
Antalya Yörük kültürü; müzeler, dokuma atölyeleri, üniversite projeleri, şenlikler ve yaşayan gelenekler aracılığıyla genç kuşaklara aktarılıyor.
Antalya’da Yörük kültürünün yeni kuşaklara aktarılması yalnızca festivallerde kıl çadır kurulması veya yöresel kıyafetlerin sergilenmesiyle sınırlı değil. Dokumacılıktan yemek kültürüne, konar göçer yaşam bilgisinden geleneksel oyunlara, hayvancılıktan sözlü hafızaya kadar geniş bir kültürel birikim farklı yöntemlerle kayıt altına alınıyor ve gençlerle buluşturuluyor.
2026 yılındaki çalışmalar bu aktarımın üniversite öğrencilerinin doğrudan sahaya çıktığı projelerden Döşemealtı halısı üzerine düzenlenen atölyelere, Manavgat’taki Yörük müzesinden Alanya’daki okul ve halk oyunu gösterilerine kadar farklı kanallarda sürdüğünü gösteriyor. Akdeniz Üniversitesi Yörük Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi de yıl boyunca saha araştırmaları, belgeleme çalışmaları, paneller ve öğrenci projeleri yürütüyor.
Yörük kültüründe yeni kuşaklara ne aktarılıyor?
Yörük kültürünün aktarımı yalnızca folklor gösterilerinden oluşmuyor.
Konar göçer yaşamın doğayla kurduğu ilişki, hayvancılık bilgisi, yayla-göç düzeni, kıl çadır kullanımı, dokumacılık, kilim ve halı motifleri, kök boya bilgisi, mutfak kültürü, müzik, halk oyunları, geleneksel sporlar ve günlük yaşam araçları bu kültürel mirasın parçaları arasında bulunuyor.
Akdeniz Üniversitesi YÖRKAM’ın 2026 yılında yürüttüğü çalışmalar da kültürü bu geniş çerçevede ele alıyor. Merkezin faaliyetlerinde Yörük yaşamı, dokuma, geleneksel göç, müzelerdeki günlük yaşam nesneleri ve doğayla uyumlu üretim biçimleri birlikte inceleniyor.
Bu nedenle kültürün devamı yalnızca bir Yörük düğününün canlandırılması değil, o düğünde kullanılan müzikten kıyafete, dokumadan yemek hazırlama biçimine kadar bilginin yeni kuşaklara aktarılmasını da kapsıyor.
Üniversite öğrencileri Yörük yaşamını sahada öğreniyor
2026 yılındaki en somut örneklerden biri Akdeniz Üniversitesi Manavgat Meslek Yüksekokulunda yürütülen “Yörük2050: Atıksız Gelenekten Sürdürülebilir Geleceğe” projesi.
Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından desteklenen proje, Yörük-Türkmen kültürünü ve Yörük yaşamındaki doğayla uyumlu pratikleri genç nesillere aktarmayı amaçlıyor.
Projede öğrencilere önce Yörük yaşamı hakkında teorik eğitim verildi. Ardından çalışmalar Manavgat Çolaklı Yörük Obası Atlı Spor Kulübüne taşındı.
Öğrenciler burada:
- kıl çadırları,
- Yörük kıyafetlerini,
- geleneksel yaşam biçimlerini,
- doğayla kurulan ilişkiyi,
- at binmeyi,
- geleneksel okçuluğu
yerinde deneyimledi. Program kapsamında Yörük kahvaltısı, kavurma ve Manavgat’a özgü keşkek gibi yemekler de öğrencilere tanıtıldı.
Bu model, kültürün yalnızca sınıfta anlatılmasından farklı olarak gençlerin doğrudan yaşam pratiğine temas etmesini sağlıyor.
Yörük2050 projesinde sıfır atık neden öne çıktı?
Yörük2050 projesinin dikkat çeken taraflarından biri geleneksel kültür ile günümüzdeki sürdürülebilirlik tartışmalarını bir araya getirmesi.
Projenin eğitimlerinde Yörüklerin doğa sevgisi, yaban hayatıyla ilişkisi, hayvanların gündelik yaşamdaki yeri ve kaynakların değerlendirilme biçimleri ele alındı. Üniversite, bu kültürel birikimi günümüzde kullanılan “sıfır atık” ve sürdürülebilir yaşam kavramlarıyla birlikte değerlendirdi.
