
Antalya örtü altı tarım işçi sağlığı açısından sıcaklık, nem, pestisit, ağır kaldırma ve elektrik başlıca riskler. Korumanın temeli ise önleyici İSG uygulamaları.
Antalya’da domates, biber, salatalık, patlıcan, fide ve kesme çiçek üretiminin önemli bölümü seralarda gerçekleştiriliyor. Ancak örtü altı üretim, ürünü dış hava koşullarından korurken çalışanı bütün risklerden koruyan kapalı bir alan anlamına gelmiyor.
Aksine sera içerisinde sıcaklık ve nemin yükselmesi, bitki koruma ürünlerinin kullanılması, sürekli eğilerek veya uzanarak çalışma, kasaların taşınması, ıslak zeminde elektrik kullanımı, merdiven ve yüksek platformlarda çalışma gibi birbirinden farklı iş sağlığı ve güvenliği riskleri aynı işletmede bir araya gelebiliyor.
Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün son ayrıntılı verisine göre kentte 2024 yılında 316 bin 957 dekar örtü altı üretim alanı bulunuyordu. Antalya tek başına Türkiye’deki toplam örtü altı alanların yüzde 41’ini oluştururken, ülkedeki cam seraların yüzde 79’u ve plastik seraların yüzde 54’ü kentte bulunuyordu.
Bu büyüklük, seralarda çalışanların sağlık ve güvenliğini Antalya tarımının temel çalışma hayatı başlıklarından biri haline getiriyor.
Serada çalışmak neden işçi sağlığı açısından riskli?
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının örtü altı yetiştiriciliğine yönelik güncel rehberinde sera işletmelerinin risklerinin üretim biçimine göre değiştiği belirtiliyor.
Seralarda sulama, budama, ilaçlama, gübreleme, ayıklama, bağlama, hasat, taşıma, depolama ve yükleme gibi çok farklı işler yapılıyor. Modern cam sera ile küçük aile tipi plastik serada risklerin aynı düzeyde olmadığı da özellikle vurgulanıyor.
Çalışanların karşılaşabileceği temel riskler şöyle sıralanabilir:
Yüksek sıcaklık ve nem
Pestisit ve diğer kimyasallara maruziyet
Tekrarlayan hareketler ve ağır yük kaldırma
Kaygan veya düzensiz zeminler
Elektrik çarpması
Merdiven veya platformlardan düşme
Kesici ve delici ekipmanlar
Tarım makineleri
Yangın
Biyolojik etmenler
Uzun çalışma süreleri ve psikososyal yük
İşçi sağlığı açısından etkili koruma, yalnız maske ve eldiven dağıtılmasıyla değil bu risklerin kaynağında azaltılmasıyla mümkün.
Antalya seralarında sıcaklık neden en önemli risklerden biri?
Antalya’nın iklimi örtü altı üretime avantaj sağlarken çalışanlar açısından ciddi sıcaklık maruziyeti yaratabiliyor.
Sera örtüsü güneş ışınımını içeri alıyor ve havalandırma yetersiz olduğunda içerideki sıcaklık dış ortamın üzerinde seyredebilir. Yüksek nem de terin buharlaşmasını zorlaştırarak vücudun kendisini soğutmasını güçlendirebilir.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Mart 2026’da sıcak ve nemli ortamlarda çalışanların sağlık gözetimine ilişkin güncel rehber yayımladı. Bakanlık sıcak ortamlarda çalışma düzeninin, sağlık gözetiminin ve çalışanların sıvıya erişiminin birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor.
Sıcak serada çalışan işçide ne olabilir?
Uzun süreli sıcaklık maruziyetinde ilk belirtiler yalnız “rahatsız olmak” şeklinde görülmeyebilir.
Yoğun terleme
Baş dönmesi
Baş ağrısı
Halsizlik
Kas krampları
Bulantı
Konsantrasyon bozukluğu
Dikkat azalması
görülebilir.
Sıcaklık arttıkça sıcak bitkinliği ve daha ağır durumda sıcak çarpması gelişebilir.
Bakanlık, yüksek sıcaklık ve nem nedeniyle ortaya çıkan yorgunluğun dikkati azaltabildiğini ve hata yapma riskini artırabildiğini de vurguluyor. Bu nedenle sıcaklık yalnız sağlık sorunu değil iş kazası riskini büyüten bir etken.
