Antalya’nın ısı haritası değişiyor: Beton ve asfalt büyüdükçe sıcak yüzeyler yayılıyor

Antalya’da 1984’ten 2024’e uzanan uydu çalışmaları, yapılaşmanın genişlemesiyle sıcak yüzeylerin kent merkezinde yayıldığını; parklar, ormanlar ve yoğun bitki örtüsünün ise yerel ölçekte serinletici etki oluşturduğunu gösteriyor.

Yasin Çoban

Antalya’nın son kırk yıldaki dönüşümü yalnızca binaların, yolların ve yerleşim alanlarının çoğalmasıyla sınırlı kalmadı. Muratpaşa’dan Konyaaltı’na, Kepez’den Aksu ve Döşemealtı’na uzanan akademik araştırmalar; beton, asfalt, çatı, sanayi alanı ve çıplak toprağın kapladığı yüzeyler büyüdükçe kentin ısı haritasının da değiştiğini ortaya koydu.

Uydu görüntülerinde yapılaşmış ve bitki örtüsünden yoksun bölgeler yüksek sıcaklık değerleriyle öne çıkarken parklar, kent ormanları, sulanan tarım arazileri ve su yüzeyleri daha serin alanlar olarak kaydedildi.

Ancak araştırmalardaki değerler meteoroloji istasyonlarının ölçtüğü hava sıcaklığını değil, asfaltın, betonun, çatının, toprağın ve bitki örtüsünün yüzey sıcaklığını gösteriyor. Bu nedenle bulgular, “Antalya’nın hava sıcaklığı betonlaşma nedeniyle doğrudan şu kadar arttı” biçiminde yorumlanamıyor. Araştırmalar esas olarak sıcaklığın kent içinde nasıl dağıldığını ve yüksek sıcaklıklı yüzeylerin hangi bölgelerde yoğunlaştığını görünür hale getiriyor.

KENTSEL ALAN YİRMİ YILDA NEREDEYSE İKİ KATINA ÇIKTI

Nagihan Aslan ve Dilek Koç-San tarafından hazırlanan Antalya’nın kentsel büyümesini inceleyen akademik çalışmada, 1995 ile 2015 yılları arasındaki Landsat uydu görüntüleri karşılaştırıldı.

Araştırmaya göre çalışma alanındaki kentsel yüzeylerin büyüklüğü 1995 yılında 49,56 kilometrekare düzeyindeyken 2015 yılında 96,25 kilometrekareye ulaştı. Böylece kentsel alan yirmi yıllık dönemde yaklaşık iki katına çıktı.

Araştırmacıların hazırladığı büyüme modelinde kentsel alanın mevcut eğilimlerin sürmesi durumunda 2030’da 133,61, 2045’te 148,27 ve 2060’ta 156,85 kilometrekareye ulaşabileceği hesaplandı. Bu rakamlar kesin gelecek tahminleri değil, uydu verileri ve geçmişteki arazi kullanım değişiklikleri üzerinden oluşturulan model sonuçları niteliğinde.

antalya ısı haritası, kentsel ısı adası, yüzey sıcaklığı, muratpaşa, yeşil alan
Görsel: Antalya’daki kentsel alan değişimi ve araştırmanın model projeksiyonları. Aslan ve Koç-San’ın çalışma verilerinden Antalya Kent Haber için hazırlanmıştır.

Kentleşme yalnızca bina sayısındaki artışı ifade etmiyor. Toprağın, tarım alanlarının ve bitki örtüsünün asfalt, çatı, yol ve diğer geçirimsiz yüzeylerle yer değiştirmesi; yağmur suyunun toprağa ulaşmasını azaltırken güneş enerjisinin yüzeylerde daha fazla depolanmasına neden oluyor.

2001 VE 2014 HARİTALARINDA ISI ADASI FARKI BÜYÜDÜ

Nagihan Aslan ve Dilek Koç-San’ın 2016 yılında yayımlanan “Analysis of Relationship Between Urban Heat Island Effect and Land Use/Cover Type Using Landsat 7 ETM+ and Landsat 8 OLI Images” başlıklı çalışmasında, Aksu, Döşemealtı, Kepez, Konyaaltı ve Muratpaşa ilçelerindeki arazi kullanımı ile yüzey sıcaklığı arasındaki ilişki incelendi.

