
CHP Antalya Milletvekili Aliye Coşar, TBMM Genel Kurulu’nda seçim güvenliğine yönelik konuşma yaptı. Coşar, AK Parti iktidarı döneminde seçimlerin eşit, adil ve güvenli koşullarda yapılmadığını belirterek, 2019 yılı tekrar edilen İstanbul Büyükşehir Belediye seçimleri ve 2017 yılında yapılan referandumu hatırlattı.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya Milletvekili Aliye Coşar, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda seçim güvenliğine yönelik grubu adına konuşma yaptı. Coşar, konuşmasında Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) iktidarı döneminde seçimlerin eşit, adil ve güvenli koşullarda yapılmadığını belirterek, 2019 yılında tekrar edilen İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimleri ve 2017 yılında yapılan referandumu hatırlatarak, mühürsüz oyların geçerli kabul edilmesi başta olmak üzere sandıklarda baskı ve usulsüzlükler yaşandığını ifade etti.
“TRT İKTİDARIN PROPAGANDA ARACINA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”
Coşar, Türkiye’de son yirmi yılda birçok sandık kurulduğunu, seçim yapıldığını ancak seçimlerin eşit, adil ve güvenli koşullarda yapılmadığını dile getirdi. Seçimlerin AK Parti’nin seçim kampanyalarına dönüştüğünü belirten Coşar, kamu kaynaklarının tahsis edildiğini, devletin televizyonu TRT’nin ifadesini kullanarak, iktidarın propaganda aracına dönüştürüldüğünü söyledi.
Seçim güvenliği için seçimlerin adil, şeffaf, şüpheye yer vermeyecek şekilde yapılması gerektiğini ifade eden Coşar, demokrasinin temeli millet iradesinin tecelli edeceği seçimlerin güvenliğinin sağlanmasıdır ifadelerini kullandı.
Coşar, seçim dönemlerinde, “Muhalefete yer verilmedi, vergilerimizle sesimiz ve görüntümüz engellendi, seçim çalışmalarımız ve halka yönelik projelerimize yer vermek yerine iktidarın iftiralarına yer verildi” dedi.
Coşar geçmiş seçimleri hatırlatarak 2014 yılına oylar sayılırken şaibeli şekilde elektiriklerin kesildiğini, “Trafoya kedi girdi, dediler” dedi. 2017 yılında gerçekleşen referandum da ise oylama devam ederken kanunun hiçe sayıldığı, mühürsüz oyların Yüksek Seçim Kurulu kararıyla geçerli hâle getirildiğini aktardı.
Yapmayı çalıştıkları kumpası bozduk diyen Coşar şu ifadeleri kullandı:
“2019 yılında İstanbul halkının iradesiyle seçilen Ekrem İmamoğlu’nun kazandığı seçimi somut gerekçe olmadan iptal ettirdiniz. Islak imzalı tutanaklara sahip çıkarak resmî itirazlarımızla İstanbul seçimlerinde yapmaya çalıştıkları kumpası bozduk.”
“PARTİ YETKİLİLERİNİZ HUKUKSUZLUĞU SAVUNDU”
Coşar, o günlerde seçim tekrarı kararını aldırtan parti yetkililerine yönelik, “Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şey oldu” diye bu hukuksuzluğu savundu dedi. Milletin iradesinin ikinci kez sandıkta yaşanan hukuksuzluğa 806 bin oy farkla yanıt verdi ifadelerini kullandı.
Millet iradesinin temelinin sandık olduğunu belirten Coşar, geçmiş dönemde mühürsüz oy pusulaları, tekrarlanan seçimler, öldüğü halde kayıtlardan düşürülmemiş seçmenler, taşıma seçmenler yaşandığını aktararak milletvekillerine yönelik fiziksel saldırılar için de şunları söyledi:
“Şanlıurfa Eyyübiye’de yaşanan toplu oy kullanma ve seçim güvenliği için orada olan milletvekillerimize saldırılar, sandık görevlilerine fiziki müdahale ve tehditler gibi olumsuz olaylar yurttaşın sandığa olan güvenini sarsmış ve kaygı yaratmıştır. Seçim sonuçları bile yandaş kanallar tarafından manipüle edilmiştir.”
“AK PARTİ KAZANDIĞINDA DEMOKRASİ ANLAYIŞI MİLLİ İRADE, KAYBEDERSE SEÇİM İPTALİ, SORUŞTURMA VE KAYYUMDUR”
Coşar, sandıkta kaybeden demokrasiyi içselleştiremeyen siyasi iktidar ifadeleriyle seçilmiş belediye başkanlarının yargının araçsallaştırılarak siyasi davalarla tutuklandığını, kimilerinin yerlerine kayyumlar atandığını dile getirdi.
CHP’nin seçim kurulu tarafından 38’inci Olağan Kurultayının yetkisiz mahkeme tarafından iptal edilmesinin seçim güvenliği olmadığının açıkça göstergesi olduğunu ifade etti. İktidarın yargı eliyle seçimleri ve iradeyi gasp ettiğini söyledi.
Coşar, Ak Parti kazandığında, “AK Parti’nin demokrasi anlayışı kazanırsa millî irade, kaybederse seçim iptali, soruşturma ve kayyumdur” dedi. Kuvvetler ayrılığının ve yargı bağımsızlığının olmadığı ve seçim hukukunun uygulanmadığı, sandıktan çıkan iradeye saygı duyulmayan düzende şeklinde belirttiği ifadelerinde iktidarın seçim güvenliğinden bahsetmesinin gerçekçi olmadığını söyledi.
Demokrasilerde olması gerekenlere yönelik şu açıklamada bulundu:
“Demokrasilerde partiler eşit ve adil koşullarda rekabet etmeli, kamu kaynakları kullanılmamalı, sandıktan çıkan sonuca koşulsuz saygı gösterilmelidir. Seçim güvenliği milletin iradesidir çünkü seçim güvenliği iktidarın ve muhalefetin değil 86 milyon yurttaşımızın ortak meselesidir”





