Yurttaşlardan Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkımının birinci yılında basın açıklaması

Antalya Arkeoloji Müzesi Antalya Arkeoloji Müzesi yıkımı Antalya müze açıklaması Antalya müze alanı yurttaşlardan müze açıklaması Antalya Arkeoloji Müzesi Antalya Arkeoloji Müzesi yıkımı Antalya müze açıklaması Antalya müze alanı yurttaşlardan müze açıklaması
Fotoğraf: Antalya Kent Haber/ Yasin Çoban

Antalya Arkeoloji Müzesi’nin kapatılması ve hukuka aykırı bir şekilde yıkılmasının birinci yılında yurttaşlar basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, müzenin kapatılma ve yıkım sürecine ilişkin sorular yöneltilerek, Antalya halkına müzeye sahip çıkma çağrısı yapıldı.

Yasin Çoban- Alp Hasdemir

Müze Çalışma Grubu’nun çağrısıyla, 16 Temmuz 2025’te kapatılan ve ardından yıkılan Antalya Arkeoloji Müzesi’nin kapatılışının ve hukuka aykırı bir şekilde yıkılışının birinci yıl dönümünde bir araya geldi. Basın açıklaması, bugün (16 Temmuz) saat 19.00’da müze binası önünde gerçekleştirildi.

Müze Çalışma Grubu adına açıklamayı Prof. Dr. Hilmi Uysal yaptı.

“ANTALYA BİR YILDIR MÜZESİZDİR”

Açıklamada, Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yalnızca kent için değil, Türkiye ve dünya kültür mirası açısından da önemli bir yapı olduğu belirtildi.

Açıklamada, “Antalya kentinde sadece sizleri değil, ülkemizi ve dünyayı da ilgilendiren bir yıkım gerçekleştirildi. Antalya Arkeoloji Müzesi yıkıldı. 16 Temmuz 2025 tarihinde, aniden müzenin kapısına zincir vuruluşundan sonraki birinci yıldayız bugün” denildi.

Müzenin kapatılmasının ardından Antalya’nın müzesiz kaldığı ifade edilen açıklamada, “Tam bir yıldır Antalya, müzesizdir. Çünkü Antalya Arkeoloji Müzesi yıkılmıştır, hepiniz buna tanıksınız” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, müzeyi çevreleyen panolarda “yenileniyor” ifadeleri yer alırken içeride yıkım yapıldığı belirtilerek, “Müzeyi çevreleyen panolarda yenileniyor yazarken içeride yıkım gerçekleştiriliyordu, hepiniz bunun tanığısınız” denildi.

“CUMHURİYET İLE YAŞIT BİR MÜZEYDİ”

Antalya Arkeoloji Müzesi’nin Cumhuriyetin 50’nci yılına atfen düzenlenen ulusal bir yarışmayla seçilen mimari bir eser olduğu belirtilen açıklamada, müzenin 1972 yılında açıldığı hatırlatıldı.

Açıklamada, “Avrupa’daki müzeler arasında değerlendirildi ve Avrupa Müzesi ödülü aldı. Bir dünya müzesi idi. Çok sayıda ödülü vardı. İçinde dünyada sadece burada görülebilecek nadide eserler sergileniyordu” ifadelerine yer verildi.

Müzede Pamfilya, Pisidya, Likya, Kilikya, Perge, Side, Phaselis, Ksantos, Elmalı, Karain ve çevresindeki birçok kadim yerleşimden eserlerin sergilendiği belirtilerek, “Şimdi bütün bu eserler hangarlarda. Depolara sığmadığı için yıkılan müzedeki eserler iki hangara sığdırıldı ve kutularda” denildi.

Antalya Arkeoloji MüzesiAntalya Arkeoloji Müzesi yıkımıAntalya müze açıklamasıAntalya müze alanıyurttaşlardan müze açıklaması
Fotoğraf: Antalya Kent Haber/ Yasin Çoban

“SÜLEYMAN FİKRİ ERTEN’LERİN MÜZESİYDİ”

Açıklamada, Antalya Arkeoloji Müzesi’nin ilk müdürünün tarih öğretmeni Süleyman Fikri Erten olduğu hatırlatıldı.

