ATB, Ağustos Ayı Meclis Toplantısı gerçekleştirdi

Antalya Ticaret Borsası (ATB) Ağustos Ayı Meclis Toplantısı, ATB Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında yapıldı. ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarım, ekonomi, Antalya’nın ekonomik verileri ve kent gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

ATB Ağustos Ayı Meclis Toplantısı, ATB Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında ATB Toplantı Salonu’nda yapıldı. Borsa yönetiminin bir aylık faaliyetleri hakkında üyelerin bilgilendirildiği Meclis’te, ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarım, ekonomi, Antalya’nın ekonomik verileri ve kent gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

KARŞILIKSIZ ÇEK TUTARI TÜRKİYE’DE YÜZDE 18, ANTALYA’DA YÜZDE 25 ARTTI

Çandır, Temmuz ayı verilerinin Antalya’da işletmelerin üretmeye ve ticaret yapmaya devam ettiğini gösterdiğini ancak finansman tarafındaki baskının giderek ağırlaştığını da gösterdiğini ifade etti. Yılın ilk yedi ayında ibrazında ödenen çek tutarının Türkiye’de yüzde 18, Antalya’da yüzde 25 arttığını açıkladı.

Karşılıksız çek tutarındaki artışın ise Türkiye’de yüzde 52, Antalya’da yüzde 85’e ulaştığını bildiren Çandır, Temmuz ayında Antalya’daki karşılıksız çek tutarının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 99 arttığına dikkat çekti. Ticaret hacmimiz büyürken, ödeme ve tahsilat sorunun çok daha hızlı büyüdüğünü ifade etti.

Şirket verilerinde daha olumlu bir görünüm bulunduğunu belirten Çandır, ilk yedi ayda Antalya’da kurulan şirket sayısının yüzde yedi arttığını, kapanan şirket sayısının yüzde 12 azaldığını belirtti. Temmuz ayında Türkiye’de şirket kuruluşları yüzde üç azalırken Antalya’da yüzde 12 arttığını açıkladı.

KREDİ BÜYÜYOR ANCAK ÖDEME GÜCÜ AYNI HIZDA BÜYÜMÜYOR

Kredi verilerini de değerlendiren Çandır, Haziran itibarıyla toplam nakdi kredilerin Türkiye’de yüzde 38, Antalya’da yüzde 42 arttığını, takipteki alacakların ise Türkiye’de yüzde 81, Antalya’da yüzde 89 yükseldiğini bildirdi. Antalya’da kredi kullanımının ticaret ve inşaatta yüzde 38, tarımda yüzde 34, turizmde yüzde 30 arttığını belirten Çandır, Antalya’nın turizm kredilerinde Türkiye toplamının yüzde 41’ini oluşturduğunu belirtti.

Yılın ilk altı ayında nakdi kredilerin Antalya’da yüzde 14,3, Türkiye’de yüzde 13,8 arttığını, aynı dönemde enflasyonun yüzde 18 olduğunu kaydeden Çandır, kredi hacminin yılbaşından bu yana reel olarak daraldığına dikkat çekti.

Hanehalkı kredilerinde de benzer bir tablo bulunduğunu belirten Çandır, Antalya’da konut kredilerinin yüzde 50, diğer tüketici kredilerinin yüzde 43, bireysel kredi kartlarının yüzde 46 arttığını, taşıt kredilerinin ise yüzde 22 gerilediğini ifade etti. Konut kredilerindeki artışın Türkiye ortalamasının 13 puan üzerinde gerçekleştiğine dikkat çeken Çandır şu ifadelerde bulundu:

“Çok uzun bir süredir ekonomimizin yapısal lokomotifi krediler olmuştur. İşletmelerimiz ve toplumumuz krediye bağımlı hale gelmiştir. Dolayısıyla kredi politikalarındaki uygulamalar hepimizi yakından etkilemektedir.”

“TEMEL SORUN NET”

Rakamların birlikte değerlendirildiğinde temel sorunun net olduğunu ifade eden Çandır, kredinin büyüdüğünü ancak ödeme gücünün aynı hızda büyümediğini açıkladı. Takipteki alacakların kredi hacminden çok daha hızlı artmasının, işletmelerin finansman yükünü ağırlaştırdığını gösterdiğini ifade etti.