Araştırmada 5 Haziran 2001 tarihli Landsat 7 ve 17 Haziran 2014 tarihli Landsat 8 uydu görüntüleri kullanıldı. Kent, sanayi, sera, bitki örtüsü, sulanan tarım, kuru tarım, çıplak arazi ve kayalık alanlar ayrı sınıflar halinde değerlendirildi.

Çalışmada yapılaşmış alanların ortalama yüzey sıcaklığı ile yeşil alanların ortalama yüzey sıcaklığı arasındaki fark 2001 yılı için 5,6 derece, 2014 yılı için ise 6,8 derece olarak hesaplandı. Böylece incelenen iki uydu görüntüsü arasındaki yüzey kentsel ısı adası farkında 1,2 derecelik değişim belirlendi.

Bu sonuç, Antalya’nın hava sıcaklığının on üç yılda 1,2 derece yükseldiği anlamına gelmiyor. Değerler, iki ayrı tarihte yapılaşmış yüzeylerle yeşil yüzeyler arasındaki sıcaklık farkını gösteriyor.

Araştırmada 2001 ile 2014 arasında arazi yüzey sıcaklığındaki değişim kent alanlarında 3,62 derece, sanayi alanlarında 4,45 derece ve çıplak arazilerde 4,96 derece olarak hesaplandı. Bitki örtüsüyle kaplı alanlardaki fark ise 1,62 dereceyle daha sınırlı kaldı.

En yüksek yüzey sıcaklıkları kuru tarım, kentleşmiş alan ve çıplak arazi sınıflarında; en düşük sıcaklıklar ise bitki örtüsü ve sulanan tarım alanlarında görüldü. Arazi sınıflandırma doğruluğu her iki görüntü için de yüzde 88’in üzerinde hesaplandı.

MURATPAŞA’DA YAPILAŞMIŞ ALANLAR YÜZDE 75’İ AŞTI

Mehmet Tahsin Şahin, Halil Hadimli, Çağlar Çakır, Üzeyir Yasak ve Furkan Genişyürek tarafından hazırlanan “The Role of Urban Landscape on Land Surface Temperature: The Case of Muratpaşa, Antalya” başlıklı araştırma, Muratpaşa’nın 1984 ile 2024 yılları arasındaki dönüşümünü inceledi.

Çalışmada 1984, 1989, 1994, 1999, 2004, 2009, 2014, 2019 ve 2024 yıllarına ait Landsat uydu verileri kullanılarak arazi kullanım ve yüzey sıcaklığı haritaları oluşturuldu.

Araştırmaya göre Muratpaşa’da yapılaşmış alanların toplam alan içindeki payı 1984 yılında yüzde 15,72 düzeyindeyken 2024 yılında yüzde 75,33’e yükseldi. Özellikle 2004 sonrasında yapılaşmış alanlardaki genişlemenin belirginleştiği, tarım ve yeşil yüzeylerin yerini büyük ölçüde kentsel kullanımlara bıraktığı görüldü.

antalya ısı haritası, kentsel ısı adası, yüzey sıcaklığı, muratpaşa, yeşil alan
Görsel: Muratpaşa’da yapılaşmış alanların 1984-2024 dönemindeki değişimi. Mehmet Tahsin Şahin, Halil Hadimli, Çağlar Çakır, Üzeyir Yasak ve Furkan Genişyürek’in çalışma verilerinden Antalya Kent Haber için hazırlanmıştır.

Yapılaşmış alanların ortalama arazi yüzey sıcaklığı 1984 yılında 36,95 derece olarak hesaplanırken bu değer 2004’te 39,37 dereceye, 2024’te ise 40,92 dereceye çıktı. İlk ve son görüntü karşılaştırıldığında yapılaşmış yüzeylerde yaklaşık 3,97 derecelik fark oluştu.

En yüksek değerlerden biri çıplak arazilerde görüldü. Çıplak yüzeylerin ortalama sıcaklığı 1984 yılında 39,41 dereceyken 2024 yılında 43,98 dereceye ulaştı. Yeşil alanların ortalama yüzey sıcaklığı ise aynı tarihlerde 33,77 dereceden 36,11 dereceye çıktı.

