
Antalya Barosu, 19 Mart 2025 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan sürecin birinci yıl dönümü vesilesiyle basın açıklaması yayımladı.
Antalya Barosu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 18 Mart 2025 tarihinde diplomasının iptal edilmesi ve 19 Mart 2025 tarihinde gözaltına alınıp ardından tutuklanmasının yıl dönümünde basın açıklaması yayımladı.
Açıklamada, geçen bir yıllık sürenin Türkiye demokrasi kültürü ve hukuk tarihi açısından ağır bir yara olduğu ifade edildi. Temel hak ve hürriyetlerin, ifade özgürlüğünün ve anayasal güvencelerin açıkça hedef alındığı bir dönemin yaşandığı savunuldu.
Metinde, “Bu tarih yalnızca bir siyasetçinin hukuk eli ile ablukaya alınmasının değil, aynı zamanda temel hak ve hürriyetlerin, ifade özgürlüğünün ve anayasal güvencelerin açıkça hedefe konulduğu, iktidarın kamu gücüyle sınırsızlaştırıldığı bir dönüm noktasını ifade etmektedir” ifadelerine yer verildi.
Yargının tarafsızlığını yitirdiği ve anayasal kuralların uygulanmadığı bir “Anayasasızlaştırma” sürecine dikkat çekilen açıklamada, iktidarın kamu gücünü sınırsızlaştırdığı ifade edildi.
Açıklamada, “Yargının tarafsızlığını yitirdiği, Anayasal kuralların uygulanmadığı, siyasetin baskı aracı haline geldiği, yasaların özüne aykırı biçimde yurttaşların temel hak ve özgürlükleri üzerinde tahakküm oluşturduğu ‘Anayasasızlaştırma’ süreci, hukuk devleti olmanın gerekleriyle örtüşmemektedir” vurgusu yapıldı.
Açıklamada, 19 Mart Saraçhane olayları sonrası gelişen demokratik itirazların orantısız müdahalelerle bastırılmaya çalışıldığı ve hukuk devletinin gereklerinden uzaklaşıldığı dile getirildi.
ANTALYA’DAKİ MÜDAHALELER VE HUKUKİ SAVUNMA
Sürecin Antalya’ya yansımalarına da değinilen açıklamada, kentte anayasal haklarını kullanan başta üniversite öğrencileri olmak üzere birçok yurttaşın haksız gözaltı ve tutuklama süreçlerine maruz kaldığı ifade edildi.
Açıklamada, “Sanatçılardan aydınlara gazetecilerden öğrencilere ve meslektaşlarımıza kadar toplumun geniş kesimleri üzerinde kurulan bu baskı iklimi, ifade özgürlüğünün ve barışçıl toplanma hakkının fiilen askıya alındığının somut göstergesi olmuştur” ifadelerine yer verildi.
Barosu bünyesindeki avukatların özverisiyle, adliye ve kolluk birimlerinde etkin bir hukuki koruma sağlandığı aktarıldı.
Baro, “Bu Kentin Bir Barosu Var” kararlılığıyla hiçbir yurttaşın ve gencin savunmasız bırakılmadığını vurguladı. Hukuk güvenliğinin ihlal edildiği bu dönemde, meslektaşlarının tarihi ve toplumsal bir duruş sergileyerek hukuki sorumluluklarını yerine getirdikleri ifade edildi.
YARGI MENSUPLARININ İDARİ GÖREVLERE ATANMASI ELEŞTİRİLDİ
Açıklamada, yargı bağımsızlığına verilen tahribatın en çarpıcı örneği olarak, soruşturmaları yürüten yargı mensuplarının Adalet Bakanlığı bünyesinde üst düzey görevlere getirilmesi gösterildi.
Atamalar, “Yaşanan bu sürecin niteliğini ve yargı bağımsızlığına verilen onarılamaz tahribatı gözler önüne seren en çarpıcı gelişmelerden biri de şüphesiz yargının idari yapılanmasındaki açıkça politize olmuş değişimlerdir” ifadeleriyle eleştirildi.
Muhalefet ve sivil toplum örgütlerine yönelik davalarda görev alan isimlerin yürütme erkine atanmasının eleştirildiği açıklamada, uygulamanın kuvvetler ayrılığı ilkesini zedelediği savunuldu.
Siyasi davaların birer bürokratik ödüllendirme mekanizmasına dönüştüğü iddia edilen metinde, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasının hukuk güvenliğini fiilen ortadan kaldırdığı aktarıldı.
Açıklamada, “Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı, hukuk güvenliği ilkesinin fiilen ortadan kaldırıldığı, siyasi davaların bürokratik ödüllendirme mekanizmasına dönüştüğü bir düzende hiçbir yurttaşın hakkı güvende değildir” ifadeleriyle vurgulandı.
HUKUK DEVLETİ İÇİN KARARLILIK MESAJI
Açıklamada, Anayasal ilke ve mekanizmaların yürütme ve yargı müdahalesi olmaksızın çalışması gerektiği belirtildi. Hak ihlallerinin yaşanmadığı, bağımsız ve öngörülebilir bir hukuk devleti için mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği ifade edildi.
Baro, yargı bağımsızlığının yeniden tesisi ve anayasal güvencelerin korunması noktasında toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket etmeye devam edeceklerini bildirdi.





