Antalya Barosu KHTCEK: Kadınların ekonomik eşitliği sağlanmadan nafaka hakkı sınırlandırılamaz

Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu (KHTCEK), Anayasa Mahkemesi’nin Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal eden kararına ilişkin yazılı açıklama yaptı. KHTCEK, kararı kadın hakları açısından geriye atılmış bir adım olarak değerlendirdi.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ifadesini iptal etti. Karar, 30 Eylül’de Resmî Gazete’de yayımlandı ve yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek. Antalya 12’nci Aile Mahkemesi, baktığı bir boşanma davası kapsamında söz konusu hükmün Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle AYM’ye başvurmuştu. AYM, düzenlemeyi Anayasa’nın 2’nci, 5’inci ve 17’nci maddelerine aykırı bularak oyçokluğuyla iptal etti.

Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu (KHTCEK), karara ilişkin yazılı açıklama yaptı. Kararı kadın hakları açısından geriye atılmış bir adım olarak nitelendiren KHTCEK, “süresiz nafaka” ifadesinin nafakanın her koşulda ve ömür boyu ödenmesi anlamına gelmediğini belirtti.

Açıklamada, mevcut hukuk düzeninde nafakanın; tarafların ekonomik koşullarındaki değişiklikler, yoksulluğun ortadan kalkması, yeniden evlenme veya evliymiş gibi yaşama gibi durumlarda kaldırılabildiği ya da azaltılabildiği ifade edildi. Yoksulluk nafakasının bir ayrıcalık değil, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin ekonomik olarak korunmasını sağlayan hukuki bir güvence olduğu kaydedildi.

“EVLİLİK, EKONOMİK VE SOSYAL ROLLERİN YENİDEN DAĞITILDIĞI BİR KURUM”

Açıklamada, evliliğin yalnızca ortak yaşam sürdürülen bir birlik olmadığı, ekonomik ve sosyal rollerin yeniden dağıtıldığı bir kurum olduğu belirtildi. Uzun süreli evliliklerde eşlerden birinin çocukların bakımı, ev içi emeğin yerine getirilmesi veya hayatın devamının sağlanması amacıyla eğitim, meslek ve kariyer fırsatlarından vazgeçebildiği, gelir elde etme kapasitesinde kalıcı kayıplar yaşayabildiği ifade edildi. Boşanma sonrasında ortaya çıkan ekonomik kırılganlığın önemli bir kısmının bu fedakârlıkların sonucu olduğu kaydedildi.

Yoksulluk nafakasında esas olanın zaman değil yoksulluğun devamı olduğu belirtilen açıklamada, mevcut düzenlemenin koşullar değiştiğinde nafakanın kaldırılması, azaltılması veya yeniden belirlenmesi için hukuki mekanizmalar öngördüğü ifade edildi. Uygulamadaki sorunların çözümünün, kadınların ekonomik güvencesini zayıflatacak bir süre sınırı getirmek değil, mevcut mekanizmaların etkin şekilde uygulanması olduğu kaydedildi.

“KADINLARIN EKONOMİK EŞİTLİĞİ SAĞLANMADAN NAFAKA HAKKI SINIRLANDIRILAMAZ”

Açıklamada, kadınların ekonomik olarak eşit hale gelip gelmediği, ücretsiz bakım emeğinin eşit paylaşılıp paylaşılmadığı, kadınların istihdama ve güvenceli çalışmaya erişiminin önündeki engellerin ortadan kalkıp kalkmadığı ve boşanmanın kadınlar açısından ekonomik bir yoksullaşma riski olmaktan çıkıp çıkmadığı sorularının yanıtlanması gerektiği belirtildi. Bu soruların yanıtı değişmeden kadınların ekonomik güvencesini sağlayan hukuki mekanizmaların zayıflatılmasının kabul edilemez olduğu ifade edildi.

Nafaka hakkının bir tartışma konusu değil, kadınların ekonomik eşitlik ve özgürlük mücadelesinin parçası olduğu belirtilen açıklamada, “Kadınların ekonomik eşitliği sağlanmadan nafaka hakkı sınırlandırılamaz, yoksulluk devam ederken sona erdirilemez, kadınların yıllar süren ücretsiz emeği yok sayılamaz” ifadelerine yer verildi.

KHTCEK, kadınların boşanma sonrası yoksulluğa karşı korunmasını zayıflatacak her türlü düzenlemenin ve kararın karşısında olacağını duyurdu.