Phaselis Antik Kenti nerede? Phaselis hakkında bilgiler

Faselis antik kenti nerede Faselis antik kenti nerede
Fotoğraf: Wikipedia

Phaselis Antik Kenti’nin konumu, tarihçesi, kalıntıları, su kemerleri ve UNESCO statüsüne ilişkin bilgiler bu haberde yer alıyor.

Akdeniz’e uzanan küçük bir yarımada üzerinde kurulan Phaselis Antik Kenti, M.Ö. 7. yüzyılda Rodoslu kolonistler tarafından kuruldu. Üç ayrı limana sahip olan kent, Likya ve Pamfilya bölgelerinin sınırında yer alıyor. 2009 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne kaydedilen Phaselis, günümüze ulaşan Roma ve Bizans dönemi kalıntılarıyla biliniyor. Peki, Phaselis Antik Kenti nerede ve tarihçesi nasıl şekillendi?

KURULUŞ EFSANESİ

Phaselis’in kuruluş efsanesine göre Rodoslu kolonistler yöre halkına mısır veya kurutulmuş balık önerdi, yöre halkı ise balık isteğiyle karşılık verdi. Coğrafi konumu kentin önemli bir liman yerleşimi olduğuna işaret ediyor. Biri yarımadanın kuzeyinde, diğeri kuzeydoğuda, üçüncüsü ise güneybatı kıyısında olmak üzere üç limana sahip olan kentin sikkeleri üzerindeki gemi betimlemeleri ticari liman kimliğini yansıtıyor.

TARİHÇESİ

Phaselis, bazen Likya bazen Pamfilya bölgesi şehri olarak gösteriliyor; gerçekte her iki bölgenin sınırları arasında yer alıyor. Kentte sırasıyla M.Ö. 5. yüzyılda Pers, 4. yüzyılda Karya Satrabı Mausolos ve ardından komşu şehir Lmyra’nın Kralı Perikles’in egemenlikleri görüldü.

M.Ö. 333 yılında Büyük İskender’i altın taçla karşılayan Phaselis, İskender’den sonra birçok kez el değiştirdi. M.Ö. 167’de Likya Birliği’ne üye olan kent, birlik sikkeleri bastı. Bir süre komşu kent Olympos ile birlikte korsanların talanlarına maruz kalan Phaselis, M.Ö. 43’te Roma egemenliğine girdi. Bu dönem kentte yeniden yapılanmanın ve en az 300 yıl sürecek refahın başlangıcı oldu.

Kent, M.S. 129’da İmparator Hadrian tarafından ziyaret edildi. Güney limandan başlayan ana caddenin girişindeki tek kemerli anıtsal tak, bu ziyaretin anısına dikildi.

BİZANS VE SONRASI

5. ve 6. yüzyıllarda Bizans egemenliğinde kalan Phaselis, 451’de Kadıköy Konsülü’ne katılan şehirler arasında yer aldı. 7. yüzyılda Arap akınlarından sonra 8. yüzyılda yeni bir refah dönemi başladı. 1158’deki Selçuklu kuşatmasının ardından depremler ve limanının işlevselliğini kaybetmesi nedeniyle önemini yitiren kent, 13. yüzyıl başlarından itibaren tamamen terk edildi.

    KALINTILARI

    Günümüze ulaşan kalıntılar, kuzey ve güney limanlarını birleştiren ana caddenin iki yanında sıralanıyor. Cadde, agora ile tiyatro arasında genişleyerek küçük bir meydan oluşturuyor.

    TİYATRO

    Küçük boyutlu tipik bir Helenistik dönem tiyatrosu olan yapıya Roma döneminde sahne binası eklendi. Geç Bizans döneminde ise sahne binası duvarı kısmen şehri koruyan yeni surların bir parçası olarak kullanıldı.

    SU KEMERLERİ

    Günümüze ulaşan en anıtsal yapıyı su kemerleri oluşturuyor. Erken dönemlerde kuyu ve sarnıçlarla karşılanan su ihtiyacı, Roma döneminde inşa edilen bu kemerler sayesinde uzak mesafelerden getirilmeye başlandı. Künk ve kanallar aracılığıyla kentin her noktasına su dağıtımı yapıldı.

    AGORALAR VE HAMAMLAR

    Kentte biri tiyatro karşısında, diğer ikisi güney limana giden ana caddenin sağında olmak üzere üç agora bulunuyor. Tiyatronun karşısındaki agoranın içinde Bizans dönemine ait küçük bir bazilikanın kalıntıları yer alıyor.

    Şehir meydanında biri küçük, diğeri büyük iki hamam kalıntısı da kentin önemli yapıları arasında bulunuyor. Küçük hamam kalıntıları, Roma hamamının ısıtma sistemi hakkında bilgi veriyor.

    ATHENA TAPINAĞI

    Tarihçiler, kentin baş tanrıçasının savaşın ve bilgeliğin tanrıçası Athena olduğunu aktarıyor. Henüz bulunamamış olan Athena Tapınağı ve diğer önemli yapıların bugün ormanla kaplı akropol tepesinde yer aldığı düşünülüyor.

    UNESCO STATÜSÜ

    Phaselis’i de içine alan “Likya Uygarlığı Antik Kentleri (Antalya ve Muğla)”, 2009 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne kaydedildi.