Araştırmadaki bütün yıllarda kesintisiz ve düzenli bir yükseliş görülmedi. Uydu görüntüsünün çekildiği gündeki hava koşulları, yağış, toprak nemi, sulama ve bitkilerin mevsimsel durumu hesaplanan yüzey sıcaklığını etkileyebiliyor. Buna karşın uzun dönemli haritalar, yapılaşmış ve çıplak yüzeylerin kentin sıcak bölgelerinde daha baskın hale geldiğini gösteriyor.

antalya ısı haritası, kentsel ısı adası, yüzey sıcaklığı, muratpaşa, yeşil alan
Görsel: Muratpaşa’da yapılaşmış alan, çıplak arazi ve yeşil alanların ortalama yüzey sıcaklıkları. Veriler hava sıcaklığını değil, uyduyla ölçülen arazi yüzey sıcaklığını gösteriyor.

BEŞ MERKEZ İLÇEDE SICAK BÖLGELER GENİŞLEDİ

Betül Tülek ve Gamze Seçkin Gündoğan tarafından hazırlanan merkez ilçelerdeki nüfus artışı, arazi kullanımı ve yüzey sıcaklığı ilişkisini inceleyen çalışmada, Konyaaltı, Döşemealtı, Kepez, Muratpaşa ve Aksu ilçelerinin 2007, 2012, 2017 ve 2022 yıllarına ait uydu görüntüleri değerlendirildi.

Araştırmanın kapsadığı beş ilçenin toplam nüfusu 2007’de 913 bin 568 iken 2022’de 1 milyon 496 bin 881’e çıktı. Nüfus ve yerleşim alanlarındaki büyümeyle birlikte kentleşmiş, sanayiye ayrılmış ve çıplak yüzeylerin genişlediği belirlendi.

Araştırma, farklı tarihlerde kaydedilen en yüksek sıcaklık değerlerini doğrudan karşılaştırmak yerine sıcaklık sınıflarının mekânsal dağılımına odaklandı. Buna göre orta ve yüksek sıcaklık sınıfındaki bölgeler genişlerken düşük sıcaklıklı alanlar daraldı.

Bitki yoğunluğunu gösteren NDVI değerleriyle yüzey sıcaklığı arasında ters yönlü ilişki bulundu. Bitki yoğunluğunun yükseldiği bölgelerde yüzey sıcaklığı düşerken yerleşim merkezleri, sanayi bölgeleri ve çıplak yüzeylerde sıcaklık değerleri yükseldi.

YEŞİL ALANLAR ÇEVRESİNİ SERİNLETTİ

Serdar Selim, Buket Eyileten ve Nihat Karakuş tarafından hazırlanan “Investigation of Green Space Cooling Potential on Land Surface Temperature in Antalya City of Turkey” başlıklı çalışmada, Konyaaltı’ndaki iki yeşil alan ile çevrelerindeki yapılaşmış yüzeyler karşılaştırıldı.

Birinci örnek alan olarak yaklaşık 32 hektarlık Hayat Parkı ve parkın kuzeyindeki kent ormanı seçildi. İkinci örnek alan ise yaklaşık 15 hektarlık Akdeniz Kent Parkı ile kuzeyindeki fuar alanını kapsadı.

Araştırmada Mayıs ile Ekim aylarını temsil eden altı bulutsuz Landsat 8 görüntüsü kullanıldı. Görüntülerin farklı yıllardaki uygun tarihlerden seçilmesi nedeniyle çalışma, aynı yıl içinde kesintisiz yürütülmüş altı aylık bir ölçüm dizisini değil, sıcak dönemdeki farklı ayların uydu görüntülerini kapsıyor.

Araştırmada bitki yoğunluğu arttıkça yüzey sıcaklığının düştüğü belirlendi. Yeşil alanların çevresindeki serinletme etkisi incelenen aya göre 0,13 ile 1,04 derece arasında değişti.