Serada sıcaklığa karşı işçi nasıl korunmalı?
En önemli yaklaşım çalışma düzeninin sıcaklığa göre değiştirilmesi.
Özellikle yaz aylarında ağır fiziksel işlerin mümkün olduğunca daha serin saatlere alınması, sıcaklığın yükseldiği dönemlerde dinlenme molalarının artırılması ve çalışanların serin alanlara erişebilmesi gerekiyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının önerileri arasında:
Çalışma saatlerinin daha serin zamanlara kaydırılması
Düzenli dinlenme molaları
Serin veya gölgeli dinlenme alanları
Yeterli içme suyu
Uygun ve hava geçirgen çalışma giysileri
Yeni çalışanların sıcağa kademeli olarak alıştırılması
Sıcaklık ve nem koşullarının değerlendirilmesi
yer alıyor.
Seranın yalnız ürün için değil çalışan açısından da havalandırılması bu nedenle önemli.
Su molası çalışan istediğinde mi verilmeli?
Sıcak ortamda yalnız susamayı beklemek yeterli olmayabilir.
Bakanlığın sıcak havada çalışma bilgilendirmesinde, yoğun sıcaklık koşullarında düzenli sıvı tüketiminin önemi vurgulanıyor. Çalışanın susuzluk belirtileri ortaya çıkmadan suya erişebilmesi gerekiyor.
Özellikle Antalya seralarında su molasının “iş bırakıldığı için kayıp zaman” olarak değerlendirilmesi işçi sağlığı açısından yanlış bir yaklaşım.
Sıvıya erişim ve uygun mola sistemi sıcak stresiyle mücadelenin parçası.
Pestisit seradaki en önemli kimyasal risk mi?
Başlıca kimyasal risklerden biri.
Kapalı veya yarı kapalı sera ortamında bitki koruma ürünü uygulanması sırasında çalışan ürünle solunum, deri, göz veya ağız yoluyla temas edebilir.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2026 tarihli pestisit rehberi, en yüksek maruziyet grupları arasında doğrudan pestisit kullanan tarım çalışanları ile uygulama yapılan bölgenin yakınındaki kişileri gösteriyor.
Bu nedenle pestisit güvenliği yalnız ilaçlama yapan kişiyi ilgilendirmiyor.
İlaçlama bittikten sonra aynı seraya budama, bağlama veya hasat amacıyla girecek diğer işçiler de korunmalı.
Pestisit uygularken eldiven ve maske yeterli mi?
Hayır.
Kişisel koruyucu donanım önemli ancak koruma zincirinin son basamaklarından biri.
Öncelikle gereksiz kimyasal kullanımının azaltılması, uygun ürünün doğru dozda kullanılması, uygulamanın doğru zamanda yapılması ve çalışanların ilaçlanan alandan uzaklaştırılması gerekiyor.
KKD gerektiğinde ise kullanılan bitki koruma ürününe uygun seçilmeli.
Her maske her kimyasala karşı koruma sağlamadığı gibi her eldiven de aynı kimyasal dayanımına sahip değil.
Bakanlığın örtü altı rehberi kimyasallarla çalışanlara uygun KKD sağlanmasını, kimyasalların güvenli biçimde depolanmasını, Türkçe güvenlik bilgi formlarının bulunmasını ve çalışanların kullanılan maddeler hakkında bilgilendirilmesini öneriyor.
2026’da pestisit uygulamasında ne değişti?
Bitki Koruma Ürünlerinin Uygulanması ve Denetimine Dair yeni Yönetmelik 13 Aralık 2025’te yayımlandı.
B-Reçete Takip Sistemi de bu düzenlemeyle oluşturuldu. Pilot illerin ardından sistemin 1 Temmuz 2026’dan itibaren bütün Türkiye’de uygulanması planlandı ve Antalya’da sektör temsilcilerine yönelik bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi. Sistemle hangi parselde, hangi ürüne, ne miktarda bitki koruma ürünü kullanıldığı elektronik ortamda izlenebiliyor.
B-Reçete doğrudan bir iş sağlığı sistemi değil.
Temel amacı bitki koruma ürünlerinin doğru, izlenebilir ve kontrollü kullanılmasını sağlamak.
