Antalya’da kiracı hakları: Kira artışı, tahliye, depozito

Antalya emlak vergisi ödeme Antalya emlak vergisi ödeme
Görsel: Envato

Antalya kiracı hakları 2026 yılında kira artışı, tahliye, depozito ve arabuluculuk başlıklarıyla gündemde.

Antalya’da kiracı hakları 2026 yılında yüksek kira bedelleri, yenilenen sözleşmeler, tahliye talepleri ve depozito iadesi nedeniyle yurttaşların en çok araştırdığı konular arasında yer alıyor. Konut kiralarında artış oranı, tahliye şartları ve depozito uygulamaları Türk Borçlar Kanunu’na göre belirleniyor.

ANTALYA’DA KİRACI HAKLARI 2026 YILINDA NASIL UYGULANIYOR?

Antalya’da kiracı hakları, Türkiye genelinde olduğu gibi Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre uygulanıyor. Kiracı ile ev sahibi arasında yapılan kira sözleşmesi, tarafların temel hak ve yükümlülüklerini belirliyor.

Konut kiralarında kiracının en temel hakları arasında sözleşme süresinin korunması, yasal sınırı aşan kira artışına karşı itiraz edebilme, usulsüz tahliye taleplerine karşı hukuki yollara başvurabilme ve depozitonun kanuna uygun şekilde iadesini isteme hakkı bulunuyor.

2026’DA KİRA ARTIŞI NASIL HESAPLANIYOR?

2026 yılında konut ve çatılı iş yeri kiralarında kira artışı, TÜFE’nin 12 aylık ortalamasına göre hesaplanıyor. Ev sahibi, yenilenen kira döneminde yasal üst sınırı aşan bir artış talep edemiyor.

2 Temmuz 2026 itibarıyla TÜİK’in yayımladığı en güncel veri Mayıs 2026 dönemine ait. Bu veriye göre TÜFE’nin 12 aylık ortalaması yüzde 32,24 olarak açıklandı. Haziran 2026 enflasyon verisi açıklandığında Temmuz ayında uygulanacak yeni kira artış oranı da netleşecek.

EV SAHİBİ TÜFE’NİN ÜZERİNDE ZAM YAPABİLİR Mİ?

Ev sahibi, konut kiralarında TÜFE’nin 12 aylık ortalamasını aşan kira artışını tek taraflı olarak uygulayamaz. Sözleşmede daha yüksek bir artış oranı yazılı olsa bile yasal sınırı aşan kısım geçerli kabul edilmez.

Taraflar, yasal üst sınırın altında bir artış oranında anlaşabilir. Ancak kiracının kabul etmediği ve kanuni sınırı aşan artış talepleri için ev sahibinin doğrudan tahliye yoluna gitmesi mümkün değildir.

YÜZDE 25 KİRA ARTIŞ SINIRI DEVAM EDİYOR MU?

Konut kiralarında bir dönem uygulanan yüzde 25 kira artış sınırı 2026 yılında uygulanmıyor. Bu nedenle 2026’da kira artışlarında temel ölçüt yeniden TÜFE’nin 12 aylık ortalaması oldu.

Bu durum, ev sahibinin istediği oranda zam yapabileceği anlamına gelmiyor. Kira artışında yine yasal üst sınır bulunuyor ve bu sınır TÜİK tarafından açıklanan 12 aylık ortalama TÜFE oranına göre belirleniyor.

KİRA SÖZLEŞMESİ BİTTİ DİYE KİRACI ÇIKARILABİLİR Mİ?

Konut kiralarında sözleşme süresinin dolması, ev sahibine tek başına tahliye hakkı vermez. Kiracı, belirli süreli kira sözleşmesinin bitiminden en az 15 gün önce yazılı bildirimde bulunmadıkça sözleşme aynı koşullarla bir yıl uzamış sayılır.

Ev sahibi, yalnızca sözleşme süresinin bittiğini ileri sürerek kiracıyı çıkaramaz. Bu nedenle “sözleşme bitti, evi boşalt” şeklindeki talepler tek başına tahliye için yeterli değildir.

EV SAHİBİ HANGİ DURUMLARDA TAHLİYE İSTEYEBİLİR?

Ev sahibi, ancak kanunda belirtilen nedenlerin bulunması halinde tahliye talebinde bulunabilir. Bu nedenler arasında konut ihtiyacı, yeni malik ihtiyacı, esaslı tadilat veya yeniden inşa, kira borcunun ödenmemesi, yazılı tahliye taahhüdü ve iki haklı ihtar gibi başlıklar yer alıyor.

Tahliye sürecinde her durumun kendi içinde süre, bildirim ve dava şartları bulunuyor. Bu nedenle tahliye taleplerinde sözlü bildirimler yerine yazılı belgeler, tebligatlar ve yasal süreler belirleyici oluyor.

EV SAHİBİ “KENDİM OTURACAĞIM” DİYEREK KİRACIYI ÇIKARABİLİR Mİ?

Ev sahibinin kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişiler için konut ihtiyacı doğması halinde tahliye davası açılabilir. Ancak bu iddianın gerçek, samimi ve zorunlu bir ihtiyaca dayanması gerekir.

Ev sahibinin yalnızca “kendim oturacağım” demesi, kiracının hemen çıkması gerektiği anlamına gelmez. Kiracı çıkmazsa tahliye için yasal sürecin işletilmesi ve mahkeme kararı alınması gerekir.

YENİ EV SAHİBİ KİRACIYI ÇIKARABİLİR Mİ?