Müzenin işgal yıllarında tarihi eserleri koruma çabasıyla oluşan bir birikimin sonucu olduğu belirtilen açıklamada, “Bu müze Cumhuriyetimiz ile aynı yaştaydı ve ülkemizin en eski müzelerinden birisiydi. İşgale karşı direnişin müzesiydi” denildi.

Açıklamada, “Antalya Arkeoloji Müzesi Kurtuluşun, işgale direnişin simgesiydi. Cumhuriyet ile yaşıt olan bu müze yıkıldı. Antalya halkı bunun tanığısınız” ifadeleri kullanıldı.

“DEPREME DAYANIKSIZ RAPORU KAPATILMADAN SONRA ALINDI”

Müzenin depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkıldığı belirtilen açıklamada, bu gerekçeye dayanak gösterilen raporun müzenin kapatılmasından sonra alındığı ifade edildi.

Açıklamada, “Antalya Arkeoloji Müzesi binası depreme dayanıksız diye yıkıldı. Yıkıma gerekçe gösterilen raporun, müzenin 16 Temmuz’da kapatılmasından sonra alındığı, tarihinin 23 Temmuz 2025 olduğu ortaya çıktı” denildi.

Açıklamada, müzenin kapatıldığı tarihte depreme dayanıksızlık raporunun bulunmadığı ileri sürülerek, “Antalyalılar duyun, müze kapatıldığında onun kapatılma gerekçesi olarak söylenen depreme dayanıksız raporu yoktu” ifadeleri kullanıldı.

Yıkım sürecine ilişkin de değerlendirme yapılan açıklamada, “Sayfa sayfa, üflesen yıkılacak diyerek küçümsenen ve değersizleştirilen müze, dört günde dört kepçe ve kaya delicilerle apar topar, adli tatilin son gününe yetiştirme telaşı ile yıkıldı” denildi.

“BURADA NE YAPILIYOR?”

Açıklamada, müze alanında süren inşaata ilişkin kamuoyuna yeterli bilgi verilmediği belirtildi.

Açıklamada, “Burada bir inşaat sürüyor ve inşaatla ilgili hiçbir bilgi açıklanmıyor. Burada bir bilgi panelinin olmadığının tanığısınız” denildi.

Müze alanına ilişkin sorular yönelten Müze Çalışma Grubu, “Antalya’nın en yüksek rantına sahip bu alana ne yapılıyor? ‘Beş yıldızlı müze’ sözleri dolaşıyor ortalıkta, ‘beş yıldızlı müze’ ne demek?” ifadelerini kullandı.

Açıklamada, “İnşaat ihalesini kim aldı? Kaç liraya ihale yapıldı? İnşaat denetimini kim yapıyor? Ne zaman başladı, ne zaman bitecek?” soruları yöneltildi.

Kamu alanında yapılan bir inşaata ilişkin bilgilerin “ticari sır” gerekçesiyle paylaşılmamasına tepki gösterilen açıklamada, “Kamu alanında yapılan bir inşaat ticari sır olabilir mi? Burada bir kamu inşaatı yapılmıyor mu?” denildi.

“ANTALYA HALKINI MÜZESİNE SAHİP ÇIKMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

Müze Çalışma Grubu, açıklamasında Antalya halkına çağrıda bulundu.

Açıklamada, “Duyarlı, kentini seven Antalyalılar, bir yıldır müzenin önünde toplaşıyor ve müzesine sahip çıkıyor. Buraya müzeden başka bir binanın dikilmemesi için gözümüz kulağımız burada” ifadeleri kullanıldı.

Antalya Arkeoloji Müzesi alanına müze dışında bir yapı yapılmaması gerektiği belirtilen açıklamada, “Buraya müzeden başka bir binanın yapılamaması ey Antalyalı, sizlere bağlı. Antalya’nın bu en değerli alanına müzeden başka bir şey yapılıp yapılamaması senin iradene bağlı” denildi.

