
Antalya’nın toplam nüfusu artarken bazı kırsal ilçeler nüfus kaybediyor. Eğitim, iş olanakları, tarımsal gelir ve hizmetlere erişim gençlerin kararlarında belirleyici.
Antalya nüfus almaya devam eden kentlerden biri olmasına rağmen bu büyüme kentin tamamına eşit dağılmıyor. Sahil kuşağı, merkez ilçeler ve kentleşmenin hızlandığı bölgelerde nüfus artarken özellikle Toroslar’ın iç kesimlerindeki bazı kırsal ilçelerde ters yönde bir hareket görülüyor.
TÜİK’in 2025 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre Antalya’nın nüfusu 2 milyon 777 bin 677 kişiye yükseldi. Antalya, Türkiye’nin nüfusu en yüksek beşinci ili konumunda bulunuyor.
Ancak ilçe verileri aynı dönemde farklı bir tablo ortaya koyuyor. 2024’ten 2025’e Gündoğmuş’un nüfusu 7 bin 353’ten 6 bin 953’e, İbradı’nın 3 bin 411’den 3 bin 256’ya, Elmalı’nın 41 bin 853’ten 41 bin 550’ye, Korkuteli’nin ise 58 bin 728’den 58 bin 381’e geriledi. 2024 değerleri Antalya Büyükşehir Belediyesi faaliyet raporunda, 2025 değerleri ise ADNKS sonuçlarını aktaran güncel ilçe nüfus tablolarında yer alıyor.
Bu değişim yalnız gençlerin göçünü ölçmüyor; rakamlar ilçelerin toplam nüfusunu gösteriyor. Eylül 2026 itibarıyla Antalya’nın bütün kırsal mahallelerini yaş gruplarına göre karşılaştıran, kaç gencin hangi mahalleden ayrıldığını ortaya koyan tek bir güncel açık veri seti bulunmuyor.
Buna rağmen hem güncel göç istatistikleri hem Antalya’nın tarımsal ve mekânsal yapısı, genç nüfusun kırsaldan uzaklaşmasının arkasında birden fazla neden bulunduğunu gösteriyor.
Antalya büyürken Gündoğmuş ve İbradı neden küçülüyor?
2024-2025 arasındaki değişim kırsal karakteri belirgin ilçelerde daha görünür.
Gündoğmuş: 7.353 kişiden 6.953 kişiye
Değişim: 400 kişi azalma, yaklaşık yüzde 5,4
İbradı: 3.411 kişiden 3.256 kişiye
Değişim: 155 kişi azalma, yaklaşık yüzde 4,5
Elmalı: 41.853 kişiden 41.550 kişiye
Değişim: 303 kişi azalma, yaklaşık yüzde 0,7
Korkuteli: 58.728 kişiden 58.381 kişiye
Değişim: 347 kişi azalma, yaklaşık yüzde 0,6
Aynı dönemde Antalya’nın toplam nüfusu artarken Kepez, Döşemealtı, Aksu, Alanya ve Serik gibi ilçelerde nüfus yükseldi.
Dolayısıyla Antalya’daki demografik değişimi yalnız “kentin nüfusu artıyor” şeklinde okumak kırsaldaki tabloyu gizleyebiliyor.
Önce önemli bir ayrım: Antalya’da köylerin büyük bölümü artık mahalle
Antalya’daki kırsal nüfusu değerlendirirken idari yapı önemli bir veri sorunu yaratıyor.
6360 sayılı düzenlemenin ardından Antalya Büyükşehir Belediyesi sınırlarının il sınırlarına genişlemesiyle eski köylerin önemli bölümü mahalle statüsüne geçti. Böylece idari olarak “mahalle” olarak görünen birçok yerleşim tarım, hayvancılık, nüfus yoğunluğu ve yerleşim biçimi açısından kırsal özelliklerini korumaya devam etti.
Antalya Büyükşehir Belediyesinin iklim ve afet planında da eski köy statüsündeki 500’ü aşkın yerleşimin kırsal fonksiyonlarının sürdüğü, belgede 543 yerleşimin kırsal mahalle niteliğinde değerlendirildiği belirtiliyor.
Bu nedenle Antalya’da “mahalle nüfusu” ile “kentli nüfus” aynı anlama gelmiyor.
