
Antalya Kadın Platformu, dün (13 Haziran) saat 18.00’de Muratpaşa ilçesinde bulunan Varyant Beach Park’ta 12. Yargı Paketi’ne ilişkin basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, yoksulluk nafakasının bir lütuf değil hukuki bir güvence olduğu, paketin kadınlar, LGBTİ+ bireyler ve çocuklar açısından ayrımcı ve riskli düzenlemeler içerdiği belirtildi.
Antalya Kadın Platformu tarafından dün (13 Haziran) saat 18.00’de Muratpaşa ilçesindeki Varyant Beach Park’ta 12. Yargı Paketi’ne ilişkin basın açıklaması yapıldı. Açıklamada 12. Yargı Paketi’nin kadınlar, LGBTİ+’lar ve çocuklar aleyhine düzenlemeler içerdiğini belirterek, yoksulluk nafakasının bir hak olduğunu ve gasp edilemeyeceğini vurguladı. Açıklamayı Platform adına Yazgülü Tunca okudu.
“NAFAKA ‘ÖMÜR BOYU MAAŞ’ DEĞİL”
Açıklamada, iktidarın yıllardır gündemde tuttuğu yoksulluk nafakasındaki “süresiz” ibaresini kaldırmaya yönelik girişimlerin, kadınların ekonomik ve sosyal gerçekliğini görmezden gelen bir anlayışın ürünü olduğu belirtildi. Nafakanın, iddia edildiği gibi bir “ömür boyu maaş” değil, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olan tarafın yaşamını sürdürebilmesi için tanınmış hukuki bir güvence olduğu ifade edildi.

“KADIN VEÇOCUKLARIN DERİN YOKSULLUĞA SÜRÜKLENME RİSKİ VAR”
Türkiye’de kadınların büyük bir bölümünün düşük ücretli, güvencesiz işlerde çalıştığı ya da bakım emeği nedeniyle çalışma hayatının dışında kaldığı belirtilen açıklamada, bu koşullarda nafakanın süreyle sınırlandırılmasının binlerce kadını ve çocuğu derin yoksulluğa sürükleme riski taşıdığı kaydedildi.
Açıklamada, sorunun nafakanın süresi değil, kadınların eşit istihdama erişememesi, bakım yükünün adaletsiz paylaşılması ve sosyal devlet mekanizmalarının yetersizliği olduğu, kadınları koruyan hukuki güvenceleri budamak yerine kadını ekonomik olarak güçlendirecek politikalar geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. Yoksulluk nafakasını hedef alan düzenlemelerin toplumsal cinsiyet eşitsizliğini daha da derinleştireceği, boşanma sonrası kadınların yaşam mücadelesini ağırlaştıracağı belirtildi.
“KAZANILMIŞ HAKLARDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”
Açıklamada, nafaka hakkının bir ayrıcalık değil sosyal adaletin gereği olduğu, kadınların kazanılmış haklarından vazgeçilmeyeceği, eşitlikten, sosyal adaletten ve kadınların ekonomik bağımsızlığını güvence altına alan hukuk düzeninden yana mücadelenin sürdürüleceği ifade edildi.

