
Antalya Barosu, gazetecilere yönelik soruşturma ve tutuklamalara ilişkin yaptığı açıklamada basın ve ifade özgürlüğüne dikkat çekti. Açıklamada, gazetecilik faaliyetlerinin suç kapsamına alınmasının hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığı vurgulanırken, son dönemde artan uygulamaların sistematik bir baskı niteliği taşıdığı ifade edildi.
BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı, yaptığı haber gerekçe gösterilerek 21 Mart Cumartesi günü 22.00 sıralarında “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla aile ziyareti için bulunduğu Tokat’ta gözaltına alınmıştı. Ardından 22 Mart sabah saatlerinde Ankara’ya götürülerek, savcılık tarafından ifadesi alınmadan sevk edildiği mahkemece tutuklanmıştı.
Antalya Barosu, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle yapılan tutuklamalara ilişkin “Gazetecilik mesleğinin özünü ortadan kaldıran sistematik ihlallere son verilmelidir” başlıklı yazılı bir açıklama yayımladı.
Baro açıklamasında, BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı’nın tutuklanmasına atıf yapılarak, “Gazetecilik faaliyetlerinin suçlama konusu yapılması, basın ve ifade özgürlüğüne ağır ve kabul edilemez bir müdahaledir” ifadelerine yer verildi.
“SİSTEMATİK BASKI NİTELİĞİ TAŞIYOR”
Açıklamada, gazetecilere yönelik uygulamaların münferit olmadığı vurgulanarak, “Bu tür uygulamalar artık münferit değil, basın emekçilerine yönelik sistematik bir baskı niteliği taşımakta; demokratik toplum düzenine zarar vermektedir” denildi.
Tutuklamanın ceza muhakemesinde istisnai bir tedbir olduğuna dikkat çekilen açıklmada, gazetecilik faaliyetlerinin suç isnadına dayanak yapılmasının ifade özgürlüğünü ortadan kaldırmaya yönelik bir girişim olduğu ifade edildi.
“ULUSLARARASI HUKUK İLKELERİNE AYKIRI”
Antalya Barosu, açıklamasında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve AİHM içtihatlarına da dikkat çekerek, “İfade ve basın özgürlüğüne müdahalelerde kanunilik, öngörülebilirlik ve demokratik toplumda gereklilik kriterlerinin sıkı şekilde uygulanması zorunludur” değerlendirmesinde bulundu.
Ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin de gazetecilik faaliyetlerinin cezai yaptırımlarla baskı altına alınmasının ifade özgürlüğünü ihlal edeceğini ortaya koyduğu hatırlatıldı.
RSF’nin 2025 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi verilerine göre, değerlendirmeye alınan 180 ülkeden 160’ında medya kuruluşları mali istikrar sağlayamıyor ve ekonomik zorluklar birçok ülkede haber kuruluşlarının kapanmasına yol açıyor. Tunus (129), Arjantin (87) ve Yunanistan (89)’da medya kuruluşları ekonomik sorunlar nedeniyle gerilerken, Haiti (112)’de siyasi istikrarsızlık medya ekonomisini kaosa sürüklüyor. Küresel olarak medyanın kapanması 34 ülkede gazetecilerin sürgün edilmesine sebep olurken, Nikaragua (172), Belarus (166), İran (176) ve Afganistan (175) bu baskılardan en fazla etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. RSF, Türkiye’yi gazetecilere yönelik süregiden baskılar nedeniyle 180 ülke arasında 159’uncu sırada konumlandırdı.
Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (RSF) 2025 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne de yer verilen açıklamada, Türkiye’nin 180 ülke arasında 159’uncu sırada bulunduğu belirtilerek, “Bu tablo, basın özgürlüğünün fiilen kullanılamaz hale geldiğini göstermektedir” denildi.
Gazeteci Alican Uludağ’ın tutuklanmasının da bu durumun güncel örneklerinden biri olduğu ifade edildi.
“TUTUKLAMALARA SON VERİLMELİ”
Antalya Barosu açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“Bu kapsamda Antalya Barosu olarak gazetecilik faaliyetlerinin TCK 217/A ve TCK 216 kapsamında geniş ve öngörülemez yorumlarla baskı aracına dönüştürülmesinin önüne geçilmesi, Ceza hukukunun, insan haklarının evrensel ve anayasal ilkelerine, AİHM ve AYM içtihatlarına uygun hareket edilmesi, basın özgürlüğünü ortadan kaldıran hukuka aykırı tutuklamalara son verilmesi gerektiğini kamuoyuna saygıyla duyururuz.”