Açıklama, “Antalya halkını kentin en değerli bu yapısına sahip çıkmaya çağırıyoruz. Unutmayalım ki ana babalarımıza, Süleyman Fikri Ertenlere, Cumhuriyetimizi kuranlara vefa borcumuz var” sözleriyle sona erdi.

Antalya Arkeoloji MüzesiAntalya Arkeoloji Müzesi yıkımıAntalya müze açıklamasıAntalya müze alanıyurttaşlardan müze açıklaması
Fotoğraf: Antalya Kent Haber/ Yasin Çoban

Antalya Arkeoloji Müzesi’nin kapatılması ve yıkım sürecinin birinci yılında yapılan basın açıklamasında, Antalya Barosu Başkanı Ali Çağdaş Bozaner ve dava sürecini takip eden Av. Tuncay Koç, hukuki sürece ve kamuoyuna açıklanmayan bilgilere dikkat çekti.

Antalya Barosu Başkanı Ali Çağdaş Bozaner, müze mücadelesinin bir yıldır sürdüğünü belirterek, “Bir mücadeleyi başlatmak zordur. Ama daha zor olan, bunu sürdürülebilir kılmaktır. Bir yılın sonunda hâlâ aynı heyecanla, aynı mücadele kararlılığıyla burada olan herkesi kutluyorum” dedi.

Bozaner, Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yalnızca bir yapı olmadığını vurgulayarak, “Müze, cumhuriyetimizin, cumhuriyet mimarisinin önemli bir değeri, kent belleğinin canlı bir yansıması, kültürel bir mirastı” ifadelerini kullandı. Sürecin şeffaf yürütülmediğini belirten Bozaner, “İstedik ki yapılacak olan hususları kapıların ardına saklamayın. Kentle, sivil toplumla, meslek odalarıyla, yurttaşlarla ve uzmanlarla paylaşın” diye konuştu.

“DEPREM ANALİZ RAPORU KARARDAN SONRA ALINMIŞ”

Müzenin kapatılması ve yıkım kararına karşı dava açtıklarını hatırlatan Bozaner, dava dosyasına verilen yanıtta deprem analiz raporunun kararların ardından alındığını gördüklerini söyledi. Bozaner, “Birinci seneyi devriyesinde olduğumuz müzenin kapatılmasından sonra açtığımız davaya verilen cevapta gördük ki deprem analiz raporu dahi bu kararlardan sonra alınmış” dedi.

Yıkım sürecine de değinen Bozaner, “Üflediğinizde yıkılacak denen müze binası, saatler süren iş makinelerinin uğraşı sonucunda ancak yıkıldı. Adeta feryat etti. Adeta kendisiyle ilgili olan tüm hususların yalan olduğunu ortaya çıkarırcasına bir direniş gösterdi” ifadelerini kullandı.

“YIKIM DAVASI DANIŞTAY’DA DEVAM EDİYOR”

Antalya Müzesi ile ilgili dava sürecini takip eden Av. Tuncay Koç ise yıkım davasının Danıştay’da sürdüğünü belirtti. Koç, “Birisi yıkım davası; yıkım davası şu anda Danıştay’da devam ediyor” dedi.

Koç, yıkım kararına ilişkin hukuki süreçte çelişkiler bulunduğunu ifade ederek, “Bakanlık müfettişi ile Ankara İdare Mahkemesi hâkimi arasında bir anlaşmazlık var. Ya hâkim doğru söylüyor ve müzenin yıkılmasını gerektirecek bir karar yok. Eğer öyle bir karar yoksa zaten bu işlemi yapanlar baştan daha büyük bir suç işliyor” diye konuştu.

“TİCARİ SIR DENİLMESİ KABUL EDİLEMEZ”

Yeni müzenin yapım ihalesine ilişkin bilgi edinme başvurularına “ticari sır” yanıtı verildiğini söyleyen Koç, “Buranın ticari sır olması da kuyruklu yalan çünkü burası bir kamu alanı. Kamu İhale Kanunu’na tabi olması lazım. Nasıl ticari sır oluyor?” dedi.

