
Antalya Değirmenönü’nün adı, Düden suyuyla çalışan tarihî su değirmenlerinin bulunduğu bölgeden geliyor. Ayrıntılar bu haberde yer alıyor.
Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde bugün kültür merkezi, park alanları ve yoğun kent dokusuyla bilinen Değirmenönü, adında eski Antalya’nın suyla kurduğu ilişkinin izlerini taşıyor. Bir zamanlar kentin sokaklarından geçen arklar yalnızca bahçeleri sulamıyor, çok sayıda su değirmenini de çalıştırıyordu.
Paylaşılan görselde Değirmenönü adının Kırkgöz ve Düden sularının falezlere doğru aktığı hat üzerinde bulunan un ve susam değirmenlerinden geldiği, “Arap Değirmeni” gibi tarihî değirmenlerin bölgede bulunduğu belirtiliyor.
Kaynaklar, anlatının ana unsurunu güçlü biçimde doğruluyor: Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün yayımladığı Dünden Bugüne Antalya çalışmasına göre Değirmenönü Caddesi’nin Burhanettin Onat Caddesi’yle kesiştiği noktadan Meydan yönüne uzanan dar alanda altı su değirmeni bulunuyordu. Bu değirmenleri çalıştıran su ise Düden Çayı’ndan gelen Yediarıklar kolu üzerinden bölgeye ulaşıyordu.
Ancak görseldeki bazı ayrıntıların düzeltilmesi gerekiyor. Resmî kaynak doğrudan Kırkgöz suyunun Değirmenönü değirmenlerine getirildiğini söylemiyor; değirmenleri çalıştıran hattı Düden Çayı-Yediarıklar olarak tanımlıyor. Ayrıca ulaşılabilen resmî değirmen listesinde “Arap Değirmeni” adına rastlanmıyor.
Değirmenönü adı nereden geliyor?
İsmin açıklaması oldukça doğrudan.
Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün kent tarihi çalışmasında, Hadrianus Kapısı’nın karşısından doğuya uzanan Recep Peker Caddesi’nin halk arasında “Değirmenönü” olarak bilindiği belirtiliyor.
Caddenin Burhanettin Onat Caddesi’yle kesiştiği noktadan birkaç metre sonra ise tarihî kaynaklarda “Kara Değirmenler” veya “Yer Değirmenleri” olarak geçen eski değirmen bölgesi başlıyordu.
Dolayısıyla Değirmenönü adı, kelimenin tam anlamıyla değirmenlerin bulunduğu alanın önü ve çevresi için kullanılan yer adından geliyor.
Bugünkü yoğun yapılaşma nedeniyle değirmenlerin çoğu artık görülemese de isim bölgenin eski ekonomik işlevini yaşamaya devam ettiriyor.
Değirmenönü’nde gerçekten kaç değirmen vardı?
Resmî kent tarihi çalışmasına göre yalnızca Burhanettin Onat Caddesi kesişiminden Meydan yönündeki yokuşa kadar uzanan dar alanda altı su değirmeni bulunuyordu.
Bununla birlikte Antalya’daki değirmenler yalnızca bu altı yapıyla sınırlı değildi.
Sinan Camisi çevresinde, Üçkapılar’da, Doğu Garajı’nda ve falezlerin denize ulaştığı kıyı kesimlerinde de başka su değirmenleri bulunuyordu. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün çalışması bunları ayrı başlıklar altında sıralıyor.
Bu nedenle Değirmenönü, Antalya’daki değirmenciliğin tamamını değil, değirmenlerin özellikle yoğunlaştığı tarihî alanlardan birini ifade ediyor.
Değirmenleri hangi su çalıştırıyordu?
Görselde Kırkgöz ve Düden sularının birlikte değirmenlere ulaştığı ifade ediliyor. Kaynaklarda daha açık biçimde belgelenebilen hat ise Düden Çayı ve Yediarıklar.
Dünden Bugüne Antalya çalışmasına göre eski Antalya’nın hemen her sokağından Düden Çayı’ndan gelen arklar geçiyordu. Bu sularla sebze ve meyve bahçeleri sulanırken aynı zamanda değirmen taşları da döndürülüyordu.
Değirmenönü özelinde ise yaklaşık on metre yükseklikten akan ve Düden Çayı’ndan su getiren Yediarıklar kolunun değirmenlere enerji sağladığı belirtiliyor.
Bu nedenle Değirmenönü’nün isim hikâyesinde su ile değirmen birbirinden ayrı düşünülemiyor.
Kırkgöz sularının bağlantısı var mı?