Böylece gençlere yalnızca “geçmişte Yörükler nasıl yaşardı?” sorusu anlatılmıyor. Geleneksel yaşam bilgisinin günümüz çevre ve iklim tartışmalarıyla nasıl ilişkilendirilebileceği de gösteriliyor.
Bu yaklaşım, Yörük kültürünün yalnızca geçmişe ait bir folklor unsuru olarak değil, bugünün sorunlarıyla ilişki kurulabilen yaşayan bir bilgi alanı olarak ele alınmasına olanak sağlıyor.
Döşemealtı halısı gençlerin elinde yeniden öğreniliyor
Antalya’daki Yörük kültürünün en görünür unsurlarından biri Döşemealtı halısı.
Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi 11 Mayıs 2026’da “Genç Eller Kadim İlmekler: Döşemealtı Halı Tasarım Dokuma ve Doğal Boya Çalıştayı” düzenledi. Etkinlik fakültenin 2026 kültür-sanat programında yer aldı.
Çalıştayın başlığının da işaret ettiği gibi aktarım üç temel aşama üzerinden kuruluyor:
- geleneksel halı tasarımı,
- dokuma tekniği,
- doğal boya bilgisi.
Bu tür uygulamalı çalışmalar, halının yalnızca müzede görülen eski bir nesne olarak kalmasının önüne geçerek üretim bilgisinin genç tasarımcı ve sanatçılar tarafından öğrenilmesine imkân sağlıyor.
Döşemealtı halısının motifleri de bir hafıza taşıyor
Yörük dokumacılığında yalnızca düğüm tekniğinin öğrenilmesi yeterli değil. Halıdaki renkler, motifler ve kullanılan boya yöntemleri de kültürel aktarımın parçası.
Mayıs 2026’da Antalya Kültür Sanat’ta düzenlenen “İplikten Hafıza” belgesel gösterimi ve söyleşisinde Döşemealtı halısı bu açıdan ele alındı. Program YÖRSİAD ve ATSO iş birliğiyle gerçekleştirildi; YÖRKAM da etkinliğe katıldı.
Söyleşide Döşemealtı halısının karakteristik özellikleri, motiflerin anlamları ve kök boya yapım bilgisinin nesilden nesile aktarılması tartışıldı. Halı üretiminin sürdürülebilirliği ve bu geleneğin gelecekte nasıl yaşatılabileceği de programın başlıkları arasındaydı.
Etkinlikte yörede halı dokuyan kadınların da yer alması, akademik bilginin doğrudan üreticilerin deneyimiyle buluşmasına imkân sağladı.
Yörük kadınlarının bilgisi kültür aktarımında neden önemli?
Dokuma, gıda hazırlama, yün işleme, doğal boya ve gündelik yaşam pratiklerinin önemli bir bölümü kuşaklar boyunca aile içerisinde öğrenildi.
Döşemealtı halısı üzerine yapılan 2026 tarihli “İplikten Hafıza” etkinliğinde de halının Yörük kadınlarının emeği ve toplumsal hafızasıyla bağlantısı özellikle ele alındı.
Bu durum kültürel aktarım açısından önemli bir noktaya işaret ediyor. Bir motifin adını veya bir yemeğin tarifini kayıt altına almak mümkün olsa da üretimin inceliklerinin tamamı yazılı kaynakta bulunmayabiliyor.
İpliğin hazırlanması, kök boyanın kıvamı, tezgâhta uygulanacak teknik veya bir yöresel yemeğin hazırlanma yöntemi çoğu zaman uygulama sırasında öğreniliyor.
Bu nedenle Yörük kültürünün yeni kuşaklara aktarılmasında kültürü yaşayan kadınların bilgi ve deneyiminin kayıt altına alınması ayrı bir önem taşıyor.
Yörük müzeleri yalnızca eski eşya sergilemiyor
Antalya’daki aktarım kanallarından biri de müzeler.
Manavgat Evrenseki’de bulunan Yörük Müzesi’nde geleneksel dokumalar, tarım araçları ve günlük yaşamda kullanılan nesneler sergileniyor. Akdeniz Üniversitesi YÖRKAM yönetimi Mart 2026’da müzeyi ziyaret ederek buradaki kültürel malzemeleri akademik projeler ve dijital arşivleme çalışmaları açısından inceledi.