Çocuklara ilişkin düzenlemeler hakkında da açıklamada, çocukların cezalandırılacak nesneler değil, korunması gereken hak sahipleri olduğu belirtildi. Yargı Paketi kapsamında suça sürüklenen çocuklara ilişkin getirilen düzenlemelerin, çocuk adalet sisteminin temel ilkeleri olan koruma, rehabilitasyon ve topluma yeniden kazandırma anlayışından uzaklaşma tehlikesi taşıdığı ifade edildi.
“SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR YOKSULLUK, EĞİTSİZLİK VE YETERSİZ SOSYAL POLİTİKALARIN MAĞDURU”
Suça sürüklenen her çocuğun öncelikle yoksulluğun, eşitsizliğin, eğitim hakkına erişememenin ve sosyal politikaların yetersizliğinin mağduru olduğu belirtildi.
Açıklamada, çocukları yalnızca işledikleri fiille değerlendiren ve daha ağır yaptırımları çözüm olarak sunan anlayışın sorunun kaynağını değil sonucunu hedef aldığı kaydedildi.
“DEVLETİN GÖREVİ ÇOCUKLARI CEZALANDIRMAK DEĞİL, SUÇA İTEN KOŞULLARI ORTADAN KALDIRMAKTIR”
Gerçek bir çocuk adalet sisteminde cezayı değil eğitimi, intikamı değil onarımı, dışlamayı değil toplumsal desteği esas alması gerektiği, çocukların ceza infaz kurumlarında daha uzun süre tutulması ya da yetişkin ceza adaletine yaklaşan uygulamaların bilimsel çalışmaların da gösterdiği gibi suçun tekrarlanma riskini azaltmak yerine artırabildiği belirtilen açıklamada devletin görevinin çocukları cezalandırmak değil, onları suça iten koşulları ortadan kaldırmak olduğu, yoksullukla mücadele, nitelikli eğitim, sosyal hizmetler ve psikososyal destek mekanizmaları güçlendirilmeden yapılacak her düzenlemenin çocukların geleceğini karartacağı ifade edildi.
“BİREYLERİN KAMUSAL ALANDAKİ VARLIKLARI CEZAİ YAPTIRIM TEHDİDİ ALTINDA”
LGBTİ+ haklarına ilişkin açıklamada, LGBTİ+ haklarının insan hakları olduğu ve anayasal koruma altında bulunduğu belirtildi. Yargı Paketi kapsamında “hayasız hareketler” suçuna ilişkin yapılan düzenlemelerin ve bu hükümlerin LGBTİ+ bireyleri hedef alabilecek şekilde uygulanabileceğine dair kaygıların, hukuk devleti ve temel haklar açısından ciddi soru işaretleri doğurduğu ifade edildi. Ceza hukukunun açık, öngörülebilir ve keyfiliğe kapalı kurallarla düzenlenmesi gerektiği, yoruma son derece açık kavramların genişletilmesinin ifade özgürlüğü, özel hayatın korunması ve ayrımcılık yasağı bakımından önemli riskler taşıdığı kaydedildi. Belirsiz ifadelerin, farklı yaşam tarzlarına sahip bireylerin kamusal alandaki varlıklarını cezai yaptırım tehdidi altında bırakabilecek uygulamalara zemin hazırlayabileceği belirtildi.
“DIŞLAYAN VE DAMĞALAYAN BİR ARAÇ”
Hiçbir yurttaşın kimliği, yönelimi, yaşam biçimi ya da kendini ifade etme şekli nedeniyle hedef gösterilmemesi ve ayrımcılığa uğramaması gerektiği, hukukun görevinin çoğulculuğu ve eşit yurttaşlık ilkesini korumak olduğu kaydedilen açıklamada, belirli kesimleri dışlayan veya damgalayan bir araç hâline gelmek olmadığı vurgulandı.
Açıklamada, toplumsal barışın yolunun farklılıkların suç gibi gösterilmesinden değil, herkesin temel hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınmasından geçtiği, çocukların korunması, kamu düzeninin sağlanması ve toplumsal değerlerin gözetilmesinin önemli olduğu ancak bu amaçların temel hakların ölçüsüz biçimde sınırlandırılmasının gerekçesi olamayacağı belirtildi.

“DEMOKRATİK TOPLUM, FARKLILIKLARIN CEZALANDIRILDIĞI DEĞİL, HAKLARIN EŞİT KORUNDUĞU TOPLUMDUR”
Hukukun ayrımcılığın değil eşitliğin, baskının değil özgürlüğün güvencesi olması gerektiği savunularak, insan onurunu ve anayasal hakları esas alan, herkesi eşit gören bir hukuk düzeni için mücadelenin sürdürüleceği ifade edildiği açıklamada, demokratik bir toplumun, farklılıkların cezalandırıldığı değil hakların eşit biçimde korunduğu bir toplum olduğu belirtildi.
“NEFRET PAKETİNİ GEÇİRMEYECEĞİZ”
Açıklamanın sonunda, 12. Yargı Paketi’nin taşıdığı risklerin görüldüğü, kadınlar, LGBTİ+’lar ve çocuklara karşı ayrımcılık içeren nefret yasası paketinin geçirilmesine izin verilmeyeceği belirtilerek açıklama sonlandırıldı.





