
Çiftçiler Sendikası (Çiftçi-Sen), üzüm üreticilerinin zararına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, “İklimi ve üretimi olumsuz etkileyen enerji ve madencilik faaliyetlerine tarımsal alanlarda izin verilmemeli, faaliyette olanlar da kapatılmalıdır” denildi.
Don ve ayaz nedeniyle büyük kayıplar yaşayan üzüm üreticileri, şimdi de düşük alım fiyatları ve şirketlerin tekelleşmiş politikalarıyla karşı karşıya kaldı.
Konuya ilişkin Çiftçi-Sen, “Üzümde bağcılığın yıkımı” başlıklı açıklama yayımladı. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“İklim krizinin yarattığı olumsuzluklar sonrası üzüm üreticilerini bu kez ‘serbest piyasa’ denilen şirketlerin kontrolündeki alım fiyatları vuruyor. Yüzde 30-40 olan Ege’deki don ve ayaz zararı TARSİM’in belirlemelerine göre bazı bölgelerde yüzde 60-70 seviyelerine yükseliyor. Ülke genelinde de üzüm rekoltesinin düşük olduğu bilinmesine rağmen şirketler 2024 yılının altındaki fiyatlarla yaş ve kuru üzüm almaya çalışıyor. TARİŞ’in açıkladığı avans fiyatı bile 2024 yılı avans fiyatına çok yakın. Mevcut tarım politikaları sürdürüldüğü sürece çiftçilerin mağduriyeti katlamalı olarak devam edecektir. Daha zor üreterek, daha çok masraf yaparak üreten üreticiler, ürünlerini değerinde satamamaktadır.”
TÜİK verilerine göre Dünya kuru üzüm ihracatının neredeyse yüzde 24 ünü Türkiye karşılandığı hatırlatılan açıklamada, “Siyasi iktidar ise ülkemiz için bu kadar stratejik önemi olan bir ürünü üretenleri koruma, kollama yerine şirketlerin insafına bırakmakta, hatta şirketlerden yana tavır almaktadır. 2024 yılında şarap üreten küçük işletmelere ve butik şarapçılık yapanlara yeni vergiler, parasal teminatlar vb. gibi büyük maddi yükümlülükler getirerek, üretimi bıraktırmaya, pazarın dışına atmaya çalışmış ve başarılı da olmuştur. Üreticilerin üzümlerini artı değer kazandırmak için işleyip şarap olarak satması da yasaktır. Ürününü şarap olarak satabilmesi için işletme kurması, vergiye tabi olması, gerekli teminatları ve bandrol ücretlerini de yatırması gerekmektedir” denildi.
Şaraplık üzüm üreticileri üzümlerini şarap fabrikalarına satmak zorunda olduğu ifade edilen açıklamada, “Dolayısıyla şaraplık üzüm üreten üreticiler de bir avuç şarap şirketinin insafına bırakılmış durumdadır. Olgunlaşan üzümünü kurutma olanakları çok kısıtlı olan bu üreticiler üzümleri sıcakta bozulmasın, verim ve kalite kaybı yaşanmasın diye fabrikaların alım fiyatlarını ve ne zaman ödeme yapacaklarını bilmeden şarap fabrikalarına üzüm vermek zorunda kalmaktadır. Yazılı olmayan sözleşmelerle, sözleşmeli üretim yaptırılmaktadır. Tekeli özelleştirerek, alkol ve alkollü içki üretim fabrikalarını yok pahasına satarak alkol ve şarap üretimi için üzüm alım fiyatının belirlenmesinde devre dışına çıkan devlet, büyük şarap fabrikalarının ticari çıkarlarını korumada şaraba ve alkollü içkiye yüksek vergiler koyarak tüketicilerden dolaylı vergi gelirleri elde etmede devrededir” ifadeleri kullanıldı.
TARİŞ’in ve ihracat şirketlerinin depolarında kuru üzüm olmadığı ifade edilen açıklamada, “TARİŞ’in açıkladığı avans fiyat, TARİŞ’in çiftçi kooperatifi olma özelliğini yitirdiğinin, şirketlerin önünü açtığının göstergesidir. TARİŞ’in avans fiyat açıklamasından sonra alkol fabrikalarının ve yaş üzüm ihracatçısı şirketlerin yaş üzüm alım fiyatları da birden bire düşmüştür” sözleri kullanıldı.