YÖRKAM, müzedeki materyallerin Yörük yaşamının anlaşılması ve kültürel mirasın bilimsel yöntemlerle geleceğe taşınması açısından önem taşıdığını belirtti.
Bu açıdan müze yalnızca geçmişte kullanılan araçların korunduğu bir depo değil. Yeni kuşağın günlük yaşamı artık büyük ölçüde ortadan kalkmış bir kültürün somut nesneleriyle karşılaşabileceği bir öğrenme alanı oluşturuyor.
Yörük çadırı çocuklara ne anlatıyor?
Kıl çadır, Yörük kültürünü anlatan etkinliklerde en sık karşılaşılan unsurlardan biri.
Ancak çadır yalnızca dekoratif bir festival objesi değil. Konar göçer yaşamın ev, üretim, dinlenme ve aile yaşamının önemli bölümü bu yapı içerisinde sürdürülüyordu.
Yörük2050 projesinde öğrencilerin kıl çadırları doğrudan incelemesi de bu nedenle programın saha çalışmaları arasına alındı.
Müzelerde ve festival alanlarında çadırın nasıl kurulduğunun, hangi malzemelerin kullanıldığının ve içerisindeki gündelik yaşam araçlarının anlatılması gençlerin Yörük yaşamını yalnızca görsel bir simge üzerinden değil, bütünlüklü biçimde anlamasını sağlayabiliyor.
Geleneksel göç hâlâ kayıt altına alınıyor
Yörük kültürünün temel unsurlarından biri yaylak ve kışlak arasındaki hareketlilik.
Konar göçer yaşam büyük ölçüde azalmış olsa da Sarıkeçili Yörükleri bu geleneğin yaşayan temsilcileri arasında bulunuyor. Akdeniz Üniversitesi YÖRKAM Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Mehmet Çınar, 19 Mayıs 2026’da Sarıkeçili bir ailenin Ermenek çevresindeki bahar göçüne katıldı.
Saha çalışmasında çadırların sökülmesi, yüklerin hazırlanması, hayvanlarla birlikte hareket edilmesi, konaklama alanlarının kurulması ve göç sırasında sürdürülen gündelik yaşam doğrudan gözlemlendi.
Bu tür çalışmalar kültürün yalnızca geçmişten kalan fotoğraflarla anlatılması yerine yaşamaya devam eden uygulamaların kayıt altına alınmasını sağlıyor.
Sözlü tarih neden Yörük kültüründe önemli?
Yörük kültürünün önemli bölümü uzun yıllar yazılı metinlerden çok kuşaklar arasındaki sözlü aktarım üzerinden taşındı.
Göç yolları, yer adları, hayvan yetiştiriciliğine ilişkin bilgiler, doğa gözlemleri, türküler, aile hikâyeleri ve gelenekler çoğu zaman büyüklerden gençlere sözlü biçimde aktarıldı.
YÖRKAM’ın Sarıkeçili göçüne yönelik 2026 saha çalışmasında da araştırmacılar yaşayan toplulukla doğrudan ilişki kurarak göç pratiğini ve anlatıları gözlemledi. Merkez aynı zamanda müze materyallerinin dijital arşivlenmesini de hedefleri arasında gösteriyor.
Kültürü yaşayan son kuşaklardan anlatıların ses, görüntü ve yazılı kayıtlarla korunması, gelecekte yalnızca nesnelerin değil bu nesnelerin hangi koşullarda kullanıldığının da öğrenilebilmesi açısından önem taşıyor.
Belgeseller kültürel aktarımda yeni bir araç oldu
Yörük kültürünün yeni kuşaklara aktarılmasında video ve belgesel çalışmaları da giderek daha fazla kullanılıyor.
Döşemealtı halısının geçmişini ve dokuma geleneğini anlatan “İplikten Hafıza” kısa belgeselinin Mayıs 2026’da Antalya Kültür Sanat’ta gösterilmesi bunun güncel örneklerinden biri.
Belgesel formatı özellikle artık günlük yaşamda görülmesi zorlaşan üretim biçimlerinin kayıt altına alınmasını sağlıyor.
Bir halının hangi aşamalardan geçerek dokunduğu, bir göçün nasıl gerçekleştiği veya bir Yörük ustasının üretim sırasında kullandığı teknik video aracılığıyla gelecek kuşaklara aktarılabiliyor.
Bu durum kültürel mirasın yalnızca fiziksel müzelerde değil dijital ortamda da saklanabilmesine imkân tanıyor.
