
Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, Antalya’nın Kepez ilçesinde mevsimlik tarım işçilerinin konakladığı konteynerde çıkan yangında altı kişinin hayatını kaybetmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.
Antalya’nın Kepez ilçesine bağlı Gaziler Mahallesi’nde 20 Mart’ta tarım işçilerinin konakladığı konteyner lojmanda çıkan yangın sonucu beşi çocuk altı kişi hayatını kaybetmiş ve beş işçi de yaralanmıştı.
TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, yaşanan süreci Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı. Şık, “Bu facia, ülkemizde mevsimlik tarım işçilerinin ve sığınmacı emeğinin içine itildiği mutlak güvencesizliği, ‘ucuz ve kayıt dışı iş gücü’ üzerinden yükselen sömürü düzenini ve en temel insani hak olan barınma hakkının hiçe sayılmasını bir kez daha göstermiştir” dedi.
Sera işçilerinin barındığı konteynerlarda barındıklarını ifade eden Şık, “TÜİK verilerine göre tarım sektöründe kayıt dışı çalışma oranının yüzde 80’ler düzeyinde seyretmesi, yaşanan katliamın yapısal zeminini oluşturmaktadır” ifadesini kullandı.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) verilerinde tarım işçilerinin denetimsiz, yangın güvenliğinin olmadığı derme çatma yapılarda çalıştıklarını söyleyen Şık, “Hamile bir emekçi kadının ve beş çocuğunun bir konteynerde yanarak can vermesi, münferit bir yangın vakası değil; kayıt dışı emeği hukuksuzluğa mahkûm eden politikaların ve iş güvenliği önlemlerinin maliyet unsuru görülmesinin bir sonucu olan iş cinayetidir” ifadesine yer verdi.

Şık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın yanıtlaması istemiyle şu soruları sordu:
- Antalya Kepez’de hayatını kaybeden Leyla Elali Ahmed’in ve yaralanan diğer işçilerin 5510 sayılı Kanun kapsamında sigorta girişleri yapılmış mıdır? Söz konusu sera işletmesi “kayıt dışı istihdam” konusunda en son ne zaman denetlenmiştir?
- Bakanlığınız, çalışma sahası içerisinde yer alan bu barınma alanlarını “işyeri eklentisi” olarak kabul etmekte midir? Eğer öyleyse, bu alan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na uygunluğu neden denetlenmemiştir? Sığınmacı emeğinin “görünmez” kılınması, bu alanların denetim dışı bırakılmasına bir gerekçe mi teşkil etmektedir?
- Hayatını kaybeden anne ve çocuklarının ölümü, SGK kayıtlarına “iş kazası/iş cinayeti” olarak geçirilmiş midir? Kayıt dışı çalıştırma gerçeği, bu cinayetin hukuki sorumluluğundan kaçmak için bir kılıf olarak mı kullanılacaktır?
- Mevsimlik tarım işçilerinin konakladığı alanların yangın güvenliği, elektrik tesisatı ve hijyen standartlarına dair Bakanlığınızın yerel yönetimlerle ortak yürüttüğü bir denetim mekanizması bulunmakta mıdır? Anayasa ile güvence altına alınan “Barınma Hakkı”nın, sömürülen işçiler söz konusu olduğunda konteynerlere hapsedilmesine neden göz yumulmaktadır?
- Son 5 yılda, tarım sektöründe hayatını kaybeden kayıt dışı göçmen/mülteci işçi sayısı kaçtır? Bu ölümlerin ne kadarı “barınma alanı” olarak kullanılan geçici yapılarda (çadır, konteyner vb.) meydana gelmiştir?
- Tarımda çocuk işçiliği ile mücadele ettiğini beyan eden Bakanlığınız, okul çağındaki 5 çocuğun sera alanındaki bir konteynerde yaşamını yitirmesini “kayıt dışı istihdam sarmalında çocukların yaşam hakkının korunmaması” ekseninde nasıl açıklayacaktır?
- Kayıt dışı sığınmacı çalıştırarak güvencesizliği bir işletme modeline dönüştüren ve altı kişinin ölümüne sebebiyet veren işveren/sera sahibi hakkında idari ve adli süreç başlatılmış mıdır? Kayıt dışılığı teşvik eden bu sömürü düzenine karşı Bakanlığınızın uyguladığı caydırıcı bir yaptırım bulunmakta mıdır?