Kırkgöz, Antalya’nın en önemli karstik su sistemlerinden biri. Güncel ASAT verilerinde Kırkgöz kaynakları kentin içme suyu güvenliği açısından stratejik kaynaklar arasında gösteriliyor.
Hidrojeolojik araştırmalar da Kırkgöz kaynakları ile Düdenbaşı kaynağının Antalya’nın karstik kireçtaşı sistemiyle ilişkili önemli boşalım alanları olduğunu ortaya koyuyor.
Ancak bu genel hidrojeolojik bağlantı, “Kırkgöz’den çıkan su doğrudan Değirmenönü’ndeki değirmenlere gidiyordu” şeklinde okunmamalı.
Değirmenönü değirmenlerinin tarihsel su hattını anlatan resmî kaynak Düden Çayı’ndan gelen Yediarıklar kolunu işaret ediyor. Bu nedenle görselde Kırkgöz’ün doğrudan değirmenlerin su kaynağı olarak gösterilmesi için daha ayrıntılı tarihsel bir su sistemi belgesine ihtiyaç bulunuyor.
Antalya’nın sokaklarından eskiden su arkları geçiyordu
Bugünkü Antalya kent merkezinde bu görüntüyü hayal etmek zor olsa da eski şehir yaşamının temel unsurlarından biri su arklarıydı.
İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün çalışmasına göre Düden’den gelen su, Antalya’nın çok sayıda sokağındaki açık kanallar üzerinden dağıtılıyordu.
Bu su:
bahçeleri suluyor,
tarımsal üretime destek oluyor,
değirmenleri çalıştırıyor,
kentin ekonomik yaşamının sürdürülmesini sağlıyordu.
Değirmenönü de bu su sisteminin üretime dönüştüğü en belirgin bölgelerden biri olarak öne çıkıyordu.
Değirmenlerde yalnızca un mu üretiliyordu?
Hayır.
Değirmenönü’ndeki yapıların temel işlevlerinden biri tahılı öğüterek un üretmekti ancak değirmenler farklı ürünlerin işlenmesinde de kullanılıyordu.
Resmî kayıtta ilk değirmenin Antalya bölgesinde yetiştirilen pirincin kabuklarını ayırmak için kullanıldığı belirtiliyor. İkinci değirmen ise un ve tahin değirmeni olarak tanımlanıyor.
Tahin üretiminin temel hammaddesi susam olduğu için görseldeki “susam işleyen değirmenler” ifadesinin genel olarak tarihsel karşılığı bulunuyor.
Ancak resmî kaynak yapı için doğrudan “susam değirmeni” yerine “un ve tahin değirmeni” tanımını kullanıyor.
“Arap Değirmeni” gerçekten var mıydı?
Paylaşılan görselde tarihî yapılar arasında “Arap Değirmeni” örneği veriliyor.
Ancak Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün Değirmenönü’ndeki altı değirmeni tek tek sıraladığı kayıtta bu isim bulunmuyor.
Resmî kaynakta değirmenler ağırlıklı olarak işletmecileri veya sahipleri üzerinden anlatılıyor. Hüseyin Ak, Ahmet Düdener, Şükrü Başargan ve daha sonraki dönemde Mehmet Çapacı gibi isimler kayıtlarda yer alıyor.
Bu nedenle “Arap Değirmeni” adını mevcut belgeler üzerinden kesin tarihsel bilgi olarak kullanmak mümkün değil.
Yerel sözlü tarih içerisinde böyle bir adlandırma bulunmuş olabilir ancak doğrulanabilmesi için farklı arşiv, tapu veya sözlü tarih kayıtlarına ihtiyaç var.
Altı değirmenden ilki pirinç işliyordu
Resmî kaynak Değirmenönü’ndeki altı değirmenin özelliklerini de ayrıntılı biçimde aktarıyor.
İlk değirmen Burhanettin Onat Caddesi’nin hemen kenarında bulunuyordu. Vakıflara ait olan ve Hüseyin Ak tarafından işletilen yapı iki taşlıydı.
Burada Antalya yöresinde yetiştirilen pirincin kabukları ayrılıyordu. İki katlı ahşap değirmenin üst katında ise işçiler kalıyordu.
Bu ayrıntı, Değirmenönü’nün yalnızca basit bir öğütme alanı değil, döneminin üretim altyapısının önemli parçalarından biri olduğunu gösteriyor.
Un ve tahin üreten değirmenin yerine fabrika yapıldı
İkinci değirmen yine Hüseyin Ak’a aitti.
