ÇMO Antalya’dan 6 Şubat depremlerinin ardından çevre ve halk sağlığı krizi uyarısı

ÇMO Antalya Deprem ÇMO Antalya Deprem

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Antalya Şubesi, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümü dolayısıyla açıklama yayımladı. Yapılan açıklamada, bölgedeki enkaz yönetimi ve asbest maruziyetinin ciddi bir halk sağlığı sorununa dönüştüğü bildirildi.

ÇMO Antalya Şubesi Yönetim Kurulu tarafından gerçekleştirilen açıklamada, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen ve 11 ili etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından geçen süreçte, enkaz kaldırma ve şehirleşme uygulamaları mercek altına alındı. Açıklamada, yanlış kentleşme ve bilim dışı uygulamaların doğa olayını çok boyutlu bir çevresel yıkıma dönüştürdüğü ifade edildi. Deprem sonrası süreçte çevre kirliliğinin arka plana atıldığı, enkaz yönetimi ile hava ve su kirliliğinin yeni riskler doğurduğu kaydedildi.

YENİ FELAKETLERİN ZEMİNİNİ HAZIRLIYOR

Deprem bölgesinde 100 milyon metreküpü aşan yaklaşık 230 milyon ton ağırlığında olan enkazın, teknik olarak “tehlikeli atık” niteliği taşıdığı belirtildi. Açıklamada, bu devasa atık kütlesinin yönetimine dair tespitlerde bulunuldu. Atıkların dere yataklarına, tarım arazilerine, sulak alanlara ve su havzalarına döküldüğü Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) ve ilgili atık yönetimi yönetmeliklerinin yok sayıldığı ifade edildi. Yapılan hatalı uygulamaların sel riskini arttırdığı, yeraltı sularını kirlettiği ve gıda güvenliğini tehdit ettiği aktarıldı.

ÇMO açıklamasında bunların sonucu olarak “deprem sonrası süreçte çevre kirlenmesi arka plana atılmış, özellikle enkaz yönetimi, asbest maruziyeti, hava ve su kirliliği ile ikincil afet riskleri, yeni felaketlerin zeminini hazırlamaktadır” uyarısında bulundu.

ASBEST VE KRONİK KİRLİLİK TEHLİKESİ

Açıklamada, yıkılan binalardan yayılan asbest liflerinin, 10 ila 40 yıl içerisinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısı yapıldı. Hatay’da yapılan saha çalışmalarında alınan numunelerin önemli bir kısmında asbest tespit edildiği bilgisi paylaşıldı. Toz bastırma yapılmadan gerçekleştirilen yıkımlar ve brandasız kamyonlarla yapılan taşımalar nedeniyle asbestin yaşam alanlarına yayıldığı ve bir “kanser dalgası” riski oluşturduğu ifade edildi.

Kontrolsüz enkaz kaldırma faaliyetleri nedeniyle halkın kirli hava solumak zorunda bırakıldığını belirten Oda Yönetimi, bölgedeki içme suyu sistemlerinde meydana gelen eksikliklerin ise halk sağlığı riskini kronikleştirdiği konusunda uyarıda bulundu.

ANTALYA İÇİN AFET DİRENÇLİLİĞİ ÇAĞRISI

Açıklamada, deprem sonrası yoğun göç alan Antalya’nın altyapı ve atık yönetimi kapasitesinin zorlandığına dikkat çekildi. Bölgede dere yatakları ve taşkın alanlarının risk oluşturduğuna vurgu yapıldı. Antalya’nın depremden muaf olduğu algısının yanlış olduğu vurgulanarak, kentin afet dirençliliği temelinde planlanması gerektiği hatırlatıldı. Hafriyat toprağı, inşaat ve yıkıntı atıkları bertarafı için altyapının yeterli olmadığı vurgulanarak, kentsel dönüşümün parsel bazlı değil, mahalle ve semt bazlı olarak yürütülmesi gerektiği savunuldu.

ACİL ÖNLEM ALINMASI GEREKİYOR

ÇMO Antalya Şubesi, yeni felaketlerin yaşanmaması için şu acil adımların atılmasını talep etti:

“*Afetlere dayanıksız yapılar mevzuata uygun şekilde yıkılmaslı ve mahalle bazlı planlama ile yenilenmelidir.

* Enkaz döküm alanları bilimsel kriterlere göre yeniden düzenlenmelidir.

* Asbest ve diğer tehlikeli maddeler için sürekli ölçüm ve şeffaf izleme mekanizmaları kurulmalıdır.

* Dere yatakları doğal yapısında bırakılmalı, taşkın riskini artıran yapılar kaldırılmalıdır.

* Göç alan kentlerde altyapı planları yeni nüfus projeksiyonlarına göre revize edilmelidir.”

Açıklama, bilim ve mühendislik ilkelerinin yok sayılmasının afetleri kaçınılmaz hale getirdiği vurgusuyla son buldu.