Ancak gereksiz veya yanlış pestisit kullanımının azaltılması çalışanların kimyasal maruziyetini azaltmaya da dolaylı katkı sağlayabilir.
İlaçlamayı herkes yapabilir mi?
Mevzuat bitki koruma ürünü uygulamasına ilişkin sorumluluklar getiriyor.
Yeni yönetmelikte uygulayıcının ekipmanın bakım, onarım ve kalibrasyonundan sorumlu olduğu; sürüklenmeyi ve komşu üretim alanına bulaşmayı önlemesi gerektiği belirtiliyor.
Uygulama sırasında koruyucu elbise, eldiven ve maske gibi ekipmanların talimatına uygun kullanılması zorunlu.
Yönetmelik ayrıca pestisit hazırlama ve uygulama işlerinde hamile kadınların, 18 yaşından küçüklerin ve sağlık durumu uygun olmayan kişilerin çalıştırılmasını yasaklıyor.
Bu hüküm sera çalışanlarının korunması açısından doğrudan önemli.
Pestisit uygulayan çalışanların sağlık kontrolü gerekiyor mu?
Profesyonel uygulayıcılar için evet.
2025 sonunda yayımlanan düzenlemeye göre profesyonel bitki koruma ürünü uygulayıcılarının iki yılı aşmayan aralıklarla, kronik solunum yolu hastalıklarının da değerlendirildiği genel sağlık kontrolünden geçmesi gerekiyor.
Sağlık kontrolünde uygulama yapmasına engel durum belirlenen kişinin iyileşene kadar pestisit hazırlama ve uygulama işinde çalıştırılmaması gerekiyor.
Ancak bu özel hükmün profesyonel uygulayıcılar için getirildiğinin altını çizmek gerekiyor.
Bütün sera çalışanlarına otomatik olarak iki yılda bir pestisit muayenesi uygulanıyor anlamına gelmiyor.
İlaçlama sonrası seraya hemen girilebilir mi?
İlaçlanan alana yeniden giriş süresi kullanılan bitki koruma ürününün özelliklerine ve etiket talimatlarına bağlı.
Bu nedenle bütün pestisitler için tek bir “iki saat sonra girilebilir” veya “ertesi gün girilebilir” kuralı vermek doğru olmaz.
Ürünün etiketi, güvenlik bilgileri ve uygulanması gereken koruyucu önlemler esas alınmalı.
Özellikle ilaçlama sonrasında aynı serada hasat, budama veya bağlama işi yapacak çalışanların uygulamadan haberdar edilmesi gerekiyor.
Çalışanın hangi kimyasalın ne zaman uygulandığını bilmeden seraya gönderilmesi güvenli çalışma yaklaşımıyla bağdaşmıyor.
Antalya’da biyolojik mücadele işçi sağlığı açısından da önemli mi?
Potansiyel olarak evet.
Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, örtü altı sebzecilikte Entegre ve Kontrollü Ürün Yönetimi çalışmalarında kimyasal mücadeleyi son seçenek olarak gören ve mümkün olduğunda biyolojik veya çevre dostu mücadele yöntemlerini önceleyen yaklaşım uyguluyor. Üretici seraları ziyaret edilerek gereksiz ilaçlama ve gübrelemenin önüne geçilmesi amaçlanıyor.
Bu çalışmaların temel hedeflerinden biri ürün güvenliği ve pestisit kalıntısının azaltılması.
Dolayısıyla bunları doğrudan “işçi sağlığı projesi” olarak tanımlamak doğru değil.
Ancak kullanılan pestisit miktarı veya uygulama sıklığı azalırsa çalışanların kimyasalla temas olasılığı da azalabilir.
EKÜY bütün Antalya seralarını kapsıyor mu?
Hayır.
Antalya’daki toplam örtü altı alan yüz binlerce dekar büyüklüğünde.
EKÜY ise belirli üreticiler ve üretim alanlarında yürütülen kontrollü bir program.
Bu nedenle EKÜY uygulamasının bulunması “Antalya’daki bütün seralarda pestisit kullanımı aynı yöntemle kontrol ediliyor” anlamına gelmiyor.
İl Müdürlüğünün kendi değerlendirmelerinde de küçük işletme yapısı, ortakçılık sistemleri ve sezon içerisinde işletmecinin değişebilmesi gibi nedenlerle saha takibinde sorunlarla karşılaşılabildiği belirtiliyor.
