Antalya’da 13 yılda 31 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetti

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) tarafından açıklanan Çocuk İş Cinayetleri Raporu’na göre, 2013’ten bugüne Türkiye genelinde en az 852 çocuk işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiği belirtildi. Raporda, Antalya’da 13 yılda 31 çocuğun iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği ifade edildi.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) tarafından açıklanan Çocuk İş Cinayetleri Raporu’na göre, 2013’ten bugüne Türkiye genelinde en az 852 çocuk işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiği aktarıldı. Antalya’da 13 yılda 31 çocuğun iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği ifade edildi.

Raporda, Antalya’da 13 yılda 31 çocuğun iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği kaydedildi. Antalya’nın, çocuk işçi ölümlerinde Şanlıurfa (61), Gaziantep (49), İstanbul (47), Adana (38) ve Konya’nın (35) ardından altıncı sırada yer aldığı belirtildi.

Hayatını kaybeden 852 çocuk işçiden 730’unun erkek, 122’sinin ise kız çocuğu olduğu ifade edildi. Ölen çocuk işçilerden 98’inin mülteci veya göçmen olduğu bilgisine yer verildi.

Ölüm sebeplerine göre dağılımda, yüzde 27 ile trafik servis kazalarının ilk sırada geldiği, bunu yüzde 17 ile boğulma ve zehirlenme, yüzde 14 ile ezilme ve göçük vakalarının takip ettiği belirtildi.

Yaş gruplarına göre ölümler incelendiğinde, 5-14 yaş aralığında 291 çocuğun, 15-17 yaş aralığında ise 561 çocuğun hayatını kaybettiği aktarıldı.

İşkollarına göre ölüm dağılımında, tarım ve ormancılık sektöründe 442 çocuk işçinin yaşamını yitirdiği (yüzde 52), bu sektörü 107 ölümle inşaat ve yol (yüzde 13), 64 ölümle konaklama (yüzde sekiz), 60 ölümle metal (yüzde yedi), 29 ölümle gıda (yüzde üç) sektörlerinin izlediği kaydedildi.

Raporda, Çalışma Bakanlığı’nın sitesinde yer alan istatistiklere göre resmi olarak her yıl 13-14 çocuk işçi ölümünün kayıtlara geçtiği ancak İSİG’in kayıtlarına göre her yıl ortalama 63-64 çocuğun hayatını kaybettiği belirtildi. 2024 yılında 71 çocuk işçi ölürken, 2025 yılında bu sayının 94’e yükseldiği ifade edildi.

“HER YIL 300 İLA 500 BİN ÇOCUK EĞİTİMİ BIRAKIP TARLALARDA ÇALIŞMAK İÇİN TAŞINIYOR”

Türkiye’de sanayi, tarım, inşaat ve hizmet sektörlerinde yaklaşık 3 milyon çocuğun farklı biçimlerde çalıştırıldığı aktarıldı. Raporda, tarım sektöründe Şanlıurfa’dan 300 ila 500 bin civarında çocuğun Mayıs ayıyla birlikte aileleriyle başka şehirlere giderek eğitimden ayrıldığını ve tarlalarda çalıştığı belirtildi.

Sanayi sektöründe Anadolu kentlerinin tamamına yayılan organize sanayi bölgelerinde (OSB) metal, deri, kimya ve ağaç sektörlerinde kayıtlı ya da kayıt dışı on binlerce çocuk işçinin çalıştığı belirtildi.

Raporda, MESEM ve MTAL uygulamalarına da yer verildi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in 1 Aralık 2025’teki açıklamalarına değinerek, 2024-2025 eğitim öğretim yılı itibarıyla toplam 3 bin 954 meslek okulunda 1 milyon 536 bin 242 öğrenci, 408 MESEM’de ise 420 bin öğrenci bulunduğu, 2025-2026 eğitim öğretim yılında ise 509 bin 85 MESEM öğrencisinin 224 bin 346 işletmede, 254 bin 60 MTAL öğrencisinin 111 bin 578 işletmede mesleki eğitim aldığı, yani yaklaşık 765 bin öğrencinin işyerlerinde “bizzat işçi olarak çalıştığı” ifade edildi.

MESEM’lerde çocukların bir gün okula, dört gün işyerine gittiği, pratikte çalışma süresinin 5-6 gün ve 10-12 saate kadar çıktığı, Bakanlığın izniyle gece 23.00’a kadar çalışılabildiği aktarıldı. Çocuklara asgari ücretin üçte biri ila yarısı olan (9-14 bin TL) ücretin işsizlik fonundan karşılandığı, patronun cebinden en fazla yemek ya da harçlık ücretinin çıktığı belirtildi.

Rapor’da 17 Ocak 2025’te Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelikle 5. ve 6. sınıflarda eğitim yılı süresince, 7. sınıfta ise eylül ayının son iş gününe kadar ortaokullardaki çocukların meslek ortaokullarına naklinin yapılabileceği, işçileştirme yaşının 10-11’e düşürüldüğü belirtildi.

İSİG, raporda çocuk işçiliğinin yasaklanması, eğitimin parasız ve bilimsel temelde yeniden yapılandırılması, özel okulların kamulaştırılması, çocukları çalışmaya mecbur bırakan koşulların ortadan kaldırılması taleplerini sıraladı. Ayrıca mesleki eğitime başlama yaşının 16 olması, haftalık çalışma süresinin 40 saati aşmaması, gece 20.00-06.00 arasında çalışma yasağı getirilmesi, ücret ve sigorta primlerinin işveren tarafından ödenmesi gerektiği ifade edildi.

Raporun tamamını okumak için tıklayın

ÇOCUK VE ÇOCUK İŞÇİ NEDİR?

Çocuk, on sekiz yaşını doldurmamış kişiyi ifade eder; ergin olsa bile bu sınıflandırma geçerlidir.

Uluslararası Çalışma Örgütü’ne (ILO) göre çocuk işçiliği, çocukları çocukluklarını yaşamaktan alıkoyan, potansiyellerini ve saygınlıklarını azaltan, fiziksel ve zihinsel gelişimlerine zarar verici işlerde çalıştırılmasıdır. UNICEF ise çocuk işçiliğini, çocuğun yaşına ve işin türüne bağlı olarak, minimum çalışma saatini aşan ve çocuğa zararlı olan işler olarak tanımlamaktadır.

Yoksulluk, göç, eğitim eksikliği, işsizlik, denetimsizlik, mevzuattaki boşluklar ve işverenlerin çocuk iş gücüne olan talebi, çocuk işçiliğinin başlıca sebeplerindendir. Dünya genelinde 152 milyon çocuk işçi bulunmakta ve bunların 73 milyonu tehlikeli işlerde çalışmaktadır. Türkiye’de ise 2 milyonu aşkın çocuk işçi olduğu tahmin edilmektedir.

NEDEN İŞ CİNAYETİ?

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, iş cinayetleri için şu bilgilendirmeyi yapıyor:

İSİG Meclisi; bütün iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenebilir olduğunun bilinciyle, yaşanan işçi ölümlerini ‘iş kazası’ olarak değil ‘iş cinayeti’ olarak tanımlar. Bu noktada işçilerin sağlığının her türlü ekonomik çıkardan, büyümeden önce geldiğini savunur. Çalışma ortamında emekçilerin ölümünün, sakat kalmasının, psikolojik ve fizyolojik sağlıklarını kaybetmelerinin gerçek nedenini, emeği sadece artı değer elde etme aracı olarak gören, emekçiyi bütünsel bir insan olarak kabul etmeyen kapitalist sistem olduğunu tespit eder.“