İHD Antalya’dan Rahmi Koç’a tepki:“Kürt kadınlarını aşağılayan her söylem hem ırkçılığın hem de cinsiyetçiliğin yeniden üretimidir”

Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç’un İzmir Amerikan Hastanesi’nin açılışında anlattığı, Kürt kadınını kimliği, bedeni ve kültürü üzerinden alaya alan fıkrası sosyal medyada #RahmiKoçÖzürDile hashtag’ıyla yaygın tepki toplarken, İnsan Hakları Derneği (İHD) Antalya Şubesi de konuya ilişkin açıklama yaptı.

Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç, dün (5 Haziran) İzmir Balçova’da hizmete giren Amerikan Hastanesi’nin açılış töreni sırasında, aralarında eski Başbakan Binali Yıldırım, İzmir Valisi Süleyman Elban, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ve iş dünyasından isimlerin bulunduğu protokol mensuplarına bir fıkra anlattı.

Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde Koç’un, hastaneyi gezdirdiği sırada anlattığı fıkrada, bir Kürt kadın hastanın doktor tarafından muayene için soyunması istendiğinde “Doktor Bey, ilk sen soyun” dediği aktarıldı.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Antalya Şubesi, Rahmi Koç’un söz konusu fıkrasına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Rahmi Koç’un sosyal medyada yayılan ve bir Kürt kadının kimliği üzerinden aşağılandığı, etnik aidiyetinin alay ve küçümseme konusu yapıldığı görüntüler; toplumda kökleşmiş ayrımcı zihniyetin ve normalleştirilmeye çalışılan ırkçı söylemlerin yeni bir örneği olarak karşımıza çıkmaktadır. Söz konusu ifadeler yalnızca bir kişiyi hedef almamakta; Kürt kadınların kimliğini, onurunu ve toplumsal varlığını hedef alan sistematik ayrımcılığın yeniden üretilmesine hizmet etmektedir.

“IRKÇILIK İNSAN HAKLARINA AYKIRIDIR”

Etnik kimlikler üzerinden aşağılayıcı stereotipler üretmek, halkları birbirine karşı kışkırtmak ve kadınları cinsiyetçi kalıplar içerisinde aşağılamanın ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği belirtilen açıklamada, ırkçılığın ve ayrımcılığın, hangi kişi tarafından ve hangi gerekçeyle dile getirilirse getirilsin insan haklarına aykırı olduğu, Kürt kimliğinin mizah, fıkra ya da gündelik söylem adı altında hedef gösterilmesinin yıllardır mücadele edilen ayrımcı dilin toplumsal meşruiyet kazanmasına zemin hazırladığı belirtildi.

“HEM ETNİK HEM TOPLUMSAL CİNSİYET NEDENİYLE ÇOKLU AYRIMCILIĞA MARUZ BIRAKILIYOR”

Özellikle Kürt kadınların hem etnik kimlikleri hem de toplumsal cinsiyetleri nedeniyle çoklu ayrımcılığa maruz bırakıldığı vurgulanan açıklamada, bu nedenle Kürt kadınlarını aşağılayan her söylemin aynı zamanda hem ırkçılığın hem de cinsiyetçiliğin yeniden üretimi olduğu ifade edildi.

Açıklamada, “İnsan onurunu zedeleyen, bir halkı ve kadınları aşağılayan bu yaklaşımın karşısında durmak; demokratik ve eşitlikçi bir toplum gereğidir” denildi.

Koç’un özür açıklamasının, kamuoyunda haklı tepkiye neden olan ayrımcı ve ırkçı söylemin niteliğiyle yüzleşmekten uzak olduğu belirtildi. Açıklamada kullanılan “herhangi bir kimliği hedef alma niyeti taşımadım” ifadesinin, sorunun kendisini değil, söylemi kuran kişinin niyetini merkeze aldığı kaydedildi. Oysa insan hakları perspektifinden bakıldığında, ayrımcı söylemlerin değerlendirilmesinde belirleyici olanın yalnızca failin niyeti değil, kullanılan ifadelerin yarattığı etki ve toplumsal sonuçlar olduğu vurgulandı.

“KÜÇÜMSEME NİYET BEYANIYLA ORTADAN KALKMAZ”

Kürt kadınlarını aşağılayıcı kalıplar üzerinden temsil eden ve etnik kimliği küçümseme konusu haline getiren ifadelerin, niyet beyanıyla ortadan kalkmayacağı belirtilen açıklamada, bu tür söylemlerin, tarihsel olarak maruz kalınan ayrımcılığı, ötekileştirmeyi ve toplumsal önyargıları yeniden ürettiği ifade edildi.

İnsan haklarının temel ilkesinin; herkesin dili, kimliği, etnik kökeni, cinsiyeti ve inancı ne olursa olsun eşit hak ve onura sahip olduğunun kabul edilmesi olduğu belirtilen açıklamada, ırkçılığa, ayrımcılığa ve nefret söylemine karşı mücadelenin sürdürüleceği ifade edildi.

İnsan Hakları Derneği olarak; Kürt halkına yönelik nefret söylemlerinin, ayrımcı ve ırkçı ifadelerin, kadınları aşağılayan cinsiyetçi yaklaşımların kabul edilemez olduğu belirtildi. Yetkililer nefret ve ayrımcılık içeren söylemler karşısında etkili tutum almaya, toplumun tüm kesimleri ise eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşam kültürünü güçlendirmeye çağrıldı.