
Antalya’da küçük esnaf kışın azalan turist hareketliliğine karşı yerel müşteriye, gider kontrolüne ve farklı satış kanallarına yöneliyor.
Antalya’da yaz aylarında milyonlarca ziyaretçinin oluşturduğu ekonomik hareketlilik, kış döneminde aynı düzeyde devam etmiyor. Özellikle turiste doğrudan bağlı hediyelik eşya, yeme-içme, tekstil ve benzeri alanlarda faaliyet gösteren küçük işletmeler açısından sonbahardan itibaren müşteri sayısındaki değişim daha belirgin hale geliyor.
Ancak “Antalya esnafı kışın iş yapmıyor” şeklindeki genel bir değerlendirme de kentin bütününü açıklamıyor. Yaklaşık iki milyon sekiz yüz bin kişinin yaşadığı Antalya’da mahalle müşterisine çalışan market, fırın, berber, lokanta, tamirci ve benzeri işletmeler yıl boyunca yerleşik nüfusa hizmet vermeye devam ediyor. Turizme bağımlılığı daha yüksek bölgelerde ise mevsimsellik çok daha güçlü hissedilebiliyor.
Antalya’daki bütün küçük işletmelerin kış dönemindeki cirolarını veya kullandıkları ayakta kalma yöntemlerini gösteren kent geneli güncel bir resmî araştırma bulunmuyor. Buna rağmen turizm, nüfus, fiyat ve dijital satış verileri küçük esnafın karşılaştığı koşullar hakkında önemli ipuçları sunuyor.
Yaz ile kış arasındaki turist farkı esnafı doğrudan etkiliyor
Antalya ekonomisindeki mevsimselliğin en açık göstergelerinden biri turist girişleri.
Antalya Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü verilerine göre kent, iki bin yirmi altı yılının Ocak ayında iki yüz otuz dört bin otuz yedi ziyaretçi ağırladı. Bu rakam Antalya için şimdiye kadarki en yüksek Ocak ayı seviyesini oluşturmasına rağmen yaz aylarındaki hareketliliğin oldukça gerisinde kaldı.
Ağustos ayında ise Antalya’ya gelen yabancı ziyaretçi sayısı iki milyon altı yüz altmış dört bin 364 olarak kaydedildi. Ocak-Ağustos dönemindeki toplam yabancı turist sayısı on bir milyon yirmi üç bin 586 oldu.
Bu fark özellikle müşterisinin önemli bölümünü turistlerin oluşturduğu işletmeler açısından belirleyici.
Kaleiçi, sahil bölgeleri ve turistik ilçe merkezlerinde faaliyet gösteren küçük işletmeler yaz aylarında yüksek yaya hareketliliğinden yararlanırken, kışın aynı müşteri hacmine ulaşamayabiliyor.
Kaleiçi kış mevsimselliğinin görünür olduğu bölgelerden biri
Kış sezonundaki değişimin en açık görüldüğü yerlerden biri Antalya’nın tarihi kent merkezi Kaleiçi.
Şubat iki bin yirmi altıda bölgede yapılan haberlerde yağışlı hava, turist yoğunluğunun azalması ve ziyaretçilerin kent merkezindeki harcamalarının düşmesi nedeniyle bazı işletmelerin kepenklerini kapattığı aktarıldı. Bölge esnafının gün içinde müşteri bulmakta zorlandığına ilişkin açıklamalar kamuoyuna yansıdı.
Bu tablo Antalya’daki bütün küçük esnaf için geçerli değil. Ancak gelirinin büyük bölümünü turistik yaya trafiğinden sağlayan işletmeler açısından kışın neden daha zor geçtiğini gösteriyor.
Bir işletmenin kış sezonundan ne kadar etkilendiğini sattığı ürün kadar bulunduğu mahalle de belirliyor.
Yerleşik nüfus küçük esnaf için kışın temel müşteri kitlesi
Antalya yalnızca yaz aylarında ziyaret edilen bir turizm destinasyonu değil, aynı zamanda Türkiye’nin en kalabalık kentlerinden biri.
