
Antalya’da organik tarıma geçmek isteyen üreticinin ilk adımı sertifikasyon sürecini başlatmak. ÇKS, OTBİS, kontrol ve geçiş süreci zorunlu.
Antalya’da organik tarım yapmak isteyen bir üretici için yalnızca kimyasal ilaç veya gübre kullanımını bırakmak yeterli değil. Türkiye’de bir ürünün “organik” olarak üretilebilmesi ve bu adla pazarlanabilmesi için üretimin 5262 sayılı Organik Tarım Kanunu ve Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik kapsamında kontrol edilmesi ve sertifikalandırılması gerekiyor.
Tarım ve Orman Bakanlığına göre organik tarım faaliyeti, Bakanlık tarafından yetkilendirilen kontrol ve sertifikasyon kuruluşlarıyla yapılan sözleşmeye dayalı olarak yürütülüyor. Dolayısıyla Antalya’da organik üretime geçmek isteyen çiftçinin resmi süreçteki temel adımı, üretim alanını kayıt altına aldıktan sonra yetkili bir kontrol ve sertifikasyon kuruluşuyla çalışmaya başlamak.
Organik tarıma başlamadan önce ne yapılmalı?
Resmi sertifikasyon sürecinden önce üreticinin işletmesini değerlendirmesi önemli.
Organik tarıma geçilecek alan için;
hangi ürünün yetiştirileceği,
arazinin önceki yıllarda nasıl kullanıldığı,
hangi gübre ve bitki koruma ürünlerinin uygulandığı,
komşu parsellerde nasıl üretim yapıldığı,
sulama suyunun kaynağı,
ürünün hangi pazarda satılacağı,
sertifikasyon ve üretim maliyetleri
gibi başlıkların önceden değerlendirilmesi gerekiyor.
Özellikle Antalya’da örtü altı üretim yapan çiftçiler açısından zararlı ve hastalık yönetimi, bitki besleme ve biyolojik mücadele planı organik üretime başlamadan önce hazırlanması gereken temel konular arasında.
İlk resmi başvuru nereye yapılır?
Organik tarım sertifikası doğrudan Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından verilmez.
Tarım ve Orman Bakanlığı, organik tarıma başlamak isteyen üreticinin Bakanlık tarafından yetkilendirilmiş bir kontrol ve sertifikasyon kuruluşuna başvurması gerektiğini belirtiyor.
Üretici seçtiği kuruluşla sözleşme imzaladıktan sonra organik kontrol sistemine dahil oluyor. Yetkilendirilmiş kuruluş üreticiye bir kod veriyor ve gerekli bilgileri Organik Tarım Bilgi Sistemi’ne, yani OTBİS’e kaydediyor.
Üretici bireysel sertifikasyon yolunu seçebileceği gibi uygun koşullarda bir üretici grubu içerisinde de organik tarım yapabiliyor.
Antalya’da hangi sertifikasyon kuruluşuna başvurulabilir?
Üreticinin yalnızca Antalya merkezli bir firmayla çalışması zorunlu değil.
Tarım ve Orman Bakanlığı, organik tarım alanında faaliyet göstermesine izin verilen kontrol ve sertifikasyon kuruluşlarının güncel listesini yayımlıyor.
Üreticinin yapacağı faaliyete göre kuruluşun yetki kapsamının kontrol edilmesi gerekiyor. Örneğin yalnızca bitkisel üretim yapılacaksa kuruluşun organik bitkisel üretim alanında yetkili olması gerekiyor.
Bakanlığın Ağustos 2026 itibarıyla yayımladığı güncel listede Antalya adresli yetkili kuruluşlar da bulunuyor. Ancak üreticinin seçim yaparken yalnızca merkezin bulunduğu şehre değil;
yetki süresine,
faaliyet kapsamına,
kontrol ücretine,
sözleşme koşullarına,
kontrol hizmetinin kapsamına
bakması gerekiyor.
İlçe Tarım Müdürlüğüne gitmek gerekiyor mu?