Bugün ihtiyacın, uygun maliyetli, uzun vadeli, erişebilir ve sektörlerin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmiş finansman olması gerektiğini açıklayan Çandır, “Finansman, üretimi ve ticareti büyüten bir araç olmalı; işletmelerimizi borç çevirmeye mahkûm eden bir yük haline gelmemelidir” açıklamasında bulundu.

ANTALYA İHRACATI TÜRKİYE ORTALAMASININ 10 PUAN ÜZERİNDE BÜYÜDÜ

2026 yılının ilk yedi ayında Türkiye’nin ihracatının yüzde 4,2 artarak 141 milyar dolara, Antalya’nın ihracatının ise yüzde 14,2 artışla 1,38 milyar dolara ulaştığını belirten Çandır, Antalya ihracatının Türkiye ortalamasının 10 puan üzerinde büyüdüğünü belirtti.

İlk yedi ayda tarımın toplam ihracattaki payının Türkiye’de yüzde 15, Antalya’da yüzde 59 olduğunu ifade ettiği yer alan Çandır’ın, sanayinin payının Türkiye’de yüzde 82, Antalya’da yüzde 26 madenciliğin payının ise Türkiye’de yüzde üç, Antalya’da yaklaşık yüzde 12 olduğunu açıkladı.

Antalya’nın tarım ve gıda ihracatının 817 milyon dolara ulaştığını belirttiği yer alan Çandır’ın, yaş meyve ve sebze ihracatının miktardaki yüzde 14’lük düşüşe rağmen değer olarak yüzde 24 artışla 497 milyon dolara, süs bitkileri ihracatının ise yüzde iki artışla 43,6 milyon dolara ulaştığı açıklamasında bulundu.

Hedefin yalnızca daha fazla ihracat yapmak değil, daha yüksek katma değer üreten, daha rekabetçi ve dış şoklara karşı daha dayanıklı bir ihracat yapısına ulaşmak olması gerektiğini vurguladı.

“ANTALYA İHRACATINI DA İLGİLENDİRİYOR

İhracat performansının sürdürülebilmesi için dış pazarlardaki gelişmelerin yakından izlenmesi gerektiğini belirten Çandır, Rusya-Ukrayna Savaşı kapsamında Karadeniz’de limanlara ve ticari gemilere yönelik saldırıların dış ticaret açısından önemli risk oluşturduğunu söyledi.

Rusya’ya yapılan yaş meyve ve sebze sevkiyatlarında Samsun-Karadeniz hattının önemli bir güzergâh olduğunu hatırlatan Çandır şu açıklamada bulundu:

“Karadeniz’de seyrüsefer güvenliği Antalya ihracatını da doğrudan ilgilendiriyor. Ticaret yollarının açık ve güvenli tutulması, ihracatımızın sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıyor.”

OVP’DE TARIM STRATEJİK SEKTÖR OLARAK ELE ALINMALI

Eylül ayında açıklanacak yeni Orta Vadeli Program’ın iş dünyası açısından büyük önem taşıdığını belirten Çandır, yeni OVP’de tarımın stratejik sektör olarak ele alınmasını beklediklerini söyledi.

 Üreticinin yüksek gübre, enerji, akaryakıt ve işçilik maliyetleriyle karşı karşıya olduğunu, tüccar ve sanayicinin ise yüksek finansman maliyeti ve kur baskısıyla mücadele ettiğini belirten Çandır, “OVP’nin; üreticiyi üretimde, tüccarı ticarette, sanayiciyi üretim ve ihracatta tutacak bir çerçeve ortaya koyması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

BİR İŞLETMENİN SORUNU TÜM SEKTÖRÜN SORUNU DEĞİLDİR

Tarımsal ticaret açısından son dönemde üzerinde durulması gereken konulardan birinin konkordato olduğunu belirten Çandır, Antalya Hali’nde bazı firmaların konkordato ilan etmesinin sektörde doğal olarak endişe yarattığını açıkladı. Ancak bazı firmaların konkordato ilan etmesinin sektörün tamamının riskli olduğu anlamına gelmediğini ifade etti.

Konkordato uygulamasında kamu ve banka alacakları ile üretici ve ticari işletmelerin alacaklarının farklı değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çandır, üreticinin ürününü teslim ettikten sonra alacağını zamanında tahsil edememesinin finansal sıkıntının zincirleme biçimde diğer işletmelere de yansımasına neden olduğunu söyleyerek şu ifadeleri kullandı:

 “Konkordato sisteminin, finansal sıkıntı yaşayan işletmeye nefes aldırırken üreticiyi ve ticari zinciri mağdur etmeyecek şekilde yeniden ele alınmasını bekliyoruz. Bankalarımızın da sektör bazlı genelleme yapmak yerine firmaların kendi mali yapılarını ve ödeme performanslarını dikkate almasını önemsiyoruz. Bir işletmenin yaşadığı finansal sorun, aynı sektörde faaliyet gösteren bütün işletmelerin sorunu değildir.”

