TMMOB Antalya’dan Çakırlar TOKİ projesi ve taş ocakları için ortak açıklama: “Bilimin dışlandığı kararlara karşıyız”

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Antalya İl Koordinasyon Kurulu, İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Antalya Şubesi’nde yapılan basın açıklamasında, Çakırlar bölgesinde planlanan Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) projesi ile Çandır Çayı üzerindeki kum-çakıl ocaklarının birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Antalya İl Koordinasyon Kurulu, İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Antalya Şubesi’nde yapılan basın açıklamasında, sosyal konut üretimine karşı olunmadığı ancak bilimin dışlandığı, mühendisliğin yok sayıldığı ve kamu yararının ihlal edildiği kararlara karşı çıkıldığı vurgulandı. Açıklamada, sosyal konut üretimine karşı olunmadığı ancak bilimin dışlandığı, mühendisliğin yok sayıldığı ve kamu yararının ihlal edildiği kararlara karşı çıkıldığı vurgulandı.

 Açıklamada, Çakırlar bölgesinde planlanan ve askıya çıkarılan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği ile kapsamı genişletilen toplu konut projesi, diğer tarafta aynı havzada Çandır Çayı üzerinde gündeme getirilen 1A grubu kum-çakıl ocakları ve hammadde üretim sahalarının bulunduğu ifade edildi. Bu iki başlığın su kaynakları, zemin yapısı, taşkın rejimi ve çevresel etkiler açısından birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

“BİLİMİ DIŞLAYAN UYGULAMALARA İTİRAZ EDİYORUZ”

Açıklamada, TMMOB çatısı altındaki meslek odaları olarak sosyal konut üretimine karşı olunmadığı, aksine dar ve orta gelirli yurttaşların güvenli, sağlıklı ve erişilebilir konutlara ulaşmasının temel bir hak olarak görüldüğü belirtildi. Ancak bilimi dışlayan, mühendisliği devre dışı bırakan, planlama ilkelerini göz ardı eden ve kamu yararını zedeleyen uygulamalara itiraz edildiği ifade edildi.

“NÜFUSA ORANLA PLANLAMA YAPILMADI”

Açıklamada, Çakırlar bölgesinde planlanan Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) projesinin 56,30 hektarlık bir alan üzerinden altı etapta 206 blok, 4 bin 574 konut, 61 ticari birim, iki okul ve bir cami olarak planlandığı, ancak üst ölçek plan değişiklikleriyle bu alanın yaklaşık 238,36 hektara çıkarıldığı belirtildi. Bu büyüklükte bir gelişme kararının yaklaşık 30 ila 40 bin kişilik yeni bir nüfusun bölgeye eklenmesi anlamına geldiği, bunun Konyaaltı’nın batı kısmında yeni bir kentsel yerleşim odağı oluşturulması demek olduğu, ancak bu nüfusun getireceği trafik, altyapı, enerji, ulaşım, su, kanalizasyon ve sosyal donatı ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağına dair bir planlama yapılmadığı ifade edildi.

Açıklamada, resmi kurum görüşleri incelendiğinde proje alanının bir bölümünün Çandır Çayı taşkın riski etki alanı içinde kaldığı, dere ıslahı tamamlanmadan yapılaşmaya başlanmaması gerektiğinin belirtildi. Aynı değerlendirmelerde alanın ikinci derece içme suyu koruma alanında yer aldığı ve içme suyu kuyularının beslenim havzasında bulunduğu, İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) 2021 verilerinin de bu alanın büyük bölümünün taşkın riski altında olduğunu ortaya koyduğu ifade edildi. Ayrıca zemin ve temel etütleri tamamlanmadan ihale ve yapım sürecinin başlatılmasının ciddi bir mühendislik zafiyeti olduğu vurgulandı.

Açıklamada, konut projesinden bağımsız gibi sunulan ancak bu sürecin ayrılmaz bir parçası olan bir diğer konunun Çandır Çayı üzerindeki kum ve çakıl alımına ilişkin girişimler olduğu belirtildi. Devlet Su İşleri’ne (DSİ) ait iki adet tersip bendinin memba kısmında yer alan iki ayrı sahada, toplam yaklaşık 57 bin 185 metrekare alanda 266 bin metreküpü aşan bir malzemenin bulunduğunun ifade edildiği, bu malzemenin “temizlik” veya “rusubat alma” gerekçesiyle sahadan uzaklaştırılmasının planlandığı kaydedildi.

