Antalya Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde açlık grevleri: Baro’dan hak ihlali raporu

antalya cezaevi açlık grevi antalya cezaevi açlık grevi
Görsel yapay zeka ile yapılmıştır"

Antalya Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde süren açlık grevlerine ilişkin Antalya Barosu’nun raporu, tecrit koşulları ve sağlık risklerini gündeme taşıdı; mahpusların yaşam hakkı için acil önlem çağrısı yapıldı.

Antalya Barosu İnsan Hakları Merkezi’nin Eylül 2025 tarihli raporu, Antalya Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda süren açlık grevlerine ilişkin bulgular ortaya koydu. Raporda, ağır tecrit koşulları, sağlık riskleri ve hukuki güvencelerdeki eksiklikler öne çıkarken; yetkililere çözüm çağrısı yapıldı.

GREV SÜRECİ NASIL BAŞLADI?

Açlık grevleri, mahpusların yakınları ve avukatlarının Baro’ya yaptığı başvurularla gündeme geldi. Baro’nun görevlendirdiği heyet, Aralık 2024 ile Ağustos 2025 arasında cezaevinde yaptığı görüşmelerle verileri topladı.

HÜCRELERDE YAŞAM

  • Serkan Onur Yılmaz, grevin 44. gününde ciddi kilo kaybı yaşadığı; yalnızca diyet ve vitamin takviyesi alabildiği belirtiliyor. Yılmaz’ın günde yalnızca 1,5 saat havalandırmaya çıkarıldığı, kalan süresini hücrede geçirdiği ifade edildi.
  • Ayberk Demirdöğen, arkadaşlarına destek için açlık grevine başladığını, tek kişilik hücrede tutulduğunu aktardı. Camların tel örgülerle kapatıldığını ve havalandırmaya çıkışın sınırlı olduğunu dile getirdi.
  • Ümit Çobanoğlu ve diğer mahpuslar da tecrit koşullarından şikâyetçi. Özellikle uzun süre hücrede yalnız kalma, ışık ve hava akışının kısıtlanması, camlardaki tel örgülerin psikolojik baskı yarattığı vurgulandı.

BARO’NUN TESPİTLERİ

Raporda öne çıkan başlıca sorunlar şöyle sıralandı:

  • Tecrit: Tek kişilik hücreler, sınırlı havalandırma süresi, ışık ve hava akışındaki engellerin insan onuruyla bağdaşmadığı belirtildi.
  • Sağlık: Uzun süren açlık grevlerinin ciddi sağlık riski doğurduğu, vitamin desteği ve tedavi hizmetlerinin yetersiz kaldığı kaydedildi.
  • Haklar: Mahpusların kitap, dergi ve sohbet hakkının kısıtlandığı; disiplin cezaları ve nakil uygulamalarının eleştiri konusu olduğu aktarıldı.

Baro, Türkiye Anayasası ve uluslararası sözleşmelere atıf yaparak, cezaevindeki mevcut uygulamaların yaşam hakkı ve işkence yasağıyla çeliştiğini hatırlattı. Özellikle tecrit uygulamalarının kalıcı hale gelme tehlikesine dikkat çekildi.

ÇÖZÜM ÇAĞRISI

Raporun sonunda şu öneriler sıralandı:

  • Tecrit uygulamalarının son bulması, ağırlaştırılmış müebbet alan mahpusların koşullarının iyileştirilmesi,
  • Sağlık meslek örgütleri ve sivil toplumun sürece dahil edilmesi,
  • Cezaevlerinde şeffaflık ve hesap verebilirliğin artırılması,
  • Kitap-yayın ve sohbet hakkı gibi taleplerin karşılanması.

Antalya Barosu, açlık grevlerinin yalnızca bireysel taleplerden ibaret olmadığını; cezaevlerindeki yapısal sorunların da açığa çıktığını vurguladı. Rapora göre, mahpusların yaşamı, sağlığı ve onuru ciddi risk altında ve yetkililerin acil adım atması gerekiyor.