Alanya’da çocuklar folklor gösterileriyle kültürün parçası oluyor
Yörük kültürünün yeni kuşağa aktarılmasında sahne ve festival etkinliklerinin de önemli bir yeri var.
Alanya Belediyesi 22-24 Mayıs 2026 tarihlerinde düzenlediği 24. Alanya Uluslararası Kültür Sanat ve Turizm Festivali’nin temasını “Kervan” olarak belirledi. Belediye, Alanya’nın Yörük ve Türkmen geçmişini festival programının önemli başlıklarından biri haline getirdi.
Festivalin açılışında Alanya Belediyesi zeybek kursiyerleri gösteri yaptı. Programda ayrıca okulların folklor gösterilerine, uluslararası halk danslarına ve el sanatları kurslarında üretilen eserlere yer verildi.
Bu tür programlarda çocuk ve gençler yalnızca etkinliği izleyen kitle olmaktan çıkıp sahnedeki kültürel üretimin doğrudan katılımcısı haline geliyor.
El sanatları kursları geleneksel bilgiyi yaşatabilir mi?
El sanatlarının geleceği açısından yalnızca eski ürünlerin korunması yeterli değil. Aynı ürünün nasıl üretildiğinin de öğretilmesi gerekiyor.
Alanya Belediyesi’nin 2026 festival programında Halk Eğitimi Merkezi ile yürütülen el sanatları kurslarında kadınların hazırladığı ürünlere özel yer ayrıldı.
Akdeniz Üniversitesi ise aynı ay içerisinde Döşemealtı halı tasarımı, dokuma ve doğal boya üzerine doğrudan uygulamalı bir çalıştay gerçekleştirdi.
İki örnek birlikte değerlendirildiğinde kültürel aktarımın yalnızca sergileme üzerinden değil, üretim becerisinin öğretilmesi üzerinden de sürdüğü görülüyor.
Yeni kuşaktan bir kişinin dokuma tezgâhında ilmek atmayı öğrenmesi, geleneksel motifleri yalnızca fotoğraftan görmesinden farklı bir aktarım biçimi oluşturuyor.
Halk oyunları kültürün aktarılmasında nasıl rol oynuyor?
Halk oyunları, çocuk ve gençlerin Yörük kültürüyle en erken temas kurabildiği alanlardan biri.
Alanya’daki 2026 festival programında zeybek kursiyerlerinin ve okul folklor ekiplerinin sahne alması bunun güncel örneklerinden biri.
Halk oyunları çalışmaları sırasında yalnızca dans figürleri öğrenilmiyor. Yöresel müzik, ritim, kıyafet ve sahne gelenekleri de aynı süreçte yeni kuşaklara aktarılıyor.
Bu nedenle belediyelerin ve halk eğitimi merkezlerinin halk oyunları kursları, Yörük kültürünün gündelik yaşamdan uzaklaşmış bazı unsurlarının çocuk ve gençler tarafından uygulanmaya devam etmesini sağlayan araçlardan biri haline geliyor.
Yörük oyunları üniversitede de araştırılıyor
Geleneksel çocuk ve yetişkin oyunları da kültürel aktarımın konusu.
Akdeniz Üniversitesi YÖRKAM, Kasım 2025’te Uygulamalı Yörük Oyunları Çalıştayı düzenledi. Çalışma merkezin güncel faaliyet arşivinde yer almaya devam ediyor.
Bu tür çalışmalar oyunların yalnızca isimlerinin kaydedilmesi yerine nasıl oynandığının uygulamalı biçimde gösterilebilmesi açısından önem taşıyor.
Geleneksel oyunların okul etkinlikleri, çocuk atölyeleri veya festivaller içerisinde yeniden uygulanması da onların bir arşiv bilgisi olmaktan çıkıp yaşayan kültür unsuruna dönüşmesine katkı sağlayabiliyor.
Yörük yemekleri de kültürel mirasın parçası
Yörük kültürünün aktarımı yalnızca kıyafet, çadır veya halk oyunları üzerinden gerçekleşmiyor.
Yemek kültürü de günlük yaşam bilgisinin önemli parçalarından biri.
Akdeniz Üniversitesi daha önce YÖRKAM iş birliğiyle merkez yemekhanesinde öğrencilere farklı Yörük yemeklerinden oluşan menüler sunan bir program başlattı. Yayla çorbası, keşkek ve farklı yöresel yemekler öğrencilerle buluşturuldu. Üniversite, birçok öğrencinin bazı Yörük yemeklerini ilk kez bu program sayesinde tattığını belirtti.