Bu, işçi sağlığı açısından da önemli bir yapısal mesele.
Küçük aile seralarında İSG nasıl uygulanıyor?
Antalya seracılığının önemli bölümü küçük ve parçalı tarım işletmelerinden oluşuyor.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kamu ve özel sektörde çalışanların bulunduğu işyerlerini genel olarak kapsıyor. İşveren, çalışan istihdam ettiği durumda iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinden sorumlu.
Ancak çalışan istihdam etmeksizin yalnız kendi adına ve hesabına üretim yapan kişiler 6331 sayılı Kanunun kapsamı dışında.
Bu ayrım tarım için önemli.
Aile bireylerinin kendi işletmelerinde çalıştığı küçük bir sera ile ücretli işçi çalıştıran ticari sera aynı hukuki yapıya sahip olmayabilir.
İşverenin temel sorumlulukları neler?
6331 kapsamındaki sera işletmelerinde işverenin temel yaklaşımı riski ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek değil önceden önlemek olmalı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, risk değerlendirmesini Kanunun temel yükümlülüklerinden biri olarak tanımlıyor.
Sera işletmesinde bu değerlendirme en azından şu konulara bakmalı:
Kimyasallar nerede saklanıyor?
İlaçlamayı kim yapıyor?
Seraya tekrar giriş nasıl kontrol ediliyor?
Yazın sıcaklık ve nem ne seviyeye çıkıyor?
İçme suyu ve dinlenme alanı var mı?
Elektrik tesisatı ıslak zeminden korunuyor mu?
Hasat kasaları ne kadar ağır?
Merdivenler güvenli mi?
Yangın çıkışları açık mı?
Çalışan acil durumda ne yapacağını biliyor mu?
Risk değerlendirmesi yalnız imzalanıp dosyada saklanan bir belge olmamalı; çalışma düzenini değiştiren bir araç olması gerekiyor.
İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi zorunlu mu?
6331 kapsamındaki işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri işyerinin durumuna göre yürütülüyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, 31 Aralık 2024 sonrasında 50’den az çalışanı bulunan az tehlikeli işyerlerinde de işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı görevlendirilmesine ilişkin Kanunun 6 ve 7’nci maddelerinin yürürlüğe girdiğini belirtiyor.
Sera işletmesinin hangi tehlike sınıfında bulunduğu ise faaliyet koduna göre değerlendirilmek zorunda.
Bu nedenle “bütün seralarda aynı süreyle iş güvenliği uzmanı bulunur” şeklinde tek bir kural vermek doğru değil.
İşe giriş sağlık muayenesi neden önemli?
Bir işçinin yapacağı işe sağlık açısından uygun olup olmadığının çalışma başlamadan değerlendirilmesi gerekiyor.
Örneğin:
Yoğun sıcaklık altında çalışacak kişi
Pestisit uygulayacak çalışan
Ağır yük taşıyacak işçi
Solunum sistemi açısından riskli ortamda çalışacak kişi
aynı sağlık değerlendirmesine ihtiyaç duymayabilir.
Bakanlığın örtü altı rehberi işe giriş ve periyodik sağlık muayenelerini temel koruyucu önlemler arasında gösteriyor.
Amaç çalışanın hastalanmasını bekleyip tedavi etmek değil, sağlık durumuyla uyumsuz maruziyeti önceden belirlemek.
Sera çalışanlarında bel ve boyun ağrısı neden sık görülebilir?
Örtü altı üretim yoğun el emeğine dayanıyor.
Budama sırasında uzun süre ayakta kalmak, yere yakın ürünlerde eğilmek, sürekli uzanmak, bitki bağlamak, kasa taşımak ve hasat ürünlerini yüklemek kas-iskelet sistemini zorlayabiliyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının sera rehberinde sürekli tekrarlanan elle taşıma, kaldırma ve yükleme işlerinin kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarına yol açabileceği belirtiliyor.
Bu sorunlar bir günde oluşmayabilir.
Aylar veya yıllar boyunca:
bel
boyun
omuz
kol
diz
ayak bileği
bölgelerinde kronik sorunlara dönüşebilir.
Ağır kasa taşımak nasıl önlenebilir?
En doğru yaklaşım “işçiye doğru kaldırmayı öğretmek” ile sınırlı değil.