Koç, Bakanlığın kamuoyuna doğru bilgi vermediğini savunarak, “On dört ayda müze yapılacak dendi. Bir yıl geçti, şu anda henüz bir yapım bile yok” ifadelerini kullandı.

“KAMU YATIRIMI NEDEN GİZLENİYOR?”

Antalya Barosu Çevre ve İmar İzleme Kurulu Başkanı Av. Duygu Kozanoğlu, Antalya Kent Haber’e yaptığı açıklamada, yeni müze ihalesine ilişkin bilgi edinme başvurularına “ticari sır” yanıtı verildiğini belirtti.

Kozanoğlu, “Kültür Bakanlığı’na, müze ihalesi yapıldı mı, yapıldıysa hangi bedelle yapıldı, yüklenici firma kim, proje ne zaman bitecek diye sorduk. Bakanlıktan, bu bilgilerin ticari sır olduğu gerekçesiyle bizimle paylaşılamayacağı yanıtı geldi” dedi.

“BU BİLGİLERE ULAŞMAK TEMEL HAKKIMIZ”

Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu’na yapılan itirazdan da sonuç alamadıklarını ve süreci yargıya taşıdıklarını belirten Kozanoğlu, “Buraya bir kamu yatırımı yapılıyorsa, Antalya’ya yeni bir müze kazandırılacaksa bunun neden gizlendiğini bilmek istiyoruz. Biz yurttaşız, halkız ve bu bilgilere ulaşmak temel haklarımızdan biri” ifadelerini kullandı.

Alanda inşaata ilişkin bilgilendirme tabelası bulunmadığını da söyleyen Kozanoğlu, “Burada ne yapılacağını görmek istiyoruz. Kamuya ait bir alanda yürütülen süreç şeffaf olmalı” diye konuştu.

“ANTALYA’NIN BÜYÜK BİR KAYBI”

Prof. Dr. Gül Işın, Antalya Arkeoloji Müzesi’nin kapatılması ve yıkım sürecine ilişkin Antalya Kent Haber’e yaptığı açıklamada, müzenin yokluğunun akademik yaşamı ve kent belleğini doğrudan etkilediğini söyledi.

Işın, “Ben büyük bir acı duyuyorum. Geçtiğimiz yıl boyunca öğrencilerimle müzemizde derslerimi yapamadım. Birinci sınıf öğrencileri müze nedir şu anda bilmiyorlar. Antalya’ya ilk defa gelen öğrencilerim açısından söylüyorum; Antalya’nın bu önemli miras değeri hakkında hiçbir fikirleri olmadı” dedi.

Fotoğraf: Antalya Kent Haber/ Yasin Çoban

“YIKMADAN YENİ MÜZE YAPABİLİRLERDİ”

Müzenin yıkılmasının gerekli olmadığını belirten Işın, “Bize söz verilen, Ekim 2026’da bitecek bir müzeydi. Ben zaten yıkılmış olmasından dolayı büyük bir üzüntü duyuyorum. Çünkü hakikaten gerekli değildi. Yıkmadan yapabilecekleri yeni müze vardı, yapabilirlerdi” ifadelerini kullandı.

Yıkım sürecine de değinen Işın, “Üflesen yıkılacak denilen bina deprem nedeniyle yıkıldı denildi ama aylarca kazmak zorunda kaldılar. Yıkmak için uğraştılar, bir türlü yıkamadılar. Anlaşılan bina direnmiş” dedi.

“CUMHURİYET DEĞERLERİMİZİ NE YAZIK Kİ YOK ETMEKLE MEŞGULLER”

Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yalnızca öğrenciler açısından değil, kent ve kültür turizmi açısından da önemli olduğunu vurgulayan Işın, “Antalya’nın büyük bir kaybı ve değerini yok ettiler. Kültürel tur yapan turistlerin, Antalya Müzesi hâlâ kapalıysa buraya gelmiyoruz dediklerini biliyorum. Bu tarz tur iptalleri oldu” diye konuştu.