TÜİK’in iki bin yirmi beş yılı sonuçlarına göre Antalya’nın yerleşik nüfusu iki milyon yedi yüz yetmiş yedi bin 677 kişiye ulaştı. Kentin nüfusu bir yılda elli beş bin 574 kişi arttı ve Antalya Türkiye’nin en kalabalık beşinci ili oldu.
Bu büyük yerleşik nüfus, turizm sezonu sona erdiğinde mahalle ekonomisinin tamamen durmasını engelleyen başlıca unsurlardan biri.
Bakkal, kasap, fırın, kuaför, tamirci, lokanta, kırtasiye ve farklı gündelik hizmet işletmeleri açısından yerel müşteriyle kurulan düzenli ilişki kış aylarında turistten daha önemli hale gelebiliyor.
Bu nedenle Kaleiçi’ndeki hediyelik eşya dükkânıyla Kepez’de bir mahalle esnafının, Alanya sahilindeki sezonluk işletmeyle Döşemealtı’ndaki bir tamircinin kış koşulları aynı değil.
Küçük esnaf için asıl sorun gelir düşerken giderlerin devam etmesi
Kış sezonunda müşteri sayısı düşse bile işyeri giderlerinin büyük bölümü ortadan kalkmıyor.
Kira, elektrik, su, personel, sigorta primi, vergi, muhasebe, ulaşım ve ürün tedariki gibi sabit veya yarı sabit giderler devam ediyor. Bu nedenle turizm sezonunda çalışan bir işletme açısından sorun yalnızca daha az satış yapmak değil, azalan gelirle aynı giderleri karşılayabilmek.
TÜİK’in Ağustos iki bin yirmi altı verilerine göre tüketici fiyatları yıllık yüzde otuz bir virgül elli bir arttı. Konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlardaki yıllık artış yüzde otuz dokuz virgül yetmiş yedi, ulaştırmada yüzde otuz beş virgül sıfır sekiz, gıda ve alkolsüz içeceklerde ise yüzde otuz üç virgül yetmiş dokuz oldu.
Bu göstergeler doğrudan Antalya’daki küçük işletmelerin maliyet enflasyonunu göstermiyor. Ancak esnafın kira dışındaki enerji, ulaşım ve ürün tedariki gibi temel kalemlerinde karşılaştığı genel fiyat ortamını ortaya koyuyor.
Yaz kazancını on iki aya yaymak mümkün mü?
Turizme bağlı çalışan küçük işletmeler açısından temel meselelerden biri nakit akışını yalnızca yaz aylarına göre planlamamak.
Yüksek sezonun birkaç ayında elde edilen cironun tamamının işletme kârı olmadığı unutulmamalı. Yaz döneminde stok, personel, enerji ve diğer işletme giderleri de yükseliyor.
Kışın ise gelir düşerken kira ve diğer sabit maliyetler devam ediyor.
Bu nedenle sezonluk işletmeler açısından yaz dönemindeki gelirden kış giderleri için kaynak ayrılması, stok miktarının talebe göre planlanması ve gereksiz maliyetlerin azaltılması ayakta kalmayı kolaylaştırabilecek yöntemler arasında bulunuyor.
Ancak Antalya’da kaç küçük işletmenin bu biçimde finansal planlama yaptığına ilişkin güncel ve kapsamlı bir veri bulunmuyor.
Borç yapılandırması ihtiyacı ekonomik baskıyı gösteriyor
Küçük esnafın finansman sorunu iki bin yirmi altıda Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğinin gündeminde de yer aldı.
AESOB Başkanı Adlıhan Dere, Ağustos ayında SGK prim borçları ve kapsama giren vergi borçları için tecil uygulamasını hatırlatarak ekonomik açıdan zorlanan işletmeler açısından ödeme kolaylığının nakit akışına katkı sağlayabileceğini belirtti.
Uygulama kapsamında şartları sağlayan borçlar için yıllık yüzde yirmi dokuz tecil faiziyle taksitlendirme imkânı tanınırken, değerlendirmeye bağlı olarak ödeme süresinin yetmiş iki aya kadar çıkabildiği açıklandı. Başvurular için belirlenen süre otuz bir Ağustos iki bin yirmi altıda sona erdi.
