antalya kent içi ısı adası etkisi
Görsel: Yapay zeka tarafından oluşturulmuştur.

Antalya kent içi ısı adası etkisi, yoğun yapılaşma ve azalan yeşil alanlarla birlikte özellikle Muratpaşa’nın kuzeydoğusu ile Kepez sınırındaki kentsel alanlarda belirginleşiyor.

Antalya’da yaz aylarında aynı anda sahile yakın bir park ile yoğun yapılaşmanın bulunduğu bir mahallede hissedilen sıcaklık arasında belirgin farklar oluşabiliyor. Beton, asfalt ve yapı yoğunluğunun arttığı; ağaç, geçirgen toprak ve su yüzeylerinin azaldığı bölgelerde güneşten alınan enerji yüzeylerde depolanıyor. Bu durum kent merkezlerinin çevresindeki daha yeşil alanlardan daha sıcak hale gelmesine neden olan “kentsel ısı adası” etkisini güçlendiriyor.

Antalya üzerine yapılan güncel akademik çalışmalar, bu etkinin kent genelinde eşit dağılmadığını gösteriyor. Özellikle yoğun yapılaşmış Muratpaşa, Muratpaşa-Kepez geçişi ve son yıllarda yapılaşmanın arttığı bazı kentsel gelişme alanları sıcak yüzeylerin öne çıktığı bölgeler arasında yer alıyor. Buna karşılık yeşil alanların, orman dokusunun ve su yüzeylerinin daha fazla olduğu kesimlerde yüzey sıcaklıklarının düştüğü görülüyor.

Antalya’da ısı adası etkisi en fazla nerede görülüyor?

Mevcut bilimsel çalışmalar Antalya için mahalle mahalle hazırlanmış güncel bir “en sıcak bölgeler sıralaması” sunmuyor. Ancak uydu görüntülerine dayanan araştırmalar, sıcaklığın hangi kentsel dokularda yoğunlaştığını açık biçimde ortaya koyuyor.

2023 verilerini inceleyen Muratpaşa merkezli araştırmada, Muratpaşa ve yakın çevresindeki arazi yüzey sıcaklıklarının 24,1 ile 52,8 derece arasında değiştiği belirlendi. En dikkat çekici alan ise Muratpaşa’nın kuzeydoğusu oldu. Bu kesimde 42,6 ile 52,8 derece arasındaki yüzey sıcaklıklarının geniş bir alana yayıldığı tespit edildi. Araştırmada bunun geniş açık ve çıplak yüzeyler, yapılaşma ve yeşil alan azlığıyla ilişkili olduğu değerlendirildi.

Buradaki rakamların Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından açıklanan hava sıcaklığı olmadığının altını çizmek gerekiyor. Uydu çalışmalarında ölçülen “arazi yüzey sıcaklığı”; asfalt, çatı, beton, toprak veya bitki örtüsünün yüzey sıcaklığını ifade ediyor. Bu nedenle güneş altında kalan asfalt veya çatının sıcaklığı, aynı noktada ölçülen hava sıcaklığından çok daha yüksek olabiliyor.

Muratpaşa’nın kuzeydoğusu dikkat çekiyor

Antalya’daki ısı adası etkisini inceleyen araştırmalarda en güçlü işaretlerden biri Muratpaşa’nın kuzeydoğu kesiminde görülüyor.

2023 yılı analizinde Muratpaşa merkezinin büyük bölümünde 32,4 ile 41,1 derece arasındaki yüzey sıcaklıkları baskın olurken kuzeydoğuda değerlerin hızla yükseldiği ve 42,6-52,8 derece aralığındaki alanların genişlediği belirlendi. Aynı araştırma, Muratpaşa’daki yapılaşmış alanların son yıllarda belirgin biçimde genişlediğine işaret ediyor.

2025 yılında yayımlanan ve Muratpaşa’nın 1984-2024 dönemini inceleyen başka bir akademik çalışma da bu tabloyu destekliyor. Araştırmaya göre dört yıllık değil, yaklaşık 40 yıllık süreçte yapılaşmış alanların genişlemesi yüksek sıcaklık bölgelerini artırdı. 2024 verilerinde yapılaşmış alanlarla yüzey sıcaklığı arasındaki korelasyonun 0,965 düzeyine kadar yükseldiği hesaplandı.