Işın, müzenin ödüllü bir yapı olduğunu hatırlatarak, “Bir değerdi bu yapı. Üstelik ödül almış bir yapıydı. Bunu koruyup onarmakla, yeni bir başka bina yapmak yerine yok etmeyi tercih ettiler. Değerlerimizi, Cumhuriyet değerlerimizi ne yazık ki yok etmekle meşguller” ifadelerini kullandı.

“MÜZE ŞEHRİN HAFIZASIDIR”

Türkiye İşçi Partisi (TİP) MYK Üyesi Yunus Başaran, Antalya Arkeoloji Müzesi’nin kapatılması ve yıkım sürecine ilişkin Antalya Kent Haber’e yaptığı açıklamada, müzenin kentin hafızası olduğunu belirtti.

Başaran, “Bir müze şehrin hafızası demek. Hele ki Antalya gibi tarihi çok eskilere dayanan, Romalılardan, Selçuklulardan, Osmanlılardan bugünlere kalan 2 bin 500, 3 bin yıllık kalıntıların ve eserlerin bulunduğu bir kentte Antalya Müzesi kentin hafızasıdır” dedi.

“YERİNDE GÜÇLENDİRMEYLE AYAKTA KALABİLİRDİ”

Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkılmadan korunabileceğini belirten Başaran, “Biz ilk başta da bunu söylemiştik. Antalya Müzesi yerinde güçlendirme ile ayakta kalabilirdi. Yerinde parça parça değişimlerle ayakta kalabilirdi ama bu tercih edilmedi” ifadelerini kullandı.

Başaran, müzenin bulunduğu alanın değerine dikkat çekerek, “Müzenin bulunduğu konumun ne kadar değerli bir arazi olduğunu hepimiz biliyoruz. Neredeyse bir yıldır burada uykuya yatırılması, hemen yanımızdaki Meteoroloji binasının da boşaltılıp yıkılması açıkçası kafamızda soru işaretleri uyandırıyor” diye konuştu.

Fotoğraf: Antalya Kent Haber/ Yasin Çoban

“ARTIK CEVAP ALMAK İSTİYORUZ”

Sürece ilişkin kamuoyuna doyurucu bilgi verilmediğini söyleyen Başaran, “Artık buna bir cevap almak istiyoruz. Burada ne yapılacak, ne zaman yapılacak?” dedi.

Kararların kent bileşenleriyle birlikte alınması gerektiğini vurgulayan Başaran, “Bu kararlar iki üç kişinin dudaklarından çıkmamalı. Neticede bu kentte yaşayan insanlar bizleriz. Bu kentin bu konuyla ilgilenen siyasi partileri, sivil toplum kuruluşları ve uzmanları var. Onlarla bir araya gelinebilir” ifadelerini kullandı.

Başaran, müze alanının hızlı biçimde yeniden işlevlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Burası çok hızlı bir şekilde ayağa kaldırılabilir. Ama artık oyalanmak istemiyoruz. Daha fazla zaman kaybetmek istemiyoruz” diye konuştu.

“MÜZEDEN BAŞKA BİR ŞEY YAPILMAMALI”

Prof. Dr. Hilmi Uysal, Antalya Arkeoloji Müzesi’nin kapatılmasının birinci yılında Antalya Kent Haber’e yaptığı açıklamada, müze alanına ilişkin belirsizliklerin sürdüğünü belirtti. Uysal, “Bugün 16 Temmuz 2026. Müzenin kapatılmasının üzerinden tam bir yıl geçti. O dönem, yeni müzenin bir sonraki sezon açılacağı söylenmişti. Ancak bugün hâlâ burada ne yapıldığını, kim tarafından yapıldığını, ne zaman biteceğini gösteren bir bilgi panosu yok” dedi.

Uysal, müze alanının kamuya ait olduğunu vurgulayarak, “Burası kamu alanı, müze alanı. Bir yıldır soruyoruz; inşaatı kim yapıyor, kaça verildi, ne zaman başlayacak, ne zaman bitecek? Bu bilgilerin burada olması lazım” ifadelerini kullandı. Bilgi taleplerine “ticari sır” yanıtı verilmesini de eleştiren Uysal, “Avukat arkadaşlarımız sorduğu halde ‘ticari sır’ denildi. Bu bizi daha çok endişelendiriyor” diye konuştu.