Bu uygulama doğrudan kış sezonuna yönelik bir destek değil. Ancak esnaf örgütünün nakit akışı ve borçların ödenebilirliğini gündeme taşıması, küçük işletmeler üzerindeki mali baskının devam ettiğini gösteriyor.
Kışın ürün ve müşteri profili değişebiliyor
Turistik bölgelerde faaliyet gösteren küçük işletmeler açısından kış döneminde yaz aylarındaki ürün ve satış düzenini aynen sürdürmek her zaman mümkün olmayabiliyor.
Yazın turistlere yönelik ürünlere ağırlık veren bir işletmenin kışın yerleşik nüfusun ihtiyaçlarına yönelmesi, restoran ve kafelerin mevsime uygun menüler oluşturması veya bazı işletmelerin hizmet alanını çeşitlendirmesi müşteri tabanını genişletebilir.
Ancak bu dönüşüm her işkolu için mümkün değil.
Turistik hediyelik eşya, plaj ürünü veya yalnızca tatil sezonuna yönelik hizmet veren işletmelerin yerel müşteri talebine uyum sağlaması daha zor olabiliyor.
Bu nedenle Antalya’da küçük esnafın kış dayanıklılığını belirleyen başlıklardan biri işletmenin turist dışındaki müşteri kitlesine ulaşıp ulaşamadığı.
İnternet ve sosyal medya ikinci bir vitrin haline geliyor
Küçük işletmeler açısından müşteriye ulaşmanın biçimi de değişiyor.
TÜİK’in iki bin yirmi beş Girişimlerde Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırmasına göre on ve üzeri çalışanı bulunan girişimlerin yüzde elli beş virgül ikisi en az bir sosyal medya uygulaması kullandı. On ile kırk dokuz çalışanı bulunan girişimlerde bu oran yüzde elli iki virgül sekiz oldu.
Araştırmada konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinde bulunan girişimlerin yüzde otuz sekiz virgül altısının elektronik satış yaptığı görüldü. Web üzerinden satış yapan işletmelerin yüzde seksen virgül dördü ise farklı işletmelerin de satış yaptığı çevrim içi pazar yerleri veya mobil uygulamalardan yararlandı.
Bu istatistikler Antalya’daki mikro ölçekli esnafı ayrı olarak göstermiyor ve araştırma en az on çalışanı bulunan girişimleri kapsıyor.
Buna rağmen dijital satış ve sosyal medyanın fiziksel dükkânın çevresindeki müşteriyle sınırlı kalmadan satış yapabilme açısından giderek daha önemli hale geldiğini ortaya koyuyor.
Paket servis kış aylarında müşteri alanını genişletebiliyor
Özellikle lokanta, pastane, kafe ve yemek işletmelerinde çevrim içi sipariş sistemleri kış döneminde fiziksel yaya trafiğinin azalmasını kısmen telafi edebilecek kanallardan biri.
Bir işletme yalnızca bulunduğu sokaktan geçen müşteriye değil, çevredeki mahallelere de ulaşabiliyor.
Bununla birlikte dijital platformların komisyonları, paketleme ve teslimat giderleri nedeniyle çevrim içi sipariş her işletme için otomatik olarak daha yüksek kâr anlamına gelmiyor.
Küçük esnaf açısından önemli olan yalnızca satışın artması değil, sipariş sonrasında işletmeye kalan gelirin giderleri karşılayıp karşılamadığı.
Kış turizmi tamamen ortadan kalkmıyor
Antalya’nın kış ekonomisi açısından önemli bir diğer nokta, turizmin Ekim ayında tamamen sona ermemesi.
İki bin yirmi altı yılının Ocak ayında Antalya’nın tüm zamanların en yüksek Ocak ayı ziyaretçi sayısına ulaşması, kışın da belirli bir yabancı ziyaretçi hareketliliğinin sürdüğünü gösteriyor.
Spor turizmi bunun örneklerinden biri.
Kemer, düzenlenen koşu, bisiklet ve farklı spor organizasyonlarıyla turizm hareketliliğini yaz aylarının dışına taşımaya çalışan ilçeler arasında bulunuyor. Kemer Kaymakamlığının aktardığı verilere göre ilçe iki bin yirmi beş yılında günübirlik ziyaretçilerle birlikte yaklaşık dört buçuk milyon turisti ağırladı; uluslararası spor etkinlikleri de yıl içindeki turizm hareketliliğinin parçalarından biri oldu.