Çalışmada yüksek sıcaklık bölgesindeki yapılaşmış alanların payının 1984’te yüzde 9,11 iken 2024’te yüzde 54,76’ya çıkması da kentsel dönüşümün sıcaklık dağılımı üzerindeki etkisini gösteren önemli sonuçlardan biri oldu.

Muratpaşa-Kepez sınırında sıcaklık neden artıyor?

Araştırmaların dikkat çektiği bir diğer bölge Muratpaşa ile Kepez’in birleştiği kentsel kuşak.

Geçmiş yıllara ait uydu verilerinde de Muratpaşa-Kepez sınırına yaklaşıldığında yüzey sıcaklıklarının yükseldiği görülüyor. Kentleşmenin zaman içinde Muratpaşa’dan kuzeye, Kepez yönüne doğru ilerlemesi; yapı yoğunluğunun, ulaşım yüzeylerinin ve geçirimsiz alanların genişlemesi bu bölgedeki sıcaklık baskısını artıran faktörler arasında değerlendiriliyor.

2023 verilerinde Muratpaşa çevresindeki komşu ilçelere uzanan birçok bölümde yüzey sıcaklıklarının genel olarak 39,8 ile 44,3 derece aralığında değiştiği belirlendi. Araştırma ayrıca Kepez’in kuzeyindeki bazı alanların çıplak araziye, doğusundaki alanların ise yapılaşmış yüzeylere dönüştüğüne dikkat çekiyor.

Bu nedenle Kepez’in tamamını “Antalya’nın en sıcak ilçesi” şeklinde tanımlamak bilimsel açıdan doğru değil. Ancak Muratpaşa ile birleşen yoğun kentsel doku ve yapılaşmanın hızlandığı kesimler ısı adası açısından dikkat edilmesi gereken bölgeler arasında bulunuyor.

Konyaaltı her yerde serin değil

Denize yakınlığı nedeniyle Konyaaltı’nın tamamının diğer merkez ilçelerden daha serin olduğu düşünülebiliyor. Uydu verileri ise ilçe içerisinde de önemli sıcaklık farklarının bulunduğunu gösteriyor.

2023 yılındaki Muratpaşa ve çevresi analizinde Konyaaltı, 28,2-36,6 derece arasındaki yüzey sıcaklıklarının en yaygın görüldüğü komşu ilçe olarak öne çıktı. Bu durum Konyaaltı’nın bazı kesimlerinde deniz, yeşil alan ve farklı arazi örtülerinin soğutucu etkisinin daha güçlü olduğunu düşündürüyor.

Ancak 2025 yılında yayımlanan Konyaaltı araştırması, ilçenin yapılaşmış bölümlerinde sıcaklığın önemli ölçüde yükselebildiğini ortaya koydu. Çalışmada Konyaaltı genelinde arazi yüzey sıcaklıkları 30 ile 51,8 derece arasında ölçülürken ortalama değer 40,2 derece olarak hesaplandı. Yapay yüzeylerin ortalama sıcaklığı ise 40,7 derece oldu.

Özellikle Muratpaşa ve Kepez sınırına yakın doğu-kuzeydoğu kesimlerinde yapılaşmış kentsel doku, ulaşım altyapısı ve ticari-endüstriyel alanların yoğunluğu sıcak yüzeylerin oluşmasında etkili oluyor. Buna karşılık yeşil alanlarda yüzey sıcaklığının 30,4 dereceye kadar düşebildiği belirlendi.

Aksu’da yapılaşan alanlar gelecekte daha önemli hale gelebilir

Aksu’nun önemli bölümünde tarım alanları bulunması kentsel merkezlere kıyasla farklı bir yüzey yapısı oluşturuyor. Ancak Antalya’nın doğuya doğru büyümesi ve Aksu’daki yeni yapılaşma alanları sıcaklık açısından yakından izlenmesi gereken bir değişim yaratıyor.