İl ve ilçe tarım müdürlükleri organik ürün sertifikasını düzenleyen kuruluşlar değil ancak üreticinin kayıt ve destek işlemlerinde önemli rol taşıyor.
Özellikle Çiftçi Kayıt Sistemi kaydının güncel olması gerekiyor.
Organik tarım desteğinden yararlanmak isteyen üreticilerin hem ÇKS hem de OTBİS kayıtlarının ilgili üretim yılı açısından uygun olması gerekiyor. Destek başvuruları da ÇKS kaydının bulunduğu il veya ilçe müdürlükleri üzerinden yürütülüyor.
Bu nedenle Antalya’da organik üretime başlamayı planlayan çiftçinin bulunduğu ilçedeki Tarım ve Orman Müdürlüğünden güncel kayıt, destek ve uygulama koşullarını öğrenmesi yararlı.
Organik tarım için hangi belgeler gerekiyor?
Başvurulacak faaliyete göre belge listesi değişebiliyor.
Organik Tarım Yönetmeliğine göre kontrol ve sertifikasyon kuruluşuna yapılacak başvuruda temel olarak üreticinin kimlik ve adres bilgileri ile işletmenin yeri ve konumuna ilişkin bilgiler gerekiyor.
Faaliyetin türüne bağlı olarak Bakanlığın ilgili kayıt sistemlerinde de kayıt aranıyor.
Bitkisel üretim yapan bir çiftçi açısından arazi ve üretim bilgilerinin doğru ve güncel olması özellikle önemli.
Kiralanmış bir arazide üretim yapılacaksa arazinin kullanım hakkının belgelenmesi, aynı parselin ÇKS ve sertifikasyon kayıtlarındaki bilgilerinin birbiriyle uyumlu olması gerekiyor.
Sözleşme imzalanınca ürün hemen organik oluyor mu?
Hayır.
Organik üretime geçişin en fazla yanlış anlaşılan noktalarından biri bu.
Üreticinin sertifikasyon kuruluşuyla sözleşme imzalaması, o gün hasat edilen ürünün otomatik olarak “organik” olduğu anlamına gelmiyor.
Organik tarımda bir geçiş süreci bulunuyor.
Mevzuata göre genel olarak geçiş süresi:
Tek yıllık bitkilerde: 2 yıl
Çok yıllık bitkilerde: 3 yıl
olarak uygulanıyor. Tek yıllık ürünlerde ekim tarihi, çok yıllık ürünlerde ise hasat tarihi dikkate alınıyor.
Örneğin açık alanda tek yıllık sebze üretimine başlayan bir çiftçinin ürünü ilk yıldan itibaren doğrudan organik sertifikalı olarak pazarlanamayabilir.
Geçiş süresi her arazi için mutlaka aynı mı?
Her durumda değil.
Mevzuatta arazinin geçmişine ilişkin yeterli kanıt bulunması gibi belirli koşullarda kontrol ve sertifikasyon kuruluşunun değerlendirmesiyle geçiş süresinin kısaltılabilmesine veya bazı özel durumlarda uygulanmamasına ilişkin hükümler bulunuyor.
Ancak üreticinin kendi başına “bu tarlada yıllardır ilaç kullanmadım” demesi geçiş süresini otomatik olarak ortadan kaldırmıyor.
Kararı yetkilendirilmiş kontrol ve sertifikasyon kuruluşu, mevzuattaki şartlar ve sunulan kayıtlar üzerinden veriyor.
Bu nedenle organik üretime geçiş planlanırken arazinin geçmişine ilişkin kayıtların saklanması önemli.
Geçiş dönemindeki ürün organik diye satılabilir mi?
Geçiş döneminde üretim organik tarım kurallarına göre kontrol altında gerçekleştiriliyor ancak ürünün statüsü tam organik ürünle aynı değil.
Ürünün hangi statüde olduğu kontrol ve sertifikasyon kayıtlarında belirleniyor.
Organik ürün olarak piyasaya arz edilecek ürünün yetkilendirilmiş kuruluş tarafından uygun bulunması ve sertifikalandırılması gerekiyor.
