
Bir tanesi YouTube’da şaka videoları çekerek başladı, diğeri 16 yaşında bilgisayarında Blender ile üç boyutlu odalar tasarlayarak. Obsession ve Backrooms, 2026 yazının iki sürprizi; ama asıl soru şu: bu bir başlangıç mı, yoksa istisna mı?
Alp Hasdemir
2026 yılının yaz sezonu, iki genç yönetmenin imza attığı iki filme tanıklık etti. 26 yaşındaki YouTuber Curry Barker’ın yönettiği Obsession, 750 bin dolarlık bütçesiyle dünya genelinde 371 milyon doların üzerinde hasılat elde ederek Focus Features’ın tüm zamanların en yüksek hasılatlı filmi oldu. 20 yaşındaki Kane Parsons’ın ilk uzun metraj filmi Backrooms ise 10 milyon dolarlık bütçesiyle 331 milyon dolar hasılat yaparak A24’ün tüm zamanların en yüksek hasılatlı filmi haline geldi. Her iki filmi de ağırlıklı olarak Z kuşağı izleyicilerin doldurduğu salonlarda izleme fırsatı buldum. İzlenimlerimi paylaşıyorum.
OBSESSION: KORKU SİNEMASINA YENİ BİR DİL
Obsession, müzik mağazasında çalışan Bear’ın (Michael Johnston) arkadaşı Nikki’ye (Inde Navarrette) duyduğu karşılıksız aşkı bir dilek oyuncağıyla gerçeğe dönüştürmesini ve bunun korkunç sonuçlarını konu alıyor.
Curry Barker, bu filmle korku sinemasına yeni bir dil getirmiş. Fazla yaratıcı bulduğum tekniklerle izleyiciyi germeyi başarmış. “Jumpscare” kavramına da bir yenilik getirdiğini söyleyebilirim; Barker, geleneksel korku filmlerindeki atlama korkusu sahnelerini kurma ve uygulama konusunda ilgi göstermiyor; bunun yerine filmi kendi başına istikrarsızlaştırıcı olan düzensiz bir ritimle kurguluyor. Barker bu korkuyu sabit kamerasıyla yapıyor.
Bu film bir korku filminden fazlası. Aynı zamanda trajik bir hikaye. Üzücü bir film mi? Evet. Karşılıksız bir aşk hikayesi mi? Belki. Peki takıntı korkutucu mu? Kesinlikle. Hikaye, bir adamın bir kadının tüm benliğini elinden alarak onu psikotik bir kopyaya dönüştürmesini ve ardından onun bedeniyle birlikte olup gerçekten çıktıklarını iddia etmesini konu alıyor; ancak bunu tamamen failin bakış açısından anlatıyor.
INDE NAVARRETTE: OSCAR’I HAK EDEN BİR PERFORMANS

Inde Navarrette, filmdeki performansıyla Oscar ödülünü hak ediyor. Nikki rolü, oyuncunun önce izleyicinin kalbini kazanmasını, ardından filmin merkez antagonistine dönüşmesini, bir yandan da onun Bear’ın bencilliğinin kurbanı olduğunu asla unutturmamasını gerektiren bir ip cambazlığı. Navarrette’nin tüm bunları aynı anda son derece komik olarak başarması olağanüstü. Rotten Tomatoes eleştirmenleri de Navarrette’yi “Obsession’daki performansıyla Curry Barker’ı izlenmesi gereken bir sinemacı olarak taçlandıran” isim olarak tanımlıyor.
Filmin korku-komedi dengesi de son derece iyi kurulmuş. İzleyici aynı anda hem irkilecek hem de gülecek; çoğu zaman aynı nefeste.
OBSESSION: 750 BİN DOLARLIK BÜTÇEYLE 371 MİLYON DOLAR

750 bin dolarlık bütçeyle çekilmiş bir filmin dünya genelinde 371 milyon dolar hasılat elde etmesi, yalnızca bir ticari başarı hikayesi değil; aynı zamanda seyircinin neye para ödemeye istekli olduğunun da bir göstergesi. Obsession’ı bir “date filmi” olarak tanımlayanlar da oldu; çiftlerin birlikte izleyip çıkışta tartışabileceği türden bir yapım olduğu doğru. Ancak bu etiket filmi daraltıyor. Barker, Z kuşağının ilişki kaygılarını, dijital çağın yalnızlığını ve “nice guy” mitini bir korku filmine dönüştürerek kendi kuşağını sinema salonlarına geri çekmeyi başarmış.
BACKROOMS: İZLEYİP GEÇMELİK BİR FİLM DEĞİL
Kane Parsons’ın ilk uzun metrajlı filmi Backrooms, mobilya mağazası sahibi Clark’ın (Chiwetel Ejiofor) dükkanının bodrumunda sonsuz görünen liminal bir boyut keşfetmesini konu alıyor. Parsons, aynı atmosferi daha önce Blender programıyla üretip YouTube’da yayımlamış ve 190 milyondan fazla izlenmeye ulaşmıştı. Şimdi aynı vizyonu 30 bin metrekarelik gerçek bir sette hayata geçirmiş.
Film kesinlikle oturup izleyip geçmelik bir yapım değil. Ciddi bir alt metni var. Sadece atmosfer görmek isteyen ve liminal space korkusu deneyimlemek isteyip filme gidenler, hayal kırıklığına uğramış olabilir. Backrooms, Clark’ın mobilya dükkanının eksik, farklı ve bir o kadar da çarpık bir kopyası. Yönetmen klasik korku argümanlarına ihtiyaç duymamış; atmosferle germeyi başarıyor.
20 YAŞINDA BİR ORTA YAŞ KRİZİ ANLATISI

