
Türkiye Hayvan Hakları Platformu, Antalya Hayvan Hakları Platformu ve Attalos Pati Gönüllüleri öncülüğünde yaşam hakkı savunucuları, 7527 sayılı yasanın kabul edilmesinin ikinci yıldönümünde yasanın iptali talebiyle toplandı.
Türkiye Hayvan Hakları Platformu, Antalya Hayvan Hakları Platformu ve Attalos Pati Gönüllüleri öncülüğünde dün (2 Ağustos) 7527 saylı yasanın ikinci yıldönümünde “Yaşam Nöbeti” eyleminde Antalya’dan ve farklı şehirlerden yüzlerce yaşam hakkı savunucusu 7527 saylı yasanın yasanın kaldırılması talebiyle saat 17.00’da Nekropol Müzesi önünde toplandı. Yasanın ikinci yıldönümü olması sebebiyle birçok şehirde yaşam hakkı savunucuları tarafından eylem düzenlendi.
“7527 SAYILI YASA DERHAL KALDIRILMALIDIR””
Aydın Kanza Parkı’nda başlayan yürüyüşün ardından, Cumhuriyet Meydanı’nda Attalos Pati Gönüllüleri Temsilcisi Özlem Başargil tarafından basın açıklaması okundu.Açıklamada, iki yıl önce hayvan hakları yasasındaki değişiklikleri içeren 7527 sayılı yasanın kaldırılması çağrısında bulunuldu.
Çağrıda şu ifadeler kullanıldı:
“Buradan bir kez daha çağrımızı yineliyoruz. 7527 sayılı yasa derhal kaldırılmalıdır. Barınaklar ölüm kampı olmaktan çıkarılmalı, 5199 sayılı Kanun’un koruyucu ruhuna uygun olarak bilimsel, etik ve kalıcı çözümler uygulanmalıdır.
Kısırlaştırma, aşılama, yerinde yaşatma ve toplumun bilinçlendirilmesi dışında hiçbir yöntem bu ülkeye huzur getirmeyecektir. Öldürerek güvenlik sağlanamaz. Şiddetten huzur doğmaz. Merhameti cezalandıran hiçbir toplum geleceğini kurtaramaz.”,

“SUSARSAK KÖTÜLÜK DAHA DA BÜYÜYECEK”
7527 sayılı yasanın milyonlarca canın ölümüne neden olduğu, iki yıl önce bugün (2 Ağustos) Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) alkışlanarak kabul edildiği ifade edildi.
O gün yalnızca bir yasanın çıkmadığı, merhametin cezalandırıldığı yaşam hakkının siyasi hesapların gölgesinde bırakıldığı dile getirilerek, “Bizler o günden bu yana meydanlardayız. Sıcağın altında da yağmurun altında da, umutla, sabırla ve inatla yaşamı savunuyoruz. Çünkü biliyoruz ki susarsak kötülük büyüyecek, korkarsak daha fazla can kaybedeceğiz” denildi.

Basın açıklamasında, düşünür ve Pisagorluğun kurucusu Pisagor’dan alıntı yapılarak, bugün yaşadığımız bütün acıları tek bir cümlede özetlemektedir denilerek yer verildi:
“İnsan diğer canlıların acımasız yok edicisi olduğu sürece sağlık ve barış nedir bilemeyecektir.” Bugün yaşanılan tabloya bakıldığında merhametin kaybolduğu yerde ne huzur kalıyor ne güven ne adalet ifadeleri kullanıldı.
Kalabalığa hitap edilen açıklamada, “Bugün bu meydanda sadece bizler yokuz” denilerek, sesini duyuramayan milyonlarca canın sessiz çığlığı olunduğu ifade edildi. Barınaklarda öldürülen köpeklerin gözleri var ifadesi kullanılan açıklamada orman yangınlarındaki hayvanlara yönelik “Yangınlarda yuvalarıyla birlikte küle dönen kuşların kanatları, ormanlarda yanarak can veren karıncaların, kirpilerin, kaplumbağaların, tilkilerin, geyiklerin sessiz feryadı var.
Bugün burada, bir daha geri dönemeyecek bütün canların emaneti omuzlarımızdadır ve biz o emanete sahip çıkmak için buradayız” açıklamalarında bulunuldu.
Türkiye’nin dört bir yanından Antalya’ya gelen insanlar olduğu ve kent için gelenlere seslenilerek “Vicdan sahibi insanlar, kıymetli Antalyalılar, hepiniz hoş geldiniz. Bugün burada yalnızca bir basın açıklaması yapmak için değil; vicdanımızı, merhametimizi, insanlığımızı ve geleceğimizi savunmak için toplandık” denildi.