İbradı’nın, Akseki’nin, Gündoğmuş’un ya da Elmalı’nın dağlık kesimlerindeki bir mahalle ile Muratpaşa merkezindeki yoğun bir mahallenin aynı idari sınıfta bulunması, kırsal genç nüfusun değişimini istatistiklerden doğrudan okumayı güçleştiriyor.
Gençlerin göçünde ilk neden eğitim
Kırsalda genç nüfusun azalmasının en güçlü nedenlerinden biri eğitim.
TÜİK’in 2025 İç Göç İstatistiklerine göre Türkiye’de iller arasında en fazla hareket eden yaş grubu 20-24 yaş oldu. Bu yaş grubunda 480 bin 185 kişi yıl içinde iller arası göç etti.
20-24 yaş grubunda göç edenlerin:
179 bin 612’si eğitim,
75 bin 591’i işe başlamak veya iş bulmak,
42 bin 391’i daha iyi konut ve yaşam koşulları
nedeniyle yer değiştirdi.
Bu veriler Antalya’nın kırsal mahallelerine özgü değil. Ancak gençlerin Türkiye genelindeki hareketliliğinin hangi dönemde ve hangi gerekçelerle yoğunlaştığını gösteriyor.
Lise, meslek eğitimi veya üniversite için kırsal yerleşimden ayrılan bir gencin eğitim sonrasında tekrar aynı mahalleye dönmesi ise garanti değil.
Üniversiteye giden genç neden geri dönmüyor?
Sorunun önemli bölümü eğitim göçünün kalıcı hale gelmesi.
Genç bir kişi lise veya üniversite için Antalya kent merkezine, başka bir ilçeye ya da başka bir ile taşındığında yeni bir sosyal ve ekonomik çevreye giriyor.
Mezuniyet sonrasında mesleğine uygun iş kırsal mahallede bulunmuyorsa dönüş ihtimali azalıyor.
Örneğin mühendislik, sağlık, yazılım, iletişim, tasarım, hizmet sektörü veya uzmanlaşmış teknik mesleklerde çalışmak isteyen bir genç için küçük bir kırsal yerleşimde aynı sayıda iş seçeneğinin bulunması mümkün değil.
Bu nedenle eğitim için başlayan hareketlilik zamanla istihdam göçüne dönüşebiliyor.
İş bulmak gençleri kırsaldan uzaklaştırıyor mu?
TÜİK’in 2025 verileri, 20-24 yaş grubundaki göçün eğitimden sonraki önemli nedenlerinden birinin işe başlamak veya iş bulmak olduğunu gösteriyor.
Antalya açısından buna özel bir unsur daha ekleniyor: turizm ve hizmet ekonomisi.
Kıyı ilçelerinde otelcilik, restoran, perakende, ulaşım, eğlence, teknik hizmetler ve turizme bağlı farklı sektörler gençlere tarım dışında geniş bir iş piyasası sunuyor.
Antalya İl Tarım Müdürlüğünün sebzecilik master planında da turizmin oluşturduğu yeni istihdam olanaklarının kırsaldan kente göçü teşvik ettiği, genç nüfusun köylerden ayrılmasının tarımsal iş gücü üzerinde baskı oluşturduğu uzun süredir yapısal sorunlar arasında gösteriliyor.
Bu belge güncel bir 2026 göç ölçümü değil; ancak Antalya tarımında uzun süredir bilinen yapısal sorunu ortaya koyuyor.
Gençlerin kırsaldan ayrılması sadece maaş meselesi mi?
Hayır.
Düzenli gelir önemli ancak tek belirleyici değil.
Bir genç kırsalda kalıp kalmayacağına karar verirken aynı anda:
gelir düzeyini,
iş güvencesini,
çalışma saatlerini,
sosyal güvenceyi,
eğitim olanaklarını,
sağlık hizmetlerine ulaşımı,
toplu taşımayı,
internet altyapısını,
sosyal ve kültürel yaşamı,
konut imkanlarını,
gelecekte çocuk sahibi olduğunda okul seçeneklerini
de değerlendirebilir.
TÜİK’in 2025 verilerinde “daha iyi konut ve yaşam koşulları”nın bütün yaş gruplarında en önemli göç gerekçelerinden biri olması da göç kararının yalnız iş üzerinden açıklanamayacağını gösteriyor.
