
Antalya Barosu Çocuk Hakları Merkezi, Amerika Birleşik Devleti (ABD)’nde kamuoyuna yansıyan Jeffrey Epstein dosyası hakkında bugün (4 Mart) Muratpaşa’da bulunan Barahon’da basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamda konuya ilişkin suç duyurusunda bulundu.
Antalya Barosu Çocuk Hakları Merkezi bugün Muratpaşa’da bulunan Barahon’da, Amerika Birleşik Devleti‘nden kamuoyuna yansıyan, Türkiye ve Antalya bağlantısına dair ortaya çıktığı belirtilen bilgiler ile ilgili basın açıklaması gerçekleştirdi.
Basın açıklamasını Antalya Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Serap Ertuğrul yaptı.
Ertuğrul, “Kamuoyuna yansıyan mahkeme belgeleri, tanık anlatımları ve yazışmalarda; İstanbul ve Antalya’yı kapsayan seyahat organizasyonları, lüks konaklamalar ve Antalya’daki bazı turizm tesisleriyle bağlantılı olduğu ileri sürülen planlamalara yer verildiği iddia edilmektedir” dedi.
Epstein dosyasında Antalya’nın isminin geçmesi ve konunun yerel boyutta da araştırılmasını zorunlu kılmakta olduğunu belirten Ertuğrul, şu ifadelere yer verdi:
“Daha önce Antalya’da görülen ve kamuoyunda ‘Savarona Davası’ olarak bilinen organize suç örgütü yargılamasında ortaya çıkan bazı yöntemler ile söz konusu dosyada yer alan iddialar arasında benzerlikler bulunduğu görülmektedir.”
Ertuğrul, her iki olayda da lüks otel ve yatların kullanılması, yabancı uyruklu küçük yaştaki mağdurların transferi, ‘istismar’ iddialarında üst düzey bürokrat ve iş insanlarının adının geçmesi gibi benzerliklerin iddiaların ciddiyetini artırdığını belirtti.
Türkiye’de kayıp çocuklara ilişkin bütüncül ve güncel verilerin paylaşılmamasına atıf yapılan Ertuğrul, şu ifadelere yer verildi:
“Antalya’da geçmiş yıllarda korunmaya muhtaç çocuklara yönelik istismar iddialarının gündeme gelmiş olması, 2011 yılında Antalya’daki Rixos Otel’de hayatını kaybeden Burak Oğraş olayının aradan geçen zamana rağmen kamu vicdanında giderilemeyen soru işaretleri barındırması şeklinde özetlenebilecek iddiaların tamamı münferit vaka olarak değerlendirilmesi mümkün olmayan bu itibarla da yargı makamları tarafından kapsamlı, bağımsız ve etkin bir soruşturma yürütülmesini zorunlu kılar nitelikte iddialardır.”
ÇOCUK HAKLARINI SAVUNMAYA DEVAM EDECEKLERİ VURGUSU YAPILDI
Ertuğrul, Antalya Barosu olarak Çocuk Koruma Kanunu ve Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ile güvence altına alınan koruma, yaşatma, geliştirme ve katılım şeklindeki temel ilkeler ile her konuda çocuğun yüksek yararının gözetilmesi ilkeleri çerçevesinde çocukların her türlü ihmal ve istismara karşı korunma haklarının gözetilmesini sağlama noktasında çocuk haklarını savunmaya devam edeceklerine vurgu yaptı.
Ertuğrul, “Türkiye’nin, ülke sınırları içinde bulunan her bir çocuk için taşıdığı koruma yükümlülüğü kapsamında; tüm kamu kurum ve kuruluşlarını çocuk hakları ihlallerini bildirme, denetleme, soruşturma ve cezalandırma sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyoruz” dedi.
Basın açıklamasından sonra Antalya Barosu Başkanı Ali Çağdaş Bozaner’de Epstein dosyası hakkında konuştu.
Bozaner, Epstein dosyasının Amerika’da başlayıp birçok ülkedeki bağlantıları konusunda emarel bulunduğunu belirterek, “Bir çağ yangını olarak ifade edebileceğimiz bu olay, büyük örümceklerin hukukun ağırlığından nasıl da kolayca geçtiğini göstermektedir” dedi.
Farklı kesimlere hukukun ayrıcalıklı kılındığını ifade eden Bozaner, şu ifadelere yer verdi:
“Biz başından bu yana bununla ilgili kamuoyuna açıklamalarımızı yaptık, düşüncelerimizi paylaştık. Ancak özellikle ifade etmek gerekir ki, dünyanın gözü önünde gerçekleşen bu insanlık suçunun sadece uluslararası kurum ve kuruluşlarca değil, her devletin ve ülkenin kendi içinde de hesabının sorulması, hesap verilmesinin istenmesi gerekmektedir.”
Bozaner, ilgili belgelerle alakalı Antalya’nın ve Antalya’daki bazı olayların da isminin geçmesinden kaynaklı bugün Çocuk Hakları Merkezinin hazırladığı kapsamlı suç duyurusu dilekçesinin savcılığa teslim edildiğini belirtti.
“UMUT EDİYORUZ Kİ KAPSAMLI SUÇ DUYURUMUZ DEĞERLENDİRİLİR”
Dosya ile ilgili Antalya’da ki birden olayın araştırılması için kapsamlı olarak verdikleri suç duyurusunun dikkate alınmasını umut ettiklerini belirten Bozaner, konuşmasında şu sözlere yer verdi:
“Umut ediyoruz ki Antalya’daki özellikle Savarona dosyası başta olmak üzere, yetiştirme yurdunda devletin gözetiminde olması gereken çocukların sistematik olarak istismara uğradığına ilişkin bulgular; yine 2011 yılında Rixos Otel’de hayatını kaybeden Burak Oğraş olayıyla ilgili hâlâ hukukun tecelli etmemesi, etkin, bağımsız ve şeffaf bir soruşturma sürecinin yürütülmemesi gibi hususlar dikkate alınarak kapsamlı suç duyurumuz değerlendirilir.”
“ÇOCUĞA YÖNELİK HER TÜRLÜ İSTİSMAR VE ŞİDDETİN KARŞISINDA OLACAĞIZ”
Bozaner, Antalya Barosu olarak çocuğa yönelik her türlü istismarın ve şiddetin karşısında olacağını belirterek, “Suçu işleyenler ve bu insanlık suçuna ortak olanlar kim olursa olsun, onlara ulaşana ve yargı önünde hesap verene kadar mücadelemizi sürdüreceğimizi ifade etmek istiyorum. Herkesi de çocuğa karşı şiddete ve istismara karşı sesini ve sözünü yükseltmeye; sonucu ne olursa olsun, amasız, fakatsız ve nereye ulaşırsa ulaşsın bu mücadeleye ortak olmaya davet ediyorum” ifadelerine yer verdi.