“KIYI DENGESİ GÖZ ARDI EDİLİYOR”

Açıklamada, göz ardı edilen en kritik hususun kıyı dengesi olduğu, bilimsel çalışmaların Konyaaltı sahilinin ana sediment kaynağının Boğaçay olduğunu ve bu havzada yapılan her müdahalenin doğrudan kıyı morfolojisini etkilediğini gösterdiği belirtildi. Yapılan ölçümlerde ve akademik çalışmalarda Boğaçay’ın Liman bölgesi kesiminde kıyı gerilemesinin olduğunun ortaya konulduğu, bu verilerin Çandır Çayı yatağından yapılan kum-çakıl alımının sediment dengesini bozarak kıyı erozyonunu hızlandırdığını ve Konyaaltı sahilinde daralmaya yol açacağını gösterdiği ifade edildi.

Açıklamada, 3213 sayılı Maden Kanunu’na dayalı Maden Yönetmeliği’nin “Ruhsata dayalı olmayan üretim” başlıklı 52/7 maddesinin, kamu projeleri kapsamında zorunlu olarak çıkarılan malzemenin yalnızca o proje kapsamında kullanılabileceğini ve ticarete konu edilemeyeceğini belirttiği hatırlatıldı. Eğer bu malzemenin ticarete konu edilmesi söz konusuysa ruhsat alınması gerektiği, dolayısıyla Çandır Çayı’nda DSİ’nin tersip bentlerinde biriken malzemeye ilişkin ruhsat sürecinin başlatılmış olmasının, bu işlemin yalnızca temizlik değil aynı zamanda ekonomik bir faaliyet ve ticari bir kullanım amacı taşıdığını ortaya koyduğu belirtildi.

Açıklamada, kamuoyuna yansıyan ve Antalya Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı (YİKOB) bünyesinde kurulan AYDAŞ Turizm Tanıtım ve Ticaret Limited isimli şirketine Çandır Çayı bölgesinde yaklaşık 50 bin metrekarelik bir alanda ruhsat düzenlediği iddialarının son derece ciddi olduğu ve açıklığa kavuşturulması gerektiği ifade edildi.

“KABUL EDİLEMEZ”

Açıklamada, 28 Aralık 2009 tarih ve 27446 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Antalya Boğaçay Kaynağı İçme Suyu Kuyuları Koruma Alanı İlanı”nın 4. maddesinin, Boğaçay Mutlak Koruma Alanı ile birinci ve ikinci derece koruma alanlarında kum ve çakıl malzemesi teminini açıkça yasakladığı hatırlatıldı. Açık bir yasal hüküm ortadayken ikinci derece koruma alanı içinde kalan bir bölgede ruhsat düzenlenmesi ya da bu alanın Çandır Çayı’ndan çıkarılan malzemenin satış öncesi depolanacağı bir stok sahasına dönüştürülmek istenmesinin kabul edilemez olduğu vurgulandı.

Açıklamada, meslek odaları tarafından açılan dava kapsamında TOKİ projesine ilişkin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci hakkında Antalya 2. İdare Mahkemesi’nin yürütmenin durdurulmasına karar verdiği belirtildi. Mahkemenin, doğrudan “ÇED olumlu” kararı verilmesini hukuka aykırı bulduğu, gerekli ÇED süreci işletilmeden alınan bu kararın geçersiz olduğunu ortaya koyduğu, ayrıca söz konusu işlemin yetki yönünden de hukuka aykırı olduğunun tespit edildiği, projenin uygulanması halinde telafisi güç ve imkânsız zararların doğabileceğinin vurgulandığı ifade edildi.

“KAMU YARARININ TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

Açıklamanın sonunda, söz konusu tüm uygulamalara karşı meslek odaları olarak hukukun tanıdığı tüm idari ve yargısal yolların kararlılıkla kullanılmaya devam edileceği, kamu yararı ve bilimsel ilkeler doğrultusunda sürecin sonuna kadar takipçisi olunacağı, sosyal konuta karşı olunmadığı ancak bilimin dışlandığı, mühendisliğin yok sayıldığı ve kamu yararının ihlal edildiği kararlara karşı çıkıldığı, Antalya’nın su güvenliği, afet direnci, kıyı dengesi ve planlama bütünlüğünü korumak için mücadelenin  sürdürüleceği belirtildi.