
İstanbul Esenyurt’ta bir grubun saldırısı sonrası 10 Ekim’de kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden gazeteci, ekolojist ve belgeselci Hakan Tosun, için Çağdaş Gazeteciler Derneği Akdeniz Şubesi ve Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri ortak basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, “Hakan Tosun cinayetinin faillerinin ve ardındaki gerçeklerin bir an önce ortaya çıkarılması için sonuna kadar mücadele edeceğiz” denildi.
10 Ekim akşamı İstanbul’da evine dönerken ailesiyle iletişim kuran gazeteci Hakan Tosun’dan o günden bu yana haber alınamıyordu. Tosun’un, Esenyurt’ta yaşayan ailesinin yanına giderken yolda darbedildiği ve hastaneye kaldırıldığı ortaya çıkmıştı.
Başına aldığı darbe sonucu yol kenarında baygın halde bulunan Tosun’un üzerinde kimlik ya da belge olmadığı için, bilinci kapalı şekilde hastaneye götürülmesine rağmen ailesine ulaşılamadığı bildirilmişti.
Beyin kanaması geçiren ve bilinci kapalı olan Hakan Tosun’un tedavisinin yoğun bakımda sürdüğü, ancak 13 Ekim Pazartesi günü beyin ölümünün gerçekleştiği açıklanmıştı.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Tosun’un ölümüyle ilgili 18 ve 24 yaşlarında iki kişinin gözaltına alındığını ve daha sonra tutuklandıklarını duyurmuştu. Tosun’un avukatı Onur Cingil, olay yerine giderek mahalle sakinleri ve esnafla görüşen gazeteci Umut Taştan’ın da faillerin yakınları tarafından tehdit edildiğini açıklanmıştı.
Hakan Tosun için dün (16 Ekim) Attolos Heykeli önünde saat 18.00’de Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri ve Çağdaş Gazeteciler Derneği Akdeniz Şubesi adına basın açıklaması düzenlendi.

Açıklamayı, Çağdaş Gazeteciler Derneği Akdeniz Şube Başkanı Ceren Deniz yaptı.
“Hakan Tosun için adalet” başlıklı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Gazeteci, belgeselci, çevre ve yaşam savunucusu Hakan Tosun’u, uğradığı alçakça saldırı sonucu kaybetmenin derin üzüntüsü içinde bugün buradayız. Hakan Tosun, çevre haberlerini canını dişine takarak yapan bir gazeteciydi. 15 yılı aşkın süredir Türkiye’de sürdürülen çevre mücadelelerinin birçoğunu kayda aldı. Türkiye’nin taşı, toprağı, ağacı, suyu ve tüm canlıları için çok emek verdi. Üstüne aldığı sorumluluğu anlatırken, “Bu ülke için bir şeyler yapmak istedim. Onu da kameramla yaptım” dedi. 10 Ekim Cuma akşamı İstanbul Esenyurt’ta evine doğru giderken saldırıya uğradı. Yoğun bakımda günlerce mücadele ettikten sonra ardında birçok soru işareti bırakarak hayata veda etti. Hakan Tosun’un şüpheli ölümüyle ilgili aydınlatılmayı bekleyen çok fazla soru var ve aradan geçen 6 günde bu sorular aydınlatılmadı.”
İstanbul Emniyet Müdürlüğü, saldırıyla ilgili 18 yaşındaki A.A ve 24 yaşındaki A.Ş’in tutuklandığını duyurduğu hatırlatılan açıklamada, “Ancak kim bu saldırganlar ve bu alçakça saldırıyı neden yaptılar kimse bilmiyor. Biz bugün, ‘Hakan Tosun’a ne oldu?’ demek için buradayız. Kamuoyunun yanıt beklediği soruları bir kez daha yüksek sesle sormak için buradayız” denildi.
Açıklamada, cinayete ilişkin şu sorular sorudu:
Hakan Tosun’un kimliği neden 27 saat boyunca tespit edilemedi? Saldırıdan 15 dakika sonra polisler ve ambulans olay yerine gitti. Ama Hakan Tosun’un komada olduğu, ailesine ve kamuoyuna neden olaydan 27 saat sonra duyuruldu?
Hastaneye götürülen Hakan Tosun’un üzerinden ne cüzdanı ne telefonu ne kimliği ne de kamerası çıktı. Bu eşyalar nerede, arandı mı ya da aranıyor mu?
Bölgedeki güvenlik kamerası görüntülerini, olay yerine giden polis neden almadı?
Basına neden kurgulanmış görüntüler servis edildi?
Görüntüleri esnaftan alan ve “İsteyen gelsin bizden alsın” diyen zanlı yakınlarına neden hızla gözaltı işlemi yapılmadı?
Cinayeti haber yapan Halk TV muhabiri Umut Taştan’ın tehdit edildiği ortaya çıktığı ifade edilen açıklamada, son olarak şu ifadelere yer verildi:
“Yani gazetecinin öldürülmesini haber yapan gazeteci de tehdit edildi. Soruşturma sürecindeki zafiyet ve şüpheli olaylar silsilesi bize, ‘Bu saldırı, planlı bir cinayet mi?’ dedirtiyor. Saldırının ardından gelen ihmaller zinciri bize, ‘Biz bu filmi daha önce görmüştük’ dedirtiyor. Tıpkı maden şirketlerine karşı mücadele verirken 2017’de hain bir saldırı sonucu kaybettiğimiz Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu gibi çevre mücadelesine ömrünü adayan Hakan Tosun’u da vahşi bir cinayet sonucu kaybettik. Bu cinayetin ortaya koyduğu bir gerçek var, Türkiye’de doğruların peşinde koşan hiçbir gazeteci, hiçbir yaşam savunucusu güvende değil. Bu cinayet ve bugüne kadar üzeri örtülmüş, faili meçhul kalmış cinayetler aydınlatılmadan Türkiye’de kimse güvende değil. Biz Çağdaş Gazeteciler Derneği ve içinde olduğumuz Emek ve Demokrasi Güçleri olarak Hakan Tosun cinayetinin faillerinin ve ardındaki gerçeklerin bir an önce ortaya çıkarılması için sonuna kadar mücadele edeceğiz.”