2026 tarihli Yörük2050 projesinde de öğrencilere Yörük kahvaltısı, kavurma ve Manavgat’a özgü keşkek sunuldu.
Bu örnekler mutfak kültürünün de uygulamalı aktarımın bir parçası olduğunu gösteriyor.
Müzede görmek mi, yaparak öğrenmek mi?
Antalya’daki güncel çalışmalar kültürel aktarımda iki yöntemin birlikte kullanıldığını gösteriyor.
Birinci yöntem koruma ve belgeleme. Yörük Müzesi gibi alanlarda eski yaşam araçları, dokumalar ve tarım aletleri korunuyor; akademik çalışmalarla kayıt altına alınıyor.
İkinci yöntem ise doğrudan deneyim.
Yörük2050 kapsamında gençlerin çadırı, at binmeyi ve geleneksel yaşamı sahada görmesi; Güzel Sanatlar Fakültesindeki öğrencilerin dokuma ve doğal boya çalışması; Alanya’daki gençlerin halk oyunları gösterilerine katılması bu yöntemin örnekleri.
Kültürün sürdürülebilirliği açısından iki yöntemin birbirini tamamladığı görülüyor. Bir nesne müzede korunabiliyor ancak onun nasıl üretildiği öğretilmezse üretim bilgisi zamanla kaybolabiliyor.
Yörük kültürünün aktarımında üniversitelerin rolü ne?
Antalya’da akademik alandaki en belirgin yapılardan biri Akdeniz Üniversitesi Yörük Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi.
YÖRKAM’ın 2026 faaliyetleri arasında Yörük2050 projesi, Evrenseki Yörük Müzesi incelemesi, “Yörük Hafızası” paneli, Sarıkeçili göçü saha çalışması ve Döşemealtı halısı üzerine belgesel programı bulunuyor.
Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi de Mayıs 2026’da Düzlerçamı’nda “Yörük Yaşamı ve Kültürü” panelini programına aldı. Aynı ay Döşemealtı halısı üzerine uygulamalı çalıştay düzenlendi.
Bu çalışmalar üniversitenin rolünün yalnızca kültürü bilimsel makalelerde incelemek olmadığını gösteriyor. Öğrenciyi sahaya çıkarmak, yaşayan kültür temsilcileriyle buluşturmak ve geleneksel üretimi uygulamalı biçimde öğretmek de çalışmaların bir parçası.
Festivaller tek başına yeterli mi?
Festival ve şenlikler Yörük kültürünün görünürlüğünü artırıyor. Çok sayıda insan aynı gün içerisinde Yörük çadırını, halk oyunlarını, geleneksel yemekleri ve el sanatlarını görebiliyor.
Antalya’da Uluslararası Yörük Türkmen Festivali’nin ilk dört organizasyonu 2022-2025 yılları arasında gerçekleştirildi. Festival programlarında geleneksel el sanatları, yöresel müzik ve danslar, geleneksel sporlar ve mutfak kültürü bir arada sunuldu.
Ancak kültürel aktarım açısından yılda birkaç gün süren festival tek başına yeterli bir mekanizma değil.
2026 yılındaki YÖRKAM projeleri, müze çalışmaları, dokuma atölyeleri ve öğrenci saha eğitimleri bu nedenle önemli. Kültürün yalnızca festival zamanında görünür olması yerine yıl boyunca araştırılması, öğretilmesi ve uygulanması gerekiyor.
Yörük kültürü yalnızca geçmişe ait bir yaşam biçimi mi?
Antalya’daki güncel projelerin önemli bir bölümü Yörük kültürünü yalnızca geçmişte kalmış bir yaşam biçimi olarak ele almamaya çalışıyor.
Yörük2050 projesi geleneksel yaşam bilgisini sıfır atık ve doğayla uyumlu yaşamla ilişkilendirirken Döşemealtı halısı çalışmaları geleneksel dokumanın sürdürülebilir üretimini tartışıyor.
YÖRKAM’ın Sarıkeçili göçüne doğrudan katılması ise konar göçer kültürün bazı temsilcilerinin hâlâ yaşamaya devam ettiğini kayıt altına alıyor.