Sertifikalandırılmamış bir ürünün yalnızca üreticinin beyanıyla “organik” olarak satışa sunulması mümkün değil. Bakanlığın il müdürlükleri üzerinden yaptığı denetimlerde de sertifikasız ürünlerin organik adı altında satılması uygunsuzluk olarak değerlendiriliyor.
Organik tarımda hiç ilaç kullanılmıyor mu?
“Organik tarımda hiçbir girdi kullanılmaz” ifadesi doğru değil.
Organik üretimde mevzuat tarafından yasaklanan girdiler kullanılamıyor. Buna karşılık ihtiyaç halinde Organik Tarım Yönetmeliğinin izin verdiği gübre, toprak iyileştirici, bitki besleme ve bitki koruma girdileri kullanılabiliyor.
Örneğin kimyasal yöntemlerle elde edilen azotlu gübrelerin kullanımına izin verilmiyor. Yönetmelikte organik üretimde kullanılabilecek maddeler ayrı listeler halinde tanımlanıyor.
Üreticinin piyasadaki bir ürünün üzerinde “doğal” veya “biyolojik” yazdığı için bu girdiyi doğrudan kullanması doğru değil.
Kullanılacak girdinin organik tarım mevzuatına uygunluğu kontrol edilmeli ve gerekli kayıtlar tutulmalı.
Antalya’daki seralarda organik üretim mümkün mü?
Evet.
Organik üretim yalnızca açık tarla veya meyve bahçesiyle sınırlı değil. Mevzuat koşulları karşılandığında örtü altı üretimde de organik sertifikasyon yapılabiliyor.
Ancak Antalya’da sera üretiminin yoğunluğu nedeniyle bazı konular daha fazla önem taşıyor.
Özellikle;
beyazsinek,
trips,
kırmızı örümcek,
Tuta absoluta,
külleme ve diğer hastalıklar,
bitki besleme,
toprak kökenli sorunlar
için sezon başlamadan bir mücadele programı oluşturulması gerekiyor.
Biyolojik mücadele, faydalı böcekler, feromon ve tuzak uygulamaları, ürün rotasyonu ve uygun kültürel önlemler organik sistemde daha önemli hale gelebiliyor.
Organik üretimde izin verilen girdilerin kullanılması da kontrol ve kayıt sisteminin içinde yürütülüyor.
Komşu tarladan ilaç gelmesi sorun olur mu?
Olabilir.
Organik tarım yalnızca üreticinin kendi parselinde kullandığı girdilerle ilgili değil. Komşu parsellerden gelebilecek bulaşma riski de kontrol sürecinde değerlendiriliyor.
Özellikle Antalya’nın yoğun sera ve açık alan üretim bölgelerinde organik üretim yapılan parselin hemen yanında konvansiyonel üretim bulunabilir.
Bu durumda kontrol kuruluşu arazi koşullarını değerlendirerek kontaminasyon riskinin azaltılması için gerekli tedbirleri belirleyebilir.
Organik üretici açısından;
parsel sınırlarının açık olması,
komşu üretim alanlarının bilinmesi,
ilaç sürüklenmesi riskinin değerlendirilmesi,
hasat ve depolamada organik ürünün diğer ürünlerden ayrılması
önem taşıyor.
Hem organik hem konvansiyonel üretim yapılabilir mi?
Bir işletmede farklı üretim modellerinin birlikte bulunması bazı koşullarda mümkün olsa da ayrım ve izlenebilirlik kurallarına uyulması gerekiyor.
Organik ürünün konvansiyonel ürünle karışmaması için üretimden depolamaya kadar sürecin ayrıştırılması gerekiyor.
Aynı zamanda kullanılan girdiler, hasat miktarları, depolama, taşıma ve satış kayıtlarının kontrol sırasında izlenebilir olması gerekiyor.
Bu nedenle üreticinin organik tarıma küçük bir alanda başlayıp diğer arazilerinde geleneksel üretime devam etmek istemesi halinde bunu sözleşme öncesinde sertifikasyon kuruluşuyla değerlendirmesi önemli.
