“Bizim Medyamız” yeni raporunu yayımladı: Türkiye’de medya özgürlüğü geriledi

Bizim Medyamız raporu Bizim Medyamız raporu
Görsel: Bianet

Batı Balkanlar ve Türkiye’den dokuz kuruluşun bir araya gelerek oluşturduğu sivil toplum inisiyatifi “Bizim Medyamız (Our Media)”, yeni raporunu yayımladı.

IPS İletişim Vakfı/bianet, Bosna-Hersek, Kosova, Karadağ, Kuzey Makedonya ve Sırbistan’dan kurumlarla iş birliği içinde, “Batı Balkanlar ve Türkiye’de Medyanın Geleceği”ni analiz eden bir rapor yayımladı.

Rapora göre, Türkiye’de medya sahipliği büyük ölçüde hükümete yakın şirketlerin elinde yoğunlaşmış durumda. Medya kuruluşlarının yüzde 80’inden fazlasının sahiplerinin, iktidar partisi AKP ile ekonomik ve siyasi bağlara sahip olduğu belirtiliyor.

Kamu ihalelerinden yararlanan büyük holdingler, medya organları üzerindeki kontrolü sayesinde editoryal bağımsızlığı zayıflatıyor ve medya çoğulculuğunu engelliyor.

Basın İlan Kurumu (BİK) tarafından uygulanan ilan yasakları ve para cezaları, bağımsız medya kuruluşlarının ekonomik sürdürülebilirliğini tehdit ediyor. Aynı şekilde, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından verilen yayın yasakları ve cezalar da hükümeti eleştiren içerikler üzerinde baskıyı artırıyor.

Dijital medya da devlet denetimine girmiş durumda. 2020 yılında yürürlüğe giren sosyal medya yasası ile 2022’de çıkarılan “dezenformasyon yasası”, iktidarın internet üzerindeki kontrolünü genişletti. Ayrıca, Google algoritmalarının hükümet yanlısı medya kuruluşlarını öne çıkarması, bağımsız gazeteciliğin görünürlüğünü daha da kısıtlıyor.

Temsil meselesi de medyada ciddi bir sorun olarak öne çıkıyor. Medya sahipliği yapısının ve içerik üretiminin, kimin sesinin duyulduğunu belirlediği bir ortamda kadınlar, LGBTİ+ bireyler, azınlıklar ve muhalif siyasi görüşler büyük ölçüde dışlanıyor.

Lozan Antlaşması kapsamında tanınan azınlık topluluklarının medya kuruluşları ise devlet desteğinden mahrum bırakılıyor. BİK’in azınlık medyasına sağladığı desteği büyük ölçüde kesmesi, Ermeni, Rum ve Yahudi gazetelerinin sürdürülebilirliğini tehdit ediyor.

Kürt medyasına yönelik baskılar da devam ediyor. Rapor, Kürt gazetecilerin sıklıkla “terör” suçlamalarıyla karşı karşıya kaldığını ve birçok Kürt medya kuruluşunun ya kapatıldığını ya da baskılar nedeniyle faaliyetlerini sınırlandırmak zorunda kaldığını vurguluyor.

MEDYA GÜVENİLİRLİĞİ VE KATILIM AZALIYOR


Türkiye’de medyaya duyulan güven giderek düşüyor. Raporda yer alan verilere göre, halkın medya kuruluşlarına güven oranı yüzde 35’e kadar gerilemiş durumda. Bu güvensizliğin temel sebepleri arasında siyasi müdahaleler, tek taraflı yayınlar ve sansür uygulamaları bulunuyor.

Bağımsız gazeteciler için ekonomik güvencesizlik artarken, serbest çalışan gazetecilerin çoğu sigortasız ve düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalıyor. Ayrıca, medya okuryazarlığının düşük olması, toplumun dezenformasyona karşı savunmasızlığını artırıyor.

GERİLEYEN KOŞULLAR VE REFORM ÇAĞRISI


Türkiye, Demokrasi Endeksi’nde 167 ülke arasında 102. sırada yer alarak “hibrit rejim” kategorisinde kalmaya devam ediyor. Yolsuzluk Algısı Endeksi’nde ise 165. sıraya kadar gerilemiş durumda.

Rapor, Türkiye’nin medya özgürlüğü, şeffaflık ve yargı bağımsızlığı konularında köklü reformlar yapmadığı sürece demokratik gerilemenin süreceğini belirtiyor. Gazetecilerin korunması, medya finansmanında adil dağılımın sağlanması ve ifade özgürlüğünü güvence altına alan hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.

Raporua buradan ulaşabilirsiniz