Önce yükün insan gücüyle taşınması gerekip gerekmediğine bakılmalı.
Taşıma arabaları
raylı sistemler
konveyörler
uygun yükseklikte çalışma masaları
daha küçük kasalar
iş rotasyonu
gibi yöntemlerle fiziksel yük azaltılabilir.
Çalışanın bütün gün aynı hareketi yapmasının önlenmesi de ergonomik riski düşürür.
İSG’de temel ilke, mümkün olduğunda riski çalışanın bedenine bırakmamak.
Serada elektrik neden ayrı bir tehlike?
Sulama yapılan seralarda zemin sık sık ıslak.
Aynı ortamda pompalar, fanlar, otomasyon sistemleri, aydınlatma ve farklı elektrikli ekipmanlar bulunabiliyor.
Su ve elektrik bir araya geldiğinde çarpılma riski artıyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının rehberinde elektrik panolarının yetkisiz kişilere kapalı olması, kabloların ıslak zeminde bırakılmaması, izolasyonun korunması, tesisatın periyodik kontrolünün yapılması ve gerekli topraklamanın bulunması gerektiği belirtiliyor.
Özellikle geçici uzatma kabloları ve gelişigüzel yapılan elektrik bağlantıları küçük işletmelerde risk oluşturabilir.
Cam seralarda kırılma riski var mı?
Evet.
Antalya’nın Türkiye cam sera alanındaki payı yüzde 79 düzeyinde.
Cam örtü malzemesinin bakım ve değiştirme işlemleri:
kesilme
yüksekten düşme
kırılan camın çalışanın üzerine düşmesi
gibi riskler yaratabilir.
Bu nedenle özellikle fırtına veya dolu sonrasında zarar gören cam bölümlere müdahale eğitimli personelle ve uygun ekipmanla yapılmalı.
Serada yüksekten düşme nerede yaşanabilir?
Yüksekte çalışma yalnız inşaat sektörüne özgü değil.
Sera örtüsünün onarılması, çatıdaki ekipmana müdahale, bitki askı sistemlerinin düzenlenmesi veya yüksek bitkilere erişim sırasında platform ve merdiven kullanılabiliyor.
Bakanlığın rehberi yüksekte çalışma yapacak personelin eğitilmesini ve güvenli ekipman kullanılmasını öngörüyor.
Kasanın, sandalyenin veya ters çevrilmiş ekipmanın merdiven yerine kullanılması ciddi düşme riski yaratabilir.
Sera içerisindeki yollar neden önemli?
Islak zemin, sulama hortumları, bitki artıkları ve gelişigüzel bırakılan ekipmanlar takılma ve düşme nedeni olabilir.
Bakanlığın rehberinde kullanılan araçların belirlenmiş alanlarda saklanması ve çalışanların rahat hareket edebileceği geçiş yolları oluşturulması öneriliyor.
Bu önlem basit görünse de tarım işletmelerindeki çok sayıda düşme ve çarpma riskini azaltabilir.
Serada yangın riski var mı?
Var.
Plastik örtüler, elektrik tesisatı, ısıtma sistemleri ve bazı kimyasal maddeler yangın riskini artırabilir.
Bakanlığın örtü altı rehberinde seralarda yangın söndürme ekipmanlarının görünür ve erişilebilir yerde bulunması, acil çıkışların işaretlenmesi ve acil durum tatbikatlarının yapılması gerektiği belirtiliyor.
Serada yangın sırasında en önemli konu ürün veya ekipmanı kurtarmak değil çalışanların hızlı biçimde dışarı çıkmasını sağlamak.
İlk yardım düzeni bulunmalı mı?
İş kazasında sağlık kuruluşuna ulaşana kadar geçen ilk dakikalar önemli.
Kesik, kimyasal temas, düşme, sıcak çarpması veya elektrik çarpması gibi durumlarda işyerinin nasıl hareket edeceği önceden belirlenmeli.
Acil telefon numaraları görünür yerde bulunmalı.
İlk yardım malzemeleri erişilebilir olmalı.
Çalışanların acil çıkışları bilmesi gerekiyor.
Ağır zehirlenme, bilinç değişikliği, elektrik çarpması veya sıcak çarpması şüphesinde 112 Acil Çağrı Merkezi üzerinden profesyonel yardım istenmesi gerekiyor.