Organik üretimde kayıt tutmak neden önemli?
Organik tarımın temel özelliklerinden biri izlenebilirlik.
Üreticinin;
hangi ürünü ne zaman ektiği,
hangi tohumu veya fideyi kullandığı,
hangi gübreyi uyguladığı,
hangi bitki koruma girdisini kullandığı,
hasat tarihini,
elde ettiği ürün miktarını,
ürünün nereye satıldığını
belgeleyebilmesi gerekiyor.
Kontrol kuruluşları organik tarım faaliyetini bu kayıtlar ve saha kontrolleri üzerinden değerlendiriyor.
Bu nedenle “ben ilaç kullanmıyorum” şeklindeki sözlü beyan tek başına organik sertifikasyon için yeterli değil.
Organik tohum kullanmak zorunlu mu?
Organik üretimde tohum ve çoğaltım materyalinin de mevzuata uygun seçilmesi gerekiyor.
Üretici hangi tohum, fide veya fidanı kullanacağını sertifikasyon kuruluşuyla üretim öncesinde netleştirmeli.
Organik çoğaltım materyalinin bulunabilirliği ve mevzuatta öngörülen istisnalar ürün türüne göre değerlendirilmek zorunda.
Özellikle Antalya’da sebze üretiminde yoğun fide kullanımı bulunduğu için fide siparişi verilmeden önce sertifikasyon açısından uygunluğunun kontrol edilmesi önemli.
Aksi halde üretici bütün sezonu organik kurallara göre yürütse bile başlangıçta kullanılan materyal nedeniyle sertifikasyon problemi yaşayabilir.
Organik ürünün kontrolünü kim yapıyor?
Birinci kontrol katmanı üreticinin sözleşmeli olduğu yetkilendirilmiş kuruluş.
Kontrolör üretim alanını ve gerekli kayıtları inceleyerek organik tarım mevzuatına uyumu değerlendiriyor.
Bunun yanında Tarım ve Orman Bakanlığının il müdürlükleri de yetkilendirilmiş kuruluşları ve organik tarım işletmelerini denetliyor.
Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün 2025 Faaliyet Raporuna göre kentte organik tarım faaliyeti bulunan işletmelere yıl içerisinde 46 denetim gerçekleştirildi. Aynı yıl organik tarım konusunda 104 toplantıda bin 578 kişiye eğitim ve bilgilendirme yapıldı.
Dolayısıyla organik sertifika bir kez alınarak süresiz kullanılan bir belge değil; üretimin kontrol sistemi içinde devam etmesi gerekiyor.
Antalya’da kaç organik tarım üreticisi var?
Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün 2025 Faaliyet Raporunda yer verilen son organik bitkisel üretim tablosunda:
114 çiftçi,
29 bin 160 dekar üretim alanı,
44 bin 270 ton üretim
gösteriliyor.
Ancak aynı tablonun altında Bakanlığın 2025 üretim verilerinin henüz açıklanmadığı notu bulunuyor.
Bu nedenle söz konusu rakamları kesinleşmiş “2025 yılı Antalya organik üretim sonucu” olarak değerlendirmek doğru değil. Rapor, Antalya’daki organik üretimin mevcut ölçeğine ilişkin son resmi göstergelerden birini sunuyor.
Organik tarım Antalya’da yaygın mı?
Antalya’nın toplam tarımsal üretim kapasitesiyle karşılaştırıldığında organik üretim henüz sınırlı bir alanı kapsıyor.
Kent Türkiye’nin en büyük örtü altı üretim merkezlerinden biri olmasına rağmen organik sertifikalı üretici sayısının yüzlerle ifade edilmesi, organik tarımın Antalya’daki ana üretim modeli olmadığını gösteriyor.
Bunun nedenleri ürün ve işletmeye göre değişmekle birlikte;
sertifikasyon maliyeti,
geçiş süreci,
zararlı ve hastalıklarla mücadele,
organik girdilerin maliyeti,
verim riski,
işçilik,
ürünün pazarlanması
üreticinin kararında etkili olabiliyor.