Hayat Parkı ve kent ormanının çevresindeki ortalama serinletme etkisi 0,77 derece, Akdeniz Kent Parkı ile fuar alanındaki etki ise 0,28 derece olarak hesaplandı. İki örnek alan birlikte değerlendirildiğinde yeşil alanların sıcak aylarda çevrelerine ortalama 0,52 derecelik yüzey serinletme etkisi sağladığı sonucuna ulaşıldı.

Görsel: Konyaaltı’ndaki iki yeşil alanın aylara göre hesaplanan yüzey serinletme etkisi. Selim, Eyileten ve Karakuş’un verilerinden Antalya Kent Haber için hazırlanmıştır.

Hayat Parkı çevresindeki etkinin daha yüksek çıkmasında bitki yoğunluğu, parkın büyüklüğü, kent ormanıyla oluşturduğu bütünlük ve çevresindeki sert zemin miktarı etkili oldu. Bulgular, yalnızca toplam yeşil alan miktarının değil, ağaçların yoğunluğu, yeşil alanların sürekliliği ve çevrelerindeki yapılaşma biçiminin de önemli olduğunu gösteriyor.

YÜZEY SICAKLIĞI İLE HAVA SICAKLIĞI AYNI DEĞİL

Uydu çalışmalarında kullanılan arazi yüzey sıcaklığı; asfaltın, betonun, çatının, çıplak toprağın, bitki örtüsünün veya su yüzeyinin yaydığı termal enerjiden hesaplanıyor.

Meteoroloji istasyonlarında açıklanan hava sıcaklığı ise gölgede, havalandırılmış koşullarda ve standart ölçüm yüksekliğinde belirleniyor. Bu nedenle bir uydu görüntüsünde asfalt yüzeyin 45 derece olarak görülmesi, o bölgedeki hava sıcaklığının da 45 derece olduğu anlamına gelmiyor.

Bununla birlikte yüksek yüzey sıcaklıkları kent yaşamı açısından önem taşıyor. Gün içinde ısınan beton, asfalt ve çatılar enerjiyi depolayarak akşam ve gece saatlerinde çevrelerine geri yayıyor. Bu durum kentin gece serinleme kapasitesini azaltabiliyor; binaların soğutma ihtiyacını ve açık alanlardaki sıcaklık stresini artırabiliyor.

KÜRESEL ISINMA İLE KENTSEL ISINMA ÜST ÜSTE BİNİYOR

Antalya’daki sıcaklık baskısı yalnızca kentleşmeden kaynaklanmıyor. Küresel iklim değişikliği bölgesel sıcaklıkları ve sıcak hava dalgalarının şiddetini artırırken kentleşme, aynı koşulların asfalt ve beton yüzeylerde daha yoğun hissedilmesine yol açıyor.

Antalya Havzası için hazırlanan termal konfor ve iklim değişikliği araştırmasında, yüzyılın sonuna doğru termal açıdan konforlu alanların daralabileceği hesaplandı.

Araştırmanın model sonuçlarına göre 2100 yılına kadar havzanın orta emisyon senaryosunda yüzde 5’i, yüksek emisyon senaryosunda ise yüzde 25’i “sıcak” termal sınıfına geçebilir. Bu araştırma doğrudan kentsel ısı adasını değil, bölgesel iklim koşullarındaki olası değişimi modelliyor. Ancak sonuçlar küresel ısınma ile yerel arazi kullanım kararlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.

ANTALYA’DA ISI RİSKİ İÇİN EYLEM PLANI HAZIRLANDI

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının Akıllı Şehir Ekosistemi platformunda yer alan MUHIR Projesi, Antalya’daki kentsel ısı adası etkisinin yüksek çözünürlüklü yerel verilerle belirlenmesini amaçladı.

Proje tanımında Antalya’nın hızlı kentsel büyüme, yoğun yapılaşma baskısı ve sıcak hava dalgalarının birleşik etkilerine karşı hassas olduğu belirtildi. Kentteki mevcut yeşil altyapının ise ısı adası etkisini azaltacak şekilde yeterince planlanmadığı ve dağıtılmadığı değerlendirmesine yer verildi.