Kongre, spor, sağlık ve kültür turizminin kış aylarına yayılması, yalnızca oteller açısından değil restoran, ulaşım, perakende ve farklı küçük işletmeler açısından da sezon dışı talep yaratabilecek bir unsur.
Her şey dahil sistem küçük esnafa ne kadar gelir bırakıyor?
Antalya’daki küçük esnaf açısından turist sayısı ile esnafın geliri aynı şey değil.
Bir turistin Antalya’ya gelmesi, kent merkezindeki veya turistik ilçedeki küçük işletmede mutlaka harcama yaptığı anlamına gelmiyor.
Turistin konaklama paketinin kapsamı, otelden çıkma sıklığı, ulaşım biçimi ve harcama tercihi yerel ekonomiye kalan payı doğrudan etkiliyor.
Bu nedenle kış turizminin artırılması kadar ziyaretçinin çarşı, pazar, müze, kültür alanları ve mahalle ölçeğindeki işletmelerle buluşması da küçük esnaf açısından önem taşıyor.
Antalya turizm sektöründe de son dönemde yalnızca turist sayısına değil, ziyaretçi başına gelire odaklanan bir yaklaşımın öne çıktığı görülüyor. AKTOB Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, Şubat iki bin yirmi altıda Antalya turizminde gelecekteki temel hedeflerden birinin turist sayısını korurken kişi başı ve gecelik geliri artırmak olduğunu ifade etti.
Mahalle esnafı ile turistik esnafın kışı aynı değil
Antalya’da kış sezonunun küçük esnaf üzerindeki etkisini değerlendirirken kenti tek bir pazar gibi ele almamak gerekiyor.
Kaleiçi, Kemer, Alanya, Side veya sahil hattında yabancı ziyaretçiye ağırlıklı olarak hizmet veren bir işletmeyle, yerleşik nüfusun yoğun olduğu Kepez, Muratpaşa veya Döşemealtı mahallelerinde çalışan esnafın müşteri yapısı birbirinden farklı.
Turistik bölgelerde mevsim değişimi müşteri sayısını sert biçimde etkileyebilirken mahalle esnafında daha düzenli fakat fiyat artışlarına karşı daha hassas bir yerel tüketici kitlesi bulunuyor.
Bu nedenle kış döneminde ayakta kalmanın tek bir formülü bulunmuyor.
Küçük esnaf için kışın temel mesele nakit akışı
Antalya’da küçük esnafın kış sezonunda nasıl ayakta kaldığı sorusunun yanıtı işletmenin konumuna ve sektörüne göre değişiyor.
Turiste bağımlılığı yüksek işletmeler için yaz dönemindeki gelirlerin doğru yönetilmesi, kış turizminin güçlendirilmesi ve turist dışındaki müşterilere ulaşılması önem kazanıyor. Mahalle esnafında ise yerleşik nüfusun düzenli talebi avantaj oluştururken, yüksek fiyatlar ve düşen alım gücü ayrı bir baskı yaratıyor.
Dijital satış kanalları, ürün veya hizmet çeşitlendirmesi ve maliyetlerin kontrolü işletmenin seçeneklerini artırabilse de bunların hiçbiri yüksek kira, enerji, vergi ve finansman yükünü tek başına ortadan kaldırmıyor.
Antalya’nın yaklaşık iki milyon sekiz yüz bin kişilik yerleşik nüfusu ve Ocak ayında dahi yüz binlerce ziyaretçiyi ağırlaması, kış döneminde ekonomik faaliyetin tamamen durmasını önlüyor. Buna karşılık Kaleiçi gibi turistik merkezlerde görülen boş dükkânlar ve esnafın nakit akışıyla ilgili talepleri, mevsimselliğin küçük işletmeler üzerindeki baskısının sürdüğünü gösteriyor.
Küçük esnaf açısından asıl mesele yalnızca yaz sezonunda ne kadar satış yaptığı değil; bu gelirin on iki aya yayılabilecek sürdürülebilir bir işletme modeline dönüşüp dönüşmediği.





