Antalya Barosu KHTCEK: “Herhangi bir bahaneyle hukuk devletinin temellerinden vazgeçilmez”

Fotoğraf: Dilara Açıkgöz / csgorselarsiv.org

Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu (KHTCEK) “Ailem Güvende” adı altında LGBTİ+ derneklerine ve hak savunucularına yönelik yürütülen operasyonlara ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Açıklamada, yaşanan gelişmelerin hukuk devlet ilkeleri, temel hak ve özgürlükler bağlamında ciddi tartışmaları beraberinde getirdiği ifade edildi.  

Antalya Barosu KTCHEK “Ailem Güvende” adı altında LGBTİ+ derneklerine ve hak savunucularına yönelik yürütülen operasyonlara ilişkin bugün (16 Eylül) yazılı açıklamada bulundu. Açıklamada, yaşanan gelişmelerin hukuk devlet ilkeleri, temel hak ve özgürlükler bağlamında ciddi tartışmaları beraberinde getirdiği ifade edildi. 

Antalya Barosu KTCHEK,  LGBTİ+’lara yönelik sürecin 26 Haziran’da LGBTİ+ derneklerinin sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirilmesiyle başladığını ve geçtiğimiz hafta sonu gerçekleştirilen operasyonlarla devam ettiğini ifade etti. Resmi makamlardaki açıklamalardaki illerde parça paylaşılan verilere göre, operasyonlar çerçevesinde hakkında adli işlem yapılan toplam şüpheli sayısının ortalama 200’ü geçtiği belirtildi.

“LGBTİ+ KİMLİĞE SAHİP OLMAK SUÇ DEĞİLDİR”

Açıklamasının devamında, LGBTİ+’ların, bu alanda faaliyet yürüten derneklerin, hak savunucularının ve dayanışma gösterenlerin hedef gösterilmesinin, özel hayatın, ifade özgürlüğünün ve örgütlenme özgürlüğünün devlet eliyle sınırlandırılmasının kabul edilemez bir yaklaşım teşkil ettiği belirtilerek şu ifadeler kullanıldı: 

“Zira ulusal ve uluslararası hukuk normlarında da belirtildiği üzere LGBTİ+ kimliğe sahip olmak veya bu alanda hak savunuculuğu yürütmek tek başına bir bir suç teşkil etmemektedir”

KAMUSAL ALGI YÖNETİMİ ALGISI

Açıklamanın devamında, yasal usullere göre kurularak faaliyet gösteren bir derneğin edindiği hibeler ile bir yasadışı faaliyet arasında bağ kurulmasının ancak somut ve hukuk delilleriyle ortaya konabileceği  ifade edildi. Yasal olmayan yollarla fonlanma izlenimi yaratan ve herhangi bir hukukilik içermeyen yaklaşımların, kamusal algı yönetimi dışında bir amaca hizmet etmediği belirtildi. 

Soruşturmalar kapsamında elde edildiği belirtilen kişisel verilerin ve görüntülerin kamuoyuyla paylaşılmasının, bireylerin özel yaşamları ve cinsel hayatlarının teşhir edilmesi anlamına geldiği ifade edilerek şu ifadeler kullanıldı: 

“Hukuk devletinin elindeki kişisel verileri toplumsal bir teşhir aracına dönüştürmesi hukuk evrensel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.” 

Açıklamanın devamında toplumsal cinsiyet eşitliğinin bireylerin tek tip yaşam sürmesini zorunlu kılmak olmadığı, cinsel yönelimi veya kimliği nedeniyle kamu nezdinde daha az hakka sahip görülmemesini güvence altına almak olduğu ifade edildi.

Buna yönelik, kadını, çocuğu ve LGBTİ+ları korumanın yolunun, bireysel hayatları denetim altına almak olmadığı, her türlü şiddeti, istismarı ve ayrımcılığı önlemek olduğu ifadelerine yer verildi. 

Kurul olarak, yapılan açıklama şu şekilde sonlandırıldı:

“İnsan hakları savunucularının, sivil toplum örgütlerinin ve toplumun herhangi bir kesiminin yasal ve meşru faaliyetlerini suç unsuruymuş gibi gösterilmesine, kişisel verilerin ve özel yaşamın hukuka aykırı bir biçimde teşhir edilmesine, ifade ve örgütlenme özgürlüklerinin sınırlandırılmasına karşı olduğumuuzu açıkça vurguluyoruz.

Temel hak ve özgürlüklerin evrensel güvenceler çerçevesinde korunmasına, ayrımcılığın önlenmesi ve hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla işler kılınması yönündeki sorumluluğumuzu sürdüreceğiz.  Bu doğrultuda insan hakları savunucuları ile sivil toplumun meşru faaliyetlerinin damgalanmasına, cezalandırılmasına ya da etki alanlarının daraltılmasına yönelik her türlü uygulamanın takipçisi olduğumuzu kamuoyuna saygıyla bildiririz.”