ŞPO Antalya Şube, yangınların ardından açıklama yaptı: “Yeni yapılaşma baskılarına karşı dikkatli olunmalıdır”

default

Şehir Plancıları Odası (ŞPO) Antalya Şubesi, Antalya’da son günlerde Aksu, Kepez, Kumluca ve Serik ilçelerinde yaşanan orman yangınlarının ardından açıklama yaptı. Açıklamada, yangınlarla mücadelede yangın öncesinde dayanışma ve hazırlık kültürü oluşması gerektiği belirtildi. Ayrıca, yangın sonrasında yeni yapılaşma baskılarına karşı ilgili maddeler belirtilerek dikkatli olunması gerektiği açıklandı.

ŞPO Antalya Şubesi, Antalya’da son günlerde Aksu, Kepez, Kumluca ve Serik ilçelerinde yaşanan orman yangınlarının ardından açıklama yaptı. Açıklamada, yangınlarla mücadelede yangın öncesinde dayanışma ve hazırlık kültürü oluşması gerektiği belirtildi. Ayrıca, yangın sonrasında yeni yapılaşma baskılarına karşı ilgili maddeler belirtilerek dikkatli olunması gerektiği açıklandı.

Ayrıca, yanan alanlara “boş arazi” olarak bakılması, yangın sonrasında yapılacak değerlendirmelerin yalnızca yapılaşma veya ekonomik kayıp üzerinden yürütülmesinin kabul edilemeyeceği ifade edildi. Yanan alanların ekolojik bütünlüğünün, doğal yenileme kapasitesinin, su kaynaklarının tarımsal üretimin ve çevresindeki ilişkisinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.  

Şube’nin sosyal medya hesabı üzerinden yapılan açıklamada, ormanlarının korunmasının yalnızca yangın anında müdahalesiyle değil, yangın öncesi risklerin azaltılması, yangın sonrasında doğal alanların korunması ve kamu yararının gözetilmesiyle mümkün olduğu açıklandı.

“BİR AĞACIN YANMASI YALNIZCA BİR AĞACIN KAYBI DEĞİLDİR”

Ormanların yalnızca yeşil alanlardan ibaret olmadığı, su döngüsünün, toprağın, biyolojik çeşitliliğin iklimin ve yaşamın temel unsurları olduğu ifade edildi. Bir orman yangınının o alanda yaşayan canlıların yuvasını yok ettiği, bununla birlikte toprağın yapısını, suyun yapısını, ekolojik dengeyi de uzun süre etkileyebileceği açıklanarak “Bir ağacın yanmasının yalnızca bir ağacın kaybı değildir” şeklinde ifade edildi.

İNSAN VE HAYVAN YAŞAMININ BİRLİKTE GÖZETİLMESİ GEREKTİĞİ BELİRTİLDİ

Yangınlardan etkilenen kırsal mahallelerde yaşayan yurttaşların önemli bir bölümü için evin, ahırın, tarım arazisi ve hayvanların yalnızca ekonomik varlıklar olmadığı yaşamın kendisi olduğu belirtilerek şu ifadeler kullanıldı:

“Yangın sırasında hayvanlarını geride bırakamayan, evlerini terk etmekte zorlanan geçiminin tarımsal üretimden sağlayan yurttaşların yaşadığı güçlükler afet politikalarının insan ve hayvan yaşamını birlikte gözetmesi gerektiğini göstermektedir.”

Açıklamanın devamında, yangın bölgesinden hayvanların tahliye edilmesi için yürütülen çalışmaların ve yerel dayanışma örneklerinin, bu sorumluluğun toplumun bütün kesimlerine ait olduğunu hatırlattığı ifade edildi.

Buna yönelik yapılacak çalışmalarda, afet sonrasında yapılacak hasar ve zarar tespitlerinin yalnızca yapıların fiziksel durumunu değil, tarımsal üretim kayıplarını, hayvancılığı, geçim kaynaklarını, ekolojik zararları ve sosyal etkileri de kapsaması gerektiği belirtildi. Yurttaşların yeniden yaşam kurma sürecinde yalnız bırakılmaması gerektiği kamu kurumların koordineli ve şeffaf biçimde çalışması gerektiği açıklamasında bulunuldu.

“YANGIN SONRASINDA YENİ YAPILAŞMA BASKILARINA KARŞI DİKKATLİ OLUNMALIDIR”

Yangınların ardından en önemli sorumluluklardan birinin yanan alanlarının geleceğine ilişkin kararların kamu yararı, bilimsel veriler ve ekolojik bütünlük temelinde alınması olduğu ifade edildi.

Yangın sonrası planlama süreçlerinde aşağıdaki maddelerin dikkate alınması gerektiğine yer verildi:

  • Yanan alanların ekolojik ve hukuki statüsünün korunması
  • Orman alanlarının bütünlüğünün gözetilmesi
  • Tarım alanlarının ve üretim kapasitesinin korunması
  • Doğal alanların parçalanmasına yol açacak kararların önlenmesi
  • Yeni yapılaşma baskılarının kamu yararı açısından değerlendirilmesi
  • Hasar tespitleri ve yeniden yapılanma kararlarının şeffaf, katılımcı ve bilimsel bir biçimde yürütülmesi gerektiği ifade edildi.

“DAYANIŞMAYI BÜYÜTMEK, SORUMLULUĞU PAYLAŞMAK ZORUNDAYIZ”

Yangınlar sırasında sahada görev yapan ekiplerin mücadelesinin, yurttaşların kendi imkanlarıyla yürüttüğü dayanışma ve yerel yönetimlerin destek çalışmalarının çok kıymetli olduğu belirtildi. Ancak dayanışmanın yalnızca afet anında ortaya çıkan bir refleks olmaması gerektiği, afet öncesinden başlayan bir hazırlık kültürü olması gerektiği vurgulanarak şu açıklamada bulunuldu:

“Bu nedenle Antalya’da yaşayan herkesi, kurumları, meslek odalarının, üniversitelerin ve yerel yönetimlerin birlikte çalıştığı, yangın risklerini düzenli olarak değerlendirdiği, mahalle ölçeğinde hazırlıkların yapıldığı, bilgiye ve planlamaya dayalı afet yönetim anlayışının güçlendirilmesini önemsiyoruz.”

Açıklamanın sonunda SPO Antalya Şubesi olarak, Antalya’nın doğal alanlarının, yerleşimlerinin ve yaşam alanlarının korunması için üzerilerine düşen mesleki sorumluluğu yerine getirmeye hazır oldukları açıklandı.