ÜRETİCİYİ BUGÜN DESTEKLEMEZSEK GIDA ARZINI DA RİSKE ATARIZ

Antalya’da hububat hasat mevsiminin tamamlandığını belirten Çandır, Türkiye’de ise hasadın önemli bölümünün geride bırakıldığını söyledi. Türkiye genelinde rekoltenin yüksek, hasadın bol ve bereketli geçtiğini kaydeden Çandır, Antalya’da verimin bölgelere göre önemli farklılıklar gösterdiğini ifade etti.

Sahilde aşırı yağıştan etkilenen alanlarda dekara 200-400 kilogram, Elmalı Ovası’nda su altında kalan arazilerde 150-200 kilogram seviyesinde kalan verimin, bakımlı arazilerde ve yaylada genel olarak dekara 400-600 kilograma ulaştığını belirten Çandır, yüksek rutubet ve özellikle orman arazilerine yakın bölgelerde görülen süne nedeniyle bazı bölgelerde ürün kalitesinde sorunlar yaşandığını söyledi.

Meslek komitelerinden gelen değerlendirmeleri paylaşan Çandır, akaryakıt ve gübre başta olmak üzere artan maliyetlerin üreticinin gelecek sezon ekim kararını olumsuz etkilediğini belirterek şu açıklamada bulundu:

“Üreticinin üretimden kopmaması için artan girdi maliyetlerine karşı doğrudan, hedefli ve öngörülebilir desteklerin hayata geçirilmesi gerekiyor. Çünkü üreticiyi bugün desteklemezsek, yarın yalnızca üreticiyi değil; gıda arzını ve tüketiciyi de daha yüksek maliyetlerle karşı karşıya bırakırız.”

COĞRAFİ İŞARET TESCİLİ TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİLDİR

Susam üretimindeki gelişmeleri de değerlendiren Çandır, ithal ürünün fiyat avantajı ve özellikle Mısır’dan gelen susamın Antalya’da üretilen yerli susama renk bakımından benzerliğinin coğrafi işaretli Manavgat Altın Susamı açısından önemli bir rekabet riski oluşturduğunu belirtti.

 Yerli üretimin korunması ve Manavgat Altın Susamı’nın rekabet gücünün sürdürülebilmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını önemsediklerini açıklayan Çandır şu açıklamada bulundu:

“Coğrafi işaret tescili tek başına yeterli değildir. Coğrafi işaretli ürünün üreticisini korumak, ürünün piyasadaki değerini artırmak, markalaşmasını sağlamak ve haksız rekabete karşı korumak da gerekiyor.”

“SU, ANTALYA EKONOMİSİNİN GELECEĞİDİR”

ATB’nin 2026 yılı faaliyet programında su’yu ana teme olarak belirlediğini hatırlatan Çandır, suyun artık yalnızca çevre meselesi olmadığını tarımın, turizmin, sanayinin, kent yaşamın ve Antalya ekonomisinin geleceği olduğunu belirtti.

15-16 Eylül tarihlerinde “Antalya Su Diyaloğu: COP31’e Giden Yol” başlığıyla tarım, turizm, sanayi ve kentsel su yönetimi alanlarında sektörel toplantılar düzenleyeceklerini belirten Çandır, toplantılarda her sektörün su konusundaki mevcut durumunun, sorunlarının, iyi uygulama örneklerinin ve çözüm önerilerinin ortak akılla değerlendirileceğini söyledi.

BORSA ORGAN SEÇİMLERİ İÇİN SEÇİM KURULUNA BAŞVURU YAPILACAK

Çandır, “5174 sayılı Kanun gereği oda ve borsaların organ seçimlerinin Ekim-Kasım aylarında yapılması gerekmektedir. Bu kapsamda, Borsamız organ seçimlerinin Ekim ayında gerçekleştirilmesi amacıyla ilgili seçim kuruluna başvurumuzu gerçekleştireceğiz” ifadelerini kullandı.

 Mecliste üyeler sektörleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.