Bu yaklaşım kültürün “eskiden böyle yaşanırdı” biçiminde dondurulması yerine hangi unsurlarının günümüzde hâlâ yaşayabileceği sorusunu gündeme getiriyor.
Dijital arşivler neden gerekli?
Yörük kültürünü yaşayan kuşakların yaşlanması, bazı el sanatlarının daha az üretilmesi ve konar göçer yaşamın giderek azalması kültürel kayıt çalışmalarını daha önemli hale getiriyor.
YÖRKAM, Mart 2026’daki Evrenseki Yörük Müzesi ziyaretinde müzedeki dokumalar, tarım araçları ve gündelik yaşam nesnelerinin dijital arşivleme hedefleri açısından önem taşıdığını açıkladı.
Dijital arşiv yalnızca nesnenin fotoğrafını saklamak anlamına gelmiyor.
Bir dokumanın kim tarafından üretildiği, motifin adı, kullanılan doğal boya, bir aracın nasıl çalıştığı veya bir türkünün hangi bölgede söylendiği gibi bilgilerin de nesneyle birlikte kaydedilmesi kültürel hafızanın bütünlüğünü artırıyor.
Video, ses kaydı, fotoğraf ve sözlü tarih görüşmeleri bu açıdan yeni kuşakların gelecekte erişebileceği kaynaklar oluşturuyor.
Yörük kültürü çocuklara nasıl daha fazla aktarılabilir?
Antalya’daki mevcut çalışmalar önemli örnekler sunsa da kültürel aktarımın yalnızca üniversite öğrencileri ve festival ziyaretçileriyle sınırlı kalmaması gerekiyor.
Güncel örneklerden hareketle çocuk ve gençlere yönelik aktarımın güçlendirilebileceği alanlar arasında:
- okul-müze gezileri,
- çocuklara yönelik dokuma atölyeleri,
- geleneksel oyun günleri,
- Yörük yemekleri atölyeleri,
- yerel tarih ve sözlü tarih çalışmaları,
- halk oyunları kursları,
- yayla ve köy gezileri,
- büyüklerle gençleri buluşturan söyleşiler,
- çocuklara uygun dijital arşiv ve video içerikleri
yer alıyor.
Antalya’daki 2026 uygulamaları, özellikle “yaparak öğrenme” yönteminin giderek daha fazla kullanıldığını gösteriyor. Manavgat’taki öğrencilerin geleneksel yaşamı sahada incelemesi ve Güzel Sanatlar Fakültesinin dokuma-doğal boya çalıştayı bu yaklaşımın doğrudan örnekleri.
Antalya’da Yörük kültürü yeni kuşaklara nasıl aktarılıyor?
2026 yılı itibarıyla Antalya’daki tablo, Yörük kültürünün tek bir kurum veya yöntemle aktarılmadığını gösteriyor.
Manavgat’ta üniversite öğrencileri Yörük2050 projesi kapsamında kıl çadırdan geleneksel okçuluğa kadar yaşam pratiklerini yerinde öğreniyor. Evrenseki Yörük Müzesi’nde kültürel objeler korunuyor ve dijital arşiv çalışmaları için inceleniyor. Döşemealtı halısının motifleri, doğal boyaları ve dokuma teknikleri belgeseller ve uygulamalı atölyelerle yeniden gündeme taşınıyor. YÖRKAM, yaşayan Sarıkeçili göçünü saha araştırmasıyla kayıt altına alıyor. Alanya’da ise çocuklar, gençler ve kursiyerler halk oyunları ve el sanatları üzerinden kültürün doğrudan katılımcısı oluyor.
Bu çalışmaların ortak noktası, Yörük kültürünü yalnızca sergilenecek bir geçmiş olarak görmemeleri.
Kültürün yeni kuşaklara ulaşabilmesi için çadırın yalnızca kurulması değil nasıl kurulduğunun; halının yalnızca sergilenmesi değil nasıl dokunduğunun; keşkeğin yalnızca sunulması değil nasıl hazırlandığının; göçün yalnızca anlatılması değil mümkün olduğunca kayıt altına alınmasının gerektiği görülüyor.
Antalya’da Yörük kültürünün geleceği de büyük ölçüde bu noktada şekilleniyor: kültürel mirası korurken onu çocukların ve gençlerin deneyimleyebileceği, üretebileceği ve yeniden yorumlayabileceği yaşayan bir alana dönüştürmek.