Projenin 28 Temmuz 2026 tarihinde gerçekleştirilen kapanış toplantısında, Antalya Kentsel Isı Adası ve Aşırı Sıcaklık Eylem Planı’nın hazırlandığı açıklandı. Planın sıcaklık risklerinin haritalanması, kırılgan grupların belirlenmesi ve yerel yönetimlerin uyum çalışmalarına veri sağlanması amacı taşıdığı bildirildi.

Antalya Büyükşehir Belediyesi, Avrupa Birliği destekli CLIMAAX-MUHIR Projesi’nin kapanış toplantısında Antalya’nın kentsel ısı adası etkisi ve aşırı sıcaklık risklerine ilişkin yürütülen çalışmaların sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Belediye, proje kapsamında hazırlanan eylem planıyla hassas bölgelerin belirlenmesi, kırılgan grupların korunması, yeşil ve mavi altyapının güçlendirilmesi ve erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesinin hedeflendiğini açıkladı.

Gazeteci Yusuf Yavuz’un haberinde yer alan bilgilere göre ise proje kapsamında düzenlenen çalıştay ve toplantıların organizasyon hizmetleri için yaklaşık bir milyon liralık doğrudan temin yapıldı. İhale kayıtlarında söz konusu alımın, 16 Haziran ve 17 Temmuz 2026 tarihlerinde düzenlenecek çalıştay ve toplantılara ilişkin hizmet alımı olduğu ve Kamu İhale Kanunu’nun 22/d maddesi kapsamında gerçekleştirildiği görüldü.

ISI HARİTALARI PLANLAMA KARARLARINA GİRMELİ

Antalya için hazırlanan araştırmalar farklı yıllara, farklı ilçe sınırlarına ve farklı uydu görüntülerine dayanıyor. Bu nedenle çalışmalardaki yüzölçümü ve sıcaklık değerlerinin doğrudan toplanması veya bire bir karşılaştırılması mümkün değil.

Buna karşın araştırmaların ortak sonucu açık: Yapılaşmış, sanayiye ayrılmış ve bitki örtüsünden yoksun yüzeyler genişledikçe yüksek yüzey sıcaklığı bölgeleri de kent içinde yayılıyor. Parklar, kent ormanları, sulanan tarım arazileri, su yüzeyleri ve yoğun bitki örtüsü ise daha serin bölgeler oluşturuyor.

Bilimsel bulgular Antalya’da yeni parklar açmanın yanında mevcut yetişkin ağaçların, tarım alanlarının, kent ormanlarının ve su koridorlarının korunması gerektiğine işaret ediyor. Mahalleler arasında birbirine bağlanan yeşil koridorların oluşturulması, geniş asfalt alanların azaltılması, yaya güzergâhlarında gölge sürekliliğinin sağlanması ve yağmur suyunu toprağa geçirebilen yüzeylerin yaygınlaştırılması önem taşıyor.

Kentin tamamını aynı yöntemle inceleyen, gece ve gündüz sıcaklıklarını ayrı ayrı gösteren ve düzenli olarak güncellenen mahalle ölçekli bir ısı atlası; ağaçlandırma, gölgelendirme ve serin kamusal alan yatırımlarının önceliklendirileceği bölgelerin belirlenmesini sağlayabilir.

Isı haritalarının yaşlı nüfus, çocuklar, kronik hastalığı bulunanlar, açık alanda çalışanlar, gelir düzeyi, yapı kalitesi ve yeşil alana erişim göstergeleriyle birlikte değerlendirilmesi ise sıcaklık riskinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda toplumsal bir eşitsizlik meselesi olarak ele alınmasına katkı sunabilir.

Antalya’nın ısı haritası, kentin her bölgesinin aynı ölçüde ısınmadığını gösteriyor. Haritalarda görülen sıcak ve serin yüzeyler, aynı zamanda kentin nasıl yapılaştığını, hangi doğal alanların korunduğunu ve hangi bölgelerin betonlaşma baskısı altında kaldığını ortaya koyuyor.

Kaynaklar: Aslan ve Koç-San, 2016 · Aslan ve Koç-San, 2020 · Şahin ve diğerleri, 2025 · Tülek ve Gündoğan, 2024 · Selim, Eyileten ve Karakuş, 2023 · USGS Landsat yüzey sıcaklığı · Antalya Havzası termal konfor araştırması · MUHIR Projesi