İHD Antalya, Antalya S Tipi Kapalı Hapishanesi’ne ilişkin hak ihlalleri raporu yayımladı

İnsan Hakları Derneği (İHD) Antalya Şubesi Hapishane Komisyonu, Antalya S Tipi Kapalı Hapishanesi’nde yaptığı görüşmelerde, “kuyu tipi” hapishane modelinin yarattığı sistematik hak ihlallerini tespit etti. Raporda, izolasyon ve sağlık hizmetlerine erişim engeli gibi birçok temel hakkın ihlal edildiği belirtildi. Raporda ayrıca, yaklaşık 30 gündür ölüm orucunda olan bir mahpusun ciddi sağlık riski altında bulunduğu kaydedildi.

Raporda, İnsan Hakları Derneği (İHD) Antalya Şubesi Hapishane Komisyonu’nun 17 Temmuz 2026 tarihinde Antalya S Tipi Kapalı Hapishanesi’nde gerçekleştirdiği görüşmelerde, farklı mahpuslar tarafından aktarılan hak ihlallerinin büyük ölçüde ortaklaştığı ifade edildi. Raporun 22 Temmuz 2026 tarihli gözlem notunda, münferit uygulamalardan ziyade “kuyu tipi” hapishane modelinin ve idari uygulamaların yarattığı sistematik hak ihlallerine dikkat çekildi.

Raporda, mahpus anlatımlarına göre “kuyu tipi” hapishanenin mimari yapısının ağırlaştırılmış izolasyon yarattığı, mahpusların ailelerinden yüzlerce kilometre uzağa sevk edilmeleri nedeniyle ziyaret hakkından mahrum bırakıldıkları, haftada yalnızca 10 dakikalık telefon görüşmesi yapabildikleri ifade edildi. Haftada bir saatle sınırlandırılan spor etkinliği dışında sosyal, kültürel ve eğitsel faaliyetlere erişim sağlanamadığı, mektupların gönderilmediği veya uzun süre bekletildiği, gazete, dergi ve kitaplara erişimin engellendiği aktarıldı.

“KOĞUŞ ARAMALARI ONUR KIRICI YÖNTEMLERLE GERÇEKLEŞTİRİLİYOR”

Raporda, koğuş aramalarının çok sayıda görevlinin katılımıyla, baskın niteliğinde ve onur kırıcı yöntemlerle gerçekleştirildiği, daha önce sakıncalı görülmeyen eşyalara herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin el konulduğu belirtildi. Antalya’nın yüksek sıcaklıkları ve “kuyu tipi” hapishanenin hava sirkülasyonunu engelleyen mimarisi dikkate alındığında yaşamsal önem taşıyan vantilatörler ile üçlü prizlere de el konulduğu, mahpusların nefes almakta güçlük çektiği ve baygınlık vakalarının yaşandığı ifade edildi.

“ÜÇ KİŞİLİK TASARLANAN KOĞUŞLARDA ALTI KİŞİ KALINIYOR”

Raporda, üç kişilik olarak tasarlanan koğuşlara sonradan ilave ranzalar yerleştirilerek kapasitenin altı kişiye çıkarıldığı, bu durumun sıcaklık ve nemi dayanılmaz seviyelere ulaştırdığı belirtildi. Raporda, sağlık hizmetlerine erişimin sistematik biçimde geciktirildiği, revir muayenelerinin dahi uzun süre sağlanamadığı, hastane sevklerinin aylarca bekletildiği, kronik ve ağır hastalığı bulunan mahpusların dahi sağlık hizmetlerine zamanında erişemediği aktarıldı.

Raporda, çeşmeden akan suyun kirli, kötü kokulu ve kullanılamaz nitelikte olduğu, içme suyu, yemek hazırlama ve kişisel temizlik ihtiyaçları için mahpusların kantinden ücret karşılığı su satın almak zorunda kaldıkları belirtildi.

“İDEOLOJİK VE DÜŞMANLAŞTIRICI SÖYLEMLER”

Raporda, görevli personelin ideolojik içerikli, düşmanlaştırıcı ve tahrik edici söylemlerde bulunduğu, şikayet ve başvuruların işleme alınmadığı, hapishane müdürü ile görüşme taleplerinin karşılanmadığı ifade edildi.

“KÜRT KİMLİĞİ NEDENİYLE AŞAĞILAYICI VE AYRIMCI SÖYLEMLERE MARUZ KALDIM”

Raporda ayrıca, 21 Temmuz 2026’da yapılan görüşmede, yaklaşık 30 gündür ölüm orucunda olan bir mahpusun tespit edildiği belirtildi. Raporda mahpusun, sistematik kötü muamele ve ayrımcı uygulamalar nedeniyle ölüm orucuna başladığını ifade ettiği, vitamin takviyesi kullanmadığı ve mahpusun belirgin biçimde güçten düştüğü gözlemlendiği ifade edildi. Mahpus, Kürt kimliği nedeniyle aşağılayıcı ve ayrımcı söylemlere maruz kaldığını, darbedildiğini ve en temel haklarının keyfi biçimde sınırlandırıldığını beyan etti.

Raporda, İHD’nin tespit edilen uygulamaların Anayasa, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Mandela Kuralları, Avrupa Cezaevi Kuralları ve Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT) standartlarına aykırı olduğu kaydedildi.

Raporda, Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Kamu Denetçiliği Kurumu ve Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihlal iddiaları hakkında etkili inceleme başlatması ve gerekli tedbirleri alması talep edildi.