Bu nedenle organik tarıma geçiş kararı yalnızca yetiştirme tekniği açısından değil ekonomik açıdan da hazırlanmalı.
Sertifikasyon ücretli mi?
Kontrol ve sertifikasyon hizmeti üretici açısından bir maliyet oluşturuyor.
Yetkilendirilmiş kuruluşlar özel veya yetkili tüzel yapılar olarak kontrol ve sertifikasyon hizmeti veriyor ve hizmet bedelleri kuruluş, arazi büyüklüğü, ürün çeşidi, işletme yapısı, seyahat ve kontrol kapsamına göre değişebiliyor.
Bakanlığın bütün üreticiler için geçerli tek bir sabit “organik sertifika ücreti” bulunmuyor.
Bu nedenle üreticinin sözleşme imzalamadan önce birden fazla yetkili kuruluştan;
kontrol ücreti,
sertifika ücreti,
analiz maliyeti,
ulaşım gideri,
ek kontrol ücretleri,
sözleşme fesih koşulları
hakkında bilgi alması önemli.
Grup sertifikasyonu maliyeti düşürebilir mi?
Üreticilerin grup halinde organik tarım yapabilmesine mevzuat izin veriyor.
Üretici grubu modelinde çiftçiler bir tüzel kişilik veya müteşebbis çatısı altında organize olabiliyor ve sertifikasyon buna göre yürütülebiliyor.
Bu model özellikle küçük üreticiler açısından kontrol, organizasyon ve pazarlama maliyetlerinin paylaşılması bakımından avantaj sağlayabilir.
Ancak grup sertifikasyonu yalnızca birkaç üreticinin kendi arasında anlaşması anlamına gelmiyor. Grubun kayıt, sözleşme, kontrol ve izlenebilirlik şartlarını yerine getirmesi gerekiyor.
2026’da organik tarım desteği ne kadar?
2026 üretim yılı için organik tarım desteği ürün grubuna ve sertifikasyon biçimine göre farklılaşıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığının yayımladığı 2026 birim fiyatlarına göre dekar başına destekler şöyle:
Birinci grup ürünler – bireysel sertifika: 372 TL
Birinci grup ürünler – grup sertifikası: 186 TL
İkinci grup ürünler – bireysel sertifika: 186 TL
İkinci grup ürünler – grup sertifikası: 93 TL
Üçüncü grup ürünler – bireysel sertifika: 124 TL
Üçüncü grup ürünler – grup sertifikası: 62 TL
Organik arılı kovan desteği ise kovan başına 93 TL olarak belirlendi.
Ayrıca birinci derece tarımsal amaçlı örgüte üye ve gerekli koşulları sağlayan organik üreticilere ilgili organik tarım destek katsayısının yüzde 25’i kadar ilave destek öngörülüyor.
Organik tarıma başlayan herkes destek alabilir mi?
Hayır.
Organik sertifikasyon sistemine girmek ile organik tarım desteğinden yararlanmak aynı şey değil.
Bakanlığın güncel koşullarına göre destek için üreticinin ilgili üretim yılında ÇKS ve OTBİS’e kayıtlı olması gerekiyor.
Ayrıca yetkilendirilmiş kuruluş tarafından kontrolünün gerçekleştirilmiş ve uygun bulunmuş olması, ürün sertifikasının düzenlenmesi gerekiyor.
Mevcut destek koşullarında geçiş süreci-2, geçiş süreci-3 ve organik statüdeki uygun araziler destek kapsamında değerlendiriliyor. Geçiş süreci-1 ise bu şartlar içerisinde bulunmuyor.
Dolayısıyla organik üretime başladığı ilk yılda her üreticinin otomatik olarak organik tarım desteği alacağı düşünülmemeli.
Destek başvurusu ne zaman yapılıyor?
