İcra ve iflas dosyaları 25 milyonu aştı: Üç yılda 3,5 milyona yakın yeni dosya

icra ve iflas dosyaları icra ve iflas dosyaları
Görsel: Envato

İcra ve iflas dosyaları son üç yılda 3 milyon 450 bin artarak 25 milyon 134 bin seviyesine çıktı. Türkiye’de ekonomik sıkışma, mahkeme kayıtlarına ve ödeme sistemlerine yansımaya devam ediyor.

İcra ve iflas dosyaları son üç yılda 3 milyon 450 bin 758 artarak 25 milyon 134 bin 466’ya ulaştı. Aynı dönemde konkordato geçici mühlet kararı verilen firma sayısı 5 bin 861’e çıktı. Karşılıksız çek ve protestolu senet verileri de ödeme zincirindeki baskının sürdüğünü gösterdi.

İCRA VE İFLAS DOSYALARI 25 MİLYONU AŞTI

Ekonomi yönetiminin dezenflasyon programını uyguladığı son üç yıllık dönemde icra ve iflas dosyalarında artış hızlandı.

9 Haziran 2023’te mahkemelerdeki icra ve iflas dosyası sayısı 21 milyon 683 bin seviyesindeydi. 8 Haziran 2026 itibarıyla bu sayı 25 milyon 134 bin 466’ya yükseldi. Böylece üç yıllık dönemde toplam dosya sayısı 3 milyon 450 bin 758 arttı.

BU YILKİ ARTIŞ 1 MİLYONU GEÇTİ

İcra ve iflas dosyalarındaki artış 2026 yılında da devam etti.

Yılbaşında 24 milyon 79 bin olan toplam dosya sayısı, yılın ilk beş ayında 1 milyon 55 bin artarak 25 milyon sınırını aştı. Veriler, aylık ortalama yaklaşık 200 bin yeni dosyanın sisteme eklendiğini gösterdi.

DEZENFLASYON PROGRAMI DÖNEMİNDE BORÇ BASKISI ARTTI

Uygulanan ekonomi programı, iç talebi sınırlamayı ve enflasyonu düşürmeyi hedefliyor.

Ancak yüksek faiz, finansmana erişimde zorluk, artan yaşam maliyetleri ve nakit akışındaki bozulma hem haneleri hem de şirketleri zorlayan başlıklar arasında yer aldı. Bu tablo, icra ve iflas dosyaları, konkordato kararları, karşılıksız çek ve protestolu senet verilerine de yansıdı.

KONKORDATO KARARLARINDA ARTIŞ

Ödeme güçlüğü yaşayan şirketlerin başvurduğu konkordato sürecinde de artış yaşandı.

2023 yılından 2026 yılı Mayıs ayına kadar konkordato geçici mühlet kararı verilen firma sayısı 5 bin 861’e ulaştı. Geçici mühlet kararı verilen firma sayısı 2023’te 519 iken, 2024’te bin 723’e, 2025’te 2 bin 817’ye yükseldi.

2026’NIN İLK 5 AYINDA 802 FİRMA

Konkordato kararlarındaki artış 2026 yılında da sürdü.

Yalnızca yılın ilk beş ayında 802 firma için konkordato geçici mühlet kararı verildi. Bu sayı, şirketlerin borç ödeme, nakit akışı ve finansmana erişim tarafında yaşadığı zorlukların sürdüğünü gösterdi.

KONKORDATO NE ANLAMA GELİYOR?

Konkordato, borçlarını vadesinde ödemekte zorlanan şirketlerin mahkeme gözetiminde borçlarını yeniden yapılandırmasını sağlayan bir süreçtir.

Geçici mühlet kararı, şirketin mali durumunun incelenmesi ve alacaklılarla yeni bir ödeme planı oluşturulması için verilen koruma sürecini ifade eder. Bu karar, şirketin kesin olarak iflas ettiği anlamına gelmez; ancak ödeme güçlüğünün mahkeme kayıtlarına yansıdığını gösterir.

KARŞILIKSIZ ÇEK SAYISI 103 BİNİ AŞTI

Ödeme sistemlerinde dikkat çeken bir diğer veri karşılıksız çeklerde görüldü.

2023 yılında 146 bin 869 olan karşılıksız çek sayısı, 2024’te 273 bin 637’ye, 2025’te 311 bin 17’ye yükseldi. 2026 yılının Ocak-Nisan döneminde ise 103 bin 955 çek karşılıksız çıktı.

PROTESTOLU SENETLERDE DE ARTIŞ VAR

Protestolu senet verileri de ticari ödeme zincirindeki bozulmaya işaret ediyor.

2024 yılında 242 bin 86 olan protestolu senet sayısı, 2025’te 301 bin 447’ye yükseldi. 2026 yılının ilk üç ayında ise 77 bin 634 senet protesto edildi.

ÖDEME ZİNCİRİ NEDEN ÖNEMLİ?

Karşılıksız çek ve protestolu senetler, piyasadaki nakit sıkışıklığının en doğrudan göstergeleri arasında yer alıyor.

Bir çekin karşılıksız çıkması veya senedin protesto edilmesi yalnızca borçlu tarafı değil, alacaklıyı, tedarikçiyi, çalışanı ve bağlantılı işletmeleri de etkileyebiliyor. Bu nedenle ödeme zincirindeki bozulma, ekonomide dalga etkisi yaratabiliyor.