Tarım gençler için yeterince gelir sağlayabiliyor mu?
Antalya Türkiye’nin en güçlü tarım merkezlerinden biri olmasına rağmen tarımsal üretimin büyüklüğü her üreticinin yüksek ve düzenli gelir elde ettiği anlamına gelmiyor.
Üretici açısından:
gübre,
mazot,
elektrik,
yem,
fide,
tohum,
işçilik,
sulama,
sera malzemeleri,
tarımsal ilaçlar
önemli maliyet kalemleri oluşturuyor.
Bunlara ürün fiyatındaki dalgalanmalar, hava olayları ve pazarlama riski eklendiğinde genç bir üretici için yıl boyunca öngörülebilir gelir sağlamak zorlaşabiliyor.
Bu durum ücretli ve düzenli bir kent işi ile tarımsal üretim arasında tercih yapacak gençler açısından belirleyici olabiliyor.
Antalya’da tarım işletmelerinin küçük olması etkili mi?
Etkileyebilir.
Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün tarımsal yapı verilerine göre kentte tarım işletmesi başına ortalama arazi büyüklüğü 22 dekar. Türkiye ortalaması ise aynı belgede 67,64 dekar olarak veriliyor.
Antalya’daki işletmelerde ortalama parsel sayısı da beş.
Küçük ve parçalı araziler bazı üretim modellerinde yüksek değer yaratabilse de ölçek ekonomisi, makineleşme, sulama yatırımı ve üretim maliyetlerinin paylaşılması açısından dezavantaj oluşturabiliyor.
Miras yoluyla arazinin daha fazla parçalanması da genç kuşağın tek başına geçinebileceği ekonomik büyüklüğe ulaşmasını zorlaştırabiliyor.
Antalya’nın sebzecilik planında da arazilerin miras yoluyla parçalanması ve küçük, dağınık aile işletmeleri üretim maliyetlerini artıran yapısal sorunlardan biri olarak tanımlanıyor.
“Tarımı sevmiyorlar” demek doğru mu?
Sorunu bu şekilde açıklamak fazla basitleştirici olur.
Gençlerin kırsaldan ayrılması yalnız tarıma ilgi duymamalarıyla açıklanamaz.
Bir gencin üretime devam edebilmesi için:
araziye erişmesi,
başlangıç sermayesi bulması,
ürününü satabilmesi,
gelirini öngörebilmesi,
sosyal güvenceye sahip olması,
teknolojiye erişmesi,
kırsalda yaşamını sürdürebileceği kamu hizmetlerini bulması
gerekiyor.
Dolayısıyla genç nüfusun azalması kültürel bir “köyde yaşamak istememe” sorunu olmaktan çok ekonomik ve sosyal koşulların birlikte oluşturduğu bir sonuç.
Tarım dışı işlerin azlığı da önemli
Kırsal kalkınmanın yalnız çiftçiliğin desteklenmesi şeklinde ele alınması genç nüfus açısından yeterli olmayabilir.
Her kırsal genç çiftçi olmak istemiyor.
Bir mahallede tarım güçlü olsa bile:
teknisyen,
öğretmen,
grafik tasarımcı,
yazılımcı,
mekanik ustası,
sağlık çalışanı,
muhasebeci,
kültür-sanat çalışanı
olarak yaşamak isteyen gençlerin de iş imkanına ihtiyacı var.
Kırsalda yalnız tarımsal istihdam bulunması, eğitim düzeyi yükselen genç nüfus için seçenekleri daraltabiliyor.
Bu nedenle gençlerin kırsalda kalmasını sağlayacak politikaların tarımın yanında tarıma dayalı sanayi, işleme, paketleme, lojistik, e-ticaret, bakım hizmetleri, turizm ve uzaktan çalışmayı da kapsaması gerekiyor.
Antalya’nın kırsalında ulaşım neden kritik?
Kırsal mahalle ile ilçe merkezi arasındaki mesafe gençlerin gündelik hayatını doğrudan etkiliyor.
İş, okul, hastane veya sosyal yaşam için her gün onlarca kilometre yol gitmek gerekiyorsa özel araca bağımlılık artıyor.