Kiralanan konut satılırsa yeni malik de belirli şartlarda tahliye talep edebilir. Yeni malikin konut veya iş yeri ihtiyacına dayanması, kanunda öngörülen bildirim ve dava sürelerine uyması gerekir.

Konutun satılması, kira sözleşmesini kendiliğinden sona erdirmez. Yeni ev sahibi, eski kira sözleşmesinin tarafı haline gelir. Kiracı, yasal süreç tamamlanmadan yalnızca satış nedeniyle evi boşaltmak zorunda değildir.

TAHLİYE TAAHHÜDÜ NEDİR?

Tahliye taahhüdü, kiracının belirli bir tarihte evi boşaltacağını yazılı olarak kabul ettiği belgedir. Ancak bu belgenin geçerli olabilmesi için kiralananın tesliminden sonra verilmiş olması ve tahliye tarihinin açıkça belirtilmesi gerekir.

Kira sözleşmesi imzalanırken aynı anda alınan tahliye taahhütleri, uygulamada sıkça tartışma konusu oluyor. Kiracı, baskı altında veya boş tarihli belge imzaladığını ileri sürüyorsa bu durum hukuki uyuşmazlık konusu olabilir.

KİRA ÖDENMEZSE TAHLİYE SÜRECİ NASIL İŞLER?

Kiracının kira borcunu ödememesi halinde ev sahibi yazılı ihtar veya icra takibi yoluyla ödeme talep edebilir. Kiracıya borcu ödemesi için yasal süre tanınır.

Kira borcu nedeniyle tahliye sürecinde yalnızca gecikmiş ödeme değil, ihtarın usulüne uygun yapılması ve sürelerin doğru işletilmesi de önem taşır. Bu nedenle kira borcu nedeniyle tahliye talepleri belgelere ve yasal prosedüre göre değerlendirilir.

DEPOZİTO NE KADAR OLABİLİR?

Konut ve çatılı iş yeri kiralarında depozito, en fazla üç aylık kira bedeli kadar olabilir. Üç aylık kira bedelini aşan depozito talebi kanuni sınırı aşar.

Depozito, kiralanan taşınmazda oluşabilecek zararlar veya ödenmemiş kira ve yan giderler için güvence niteliği taşır. Ancak ev sahibi, hiçbir gerekçe göstermeden depozitoyu elinde tutamaz.

DEPOZİTO NASIL İADE EDİLİR?

Kanuna göre depozito para olarak verilecekse kiraya verenin onayı olmadan çekilemeyecek şekilde vadeli bir banka hesabına yatırılması gerekir. Banka, depozitoyu tarafların rızasıyla, kesinleşmiş icra takibiyle veya kesinleşmiş mahkeme kararıyla iade edebilir.

Kira sözleşmesi sona erdikten sonra ev sahibi üç ay içinde kiracıya karşı dava açtığını veya icra ya da iflas yoluyla takip başlattığını bankaya yazılı olarak bildirmezse, banka kiracının talebi üzerine güvence bedelini iade etmekle yükümlüdür.

EV SAHİBİ DEPOZİTOYU HANGİ DURUMLARDA KESEBİLİR?

Ev sahibi, kiralananda olağan kullanım dışı zarar varsa veya kiracının ödenmemiş kira, aidat ya da yan gider borcu bulunuyorsa depozitodan kesinti talep edebilir. Ancak bu kesintinin somut belgeye, fatura veya tespit tutanağına dayanması gerekir.

Normal kullanım nedeniyle oluşan eskime, yıpranma veya boya badana ihtiyacı her zaman kiracıya yüklenemez. Depozito kesintisi yapılacaksa hasarın niteliği, taşınmazın teslim anındaki durumu ve sözleşme hükümleri birlikte değerlendirilir.

KİRACI HANGİ BELGELERİ SAKLAMALI?

Kiracının kira sözleşmesini, ödeme dekontlarını, aidat makbuzlarını, depozito ödendiğine dair belgeleri, ev teslim tutanağını ve ev sahibiyle yapılan yazışmaları saklaması önem taşıyor.

Özellikle kira artışı, depozito iadesi ve tahliye uyuşmazlıklarında yazılı belge belirleyici oluyor. Elden yapılan ödemelerde makbuz alınması, banka ödemelerinde açıklama kısmına hangi aya ait kira olduğunun yazılması kiracı açısından önem taşıyor.

KİRA UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK ZORUNLU MU?

Kira ilişkisinden kaynaklanan birçok uyuşmazlıkta dava açmadan önce arabulucuya başvurulması gerekiyor. Arabuluculuk, 1 Eylül 2023’ten bu yana kira uyuşmazlıklarında dava şartı olarak uygulanıyor.

Kira tespiti, tahliye, depozito, kira alacağı ve benzeri uyuşmazlıklarda taraflar öncelikle arabuluculuk sürecine başvuruyor. Anlaşma sağlanamazsa dava yolu gündeme geliyor.

ANTALYA’DA KİRACILAR NELERE DİKKAT ETMELİ?

Antalya’da kiracıların özellikle kira artış oranı, sözleşme süresi, depozito miktarı, aidat ve yan giderler, tahliye taahhüdü ve yazılı bildirimler konusunda dikkatli olması gerekiyor.

Yüksek kira talebi, sözleşme yenileme baskısı, sözlü tahliye isteği veya depozito iadesi sorunu yaşayan kiracılar, belgelerini saklayarak hukuki destek almalı. Somut uyuşmazlıklarda sürelerin kaçırılmaması, hak kaybını önlemek açısından önem taşıyor.