
Antalya Barosu Toplumsal Olay ve Davaları İzleme Kurulu (TODAK) tarafından yapılan açıklamada Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 38. Olağan Kurultayı hakkında verilen “Mutlak Butlan” kararı sonrası CHP Genel Merkezi önünde yaşanan müdahalelerin anayasal düzene, demokrasi tarihine ve seçmen iradesine yönelik bir saldırı olduğu belirtildi.
Antalya Barosu Toplumsal Olay ve Davaları İzleme Kurulu (TODAK) tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’nin yargı erkinin bağımsızlığını yitirerek egemenin siyaseti tasarlama aygıtına dönüştüğü ve bu tahakkümün kolluk şiddetiyle sokağa taşındığı bir tarihsel kırılma noktasından geçtiği belirtildi.
Açıklamada, “mutlak butlan” kararının ardından CHP Genel Merkezi önünde şahit olunan görüntülerin anayasal düzene, Türkiye’nin demokrasi tarihine ve seçmen iradesine yönelik bir saldırı olduğu, yaşanan hukuk dışı sürecin mahkeme salonlarında kalmadığı, valilik kararları ve çevik kuvvet marifetiyle siyasi parti genel merkezine girilmesi ve demokratik hakkını kullanan yurttaşların üzerine gaz sıkılmasıyla fiili bir baskı rejimine işaret ettiği ifade edildi.
“1980 ASKERİ DARBE DÖNEMİNDE BİLE EŞİNE RASTLANMAMIŞ BİR TAHAKKÜM”
Sivil siyasete ve yurttaş iradesine yönelik bu müdahalenin, 1980 askeri darbe döneminde bile eşine rastlanmamış bir tahakküm pratiği olduğu belirtilen açıklamada, yaşanan hadiselerin salt bir hukuki uyuşmazlık ya da parti içi mesele olmadığı, gelecekteki olası bir iktidar değişikliğinde mevcut siyasi iktidarın neleri göze alabileceğinin tehlikeli bir projeksiyonu olduğu belirtildi.
Açıklamada, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali ve tutukluluğu ile başlayan sürecin açık bir “darbe pratiği” olduğu, mahkemeler eliyle yok hükmünde sayılmak istenenin bir siyasi parti kurultayı değil, yurttaşın iradesi olduğu vurgulandı.
“EVRENSEL HUKUK VE İNSAN HAKLARINA TUTUNMAK GEREKİYOR”
Açıklamada, geçirilen sürecin demokratik kazanımları ve hukuk devletini yutmaya çalışan bir tsunami olduğu, bu yıkıcı dalgalar karşısında cumhuriyetin köklerine, evrensel hukuk ilkelerine ve insan haklarına tutunmak gerektiği ifade edildi.
Kuvvetler ayrılığını yok sayan, mahkeme kararları ve polis kalkanlarıyla demokrasiye gölge düşüren, sokakta yurttaşa, adliyede hukuka kasteden baskı rejiminin ve vesayetçi anlayışın asla kabul edilmediği belirtilen açıklamada, hukukun siyasallaştırılmasına karşı her koşulda yurttaşın iradesinin yanında durulacağı, mücadelenin devam edeceği belirtildi.