Bakanlığın mevcut destekleme takvimine göre organik tarım desteği başvuruları ilgili üretim yılının ÇKS kayıt başlangıç tarihinden başlayarak takip eden yılın Şubat ayının son iş gününe kadar gerçekleştirilebiliyor.
Başvuru, çiftçinin ÇKS’ye kayıtlı olduğu il veya ilçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne yapılıyor.
Üreticinin destek almak istiyorsa yalnızca sertifikasyon kuruluşunun işlemlerini takip etmesi yeterli değil. ÇKS ve OTBİS bilgilerinin birbiriyle uyumlu olduğunu da kontrol etmesi gerekiyor.
Organik tarımda analiz yapılıyor mu?
Kontrol kuruluşu gerekli gördüğü durumlarda analiz isteyebilir.
Mevzuat, şüpheli durumlarda organik üretim yapılacak toprak, kullanılan gübre veya diğer girdiler için analiz yaptırılmasına ilişkin hükümler içeriyor.
Kontrol sırasında yasaklı bir maddenin kullanıldığına ilişkin şüphe bulunması halinde ürün veya toprak örneği alınması da gündeme gelebiliyor.
Bu nedenle organik üretimde yalnızca hangi girdinin kullanıldığı değil, girdi faturaları ve kayıtlarının saklanması da önemli.
Ürün organik olarak nasıl satılıyor?
Organik üretim kurallarına göre yetiştirilmiş ve sertifikalandırılmış ürünler mevzuata uygun etiketleme ve pazarlama kurallarıyla satışa sunulabiliyor.
Üretici açısından en kritik nokta, ürünün sertifika kapsamına girmesi.
Pazarda veya internet satışında “doğal”, “köy ürünü”, “ilaçsız”, “ekolojik” gibi ifadelerin kullanılması bir ürünü hukuken organik ürün haline getirmiyor.
Organik ibaresinin kullanılabilmesi için kontrol ve sertifikasyon sistemi gerekiyor.
Bu ayrım Antalya’daki doğrudan üretici pazarları ve internet üzerinden satış yapan küçük işletmeler açısından da önem taşıyor.
Organik üretime geçmeden pazar araştırması yapılmalı mı?
Evet.
Organik tarım teknik bir üretim sistemi olduğu kadar ekonomik bir karar.
Üreticinin geçiş sürecine başlamadan önce ürününü kime satacağını araştırması önemli.
Çünkü sertifikasyon ve üretim maliyeti oluşmasına rağmen organik ürün için ayrı bir pazar bulunamazsa ürün konvansiyonel fiyatlarla satılmak zorunda kalabilir.
Antalya açısından olası satış kanalları;
doğrudan tüketici,
yerel pazarlar,
organik ürün mağazaları,
kooperatifler,
otel ve restoranlar,
ihracat,
işleme işletmeleri
olabilir.
Ancak her ürün ve bölge için talep aynı değil.
Bu nedenle “önce üretelim, sonra organik olarak satarız” yaklaşımı yerine üretime başlamadan önce alıcı ve fiyat araştırması yapmak daha güvenli.
Küçük üretici için organik tarım mümkün mü?
Organik tarım için yalnızca büyük işletmelerin başvurabileceği şeklinde genel bir kural bulunmuyor.
Küçük üreticiler de gerekli kayıt, kontrol ve sertifikasyon koşullarını yerine getirerek organik üretim yapabiliyor.
Ancak küçük arazilerde sertifikasyon maliyetinin ürün gelirine oranı daha yüksek olabileceği için üretici grubu veya kooperatif modeli ekonomik açıdan değerlendirilebilir.
Ortak girdi temini, paketleme, sertifikasyon ve pazarlama küçük üreticinin maliyetini azaltabilecek seçenekler arasında.
Antalya’da organik üretici eğitim alabilir mi?
Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü organik tarım konusunda eğitim ve yayım faaliyetleri yürütüyor.
2025 Faaliyet Raporuna göre “Sağlıklı Yaşam İçin Organik Tarım” projesi kapsamında kent genelinde 104 toplantı düzenlendi ve bin 578 kişiye organik tarım konusunda bilgi verildi.