“YENİLENME DENİRKEN YIKIM YAPILDI”

Müzenin kapatıldığı tarihte deprem raporunun bulunmadığını söyleyen Uysal, “Müze 16 Temmuz’da kapatıldığında meğerse deprem raporu yokmuş. Resmi belgelerde de ortaya çıktı; raporun tarihi 23 Temmuz” dedi.

Yıkım sürecinde kamuoyunun yanıltıldığını belirten Uysal, “Dışarıda ‘yenilenme’ yazarken içeride yıkım gerçekleşiyordu. Yenilenme dediğiniz şey, bir yapıyı yıkmak değildir. İnsanlar içeride yenileme yapıldığını sandı. Biz Antalyalılara bunun yenilenme değil, yıkılma olduğunu anlatmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

“CUMHURİYET’İN VE KURTULUŞUN EMANETİYDİ”

Antalya Arkeoloji Müzesi’nin kent belleği açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Uysal, yapının Cumhuriyet’in 50’nci yılına atfen ulusal yarışmayla seçilen bir eser olduğunu hatırlattı.

Uysal, “Bu müze, Antalya’nın İtalyan işgaline karşı direnişinin simgesiydi. İlk müdürü Süleyman Fikri Erten, işgal döneminde tarihi eserleri koruyan kişiydi. Bu müze Cumhuriyetin ve kurtuluşun bize emanetiydi” dedi.

Müze alanına müze dışında bir yapı yapılmaması gerektiğini vurgulayan Uysal, “Bizim burada bulunmamızın en önemli sebebi, buraya müzeden başka bir şey yapılmaması. Antalya olarak buraya müzeden başka bir şey yaptırmayız” ifadelerini kullandı.

ANTALYA MÜZESİ’NİN KURULUŞUNDAN GÜNÜMÜZE YOLCULUĞU

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından 1919’da İtalyanların Antalya’yı işgal yıllarında, açıkta bulunan eski eserlerin İtalyan Konsolosluğu’na taşınmak istenmesi üzerine Süleyman Fikri Erten harekete geçti. Antalya Lisesi’nde öğretmenlik yapan Erten, 15 Ekim 1919’da Antalya Mutasarrıflığı’na başvurarak kendisini fahri Asar-ı Atika Memuru tayin ettirdi ve müze kurma çalışmalarını başlattı.

İlk olarak şehir merkezinde bulunan eserler, Tekeli Mehmet Paşa Camii karşısındaki terk edilmiş Bayraktar Baba Türbesi’nde toplanarak “depo müze” oluşturuldu. 1922’de mübadele sonrasında Rumlardan kalan Panaya Kilisesi’ne (Alâaddin Camii) taşınan eserler, Antalya’nın ilk resmi müze binasının temelini oluşturdu. Müze, 1937’de Yivli Minare Camii’ne, 1972’de ise günümüzde kullanılan binasına taşındı.

Bugün 30 bin metrekarelik bir alanda hizmet veren Antalya Müzesi, kapalı sergi salonları ve açık hava galerilerinin yanı sıra çocuk bölümü, modern sanatlar sergi salonu, konferans salonu, kafeterya ve video gösterim salonuyla ziyaretçilerini ağırlıyor.

Alt Paleolitik Çağ’dan Bizans Dönemi’ne uzanan geniş koleksiyonuyla öne çıkan müzede; doğa tarihi ve prehistorya eserleri, klasik dönem seramikleri, Perge kökenli mitolojik heykeller, lahitler, takılar, sikkeler, mozaikler, ikonalar ile cam ve madeni eserler sergileniyor.

Özellikle Perge kazılarından çıkarılan Roma Dönemi heykeltıraşlık eserleri ve müze kurtarma kazılarından elde edilen ünik buluntular, Antalya Müzesi’ni uluslararası alanda özel bir konuma taşıyor. Müze, bu nitelikleriyle 1988 yılında **“Avrupa Konseyi Yılın Müzesi Özel Ödülü”**ne layık görüldü.

Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı