
Antalya Barosu Çocuk Hakları Merkezi (ÇHM), Millî Eğitim Bakanlığı’nın “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesine ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, düzenlemenin laiklik ve eşitlik ilkelerine aykırı olduğunu belirterek geri çekilmesi çağrısında bulundu.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla 81 ile gönderilen “Ramazan Genelgesi” kapsamında, tüm kademelerdeki okullarda “Maarifin Kalbinde Ramazan” temasıyla faaliyetler başlatıldı.
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan “Ramazan Ayı Etkinlikleri” konulu yazıda, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” kapsamında Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 2’nci maddesine atıf yapılarak “milli ve manevi değerleri güçlendirme” vurgusu yapıldı. Programın okul öncesinden liseye kadar tüm eğitim kademelerini kapsadığı belirtildi.
Bakanlığın sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımlarda, bazı okullarda süslemeler yapıldığı, öğrencilerin okul içinde ve sokakta davul çaldığı görüntüler yer aldı.
Genelge doğrultusunda okullarda Ramazan ayına ilişkin çeşitli etkinlikler düzenlenmesi öngörülürken, uygulamanın ülke genelindeki tüm resmi ve özel okullarda hayata geçirildiği bildirildi.
Antalya Barosu Çocuk Hakları Merkezi (ÇHM), Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan “Maarifin Kalbinde Ramazan” konulu genelgeye ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Açıklamada, söz konusu genelgenin Anayasa’nın laik hukuk devleti ilkesini düzenleyen 2. maddesine, eşitlik ilkesini içeren 10. maddesine, din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına alan 24. maddesine ve eğitimin Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre yürütülmesini öngören 42. maddesine aykırı olduğu belirtildi. Ayrıca Millî Eğitim Temel Kanunu’na da açıkça aykırılık bulunduğu ifade edildi.
Açıklamada, “Devletin görevi, tüm inançlar karşısında tarafsız kalmak ve eğitim ortamında çoğulculuğu güvence altına almaktır” denildi. Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 14. maddesine atıf yapılarak, “Her çocuğun düşünce, vicdan ve din özgürlüğü güvence altındadır” ifadelerine yer verildi.
Genelgenin eğitim ortamında inanç temelli yönlendirmelere yol açabileceği belirtilen açıklamada, “Bu tür uygulamalar çocukların bilişsel, sosyal ve duygusal gelişimleri üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir; akran baskısı, dışlanma ve zorlanmalar öğrenme süreçlerini kesintiye uğratabilir” denildi. Özellikle pansiyonlu okullarda fiili zorlanmalar yaşanabileceğine dikkat çekildi.
Açıklamada, farklı inançlara sahip ya da herhangi bir inanca mensup olmayan öğrenciler açısından dışlanma riski doğabileceği, oruç tutmayan öğrencilerin akran baskısıyla karşılaşabileceğini belirterek, genelgenin çocukların temel hak ve özgürlükleri bakımından sakıncalar barındırdığını ifade edildi.
Çocuk yoksulluğunun arttığı bir dönemde kamusal önceliğin inanç eksenli düzenlemeler olmaması gerektiği vurgulanan açıklamada, “Sosyal hukuk devleti olmanın gereği; çocukların çağdaş ve eşit eğitim hakkına erişimini, yeterli, sağlıklı ve ücretsiz beslenme hakkını güvence altına almaktır” denildi.
Açıklamada, “Millî Eğitim Bakanlığı’nı bu genelgeyi geri çekmeye, Anayasa ve BM Çocuk Hakları Sözleşmesi hükümleri çerçevesinde hareket etmeye, tüm çocuklar için laik ve çağdaş eğitim ortamını sağlamaya ve okullarda tüm öğrencileri kapsayacak şekilde ücretsiz bir öğün yemek ile içilebilir su hakkını yaygınlaştırmaya davet ediyoruz” sözleriyle tamamlandı.





