
Yurttaşlar bugün (29 Mart) Finike Boldağ’ın Kale Mahallesi’nde bir araya gelerek bölgede açılması planlanan dört taş ocağı projesine karşı ortak basın açıklaması yaptı.
Antalya Finike ilçesinde bir araya gelen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İl ve İlçe Yönetimi, Antalya Milletvekili Aykut Kaya, Türkiye İşçi Partisi (TİP) İl ve İlçe Yönetimi, TİP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Yunus Başaran, Batı Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri bileşenleri, SOL Parti Antalya İl Sözcüsü Mevlüt Çakmak, Kaş Çevre ve Kültür Derneği, Batı Antalya Çevre ve Kültür Platformu, İklim Adaleti Forumu, HİZ Antalya Meclisi, Demokrasi Vakfı Başkanı İsa Çelik Toroslar ve Akdeniz Kıyıları Çevre Koruma Derneği (TORAÇDER) ve Batı Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, bölgede açılması planlanan dört taş ocağı projesine karşı bugün (29 Mart) saat 13.00’te ortak basın açıklaması yaptı.
Kurumlar adına açıklamayı TİP Finike İlçe Başkanı Ali Hakan Medet okudu.
Medet, “Taş ocaklarının faaliyetleri sırasında ortaya çıkacak toz, gürültü ve titreşim; tarım alanlarına, yeraltı su kaynaklarına, doğal yaşam dengesine ve günlük hayata büyük zarar verecektir” dedi.
Medet, projenin tarım alanlarını, yeraltı sularını ve “Sakin Şehir” unvanlı ilçenin turizm yapısını tehdit ettiğini belirtirken, “Bunların yaşanmasına göz yumamayız” diyerek projenin durdurulmasını talep etti.
Gerçekleştirilen açıklamada, taş ocağı projelerinin bölgedeki doğal ve kültürel mirasa vereceği zararların geri dönülemez olacağına dikkat çekildi. Ocak faaliyetleri nedeniyle oluşacak toz ve gürültünün yanı sıra ağır tonajlı kamyonların mahalle içinden geçecek olmasının can güvenliği riski yarattığı vurgulandı.
Kamu arazilerinin uzun süreli kiralama yöntemiyle tahsis edilmesine tepki gösteren bileşenler açıklamada, orman vasfındaki alanların zamanla yapılaşmaya açılmasından endişe duyduklarını ifade etti.
İKLİM ADALETİ FORUMU
Gerçekleştirilen basın açıklamasında İklim Adaleti Forumu adına söz alan Antalya Barosu Çevre İmar Kurulu Üyesi ve Toplumsal Olay ve Davaları İzleme Kurulu (TODAK) Başkanı Avukat Salim Berkay Aksu, çevre mücadelesinin sadece doğayı korumak değil, sağlıklı bir çevrede yaşama ve temiz gıdaya erişim gibi temel insan haklarını savunmak olduğunu belirtti.
Aksu, bölgede mermer ocaklarına karşı verdikleri mücadele sonrası öldürülen Büyüknohutçu çiftini anarak, “Finike için verdikleri mücadelenin ardından yaşamdan koparılan Büyüknohutçu çifti cinayeti ve onların şahsında uğradığımız en temel hak olan yaşam hakkı ihlalidir. Çevre mücadelesi, artık yalnızca doğayı koruma mücadelesi olmanın çok ötesine geçmiş; doğrudan bir yaşam hakkı mücadelesi haline gelmiştir” ifadelerini kullandı.
Aksu, iklim krizine karşı çözüm üreteceğini iddia eden otoritelerin uygulamalarını eleştirdi. Türkiye’nin her yerinin maden ve beton sahasına dönüştürüldüğünü ifade eden Aksu, bu durumun biyoçeşitlilik ve ekosistem üzerindeki yıkıcı etkilerine değindi.
COP31 VE BAKANLIK POLİTİKALARI
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Antalya’da düzenleyeceği COP31 zirvesi hazırlıklarını eleştiren İklim Adaleti Forumu, mevcut doğa koruma mantığının çelişkili olduğunu ifade etti.
Doğal yaşam alanlarının tahrip edildiği bir ortamda iklim zirvesi yapılmasının inandırıcı olmadığını savunan Aksu, yetkililere “İklim değişikliğine bu şekilde mi engel olacaksınız? Sizin doğa koruma mantığınız bu mudur?” sorularını yöneltti.
Konuşmasında Hatay’daki rezerv alan ilan edilen köylerdeki direniş ile Finike’deki taş ocağı karşıtı duruş arasında bağ kuran Aksu, tüm bu süreçlerin “müşterekler mücadelesi” çatısı altında ortak bir hak mücadelesi olduğunu savundu.
28 Ocak’ta Antalya Barosu aracılığıyla yapılan çağrıyı hatırlatan Aksu, mülkiyet haklarından çevre haklarına kadar uzanan bu sürecin bir “İklim Adaleti“ mücadelesi olduğunu söyledi.
Aksu, “Yaşamı, doğayı ve kentini savunan herkesi, bu haklı mücadeleyi büyütmeye davet ediyoruz” sözlerini kullandı.

HALKLARIN İKLİM ZİRVESİ VE COP31 ELEŞTİRİSİ
Basın açıklamasının ardından, Halkların İklim Zirvesi Antalya temsilcisi Erol Malçok da Kasım ayında Antalya’da yapılacak COP31 zirvesine eleştiriler getirerek yerel direnişin küresel iklim mücadelesiyle birleşmesi gerektiğini belirtti.
Söz alan Malçok, Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nı (COP31) “yeşil badana” faaliyeti olarak nitelendirdi.
Malçok, zirvenin somut çözümler üretmek yerine otel gelirlerine odaklandığını vurgulayarak, “COP31 şimdiye kadar ufak tefek paralar harcayarak yoksul ülkelere sus payı verdiği bir organizasyona dönüşmüş durumda. Karbon ayak izimi yaratırım biraz da para veririm, keyfime bakarım şeklinde. Türkiye’nin buna ev sahibi olmak istemesinin sebebi de büyük otelcilerin para kazanmaları, başka bir dertleri yok” ifadelerini kullandı.
Antalya Halkların İklim Zirvesi Meclisi’nin doğrudan demokrasi temelinde bu sürece alternatif bir duruş sergileyeceğini belirten Malçok, “Halkların İklim Zirvesi Antalya Meclisi, bireylerin ve kurumların katılımına açık bir meclis. Doğrudan demokrasiyle hareket eden, yatay örgütlenen herhangi bir yöneticisi, sözcüsü olmayan bir ekibiz arkadaşlar. İsteyen herkes katılabilir” dedi.
Malçok konuşmasında tüm yurttaşları Halkların İklim Zirvesi Antalya sosyal medya hesapları üzerinden duyurulan meclis çalışmalarına ve gezegeni koruma mücadelesine davet etti.