Pestisit kutuları seranın kenarına bırakılabilir mi?
Hayır.
Kimyasal ambalajlarının gelişigüzel bırakılması çalışanların, çocukların ve çevrenin kimyasalla temas riskini artırıyor.
Bakanlığın sera rehberi etiketsiz kimyasal depolanmasını, kimyasal depolarının havalandırmasız olmasını ve kullanılmış ambalajların sera çevresine bırakılmasını başlıca tehlikeler arasında sayıyor.
Kimyasalların gıda, içme suyu veya kişisel eşyalardan ayrı tutulması da temel güvenlik kuralı.
İşçinin eve pestisit taşıması mümkün mü?
Dolaylı maruziyet oluşabilir.
İlaçlama sırasında kullanılan kıyafet veya ayakkabıda kalan kimyasal kalıntılar işçinin aracı veya evi gibi çalışma dışı ortamlara taşınabilir.
Bu nedenle pestisit uygulamasında kullanılan koruyucu ekipmanın doğru şekilde çıkarılması, temizlenmesi veya tek kullanımlıksa uygun biçimde bertaraf edilmesi gerekiyor.
İş kıyafetiyle yemek yenmemesi ve kimyasal bulaşmış ellerle sigara veya yiyeceğe dokunulmaması da önemli.
Yeni pestisit yönetmeliği, ürün hazırlama ve uygulama sırasında yiyecek-içecek tüketilmesini ve tütün ürünü kullanılmasını yasaklıyor.
Sera işçilerinin biyolojik riskleri de var mı?
Evet.
Toprak, su, organik materyal, mantarlar ve farklı mikroorganizmalar çalışanlarda biyolojik risk oluşturabilir.
Bakanlığın örtü altı rehberi kontamine su kaynakları, toprak kaynaklı mikroorganizmalar ve bitki materyaliyle ilişkili bazı biyolojik etmenleri sera çalışanlarının riskleri arasında gösteriyor.
Ellerde açık yara bulunması, hijyen koşullarının yetersizliği veya kirli içme suyu kullanımı riski artırabilir.
Bu nedenle temiz içme suyu ve el yıkama olanağı da bir iş sağlığı meselesi.
Tuvalet ve dinlenme alanı işçi sağlığının parçası mı?
Kesinlikle.
İşçi sağlığı yalnız kazayı önleyen baret, maske veya eldivenden oluşmuyor.
Temiz içme suyu
tuvalet
el yıkama alanı
gölgelik veya serin dinlenme yeri
yemek yenilecek temiz alan
çalışanın temel ihtiyaçları.
Özellikle sıcak ve pestisit maruziyeti bulunan tarım işlerinde bu alanların bulunmaması hijyen ve sağlık risklerini artırıyor.
Mevsimlik ve günlük işçiler daha fazla risk altında olabilir mi?
Olabilir.
Kısa süreyle işletmede çalışan kişinin:
hangi kimyasalın kullanıldığını bilmemesi
işyerinin acil çıkışlarını tanımaması
makine konusunda eğitim almaması
sıcak çalışma düzenine alışmamış olması
risk oluşturabilir.
Bu nedenle “zaten bir gün çalışacak” denilerek eğitim verilmemesi doğru değil.
6331 sayılı Kanunun kapsadığı işyerlerinde geçici veya kısa süreli çalışmak temel iş sağlığı ve güvenliği hakkını ortadan kaldırmıyor.
Kayıt dışı çalışma işçi sağlığını etkiliyor mu?
İş sağlığı ve sosyal güvenlik birbirinden ayrı fakat bağlantılı alanlar.
Kayıt dışı çalışan bir tarım işçisinin iş kazası veya meslek hastalığı sonrasında haklarına erişimi daha sorunlu hale gelebilir.
Tarım sektöründe aile işçiliği, süreksiz çalışma ve mevsimlik çalışma biçimlerinin yaygın olması nedeniyle sosyal güvenlik konusu ayrıca önem taşıyor.
Bu nedenle iş kazasını yalnız teknik bir “sera güvenliği” sorunu olarak görmek yeterli değil.
Kayıtlı ve güvenceli istihdam da koruyucu sistemin parçası.
Antalya’da sera çalışanlarına ilişkin kaç iş kazası yaşanıyor?