Özellikle nüfusu düşük dağ mahallelerinde toplu taşımanın seyrek olması:
eğitime erişimi,
iş seçeneklerini,
sağlık hizmetlerine ulaşmayı,
sosyal yaşama katılımı
zorlaştırabilir.
Bu durum doğrudan Antalya’ya özgü güncel bir “gençlerin yüzde X’i ulaşım nedeniyle göç ediyor” verisiyle ölçülmüş değil.
Ancak TÜİK’in daha iyi yaşam ve konut koşullarını önemli göç nedenleri arasında göstermesi, ulaşım ve günlük hizmetlere erişimin göç kararının parçası olduğunu ortaya koyuyor.
Sağlık ve eğitim hizmetleri nüfusu etkiliyor mu?
Özellikle küçük nüfuslu mahallelerde etkileyebilir.
Genç bir aile için yalnız kendi işi değil çocuklarının eğitimine erişimi de önemli.
Okulun başka bir mahallede veya ilçe merkezinde bulunması, servis zorunluluğu, sağlık hizmetleri için uzun mesafe gidilmesi ve kamusal hizmetlerin merkezileşmesi kırsalda yaşam maliyetini yalnız para üzerinden değil zaman üzerinden de artırıyor.
Antalya İl Tarım Müdürlüğünün planlama çalışmalarında kırsal yaşam standartları ile eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimdeki sorunların kırsal-kentsel göçle ilişkisi daha önce açık biçimde tanımlanmıştı.
Sosyal yaşam gençlerin kararını etkiliyor mu?
Evet, ancak bunu küçümseyerek okumamak gerekiyor.
Gençlerin arkadaşlarıyla buluşabileceği alanlar, spor tesisleri, kültür-sanat etkinlikleri, kafeler, kütüphaneler, kurslar ve farklı sosyal çevrelerle temas imkanları yaşam kalitesinin bir parçası.
Kırsal kalkınma yalnız yol, sulama ve tarımsal destekten ibaret görüldüğünde gençlerin sosyal ihtiyaçları ikinci plana düşebiliyor.
Oysa bir yerleşimin genç nüfusunu koruyabilmesi için orada yalnız “çalışılabilir” değil, aynı zamanda “yaşanabilir” bir hayat bulunması gerekiyor.
Genç kadınlar açısından kırsalda kalmak daha farklı olabilir mi?
Kırsal nüfus politikalarında cinsiyet boyutunun ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.
TÜİK’in 2025 İç Göç İstatistiklerinde 20-24 yaş grubunda iller arası göç edenlerin yüzde 58,5’ini kadınlar oluşturdu.
Bu rakam Antalya kırsalına özel değil.
Ancak eğitim, istihdam, ulaşım, bakım yükü ve sosyal yaşama erişim gibi başlıkların genç kadınlar ve genç erkekler üzerinde aynı etkiyi yaratmadığını gösteren daha ayrıntılı çalışmaların yapılması gerekiyor.
Antalya’da mahalle bazında genç kadınların kırsaldan ayrılma nedenlerini gösteren güncel kapsamlı bir kamu araştırmasına ise ulaşılamıyor.
Gündoğmuş’taki düşüş neden dikkat çekiyor?
Gündoğmuş’un toplam nüfusu bir yılda yaklaşık yüzde 5,4 geriledi.
7 bin 353 olan nüfusun 6 bin 953’e düşmesi küçük nüfuslu bir ilçe için önemli bir değişim.
İbradı’da da yaklaşık yüzde 4,5’lik yıllık gerileme görülüyor.
Ancak bu rakamların tamamını “gençler gitti” şeklinde yorumlamak doğru olmaz.
Ölümler, doğumlar, ikamet değişiklikleri, başka ilçelere taşınma ve farklı demografik hareketler toplam nüfusu birlikte etkiliyor.
Genç nüfusa ilişkin kesin sonuca ulaşabilmek için mahalle ve yaş grubu bazında nüfus serilerinin ayrıca incelenmesi gerekiyor.
Elmalı ve Korkuteli’nde tablo neden farklı?
Elmalı ve Korkuteli, Gündoğmuş ve İbradı’ya göre çok daha büyük nüfuslu tarım ilçeleri.
Bu iki ilçede 2024-2025 nüfus gerilemesi daha sınırlı:
Elmalı yaklaşık yüzde 0,7,
Korkuteli yaklaşık yüzde 0,6.
Korkuteli ve Elmalı’nın yaz aylarında nüfus hareketliliği de yüksek.
ADNKS ise yılın belirli dönemlerinde ilçede bulunan insanları değil, 31 Aralık itibarıyla kayıtlı ikamet nüfusunu ölçüyor. Bu nedenle yazlık veya mevsimsel nüfus hareketleri yıllık nüfus rakamıyla aynı şey değil.
Antalya içinde gerçekleşen göç görünmeyebilir
Kırsal genç nüfus meselesindeki önemli veri sorunlarından biri de bu.
TÜİK’in İç Göç İstatistiklerinde yayımlanan göç nedenleri iller arası hareketleri ölçüyor.
Oysa Gündoğmuş’taki bir gencin Kepez’e, İbradı’daki bir öğrencinin Konyaaltı’na veya Elmalı’daki bir çalışanın Muratpaşa’ya taşınması Antalya ili içinde gerçekleştiği için iller arası göç istatistiğine girmez.
Bu nedenle Antalya’nın kırsalından merkezine yönelik hareketin gerçek büyüklüğünü yalnız ulusal iç göç bülteninden çıkarmak mümkün değil.
Mahalle bazlı yaş değişimlerini ve Antalya içindeki adres hareketlerini birlikte inceleyen ayrı bir veri çalışmasına ihtiyaç var.
Kırsalda nüfus azalınca ne değişiyor?
Genç nüfus kaybının etkisi yalnız toplam nüfus sayısında görülmüyor.
Üretici yaşı yükseliyor.
Tarımda iş gücü bulmak zorlaşıyor.
Okullardaki öğrenci sayısı azalabiliyor.
Yerel esnafın müşteri tabanı küçülüyor.
Toplu taşıma talebi düşüyor.
Köy ve mahallelerde sosyal hayat zayıflıyor.
Yaşlı nüfusun bakım ihtiyacı artıyor.
Tarım arazilerinin işlenmeden kalma riski ortaya çıkabiliyor.
Yerel bilgi ve üretim kültürünün kuşaklar arasında aktarılması zorlaşıyor.
İl Tarım Müdürlüğünün Antalya sebzeciliğine ilişkin planlama belgesi de gençlerin köyden ayrılmasının tarımsal iş gücü açığı oluşturduğunu ve geride kalan yaşlı üretici nüfusla eğitim-yayım çalışmalarının güçleştiğini belirtiyor.
Gençlerin kırsala dönmesi için hibe yeterli mi?
Tek başına yeterli olduğunu söylemek mümkün değil.
2026 Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında tarımsal üretim, hayvancılık, seracılık, ürün işleme ve paketleme, yenilenebilir enerji ve akıllı tarım gibi yatırımlar için yüzde 50 ile yüzde 70 arasında değişen hibe destekleri duyuruldu. Antalya’da da program için başvurular alındı.
Bu tür destekler yeni yatırım maliyetini azaltabilir.
Ancak Eylül 2026 itibarıyla Antalya özelinde bu desteklerden yararlanan gençlerin kaçının kırsalda kalmaya devam ettiği veya kaç kişinin kentten kırsala geri döndüğü konusunda yayımlanmış kapsamlı bir etki analizi bulunmuyor.
Hibe verilmesi ile kalıcı genç nüfus oluşturulması aynı şey değil.
Genç çiftçi destekleri neden bazen kalıcı sonuç vermeyebilir?
Bir yatırımın ilk maliyetinin karşılanması üreticinin yalnız ilk sorununu çözebilir.
Sonrasında:
ürünün satılması,
gelirin sürdürülebilir olması,
borçların yönetilmesi,
sulama suyuna erişim,
pazarlama,
kooperatifleşme,
depolama,
soğuk zincir,
sigorta,
iş gücü
gibi sorunlar devam ediyor.
Antalya’da daha önce uygulanan Genç Çiftçi Projesi üzerine Akdeniz Üniversitesi bağlantılı araştırmada görüşülen 127 genç çiftçinin büyük bölümünün programa gelirini artırmak amacıyla başvurduğu, katılımcıların yüzde 85’inin projeyi yararlı gördüğü ancak yalnız yüzde 14,2’sinin tarımsal üretime proje sayesinde başladığı belirlenmişti. Araştırmanın saha verileri 2018’e ait olduğu için bugünün genç nüfusunu doğrudan göstermiyor; ancak desteğin çoğunlukla zaten tarımla ilişkili kişiler açısından kullanıldığını ortaya koyuyor.
Gençleri kırsalda tutmak için ne gerekiyor?
Antalya’daki sorun yalnız “gençlere tarım yaptırmak” şeklinde ele alınırsa çözüm eksik kalabilir.
Kalıcı bir kırsal gençlik politikası için ekonomik ve sosyal koşulların birlikte ele alınması gerekiyor.
Tarımdan geçinebilir gelir sağlanması,
küçük üreticinin pazara erişiminin güçlendirilmesi,
arazi parçalanmasının etkilerinin azaltılması,
tarıma dayalı yeni iş alanlarının kurulması,
hızlı internet altyapısı,
düzenli toplu ulaşım,
eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim,
gençlere yönelik sosyal ve kültürel alanlar,
kadınların istihdama ve kamusal yaşama erişimi,
uzaktan çalışmayı mümkün kılan altyapı
bu başlıkların parçaları.
Bir gencin kırsalda kalması için yalnız tarlasının olması yeterli değil.
Kırsalda geleceğini kurabileceğine inanması gerekiyor.
Kırsala dönüş mümkün mü?
Mümkün, fakat her genç için aynı formülle değil.
Antalya’nın kırsal ilçeleri tarımın yanı sıra doğa turizmi, yöresel ürünler, küçük ölçekli gıda işleme, dijital satış, kooperatifçilik, yenilenebilir enerji ve farklı hizmet sektörleri açısından da potansiyel taşıyor.
2026 Kırsal Kalkınma Yatırım Programında akıllı tarım, yenilenebilir enerji, işleme-paketleme ve farklı üretim yatırımlarının destek kapsamında bulunması da kırsal ekonominin yalnız birincil tarımsal üretimden oluşmadığını gösteriyor.
Ancak potansiyelin nüfusa dönüşebilmesi için yatırımın yanında eğitim, ulaşım, sağlık, barınma ve sosyal yaşamın da güçlenmesi gerekiyor.
Antalya’da kırsal mahallelerde genç nüfus gerçekten azalıyor mu?
Mevcut veriler güçlü bir işaret veriyor ancak bütün Antalya için tek cümlelik kesin bir oran söylemek mümkün değil.
2025 yılında Antalya’nın toplam nüfusu artmasına rağmen Gündoğmuş, İbradı, Elmalı ve Korkuteli’nin toplam nüfusunda gerileme yaşandı. Özellikle Gündoğmuş ve İbradı’daki düşüş oranı dikkat çekici.
Türkiye genelindeki en hareketli nüfus grubu ise 20-24 yaş grubu ve bu yaşta göçün başlıca nedeni eğitim. İş bulma ve daha iyi yaşam koşulları da önemli gerekçeler arasında.
Antalya’nın tarımsal planlama belgeleri ise genç nüfusun kırsaldan ayrılmasını uzun süredir iş gücü, yaşam standartları, eğitim-sağlık hizmetleri ve alternatif istihdamla bağlantılı bir yapısal sorun olarak tanımlıyor.
Buna karşılık “2025 yılında Antalya kırsal mahallelerinden şu kadar 18-29 yaşındaki genç ayrıldı” şeklinde güncel ve bütün mahalleleri kapsayan açık bir resmi veri bulunmuyor.
Bu nedenle tabloyu doğru okumak için toplam ilçe nüfusu, mahalle nüfusu, yaş yapısı ve Antalya içindeki adres hareketlerinin birlikte izlenmesi gerekiyor.
Antalya’nın nüfusunun büyümesi kırsalın da büyüdüğü anlamına gelmiyor.
Kent bir taraftan milyonlarca insanı merkez ve kıyı ilçelerinde toplarken, bazı dağ ve tarım mahallelerinde gençlerin eğitim, iş ve yaşam olanakları için başka yerlere yönelmesi kırsal nüfusun yaşlanması riskini artırıyor.
Asıl mesele gençlere “köyde kalın” demek değil; kırsalda kalmanın eğitimden, gelirden, sosyal hayattan ve gelecek güvencesinden vazgeçmek anlamına gelmediği koşulları oluşturmak.