İki taşlı yapı un ve tahin üretiminde kullanılıyordu. Kaynaklara göre değirmen 1952 yılında yıkıldı ve yerine bir Alman firmasına yaptırılan modern un fabrikası kuruldu.
Fabrika 1957 yılında faaliyete geçti. Dikkat çekici bir başka ayrıntı ise tesiste su gücünden yalnızca üretim için değil, elektrik üretmek amacıyla da yararlanılmasıydı.
Böylece Değirmenönü’nde geleneksel su değirmeni teknolojisinden modern un fabrikasına geçişin fiziksel izleri aynı yerde görüldü.
Restore edilen değirmen hangisi?
Değirmenönü’ndeki tarihî yapılardan biri günümüze kadar ulaştırıldı.
Resmî kayıtlara göre Şükrü Başargan’a ait olan üç taşlı dördüncü değirmen, Muratpaşa Belediyesi tarafından restore edilerek koruma altına alındı. Yapının teknik donanımındaki bir üretici logosu, bazı mekanik aksamların bir Fransız firması tarafından kurulmuş olduğunu gösteriyor.
2000’li yıllarda yürütülen restorasyon çalışmalarında değirmenin su çarkları ve değirmen taşları da onarıldı. Yapı, çevredeki eski ev ve kültürel unsurlarla birlikte Değirmenönü Kültür Sanat Merkezi projesinin parçası haline getirildi.
Bugün Değirmenönü’nün eski ekonomik işlevini doğrudan hatırlatan en önemli fiziksel yapılardan biri bu değirmen.
Diğer değirmenlere ne oldu?
Tarihî değirmenlerin büyük bölümü kentleşme sürecinde ortadan kalktı.
Resmî kent tarihi çalışmasına göre beşinci değirmen 1970’lerde yıkıldı. En sondaki altıncı değirmen ise Cumhuriyet’in ilk dönemlerine uzanan dikkat çekici bir sahiplik hikâyesine sahipti.
Kaynağa göre yapının sahibi Değirmenci Grigor Efendi, 1922 yılında Antalya’dan ayrılırken değirmeni Hacı Musa Kiremitçioğlu’na emanet etti. Değirmen daha sonra farklı kişiler tarafından işletildi ve sonunda Mehmet Çapacı’nın mülkiyetine geçti.
İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, restore edilen üç taşlı değirmen dışında Değirmenönü’ndeki tarihî değirmenlerden kalıntı dahi kalmadığını, yalnızca yer izlerinin görülebildiğini belirtiyor.
Değirmenleri geçmişte kimler işletiyordu?
Değirmenönü tarihinin toplumsal açıdan dikkat çekici yönlerinden biri de değirmencilik mesleğinin eski Antalya’daki dağılımı.
Dünden Bugüne Antalya çalışmasında, değirmen taşında kalan unun başkasının hakkı olabileceği düşüncesi nedeniyle Müslüman halkın değirmenciliğe mesafeli durduğu ve Antalya’daki değirmenlerin önemli bölümünü Rum değirmencilerin işlettiği aktarılıyor.
1922 sonrasında Rumların Antalya’dan ayrılmasının ardından ise bazı Antalyalıların değirmencilik yapmaya başladığı belirtiliyor.
Bu bilgi, Değirmenönü’nün yalnızca teknolojik değil, Antalya’nın çok kültürlü geçmişi açısından da önemli bir kent belleği alanı olduğunu gösteriyor.
Çevre köylerden bile buraya tahıl getiriliyordu
Değirmenlerin hizmet alanı yalnızca kent merkezi değildi.
Resmî çalışmaya göre Antalya yakınlarındaki köylerin yanı sıra Aksu ve Serik gibi daha uzak yerleşimlerden de insanlar hayvanlarla Değirmenönü çevresindeki değirmenlere ürün öğütmeye geliyordu.
Ödeme sistemi de günümüzden farklıydı.
Değirmenciler çoğu zaman para almak yerine öğütülen ürünün belirli bir kısmını “hak” olarak alıyordu. Örneğin belirli miktarda buğday karşılığında bir miktar buğday değirmencinin payı oluyordu.
Bu yönüyle Değirmenönü, eski Antalya’nın tarımsal hinterlandıyla kent merkezi arasındaki üretim bağlantılarından biriydi.
Su değirmeni nasıl çalışıyordu?
Değirmenönü’ndeki sistem doğrudan suyun oluşturduğu enerjiye dayanıyordu.
