Antalya Barosu’ndan maden işçilerine yönelik müdahaleye tepki: “Kamu gücü, hakkını arayan maden işçilerine değil, iş cinayetlerinin kaynağı olan denetimsiz ocaklara uygulanmalıdır”

antalya barosu açıklama antalya barosu açıklama
Fotoğraf: Serra Akcan / csgorselarsiv.org

Antalya Barosu, aylardır ödenmeyen ücret, kıdem ve ihbar tazminatları ile iş güvencesi taleplerini dile getirmek amacıyla Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen Doruk Madencilik işçilerine yönelik gerçekleştirilen müdahale için açıklama yayımladı. Açıklamada kolluk müdahalesinin Anayasa’ya aykırı olduğu belirtilerek, kamu gücünün hak arayan işçilere değil, denetimsiz maden ocaklarına ve iş cinayetlerinin kaynağına karşı kullanılması gerektiği vurgulandı.

Antalya Barosu tarafından, Doruk Madencilik işçilerinin ödenmeyen ücret ve tazminat talepleriyle başlattığı yürüyüşün ardından Ankara’da orantısız güce maruz bırakılması hakkında açıklama yayımlandı.

Kolluk kuvvetleri tarafından fiziksel güç kullanıldığı ve eylemin fiilen dağıtıldığı belirtilen açıklamada, orantısız müdahale, sağlık hizmetlerine erişimin emgellenmesi ve kötü muameleye varabilecek uygulamaların gerçekleştirilmesi hakkında ciddi iddiaların bulunduğuna değinildi.

Açıklamada, yürüyüş sonunda ulaştıkları Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde, aralarında sendika yöneticilerinin de bulunduğu çok sayıda yurttaşın gözaltına alındığı, yaşanan durumun Anayasa ve bağlı bulunduğumuz uluslararası sözleşmelere aykırılık teşkil ettiği ifade edildi.

ANAYASAL HAKLARIN İHLAL EDİLDİĞİ BELİRTİLDİ

Açıklamada, işçilerin gerçekleştirdiği barışçıl toplanma ve sendikal örgütlenme hakkının Anayasa’nın 34. maddesi ile uluslararası sözleşmelerle güvence altına alındığı hatırlatılarak şu ifadeler kullanıldı:

“Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesi ile Avrupa insan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi içtihatları da bu hakların etkin kullanımını güvence altına almakta, devletlere yalnızca müdahale etmeme değil, aynı zamanda bu hakların kullanılmasını kolaylaştırma ve koruma yükümlülüğü yüklemektedir. Kamu düzenine yönelik açık ve yakın bir tehlike ortaya konulmaksızın gerçekleştirilen bu müdahaleler demokratik toplum düzeninin gerekleriyle, ölçülülük ilkesiyle ve hukukun üstünlüğü anlayışıyla bağdaşmadığı gibi insani, hukuki, etik ve demokratik hiçbir ölçütle de izah edilemez durumdadır”

Kamu düzenine yönelik somut bir tehlike olmaksızın gerçekleştirilen müdahalelerin, demokratik toplum düzeninin gerekleriyle bağdaşmadığı ifade edilen açıklamada, devletlerin bu hakların kullanılmasını kolaylaştırma ve koruma yükümlülüğü bulunduğu hatırlatıldı.

İŞ CİNAYETLERİ VE YAŞAM HAKKI VURGUSU

Emekçilerin yaşam ve çalışma koşullarına ilişkin taleplerinin barışçıl yollarla ifade edilmesinin, demokratik bir toplumda korunması gereken temel bir hak olduğu hatırlatılan açıklamada, maden işçiliğinin en ağır ve tehlikeli çalışma alanlarından biri olduğu, bu durumun çalışma koşullarını doğrudan yaşam hakkının bir parçası haline getirdiği kaydedildi.

Açıklamada, Soma’da 301 madencinin yaşamını yitirdiği facia ve her yıl artan iş cinayetlerine dikkat çekilerek, “Zor koşullarda, yaşamlarını riske ederek çalışan ve sıklıkla iş cinayetlerinde hayatını kaybeden maden işçilerinin iş ve sendikal hakları, yaşam hakkıyla sıkı sıkıya bağlıdır” ifadeleriyle emekçilerin haklarının korunmasının yaşamsal önemi dile getirildi.

ETKİN SORUŞTURMA ÇAĞRISI YAPILDI

“Emekçilerin yaşam ve çalışma koşullarına ilişkin taleplerini barışçıl yollarla ifade etmeleri, demokratik bir toplumda korunması gereken temel bir haktır. Bu hakkın kullanılmasının kolluk gücüyle bastırılması, yalnızca ilgili işçilerin değil, tüm toplumun temel hak ve özgürlükleri bakımından tehlikeli ve caydırıcı etki yaratacak bir zemin yaratmaktadır” ifadelerinin kullanıldığı açıklamada, kamu gücünün maden işçileri, Akbelen köylüleri, öğrenciler ve kadınlar üzerinde orantısız uygulanmasından vazgeçilmesi talep edildi.

Antalya Barosu tarafından, söz konusu müdahalelerin suç teşkil ettiği hatırlatılarak, kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturulması gerektiği belirtilen açıklamada, maden işçilerinin sendikal ve sosyal haklarına ilişkin taleplerinin yanında bulunulduğu bildirildi.