Bu nedenle organik tarıma geçişi düşünen üreticinin bulunduğu ilçedeki Tarım ve Orman Müdürlüğüne başvurarak devam eden eğitim, demonstrasyon veya proje çalışmalarını öğrenmesi de ilk adımlardan biri olabilir.
Antalya’da organik tarıma başlamak için yol haritası
Organik üretime geçmek isteyen bir çiftçi için süreç özetle şu şekilde ilerliyor:
- Üretilecek ürün ve pazar belirlenir.
- Arazinin geçmiş üretim ve girdi kayıtları hazırlanır.
- ÇKS ve gerekli diğer Bakanlık kayıtları kontrol edilir.
- Bakanlığın güncel yetkili kontrol ve sertifikasyon kuruluşları incelenir.
- Bir veya birden fazla kuruluştan sertifikasyon maliyeti ve koşulları öğrenilir.
- Seçilen yetkilendirilmiş kuruluşla sözleşme yapılır.
- Üretici ve arazi bilgileri OTBİS’e kaydedilir.
- Organik üretim planı oluşturulur.
- Yalnızca organik tarım mevzuatının izin verdiği girdiler kullanılır.
- Bütün üretim ve girdi kayıtları tutulur.
- Yetkilendirilmiş kuruluşun saha kontrolleri gerçekleştirilir.
- Gerekli geçiş süreci tamamlanır.
- Uygun bulunan ürün için sertifika düzenlenir.
- Destek şartları sağlanıyorsa il veya ilçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne destek başvurusu yapılır.
Antalya’da organik tarıma geçerken en kritik hata ne?
En önemli hatalardan biri üretime başladıktan sonra sertifikasyon kuruluşuna başvurmak.
Örneğin üretici kendi kararıyla bütün sezon boyunca kimyasal gübre veya pestisit kullanmadan üretim yapmış olsa bile, üretim yetkili kuruluşun kontrol sistemine zamanında dahil edilmemişse ürünün geriye dönük olarak otomatik biçimde organik kabul edileceği düşünülmemeli.
Organik tarımın temelinde yalnızca üretim yöntemi değil, kontrol ve izlenebilirlik bulunuyor. Tarım ve Orman Bakanlığı da organik tarımı üretimden tüketiciye kadar aşamaları kontrol edilen ve sertifikalandırılan bir sistem olarak tanımlıyor.
Bu nedenle organik üretime geçmek isteyen çiftçinin fide dikmeden, tohum ekmeden veya sezonluk girdi planını oluşturmadan önce sertifikasyon sürecini araştırması daha doğru.
Antalya’da organik tarım yapmak isteyen üretici nereden başlamalı?
Antalya’da organik tarıma geçmek isteyen üretici için en doğru başlangıç, önce bulunduğu ilçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden kayıt ve destek koşullarını öğrenmek, ardından Tarım ve Orman Bakanlığının güncel listesindeki yetkilendirilmiş kontrol ve sertifikasyon kuruluşlarından teklif ve bilgi almak.
Resmi organik üretim süreci, yetkilendirilmiş kuruluşla sözleşme yapılması ve işletmenin kontrol sistemine dahil edilmesiyle başlıyor.
Bundan sonra üreticiyi arazi geçmişinin değerlendirilmesi, geçiş süreci, uygun girdi kullanımı, kayıt tutma, kontroller ve sertifikasyon aşamaları bekliyor.
Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün son faaliyet raporunda kentte organik üretim yapan işletmelerin denetlenmeye ve üreticilere eğitim verilmeye devam edildiği görülüyor. 2026 yılında ise organik tarıma yönelik destekler ürün grubuna göre dekar başına 62 TL ile 372 TL arasında değişiyor.
Organik tarıma geçiş bu nedenle yalnızca “ilaç kullanmama” kararı olarak değil; üretim tekniği, sertifikasyon, kayıt, maliyet ve pazarlamanın birlikte planlandığı uzun vadeli bir üretim modeli olarak ele alınmalı.