20 yaşındaki birinin filminde bir orta yaş krizi anlatması ilgi çekici. Clark karakteri, mobilya dükkanının bodrumunda keşfettiği bu sonsuz mekanda yalnızca fiziksel değil, zihinsel olarak da kayboluyor. Parsons bunu bilinçli bir tercih olarak kurgulamış: “İnsanlar bu mekanla temas ettiklerinde, bulunan korkuların çoğunun kendi iç dünyalarını mekana yansıtmaları olduğunu keşfediyorlar; tıpkı duyusal yoksunluk içindeki bir insanın rastgele seslere tutunması gibi” diyor.
Bu yaklaşım, filmin hafıza ve kimlik kaybıyla olan derdini de açığa çıkarıyor. Clark’ın Backrooms’da ilerledikçe kendi dükkanının çarpık kopyalarıyla karşılaşması, tanıdık olanın yabancılaşması, hatıraların bulanıklaşması; bunama ile arasında bir köprü kurmak mümkün. The New York Times yazarı Joseph Bernstein da benzer bir okuma yaparak filmi Z kuşağının çevrimiçi yaşamla ilgili derin tedirginliğine bağlıyor: labirent Backrooms ile COVID-19 karantinaları, öneri algoritmaları ve üretken yapay zeka arasında paralellikler kuruyor.
Türk seyircisi için ise filmde küçük ama hoş bir detay var: Backrooms’un içindeki anons sisteminden Türkçe olarak “Sevgili Türkçe konuşan dinleyicilerimiz, hoş geldiniz” cümlesi duyuluyor.
İKİ FİLM, ORTAK BİR SORU: SEKTÖR GENÇLERE DOĞRU MU EVRİLİYOR?
Korku yönetmeni olmanın en güvenilir yolunun kısa form komedi kariyeri başlatmak olduğu noktaya hızla yaklaşıyoruz. Jordan Peele, Get Out ile dünyayı şaşırttı; Zach Cregger, Barbarian ve Weapons ile bunu bir kalıba oturttu; Danny ve Michael Philippou, Talk to Me ile trene atladı. Şimdi de YouTube içerik üreticisi Curry Barker, 2025’in en iyi korku filmlerinden birini çekti.
Backrooms’un başarısının ardından, Reddit’in ajanlar, yöneticiler ve stüdyolar için yeni fikri mülkiyet, yetenek ve hikaye fikirleri aranan bir destinasyon haline geldiği bildirildi. Her iki filmin de Z kuşağı izleyiciler arasındaki güçlü çekiciliği, stüdyoları dijital platformlardan yetenek aramaya yönlendirebilir.
Genç yönetmenleri daha çok görebilecek miyiz? Beni heyecanlandıran konu bu. Yeni jenerasyon iyi işler çıkarıyor, ancak imkan ve fırsat bulabilecekler mi? Sadece Hollywood’da değil, ülkemizde de genç yönetmenlere ihtiyaç var. Türk sinemasının bu küresel dalganın dışında kalmaması, genç yeteneklere kapı açması hem sektör hem de izleyici için kazanç olacaktır.
RAKAMLARLA İKİ FİLM

Obsession: Yönetmen Curry Barker (26 yaş). Bütçe 750 bin dolar. Dünya hasılatı 371 milyon dolar. Focus Features’ın tüm zamanların en yüksek hasılatlı filmi. 2025 Toronto Film Festivali’nde prömiyerini yaptı. 15 Mayıs 2026’da vizyona girdi. Başroller Michael Johnston ve Inde Navarrette. Barker’ın bir sonraki filmi Anything but Ghosts post-prodüksiyonda; ardından A24 için Texas Chainsaw Massacre yeniden yorumu geliyor.
Backrooms: Yönetmen Kane Parsons (20 yaş). Bütçe 10 milyon dolar. Dünya hasılatı 331 milyon dolar. A24’ün tüm zamanların en yüksek hasılatlı filmi. ABD box office’ta bir numaraya ulaşan en genç yönetmen. 29 Mayıs 2026’da vizyona girdi. Başroller Chiwetel Ejiofor ve Renate Reinsve. 3 Temmuz’da 15 dakika ek görüntü içeren “Everything Must Go Edition” yeniden vizyona girecek.