2025 yılı kuru üzümün ortalama kg maliyeti, bölge bölge farlılıklar göstermesine rağmen ortalama 126.5 TL civarında olduğu ifade edilen açıklamada, “Üzüm üreticilerinin üretebilmeleri ve insanca yaşayabilmeleri için en azından (tesis masrafları amortisman payı ve çıplak arazi değerinin faizi hesaba katılmadan oluşan) kuru üzüm maliyeti olan 126,5 TL nin üzerine yüzde 25 kar payı+ yüzde 30 insanca yaşam payı (asgari yıllık enflasyon oranının çok altında bir hesaplamayla) eklenerek fiyatı belirlenmelidir. Bu hesaplamaya göre referans taban fiyatının en az 205.50TL olması gerekmektedir” denildi.
“DEVLET ÜRETİCİLERİ DEĞİL, SİGORTA ŞİRKETLERİNE DESTEK VERMİŞ, BİR KEZ DAHA ŞİRKET YANLISI TUTUMUNU GÖZLER ÖNÜNE SERMİŞTİR”
Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi:
“Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ilgili birimleri tarafından yaşanan don zararına ilişkin her ne kadar zarar tespit çalışmaları yapılmış olsa da üreticilerin zararlarını karşılamaya dönük herhangi bir adım atılmamıştır. Üreticilerin büyük bir kısmı TARSİM’e primlerin yüksekliği nedeniyle sigorta yaptıramamıştır. Kaldı ki TARSİM’in de üreticilere faydasından bahsetmekte zordur. Bakan Yumaklı’nın açıklamasına göre 2006’dan günümüze kadar 27 milyon TARSİM poliçesi düzenlenmiş, devlet TARSİM’e 34,5 milyar lira devlet prim desteği sağlamış TARSİM ise 33 milyar lira hasar tazminatı ödemesinde bulunmuştur. Yani TARSİM devletin verdiği destek kadar bile tazminat ödememiş, üreticiden aldığı paranın tümü de kendine kalmıştır. Kısacası devlet üreticileri değil, sigorta şirketlerine destek vermiş, bir kez daha şirket yanlısı tutumunu gözler önüne sermiştir.”
Üzüm üreticilerinin karşı karşıya kaldığı bir başka problem de “tüccar” adı altındaki dolandırıcıların çokluğu olduğu ifade edilen açıklamada, “Devlet yıllardır bu konuda önlem almamış, çiftçileri dolandıran kişi ve şirketleri deşifre edici, cezalandırıcı yasa ve uygulamaları devreye sokmamış, bu nedenle bu dolandırıcılar her yıl binlerce çiftçinin ürününü hasat etmiş, ama para ödemesi yapmamış, şikayet edildiğinde de ceza bile almamışlardır. Ve hala piyasada dolaşmakta üzüm alımına devam etmektedirler” denildi
Çiftçi-Sen’in talepleri şöyle:
- Gerek Uluslararası sözleşmelerden gerekse de Anayasa’dan gücünü alan çiftçilerin sendikal örgütlenmesi fiyat belirlemelerinde sürece dahil edilmelidir.
- TARİŞ, üretimden pazarlamaya kadar olan zincirin her halkasında, yönetim organlarında, üreticilerin söz ve karar sahibi olacağı şekilde yeniden yapılandırılmalı, kuru üzüm alımında devreye sokulmalıdır.
- Kuru üzüm fiyatlarında maliyet, kar payı ve insanca yaşam payı gözetilerek sendikamızın referans fiyatları üzerinden TARİŞ tarafından destekleme alımı yapılmalı, hükümet bu konuda destek vermelidir.
- İklim krizinden aşırı etkilenen bölgeler “Afet Bölgesi” ilan edilmeli, üreticilere devlet tarafından telafi edici ödemeler yapılmalıdır.
- Şaraplık üzüm üreten üreticilerin üzümlerini işleyip satabilecekleri yasal düzenlemeler yapılmalı ve ürünlerini işleyerek satmaları konusunda teşvikler verilmelidir.
- İklimi ve üretimi olumsuz etkileyen enerji ve madencilik faaliyetlerine tarımsal alanlarda izin verilmemeli, faaliyette olanlar da kapatılmalıdır.
- Çiftçileri dolandıran şirket veya kişileri ticaretten menetme, deşifre etme vb. caydırıcı cezalar verme konusunda yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
- Tarım Sigortaları Yasası yeniden düzenlenmelidir.
- Kamu agroekolojik üretime yönelen üreticilere teşvikler vermelidir.