Eylül 2026 itibarıyla Antalya’da yalnız örtü altı tarım çalışanlarını ayırarak:
kaç kişinin seralarda çalıştığını,
yılda kaç sera iş kazası yaşandığını,
kaç çalışanın pestisit nedeniyle sağlık sorunu bildirdiğini,
kaç işletmenin İSG açısından denetlendiğini,
kaç meslek hastalığı tanısı konulduğunu
tek bir güncel kamu veri setinde gösteren ayrıntılı bir il istatistiğine ulaşılamıyor.
Bu veri eksikliği önemli.
Antalya Türkiye örtü altı alanının yüzde 41’ine sahipken işçi sağlığı sonuçlarının da sektör özelinde düzenli ve açık biçimde izlenmesi gerekiyor.
Antalya’da işyerleri İSG yönünden denetleniyor mu?
Antalya Valiliği 2025 yılında yayımladığı denetim programında kamu ve özel işletmelerde iş sağlığı ve güvenliği, SGK ve çalışma mevzuatı dahil birçok başlıkta koordineli denetimler yapılacağını açıklamıştı.
Ancak açıklanan genel program bütün işyerlerini kapsıyor.
Eylül 2026 itibarıyla yalnız Antalya seralarında gerçekleştirilen İSG denetimlerinin sayısını, tespit edilen eksiklikleri ve uygulanan yaptırımları ayrı ayrı gösteren güncel bir kamu raporuna ulaşılamıyor.
Dolayısıyla “Antalya’daki seraların tamamı düzenli olarak denetleniyor” sonucuna ulaşmak için açık veri bulunmuyor.
Ürün denetimi ile işçi sağlığı denetimi aynı şey mi?
Hayır.
Tarım ve Orman Müdürlüğünün pestisit kalıntısı, üretici kaydı veya bitki sağlığı için yaptığı denetimler ürün ve tarımsal üretim mevzuatıyla ilgili.
İşyerindeki çalışanların:
sıcaklık maruziyeti
iş güvenliği eğitimi
risk değerlendirmesi
sağlık gözetimi
elektrik güvenliği
acil durum planı
gibi konular ise iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının alanına giriyor.
İki denetim sistemi birbirini destekleyebilir ancak biri diğerinin yerine geçmiyor.
Bir domatesin kalıntı analizinden geçmesi, o domatesi yetiştiren işçinin güvenli koşullarda çalıştığını tek başına kanıtlamaz.
İşçi sağlığında en büyük hata yalnız KKD’ye güvenmek mi?
Önemli hatalardan biri.
İSG’de koruma sıralamasında ilk amaç tehlikeyi mümkün olduğunca ortadan kaldırmak.
Örneğin pestisit riskinde:
Gereksiz ilaçlamayı kaldırmak
Daha düşük riskli yöntem kullanmak
Uygulama sırasında çalışanları uzaklaştırmak
Havalandırmayı sağlamak
İş organizasyonu yapmak
önce gelmeli.
Bunlardan sonra uygun maske, eldiven ve koruyucu giysi kullanılmalı.
Benzer şekilde sıcak serada işçiye yalnız şapka vermek yerine çalışma saatini değiştirmek ve mola alanı sağlamak daha etkili bir önlem olabilir.
Çalışan kendi güvenlik ekipmanını mı almalı?
İş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin maliyetinin çalışana yüklenmemesi temel bir İSG ilkesi.
İş için gerekli uygun kişisel koruyucu donanımın işveren tarafından sağlanması gerekiyor.
Ancak yalnız dağıtılması yeterli değil.
Ekipmanın:
işe uygun olması
doğru bedende bulunması
nasıl kullanılacağının öğretilmesi
bakımının yapılması
gerektiğinde değiştirilmesi
gerekiyor.
Örneğin yüzüne tam oturmayan bir solunum koruyucusu kâğıt üzerinde “maske verildi” şartını karşılıyor gibi görünse bile gerçek koruma sağlamayabilir.
İşçiler tehlikeleri bildirebilmeli mi?
Etkili İSG sisteminde çalışan riskleri bildirebilmelidir.
Bozuk elektrik kablosu
kaçak ilaçlama ekipmanı
kaygan zemin
kırık merdiven
aşırı sıcaklık
koruyucu ekipman eksikliği
gibi sorunlar çalışan tarafından yönetime iletilebilmeli ve kayıt altına alınmalı.