Düden’den gelen su, değirmenin yaklaşık on metre yukarısından borular aracılığıyla değirmene yönlendiriliyordu. Su, yaklaşık 1,20 metre çapındaki çarkı döndürüyor ve bu hareket değirmen taşına aktarılıyordu.
Değirmen taşları yaklaşık bir metre çapında ve 25-30 santimetre kalınlığındaydı. Kaynakta bu taşların parçalarının Korkuteli’nden develerle getirildiği, daha sonra demir kelepçelerle birleştirilerek dairesel değirmen taşlarının oluşturulduğu aktarılıyor.
Böylece Antalya’nın suyu ile Korkuteli’nin taşı aynı üretim düzeninin parçası haline geliyordu.
Değirmenönü Caddesi kentin ana yollarından biriydi
Değirmenönü’nün önemi yalnızca değirmenlerle sınırlı değildi.
20’nci yüzyılın ilk yarısındaki Antalya kent yapısını inceleyen akademik araştırmaya göre Hadrianus Kapısı ile Değirmenönü arasındaki Değirmenönü Caddesi, dönemin kentin görece geniş ve düzgün ana arterlerinden biriydi.
Bu güzergâh eski merkez ile doğu yönündeki yerleşimler arasındaki ulaşım açısından önemliydi.
Aynı dönemde Değirmenönü Mahallesi de Yeni Mahalle ile birlikte sur dışındaki daha düzenli gelişen yerleşimler arasında gösteriliyor.
Dolayısıyla bölgede değirmenlerin gelişmesi, ulaşım ve yerleşimin gelişmesiyle birlikte okunmalı.
Değirmenönü geçmişte mahalle miydi?
Tarihsel kaynaklarda Değirmenönü Mahallesi ifadesine rastlanıyor.
20’nci yüzyıl başındaki Antalya’yı inceleyen akademik çalışmada Yeni Mahalle’nin doğusunda bulunan Değirmenönü Mahallesi, sur dışındaki daha düzenli yerleşim bölgelerinden biri olarak tanımlanıyor.
Ancak günümüzde durum farklı.
Muratpaşa Kaymakamlığının güncel resmî mahalle listesinde Değirmenönü adında ayrı bir mahalle bulunmuyor. Bölgede Çaybaşı ve Demircikara mahalleleri yer alıyor.
Bu nedenle bugün Değirmenönü’nü resmî bir mahalleden çok tarihî semt, cadde ve kent belleği alanı olarak tanımlamak daha doğru.
Değirmenönü bugün hangi mahallede?
Değirmenönü adı bugün birden fazla kamusal alanda yaşamayı sürdürüyor.
Muratpaşa Belediyesinin güncel kayıtlarında Değirmenönü Kültür Sanat Merkezi, Demircikara Mahallesi 1423 Sokak No:4 adresinde bulunuyor.
Bunun hemen devamındaki yeşil alanların ise Çaybaşı ve Demircikara mahalleleri arasında uzandığı belediye kayıtlarında belirtiliyor.
Muratpaşa Belediyesi Buz Pisti de Çaybaşı Mahallesi 1370 Sokak’ta “Değirmenönü Parkı üstü” adresiyle tanımlanıyor.
Böylece tarihî Değirmenönü adı, resmî mahalle statüsü bulunmamasına rağmen günlük kent coğrafyasında kullanılmaya devam ediyor.
Değirmenönü’nde göçmen evleri neden bulunuyor?
Bölgenin tarihsel dokusunda değirmenlerin yanında eski göçmen evleri de önemli yer tutuyor.
Muratpaşa Belediyesi Değirmenönü çevresini tanımlarken eski Rum evleri, restore edilmiş değirmen, park ve kültür-sanat alanlarını bölgenin karakteristik unsurları arasında gösteriyor.
Değirmenönü üzerine yapılan yerel koruma çalışmalarında ise bölgede Selanik göçmenlerinin yerleştiği ve göçmen evlerinin değirmenlerle birlikte semtin kültürel dokusunun bir parçası olduğu aktarılıyor.
1900’lü yılların başlarına tarihlenen bazı tarihî evler daha sonraki dönemde Muratpaşa Belediyesi tarafından restore edilerek kültür-sanat amaçlı kullanıma açıldı.
Böylece Değirmenönü farklı dönemlerde su, üretim, göç ve mahalle yaşamının bir araya geldiği bir alan oldu.
1970’lere kadar değirmenler çalışıyordu
Değirmenönü’nün değirmencilik geçmişi yalnızca Osmanlı dönemine ait değil.
İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün çalışmasında cadde üzerinde 1970’li yıllara kadar çok sayıda küçük ve büyük un değirmeninin bulunduğu belirtiliyor.
Bazı değirmenler 1950’lerde yıkılırken bazıları 1970’lere kadar varlığını sürdürdü. Çapacılar tarafından işletilen son değirmenlerden birinin de daha sonraki yıllarda ortadan kalktığı yerel koruma kayıtlarında aktarılıyor.
Bu durum Değirmenönü isminin çok eski bir tarihsel hatıradan ibaret olmadığını gösteriyor.
Bugün Antalya’da yaşayan ileri kuşakların çocukluk veya gençlik dönemlerine kadar uzanan canlı bir üretim geçmişinden söz ediliyor.
Değirmenönü’nün su kültürü neden önemli?
Eski Antalya’nın kent kimliğinde su yalnızca içme veya tarımsal sulama kaynağı değildi.
Suyun gücü:
tahılı una dönüştürüyor,
pirinci işliyordu,
tahin üretimini mümkün kılıyor,
hatta modernleşme döneminde elektrik üretimine katkı sağlıyordu.
Değirmenönü bu nedenle Antalya’nın kaybolan su kültürünün en görünür tarihsel alanlarından biri.
Kentleşme sürecinde açık su arklarının büyük bölümü ortadan kalktı, değirmenlerin çoğu yıkıldı ve eski tarımsal peyzaj büyük ölçüde yapılaşmaya dönüştü.
Ancak “Değirmenönü” adı, suyla çalışan bu üretim düzeninin hafızasını korudu.
Görseldeki bilgi ne kadar doğru?
Paylaşılan görseldeki anlatının temel fikri doğru.
Değirmenönü adı gerçekten bölgedeki tarihî su değirmenleriyle ilişkili. Resmî kaynağa göre sadece dar bir alanda altı su değirmeni bulunuyordu ve bu değirmenlere su Düden Çayı’ndan gelen Yediarıklar koluyla ulaşıyordu.
Ancak iki noktada düzeltme gerekiyor.
Kırkgöz: Kırkgöz ve Düden Antalya’nın karstik su sisteminin önemli unsurları olsa da ulaşılabilen tarihsel kaynak Değirmenönü değirmenlerine doğrudan su taşıyan hattı Kırkgöz olarak değil, Düden-Yediarıklar olarak kaydediyor.
Arap Değirmeni: Resmî kaynakta Değirmenönü’nün altı değirmeni tek tek anlatılmasına rağmen “Arap Değirmeni” adı bulunmuyor. Bu nedenle bu isim ayrıca belgelenmeden kesin bilgi olarak kullanılmamalı.
Buna karşılık un, tahin ve pirinç işleyen su değirmenlerinin varlığı doğrudan belgeli.
Antalya Değirmenönü’nün adı nereden geliyor?
Mevcut tarihsel kaynaklar bu soruya oldukça net bir yanıt veriyor.
Antalya Değirmenönü adı, bölgede yoğunlaşan su değirmenlerinden geliyor.
Hadrianus Kapısı’ndan doğuya uzanan ve halk arasında Değirmenönü olarak bilinen güzergâhın devamında, Burhanettin Onat Caddesi’nden Meydan yönüne doğru Kara Değirmenler veya Yer Değirmenleri adı verilen değirmen bölgesi bulunuyordu. Bu dar hatta altı su değirmeni çalışıyordu.
Değirmenlerin enerjisini sağlayan su, Düden Çayı’ndan gelen Yediarıklar koluyla yaklaşık on metre yükseklikten bölgeye taşınıyor; bu güçle un ve tahin üretiliyor, pirinç işleniyor ve daha sonraki yıllarda elektrik dahi elde ediliyordu.
Değirmenlerin büyük bölümü 20’nci yüzyılın ikinci yarısında ortadan kalktı. Bugün tarihî altı değirmenden yalnızca restore edilerek korunan yapı eski üretim kültürünü fiziksel olarak hatırlatıyor. Buna rağmen Değirmenönü ismi; cadde, park ve kültür merkezi gibi kullanımlarla yaşamayı sürdürüyor.
Günümüzde Değirmenönü ayrı bir resmî mahalle değil; alan Demircikara ve Çaybaşı mahalleleriyle ilişkili tarihî bir semt adı. Ancak isim, Antalya’nın bir zamanlar sokaklarından su akan, değirmen taşlarının döndüğü ve çevre köylerin tahılını işleyen bir üretim kenti olduğunu bugünkü kent haritasında hatırlatmaya devam ediyor.





