Antalya Kadın Platformu, öğretmen Irmak Ayşe Koparan’ın ölümüne ve “şüpheli kadın ölümlerine” ilişkin basın açıklaması düzenledi

Antalya Kadın Platformu, öğretmen Irmak Ayşe Koparan’ın ölümü ve “şüpheli kadın ölümlerine” ilişkin basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, kadın eğitim emekçilerinin barınma, yalnızlaştırma ve güvencesizlik sorunlarıyla karşı karşıya kaldıklarını, ayrımcı uygulamalarla çeşitli şiddet biçimleriyle karşılaştıklarını, bu sorunların kamu otoriteleri tarafından görmezden gelinerek kalıcı etkili politikalar geliştirilmediği söylendi.  

Antalya Kadın Platformu dün (11 Haziran) saat 19.00’da Muratpaşa Attalos Meydanı’nda, Ağrı’nın Hamur ilçesinde görev yapan okul öncesi öğretmeni Irmak Ayşe Koparan’ın ölümü ve Antalya’da erkekler tarafından öldürülen ve“şüpheli kadın ölümleri” olarak yer alan kadın ölümlerine ilişkin basın açıklaması düzenledi. Platform adına açıklamayı okuyan Eğitim- Sen Antalya Şubesi kadın sekreteri Özlem Yavuz açıklamada, kadın eğitim emekçilerinin çeşitli ayrımcı şiddet biçimleri ve barınma, yalnızlaştırma gibi sorunlarla karşı karşıya kaldığını kamu otoriteleri tarafından kalıcı etkili politikaların geliştirilmediği ve sorunların görmezden gelindiğini söyledi.

7 Haziran’da evinde ölü bulunan Koparan’ın Halk TV’de yayınlanan Koparan’a ait olduğu belirtilen ses kayıtlarında, okul müdürü tarafından çeşitli psikolojik şiddete uğradığını belirttiği ifadeleri yer almıştı, “Müdürün önce bağırıp çağırıp sonra özür dilediği, müfettiş denetimi sırasında evrak eksikleri olması nedeniyle müdür tarafından öğretmenlerin bekletildiği” verilmişti.

bianet’in haberine göre, olayda adı geçen okul müdürü M.İ’nin okulda yürütülen soruşturma kapsamında savcılığa ifade verdiği, ifadesinin ardından serbest bırakılarak görevinden alındığı yer aldı.

Antalaya Kadın Platformu basın açıklamasında Irmak Ayşe Koparan’ın ölümüne ilişkin şu soruları sordu:

 “Irmak Ayşe Koparan’ın ölümüne giden süreçte neler yaşandı? Kadınların maruz kaldığı mobbing, baskı ve şiddet neden ciddiye alınmıyor?

Neden her ay onlarca kadın erkekler tarafından öldürülüyor ya da şüpheli koşullarda yaşamını yitiriyor? Neden koruyucu ve önleyici mekanizmalar etkin biçimde işletilmiyor?”

Platformu açıklamasında, Antalya’da son aylarda yaşanan kadın ölümlerinine yönelik, “Tıpkı Antalya’da son aylarda yaşanan kadın ölümlerinin münferit olmadığı gibi, Irmak öğretmenin  ölümü de münferit değildir” dedi.

“KADINLARIN YAŞAM HAKKI EN YAKINLARINDAKİ ERKEK TARAFINDAN TEHDİT EDİLEBİLİYOR”

Platform Antalya’da yakın zamanda erkekler tarafından öldürülen ve “şüpheli kadın ölümü” olarak yer alan kadınları hatırlatarak kadınların yakınlarındaki erkekler tarafından öldürüldüğünü, gerçeklerin açığa çıkması çağrısında bulundu.

“7 aylık hamile hemşire Esra Uğur evinde ölü bulundu. Yaşamının baharında, doğmamış bebeğiyle birlikte yaşamdan koparıldı. Ölümüne ilişkin soruşturma sürerken, kadınlar olarak gerçeğin açığa çıkmasını talep ediyoruz.

Kübra Yapıcı günlerce kayıp olarak arandı. Ardından öldürüldüğü ortaya çıktı. Bir kadın daha erkek şiddetinin hedefi oldu.

Henüz üç aylık evli olan Helin Kutlay yaşamını yitirdi. Ardından yürütülen soruşturma kapsamında eşi tutuklandı. Bir kez daha gördük ki kadınların yaşam hakkı en yakınlarındaki erkekler tarafından tehdit edilebiliyor.

Sera işçisi Vahda Ş. evinde silahla vurulmuş halde bulundu. Göçmen kadınlar hem kadın olmaktan hem de göçmen olmaktan kaynaklı çoklu ayrımcılık ve şiddet riski altında yaşam mücadelesi veriyor.

Bu isimler yalnızca son aylarda kamuoyuna yansıyan kadınlardır. Her gün yeni bir kadın cinayeti, her gün yeni bir şüpheli kadın ölümü haberiyle uyanıyoruz.

Antalya Kadın Platformu, basın açıklamasının sonunda, kadın cinayetlerini de “şüpheli kadın ölümlerini” normalleştirmediklerini belirterek “Irmak için, Esra için, Kübra için.Helin için,Vahda için adalet istiyoruz!” dedi.

Son olarak şu ifadelere yer verildi:

“Yaşamdan koparılan, şüpheli koşullarda kaybettiğimiz, erkek şiddeti sonucu aramızdan alınan tüm kadınlar için adalet istiyoruz!

Gerçekler açığa çıkana, sorumlular hesap verene ve kadınlar özgürce yaşayabilene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.

Yaşasın kadın dayanışması!”