Muratpaşa ve çevresini inceleyen arazi kullanım analizinde Aksu’daki bitkisel ve tarımsal alanların bir bölümünün zaman içerisinde yapılaşmış alanlara dönüştüğü belirtildi. Aynı çalışma, kuzey Aksu’daki iğne yapraklı orman alanlarında ve doğudaki sürekli sulanan tarım alanlarında da kayıplar yaşandığını ortaya koydu.

Antalya’nın beş merkez ilçesini birlikte değerlendiren 2007-2022 araştırması da kentleşmiş alanların, sanayi bölgelerinin ve çıplak yüzeylerin genişlemesine karşılık bitki örtüsünün kapladığı alanın daraldığını ortaya koyuyor. Araştırmada yüzey sıcaklığı ile bitki yoğunluğu arasında güçlü ters yönlü ilişki tespit edildi.

Bu nedenle Aksu’da özellikle tarım alanlarından yoğun yapılaşmaya dönüşen yeni gelişme bölgeleri, gelecekte kent içi ısı adası açısından daha önemli hale gelebilir.

Döşemealtı’nın yeşil dokusu sıcaklığı nasıl etkiliyor?

Döşemealtı, Antalya’nın merkez ilçeleri arasında orman ve tarımsal alan varlığının yüksek olduğu bölgelerden biri. Araştırmalarda Döşemealtı’nın Muratpaşa çevresindeki ilçeler içinde orman ve bitkisel-tarımsal alanların en fazla bulunduğu kesimlerden olduğu belirtiliyor.

Bu durum ilçenin geniş bir bölümünde yoğun kent merkezlerine kıyasla daha farklı bir mikroiklim oluşturabilse de Döşemealtı da hızlı yapılaşmadan bağımsız değil. Çalışmalar tarım ve bitki örtüsü alanlarının bazı bölümlerde yapılaşmış alanlara dönüştüğünü gösteriyor. Bu dönüşümün sürmesi halinde bugün daha serin kalan alanlarda ilerleyen yıllarda sıcak yüzeylerin genişlemesi beklenebilir.

Antalya’nın en sıcak noktalarını beton ve asfalt mı belirliyor?

Araştırmaların ortak sonucu büyük ölçüde bu yönde. Kent içindeki sıcaklık yalnızca denize uzaklık veya rakımla açıklanamıyor. Bir bölgenin ne kadar beton, asfalt, çatı, çıplak toprak, ağaç, park veya su yüzeyi içerdiği de belirleyici oluyor.

Muratpaşa üzerine 2025 yılında yayımlanan çalışmada 2024 yılı arazi kullanım sınıfları sıcaklığa göre sıralandığında en yüksek yüzey sıcaklıklarının yapılaşmış alanlarda olduğu görüldü. Bunları tarım ve çıplak alanlar izlerken yeşil alanlar ve özellikle su yüzeyleri daha düşük sıcaklıklarla ilişkilendirildi.

Ağaçlar güneş ışığını keserek gölge oluştururken bitkilerin evapotranspirasyon süreci çevrenin soğumasına katkı sağlıyor. Toprak ve geçirgen yüzeyler de asfalt ve beton kadar yoğun ısı depolamıyor. Bu nedenle aynı mahallede geniş bir parkın çevresiyle birkaç sokak ötedeki asfalt ve yapı yoğunluğu yüksek alan arasında önemli sıcaklık farkları oluşabiliyor.

Geniş yollar ve otoparklar da ısı adasını büyütebiliyor

Kentsel ısı adası yalnızca bina sayısıyla ilişkili değil. Geniş asfalt yollar, açık otoparklar, büyük çatı yüzeyleri, sanayi ve ticaret alanları ile gölgesiz meydanlar da gün boyunca yüksek miktarda güneş enerjisi depoluyor.

Bu yüzeyler akşam saatlerinde biriktirdikleri ısıyı çevreye vermeye devam ettiği için kent merkezlerinin gece boyunca daha yavaş soğumasına neden olabiliyor. Klasik anlamdaki kentsel ısı adası etkisinin insan sağlığı açısından en önemli yönlerinden biri de gece sıcaklıklarının yeterince düşmemesi.