ŞİRKETLER FİNANSMANA ERİŞİMDE ZORLANIYOR

Yüksek faiz ortamı, işletmelerin krediye erişimini ve borç çevirme kapasitesini zorlaştırıyor.

Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerde stok maliyeti, kira, personel gideri, enerji giderleri ve vergi yükü nakit akışını baskılayabiliyor. Satışların yavaşladığı dönemlerde bu baskı daha belirgin hale geliyor.

HANELERDE BORÇ YÜKÜ ARTIYOR

İcra ve iflas dosyalarındaki artış yalnızca şirketlerle sınırlı değil.

Yurttaşların kredi kartı, ihtiyaç kredisi, bireysel borç, kira, fatura ve tüketici harcamaları nedeniyle yaşadığı ödeme güçlüğü de icra dosyalarına yansıyor. Gelir artışının yaşam maliyetlerinin gerisinde kalması, hane bütçelerinde baskı oluşturuyor.

ANTALYA EKONOMİSİ AÇISINDAN NE ANLAMA GELİYOR?

Türkiye genelindeki borç ve ödeme baskısı Antalya’daki yurttaşları, esnafı ve işletmeleri de yakından ilgilendiriyor.

Antalya’da turizm, tarım, inşaat, perakende, hizmet sektörü ve küçük esnaf ekonominin ana damarları arasında yer alıyor. Sezonluk gelir yapısı, kira maliyetleri, personel giderleri ve tedarik ödemeleri nedeniyle nakit akışı özellikle küçük işletmeler için kritik önem taşıyor.

TURİZM VE ESNAF ÜZERİNDE NAKİT AKIŞI BASKISI

Antalya’da yaz sezonu hareketliliği gelir yaratırken, işletmelerin giderleri de aynı dönemde artıyor.

Otel, restoran, kafe, ulaşım, acente, tedarikçi, küçük esnaf ve hizmet sektöründeki işletmeler için çek, senet ve vadeli ödeme ilişkileri yaygın olarak kullanılıyor. Bu nedenle Türkiye genelinde karşılıksız çek ve protestolu senet sayılarındaki artış, Antalya piyasası açısından da izlenmesi gereken bir başlık oluşturuyor.

TARIM SEKTÖRÜ DE ETKİLENEBİLİR

Antalya’da örtü altı üretim, narenciye, yaş sebze ve meyve ticareti geniş bir ödeme zinciri üzerinden ilerliyor.

Üretici, komisyoncu, hal esnafı, nakliyeci, ihracatçı ve perakendeci arasındaki vadeli işlemler, ödeme aksaklıklarından etkilenebiliyor. Girdi maliyetleri yükselirken alacak tahsilatında yaşanan gecikmeler üreticinin finansman ihtiyacını artırabiliyor.

İNŞAAT VE KİRA MALİYETLERİ DE BASKI YARATIYOR

Antalya’da inşaat, konut, kira ve ticari gayrimenkul maliyetleri de ekonomik baskının önemli başlıkları arasında yer alıyor.

Yüksek kira ve finansman maliyeti, hem hane bütçelerini hem de küçük işletmelerin ayakta kalma kapasitesini etkiliyor. Bu durum, borçların zamanında ödenmesini zorlaştırabiliyor.

VERİLER NEYİ GÖSTERİYOR?

İcra ve iflas dosyaları, konkordato kararları, karşılıksız çekler ve protestolu senetler aynı dönemde artış gösterdi.

Bu tablo, ekonomik sıkışmanın yalnızca tek bir alanda değil, hem bireysel borçlarda hem de ticari ödeme ilişkilerinde hissedildiğini ortaya koyuyor. Dosya sayısındaki artış, yurttaşların ve şirketlerin finansal yükünün yargı sistemine daha fazla taşındığını gösteriyor.

ALACAKLI VE BORÇLU İÇİN SÜREÇ UZUYOR

İcra dosyalarındaki artış, alacaklılar açısından tahsilat sürecinin uzaması anlamına gelebilir.

Borçlular açısından ise haciz, faiz, vekalet ücreti, yargılama gideri ve yeni borç yükleriyle karşılaşma riski artıyor. Bu nedenle borç yapılandırması, ödeme planı ve hukuki danışmanlık süreçleri daha fazla önem kazanıyor.

UZMAN DESTEĞİ ÖNEM TAŞIYOR

Borç, icra, çek, senet veya konkordato süreciyle karşı karşıya kalan yurttaş ve işletmelerin hukuki ve mali destek alması önem taşıyor.

Yanlış veya gecikmiş adımlar, borç yükünü artırabilir. Özellikle şirketler açısından konkordato, yapılandırma, ödeme planı, tahsilat ve ticari sözleşme yönetimi dikkatle ele alınması gereken başlıklar arasında bulunuyor.

SONUÇ

İcra ve iflas dosyaları son üç yılda 3 milyon 450 bin 758 artarak 25 milyon 134 bin 466’ya ulaştı. 2026’nın ilk beş ayında toplam dosya sayısında 1 milyonun üzerinde artış yaşandı.

Aynı dönemde konkordato geçici mühlet kararı verilen firma sayısı 5 bin 861’e çıkarken, 2026’nın ilk beş ayında 802 firma konkordato sürecine girdi. Karşılıksız çek ve protestolu senet verileri de ödeme zincirindeki baskının sürdüğünü gösterdi.