Çalışanın güvenlik sorununu dile getirdiği için baskı görmesi ise koruyucu sistemin işlemesini engeller.
İşçi çoğu zaman günlük işi yapan kişi olduğu için riskin ilk fark edildiği nokta da kendisi.
Antalya’da örtü altı tarımda işçi sağlığı nasıl korunuyor?
Antalya’da sera çalışanlarının korunması için hukuki ve teknik araçlar mevcut.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, kapsamındaki işyerlerine risk değerlendirmesi, çalışanların bilgilendirilmesi ve eğitimi, sağlık gözetimi ve önleyici tedbirler konusunda sorumluluk yüklüyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının örtü altı yetiştiriciliğine özgü rehberi ise Antalya’daki sera koşullarıyla doğrudan ilişkili riskleri ayrıntılı biçimde tanımlıyor: sıcaklık ve nem, pestisit, ergonomi, elektrik, yüksekte çalışma, biyolojik etmenler, yangın ve acil durumlar bunların başında geliyor.
Pestisit kullanımında 2026 itibarıyla daha sıkı bir izleme sistemi de devreye girmiş durumda. B-Reçete sistemi 1 Temmuz 2026’dan itibaren bütün illerde uygulanacak şekilde planlandı. Yeni yönetmelik pestisit uygulayıcılarına koruyucu ekipman kullanma yükümlülüğü getirirken, hamile kadınların, 18 yaşından küçüklerin ve sağlık durumu uygun olmayan kişilerin bitki koruma ürünü hazırlama ve uygulama işinde çalıştırılmasını yasaklıyor.
Ancak mevzuatın bulunması ile bütün seralarda etkili biçimde uygulanması aynı şey değil.
Antalya’nın örtü altı tarımı çok parçalı bir yapıya sahip. Büyük teknolojik seraların yanında küçük aile işletmeleri, ortakçılıkla üretim yapılan alanlar ve mevsimlik veya kısa süreli iş gücünün kullanıldığı işletmeler bulunuyor. İl Tarım Müdürlüğü de bazı entegre mücadele çalışmalarında küçük işletme yapısının ve işletmecilerin sezon içerisinde değişmesinin saha takibini güçleştirdiğini belirtiyor.
Bu nedenle Antalya’da sera işçisinin gerçekten korunup korunmadığını değerlendirmek için yalnız mevzuat listesine bakmak yeterli değil.
Seranın içinde şu soruların karşılığının olması gerekiyor:
İşçi sıcaklık yükseldiğinde mola verebiliyor mu?
Temiz ve ücretsiz içme suyuna ulaşabiliyor mu?
Pestisit uygulamasından haberdar ediliyor mu?
İlaçlama sırasında doğru koruyucu ekipmanı kullanıyor mu?
İlaçlanan seraya güvenli süreden önce girmesi engelleniyor mu?
Sağlık muayeneleri yapılıyor mu?
Ağır kasalar için taşıma ekipmanı bulunuyor mu?
Islak zemindeki elektrik tesisatı güvenli mi?
İşçiler kayıtlı mı?
Acil durumda ne yapacaklarını biliyorlar mı?
Bu sorulara verilen yanıtlar, Antalya’nın yalnız ne kadar domates, biber veya salatalık ürettiğini değil bu üretimin hangi çalışma koşullarında gerçekleştirildiğini de gösteriyor.
Türkiye örtü altı alanının yüzde 41’ini barındıran Antalya için bundan sonraki ihtiyaçlardan biri de sera çalışanlarına özgü açık işçi sağlığı verilerinin düzenli yayımlanması.
İş kazalarının, pestisit maruziyetlerinin, sıcak kaynaklı sağlık olaylarının, meslek hastalığı bildirimlerinin ve denetim sonuçlarının örtü altı tarım özelinde izlenmesi; hangi riskin hangi ilçelerde yoğunlaştığını ortaya koyabilir.
Çünkü örtü altı tarımın sürdürülebilirliği yalnız seradan çıkan ürün miktarıyla ölçülemez.
O ürünü yetiştiren işçinin aynı sezonun sonunda sağlığını koruyabilmesi de üretimin temel ölçütlerinden biri olmak zorunda.