“KÖPEKLERİ HEDEF GÖSTERENLER GERÇEK SORUNLARI GÖRMEZDEN GELİYOR”
Açıklamada, sokakta yaşayan köpekleri hedef gösterenlerin toplumun gerçek sorunlarını görmezden geldiği ifade edilerek erkek şiddeti sonucunda geçen yıl 442 kadının yaşamdan koparıldığı ifade edildi.
Trafik kazalarında da 6 bin 35 insanın hayatını kaybettiği ve 403 bin 937 kişinin yaralandığı ifade edildi. Çocuklara yönelik istismarın gerçek boyutunun hala bilinmediği nedenini ise adli dosyaların ötesinde konuşulmayan, gizlenen ve hiç ortaya çıkmayan binlerce acı olduğunun uzmanlar tarafından dile getirildiği ifadeleri kullanıldı ve şunlar söylendi:
“Buna rağmen bütün bu sorunlar karşısında aynı kararlılığı, aynı aciliyeti ve aynı siyasi iradeyi göremiyoruz. Ancak konu sokakta yaşayan köpekler olunca, bir gecede yasa çıkarılıyor, milyonlarca can hedef gösteriliyor ve ölüm bir kamu politikası hâline getiriliyor.”
Albet Einstenin’dan alıntı yapılarak, “İnsanoğlunun en büyük yanılgısı, dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanmasıdır” der denilerek şu ifadelere yer verildi, “Gerçekten de insan, kendisini doğanın sahibi zannetmeye başladığı günden beri tüketmeyi, yok etmeyi ve hükmetmeyi ilerleme sandı. Oysa biz bu dünyanın sahibi değiliz; toprağın, suyun, ağacın, kuşun ve sokakta yaşayan bir köpeğin yaşam hakkı, bizim yaşam hakkımız kadar değerlidir.
Çünkü biz bu evrenin efendisi değil, yalnızca birbirine bağlı halkalardan oluşan büyük yaşam zincirinin küçücük bir parçasıyız. Zincirin bir halkasını kopardığımızda aslında kendi geleceğimizi de koparıyoruz.”
“GÖRÜYORUZ Kİ SORUN HİÇBİR ZAMAN KÖPEKLER OLMADI”
Sorunun hiçbir zaman köpekler olmadığı yaşamı kutsal görmeyen anlayış olduğu ifade edilerek şu ifadeler kullanıldı:
“Biz buradan açıkça soruyoruz: Eğer gerçekten amaç çocukları korumak olsaydı, neden istismarcılar bu kadar rahat dolaşabiliyor? Eğer gerçekten amaç kadınları korumak olsaydı, neden her gün yeni bir kadın cinayeti haberiyle uyanıyoruz?
Eğer gerçekten amaç toplum güvenliği olsaydı, neden her yıl binlerce insan trafik kazalarında hayatını kaybediyor? Eğer gerçekten amaç yaşamı korumak olsaydı, neden ormanlarımız yanarken yeterli önlemler alınmıyor, neden binlerce canlı alevlerin içinde kaderine terk ediliyor?”

“O CANLARIN ÇIĞLIĞINI TELEVİZYON EKRANLARINDA DUYMUYORUZ AMA…”
Türkiye’de son günlerde çok sayıda yaşanan orman yangınlarına yönelik ağaçların yandığı ancak sadece ağaçların değil ağaç yuvasında kuş yavrularının yandığı, toprak altında saklanan kaplumbağaların, kirpilerin, sincapların, tilkilerin ve isminin bilinmediği binlerce canlıın yandığı belirtilerek, “O canlıların çığlığını televizyon ekranlarında duymuyoruz ama vicdan sahibi herkes o sessiz çığlığı yüreğinde hissediyor. Çünkü merhametin dili olmaz; vicdan duymak için sese ihtiyaç duymaz” denildi.
Açıklamanın sonunda şu ifadeler kullanıldı:
“Bugün burada kaybettiğimiz bütün canların anısı önünde saygıyla eğiliyor ve onlara söz veriyoruz: Sizleri unutmayacağız. İsimlerinizi unutturmayacağız. Bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Son köpek özgürce yaşayabilene, son kuş gökyüzünde güvenle uçabilene, son çocuk güven içinde büyüyebilene ve son ağaç ayakta kalabilene kadar yaşam hakkını savunmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki bir gün mutlaka vicdan kazanacak, merhamet kazanacak ve yaşam kazanacak.
Hepinizi sevgiyle, saygıyla ve umutla selamlıyoruz”





