
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Antalya Temsilciliği, İnsan Hakları Derneği (İHD) Antalya Şubesi ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Antalya Şubesi, Suriye ve Rojava’da yaşanan gelişmelere ilişkin ortak basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Sivillerin yaşam hakkını doğrudan tehdit etmekte, Suriye’de kalıcı barış ihtimalini ciddi biçimde zayıflatmaktadır” denildi.
ÖHD Antalya Temsilciliği, İHD Antalya Şubesi, ÇHD Antalya Şubesi bugün (22 Ocak) saat 12.30’da İHD Antalya Şubesi’nde basın açıklaması gerçekleştirdi. Kurumlar adına açıklamayı ÖHD Antalya Temsilcisi Nesibe Bahadır okudu.
“ÇOK BOYUTLU BİR İNSANİ KRİZİ BERABERİNDE GETİRMİŞTİR”
Açıklamada, “2011 yılından bu yana devam eden Suriye iç savaşı; milyonlarca insanın yaşam hakkını ihlal etmiş, geniş çaplı göçlere yol açmış ve ağır insan hakları ihlalleriyle derinleşen çok boyutlu bir insani krizi beraberinde getirmiştir” denildi.
Rojava’da yaşayan Kürt halkının DAIŞ ve benzeri radikal yapılara karşı yürüttüğü mücadeleye dikkat çekilen açıklamada, “Kürt halkı yalnızca kendi varlığını korumakla kalmamış, aynı zamanda bölgesel ve uluslararası güvenliğin sağlanmasına da önemli katkılar sunmuştur” ifadeleri kullanıldı.
Rojava’da ortaya çıkan yönetim modeline ilişkin olarak ise, “Halkların, inançların ve kimliklerin eşitliği temelinde şekillenen demokratik, çoğulcu ve katılımcı bir yönetim anlayışı oluşturulmuştur” denildi. Bu deneyimin, “Suriye’de barışçıl ve hukuka dayalı bir çözümün mümkün olduğuna dair güçlü bir örnek olarak değerlendirilmiştir” sözleri kullanıldı.
“SURİYE’DE YENİ BİR ŞİDDET VE HUKUKSUZLUK DÜZENİNİN İNŞA EDİLMEK İSTENDİĞİNİ GÖSTERMEKTEDİR”
Açıklamada, Esad rejiminin çöküşünün ardından kurulan geçici yönetime yönelik eleştiriler de yer aldı. Açıklamada, “Alevilere, Dürzilere ve Kürt halkına yönelik saldırılar; toplu infazlar, zorla yerinden etmeler ve işkenceler, Suriye’de yeni bir şiddet ve hukuksuzluk düzeninin inşa edilmek istendiğini göstermektedir” denildi.
Halep, Rakka–Deyr ez-Zor hattı ile Haseke ve Kobanê’de yaşanan askeri gelişmelere değinilen açıklamada, “Bu girişimler sivillerin yaşam hakkını doğrudan tehdit etmekte, Suriye’de kalıcı barış ihtimalini ciddi biçimde zayıflatmaktadır” ifadelerine yer verildi.
Uluslararası hukuka atıf yapılan açıklamada, “Halkların kendi geleceğini belirleme, kendilerini özgürce temsil etme ve varlıklarını güvence altına alma hakları uluslararası hukuk kapsamında koruma altındadır” denildi.
Uluslararası kamuoyuna çağrıda bulunulan açıklamada, “Sivillere yönelik saldırılar ve etnik-dinsel temelli hak ihlalleri karşısında sessiz kalınmamalı; Rojava’nın hukuki ve siyasal statüsü korunmalıdır” ifadeleri kullanıldı.
Türkiye Cumhuriyeti yetkililerine yönelik çağrıda ise şu ifadeler yer aldı:
“HTŞ gibi radikal selefi örgütlerle değil, Kürt halkı ve Suriye’de yaşayan diğer toplumsal kesimlerle diyalog kurarak kalıcı ve gerçek bir barışın inşasına katkı sunmalıdır. Türkiye’de barışın kalıcı hâle gelmesi, Suriye’deki Kürt halkının varlığının ve haklarının güvence altına alınmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Türkiye’nin sınırlarının hemen ötesinde yaşayan, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarıyla güçlü tarihsel ve toplumsal bağlara sahip Kürt halkının yaşam hakkını, ulusal ve demokratik haklarını ve kendilerini özgürce temsil etme iradesini savunması; barışa hizmet eden, hukuka dayalı ve sorumlu bir yaklaşım olacaktır.”
Açıklama, “Suriye’de ve bölgede kalıcı barışın inşası için hukuki ve toplumsal sorumluluğumuzu yerine getirmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz” sözleriyle sona erdi.