Bu nedenle Antalya’da yalnızca yeni parkların sayısı değil, sokakların ne kadar gölgelendirildiği, ağaçların sürekliliği, yapıların hava akımını kesip kesmediği ve asfalt yüzeylerin büyüklüğü de kentsel sıcaklık açısından önem taşıyor.

Antalya Büyükşehir Belediyesi ısı adası riskini eylem planına aldı

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin iklim çalışmalarında da kent içi ısı adası ayrı bir risk başlığı olarak ele alınıyor. Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı’nda Antalya için “kentsel ısı adası bağlamında etkilenebilirlik haritalarının hazırlanması” eylemine yer veriliyor.

Antalya Afet Risk Azaltma ve İklim Eylem Planı’nda ise sıcak hava dalgası ve şehir ısı adası etkisinin azaltılması amacıyla yeşil alanların artırılması, kent içinde hava koridorlarına uygun dönüşüm sağlanması ve binalarda güneş ışığını daha fazla yansıtan yüksek albedolu yüzeylerin teşvik edilmesi öneriliyor.

Büyükşehir Belediyesi ayrıca iklim uyum çalışmalarında yeşil altyapının geliştirilmesi, yüksek ve ani değişen sıcaklıkların yönetilmesi ve iklime dirençli kentsel tasarım uygulamalarını temel başlıklar arasında gösteriyor.

Isı adası etkisini azaltmak için kentte neler yapılabilir?

Antalya’daki araştırmalar sıcak yüzeylerle yeşil alanlar arasındaki farkın yalnızca teorik olmadığını ortaya koyuyor. Bu nedenle park sayısının artırılmasının yanında ağaç gölgesinin sokak boyunca devamlılığının sağlanması, mevcut yeşil alanların korunması ve birbirine bağlanan yeşil koridorların oluşturulması önem taşıyor.

Geniş otopark ve meydanlarda gölgelendirme yapılması, geçirgen yüzeylerin artırılması, açık renkli ve güneş ışığını daha fazla yansıtan yapı malzemelerinin tercih edilmesi, yeşil çatılar ve cephelerin yaygınlaştırılması ile kentteki hava koridorlarının yapılaşmayla kesilmemesi alınabilecek önlemler arasında bulunuyor.

Özellikle okul çevreleri, toplu taşıma durakları, yoğun yaya güzergâhları ve yaşlı nüfusun yoğun olduğu mahallelerde gölgelendirme çalışmalarının artırılması, aşırı sıcakların insan sağlığı üzerindeki etkisini azaltmak açısından da önem taşıyor.

Antalya’da ısı adası sorunu yalnızca Muratpaşa ile sınırlı değil

Güncel çalışmaların ortaya koyduğu tabloya göre Antalya’da kentsel ısı adası açısından en dikkat çekici sıcaklık kümelerinden biri Muratpaşa’nın kuzeydoğusunda bulunuyor. Muratpaşa-Kepez geçişindeki yoğun kent dokusu da yüksek yüzey sıcaklıklarıyla öne çıkıyor. Konyaaltı genel olarak bazı komşu merkez ilçelere göre daha düşük sıcaklık sınıflarının yaygın olduğu bir görünüm sergilese de yoğun yapılaşmış doğu ve kuzeydoğu kesimlerinde sıcak yüzeyler bulunuyor.

Aksu ve Döşemealtı’nda ise tarım, orman ve yeşil alanların varlığı önemli bir soğutucu unsur oluştururken bu alanların yapılaşmaya dönüşmesi gelecekte ısı adası etkisinin yeni bölgelere yayılması açısından risk yaratıyor.

Dolayısıyla Antalya’da “en sıcak ilçe hangisi?” sorusundan çok, “hangi yüzeyler ve hangi kent dokuları daha fazla ısınıyor?” sorusu önem kazanıyor. Uydu verileri, yoğun beton ve asfalt yüzeylerin bulunduğu, bitki örtüsünün azaldığı ve yapılaşmanın hızlandığı alanların sıcaklık açısından dezavantajlı olduğunu; yeşil ve su yüzeylerinin ise kent için doğal bir soğutma sistemi işlevi gördüğünü ortaya koyuyor.